Merhabalar arkadaşlar.
Bentler (musammatlar) ve Dörtlükler arasındaki fark nedir?
Bazı kaynaklarda şarkı ve murabbaları dörtlükler içinde işlemişler,
Bazı kaynaklarda ise şarkı ve murabbalar için musammattır demişler.
Bunlardan hangisi doğrudur?
bentler 3,5 mısradan olusur. dörlükler ise 4 mısradan en belirgin özelligi bu
şarkı ve murabba dörtlüklerle yazılan nasım şekilleridir
bentler 3,5 mısradan olusur. dörlükler ise 4 mısradan en belirgin özelligi bu
şarkı ve murabba dörtlüklerle yazılan nasım şekilleridir
Yani Şarkı ve Murabba musammat değil.
Peki 3,5 mısra nedir?
Örnek verebilir misin?
3,5 dediğinde aklıma direk müstezat tipi geldi.
Şarkı: Divan şiirine Türkler'in kazandırdığı bir nazım şeklidir. Şarkıda ilk bendin dördüncü mısraı bütün bentlerde tekrarlanmaktadır. Nazım birimi, kafiye şeması bakımından koşmaya benzer. Ölçü, beste, dil ve anlatım yönünden koşmadan ayrılır. Buna nakarat denir. Şarkılar bestelenmek üzere yazılır. Bu sahanın ustası Nedim'dirŞARKI Yine oldum esîri âh bir şûh-ı sitemkârın
Ki dilber sevmemiş, bilmez belâsın âşık-ı zârın
Ne kâfirliklerin gördüm ben ol zülf-i siyehkârın,
O ebrûnun, o zâlim gamzenin, ol çeşm-i mekkârın
a
a
a
a
O tıfl-ı nâzı gördüm rûyine hurşîd eser etmiş
Haberdâr olmamıştım, sonra bildim neylemiş n'etmiş
Meğer, zâlim kaçıp tenhâca Sa'dâbâd'a dek gitmiş
Temâşâ eylemiş âlâyını şevketlü hünkârın
b
b
b
a
Gezermiş kasrın etrâfında yer yer tâze meh-rûlar
Mükehhal gözlü, şîrîn sözlü, Leylî yüzlü âhûlar
Hemân alkış sadâsın andırırmış çağlayan sular,
Ederlermiş duâsın pâdişâh-ı ma'delet-kârın
c
c
c
a
Güzelsin, bî-bedelsin, şûhsun, âlüftesin cânâ!
Söz olmaz hüsnüne, gelmez nazîrin âleme hakkâ!
Senin her cevrine bin cân ile sabreylerim ammâ,
Beni pek öldürür ey bî-vefâ ellerle bâzârın
d
d
d
a
Bugün, bir mahrem-i esrâr, yâr-i nükte-pîrâdan
İşittim kim, sayıp uşşâkını ey şûh-ı sîmîn-ten
Nedîm-i zâra benzer âşıkım yoktur demişsin sen
Efendim, işte vardır: Ben esirin, ben giriftârın!
e
e
e
a
Kelimeler
cânâ: Ey can, ey sevgili. Sondaki -â Farsça bir ektir. Geldiği kelimeye hitap anlamı verir. Nedimâ: Ey Nedim gibi.
âlüfte: Aşk ile kendinden geçmiş.
ebrû: Kaş.
gamze: Göz ucuyla bakış.
giriftâr: Tutkun, tutulmuş.
hakkâ: Doğrusu.
hemân: Hemen, şimdi.
ma‘delet-kâr: Adaletli, âdil.
mahrem-i esrâr: Sırları bilen, sırdaş, yakın dost.
mekkâr: Hileci.
mükehhâl: Sürmeli.
nükte-pîrâ: Nükte süsleyen, ince, derin anlamlı söz söyleyen.
sitemkâr: Zalim, zulmedici.
siyehkâr: Günahkâr, suçlu.
şevketlü: Heybetli, azametli.
şûh: Neşeli ve serbest (kadın).
temâşâ eylemek: Hoşlanarak bakmak.
uşşâk: Âşıklar.
zülf: Şakaklardan sarkan saç lülesi. MURABBA : Dörder mısralık nazım birimiyle kurulmuş bir nazım şeklidir. Üç – yedi dörtlükten oluşur.(a – a – a – a / b – b – b – a ) şeklinde kafiyelenir. Son mısralar nakarat olabilir. Konu olarak gazele benzer.
MURABBA
Geçti cânânın firâkı cânıma
Tîr-i cevri gibi girdi kanıma
Nâleden bir kimse gelmez yanıma
Söyle ey bâd-ı sabâ cânânıma
Bahr-i aşkına olal'dan âşinâ
Yad oluptur cümle-i âlem bana
Yalınız kaldım garîb ü mübtelâ
Söyle ey bâd-ı sabâ cânânıma
Yaktı yandırdı beni nâr-ı firâk
İşidenlerden ırak olsun ırak
Hey ne müşkil derd olur bu iştiyâk
Söyle ey bâd-ı sabâ cânânıma
Derd[i]mendine şefâat eylesin
Hâtırım sorsun inâyet eylesin
Bî-vefâlıktan ferâgat eylesin
Söyle ey bâd-ı sabâ cânânıma
Âşık olal'dan ana leyl ü nehâr
Aşkım artar eksilir sabr u karâr
Olmasın Yahyâ gibi mahzûn u zâr
Söyle ey bâd-ı sabâ cânânıma
YAHYA BEY
Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün
Kelimeler
âhu: Ceylan.
âşinâ: Bildik, tanıdık; bilen, tanıyan.
bâd-ı sabâ: Sabah yeli.
cânân: Sevgili.
derdmend: Dertli.
feragat: Vazgeçme, el çekme; istirahat, dinlenme; vazgeçecek kadar zengin olma.
firâk: Ayrılık, ayrılık acısı.
inâyet etmek: Yardım etmek.
iştiyâk: Özlem, arzu, istek.
leyl ü nehâr: Gece ve gündüz.
mahzun: Hüzünlü.
mihnet: Eziyet, sıkıntı.
nâle: İnleme, feryat.
nâr-ı firâk: Ayrılık ateşi.
şefaat: Birinin suçundan geçilmesi veya dileğinin yerine getirilmesi için edilen aracılık.
tîr-i cevr: Eziyet oku.
yad: Yabancı.
zâr: Ağlayan.
(ALINTIDIR)
tesekkür ederiz arkadaşlar

kilitli..