Dersizle Forumları

Full Versiyon: nesir ve nazım
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
''ÖZGÜRLÜK'' temasını işleyen bir nazım bir de nesir örneği önerir misiniz?
yardımcı olursanız sevinirim...
nesir örneği

“Özgürlüğün Hayatımızdaki Yeri ve Önemi” konulu yazı yarışmasında 3.lük ödülü kazanmıştır.

İnsanlık tarihi incelendiğinde büyük toplumsal kırılma noktalarının ve devinimlerinin özgürlük mücadelesiyle bir şekilde ilintili olduğu gözlemlenebilmektedir. Zira insan doğasında, özgürlüğünün kısıtlanmasına karşı koyma refleksi bulunmaktadır. Bu yüzdendir ki geçmişte özgürlüğünü kaybetmiş veya kaybetme tehlikesi olan insanlar bu durumu değiştirmek adına her türlü fedakarlığı yapabilmiştir.

Özgürlük, yapısı gereği çok boyutlu bir durum arz eder. Özgürlükleri sosyal hayatın farklı boyutları içinde iktisadi özgürlük, ifade özgürlüğü, din özgürlüğü gibi alt başlıklara ayırmak mümkün ise de bir özgürlüğün eksikliği ötekileri etkileyebilmekte, buna da tarihte pek çok kez rastlanabilmektedir. 19. yüzyılda tüm özgürlüklerin bir arada bulunabilmesi temelinde ortaya çıkmış liberal düşünce sistemi ile birlikte, insanlık özgürlüğü teorik temelde de daha iyi savunabilir hale gelmiştir. Bundan dolayıdır ki özgürlük günümüzde hem ideolojik, hem ekonomik hem de sosyal hayatta en önemli atıf ve dayanak noktası haline gelmiştir.

Özgürlük bir değer olarak ele alındığında, sanılanın aksine özgürlük karşıtı bir çoğunluk tarafından da kabul edildiği gözlemlenebilir. Geçmişte bireysel özgürlüklere karşı bir temellendirmeyle kendisini somutlaştıran totaliter rejimlerde bile bu böyledir. Şöyle ki totaliter rejimlerin tamamında özgürlüğün bir kısmını engellemek anlamına gelen hapis cezası yer almaktadır. Hapis cezası var olabildiğine ve ceza olarak kabul edilebildiğine göre totaliter rejimlerde dahi mekansal özgürlüğün bir değer olarak kabul edildiği gözükmektedir. Böyle olmasa mekan özgürlüğü kısıtlanıp ceza olarak öngörülmezdi.


Özgürlük kapsamı içinde ele alınabilecek unsurların tümünün birey kökenli olması da bir başka önemli noktayı oluşturmaktadır. Özgürlük bireysellikten farklı düşünülemez. Bireyin kendi mutluluğunu arama hakkı, özgürlük bağlamında gerçekleşebilir. Kollektif mutluluk reçeteleri bundan dolayıdır ki özgürlüklere karşıt bir noktada kendini tanımlamaktadır. Birey mutluluğu yerine toplumsal veya kollektif mutluluk, bireyleri ve onların haklarını dışlayarak elde edilmeye çalışılır. Bundan dolayıdır ki özgürlüğü birey kavramı dikkate alınmadan anlamak olanaksızdır.

İnsanların kendi özgürlüklerinden feragat etmeleri paradoksal bir biçimde kendi özgürlüklerini koruma içdürtüsünden kaynaklanmaktadır. İnsanlar, özgürlükler rejiminde diğer bireylerin özgürlüklerinin kendi özgürlüklerine zarar verebileceği endişesinden hareketle bu tür bir düşünceye kapılmaktadırlar. Günümüzde toplumların devletin varolması gerektiği yönündeki derin inancının da temelinde yatan neden budur. Özgürlüğü kaybetme tedirginliğinin kontrolden çıktığı noktada ise totaliter ideolojiler ve yönetimler önplana çıkmakta ve popülerleşmektedirler.

Teknolojik gelişim şüphesiz ki insanın özgürleşmesi yönünde olumlu gelişmeler ortaya çıkarmıştır. İnsanların alternatiflerinin çoğalması ile seçme yeteneklerinin bununla uyumlu bir şekilde gelişmesi sonucu özgürlüklerin önündeki fiziki engeller birer birer ortadan kalkmaktadır. Örneğin cep telefonunun insan hayatına girmesi ile bireyler müthiş bir mobilite kazanmış ve geçmişte seyahat etmenin önündeki büyük engellerden olan iletişimsizlik sorunu ortadan kalkmıştır. Buna karşılık teknolojik gelişmenin doğal bir sonucu olarak insan hayatına müdahale şansı da artmış ve bu durum demokratik ülkelerin dahi totalitervari olarak nitelenebilecek önlemleri alabilmesi tehlikesine yol açmıştır. Totaliter rejimin uygulanabilirliğinin daha önceki çağlarda değil de 20. yüzyılda ortaya çıkması bu bağlamda tesadüf değildir.

Özgürlüklerin kullanılmasının önünde pek çok faktör engel olarak sayılabilmektedir. Fiziki koşullar, diğer bireylerin özgürlük sınırı, kanunlar gibi birçok engel içinde öne çıkan unsur devlet unsurudur. Devletler kendi çıkış noktalarını ama açık ama kapalı, sınırsız özgürlüklere karşı olarak açıklamaktadırlar. Yani devlet kurulduğu an birey özgürlüklerinin sınırlanması başlamış demektir. Bu bağlamda devletin bireylerarası özgürlüğü koruma adına yaptığı girişimlere ilaveten yaptığı girişimler özgürlükler alanını ihlal edebilmektedir. Zira devlet örgütlü yapısı ve işleyişi ile birey karşısında çok güçlü bir konumdadır. O halde özgürlükler konusunda en çok üzerinde durulması gereken nokta devletin özgürlüklere karşı takındığı tutum olmalıdır.

Özgürlüğün kullanımı yalnızca diğer insanların özgürlüklerini kısıtlamak şeklinde gerçekleşmez. Bir insan özgür bir ortamda varolan haklarını kullanırken diğer insanlara da özgürlük alanı açabilmektedir. Bunun örnekleri piyasa ekonomisindeki buluşlarda ve bu buluşların getirdiği refahta bulunabilir. Teknolojinin artması ve bazı mamullerin maliyetinin düşmesi milyonlarca insanın hiçbir çaba harcamadan bu mamulleri daha ucuza alabilmesini sağlamaktadır. Bu da insanların zenginliğini ve özgürlüğünü arttırıcı bir faktördür. Elbetteki bazı alanlarda insanların özgürlükleri birbiriyle çatışır. Bu noktada özgürlüklerin korunmasının yolu bu çatışmanın belli çizgilerde korunmasına bağlıdır.

Günümüzde milyarlarca insanın bir dine mensup olduğu düşünülürse özgürlüğün insanlık tarihindeki yeri daha iyi anlaşılır. İlahi dinlerin ve diğer pek çok dinin kökeninin özgürlük temelinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Dini ve felsefi inançlar özgür ortamlar olmadan kendilerini ifade şansı bulamazlar. Örneğin teokratik baskıcı bir yönetim içinde resmi dinin lehine ama resmi politikanın aleyhine bir faaliyet kolaylıkla cezalandırılabilmektedir. Bu bakımdan özgürlüğün yoksunluğu her türlü dini ve felsefi inancı toptan zedelemektedir.

Sonuçta insanlık pek çok kereler bedel ödediği özgürlüğünün değerini küreselleşme süreci ile birlikte daha çok anlamaktadır. Siyasal sistemden tutun da sosyal yaşama hayatın pek çok dalında özgürlük kavramı kabul gören bir değer haline gelmiştir. Bu bağlamda özgürlüklere sahip çıkmak ama yalnız kendi ve kendi gibi düşünen, hareket edenlerin değil herkesin özgürlüğünü korumak tüm insanlığın görevidir, görevi olmalıdır.
alıntıdır..
Bayrak Bağımsızlık Bayrak Vatandır

Rengini al kanla vermiş her şehit.
Üstünde ay yıldız en büyük şahit.
Bayraksız bir millet köle nihayet.
Bayrak bağımsızlık, bayrak vatandır.

Tarihler boyunca bayrak tacımız.
Can verir uğruna ana bacımız.
Bayrak için ölür yaşlı gencimiz.
Bayrak bağımsızlık, bayrak vatandır.

Bayrak için kükrer asil kanımız.
Bayrağın uğruna feda canımız.
Her taşı bir destan çevre yanımız.
Bayrak bağımsızlık, bayrak vatandır.

Bayrak baş tacıdır ey gafil zalim.
Ebedi bu ulus, yok asla ölüm.
Çanakkale yazar her zaman elim.
Bayrak bağımsızlık, bayrak vatandır.

Bayraksız yaşamaz uluslar asla.
Özgürlük uğruna çok çektik yasla.
Bayrağa kalkan el kırılır sesle.
Bayrak bağımsızlık, bayrak vatandır.

Sığırtmaç kurbandır bayrak uğruna.
Vazgeçmez kurşunlar gelse bağrına.
Şehitler dirilir, gider ağrına.
Bayrak bağımsızlık, bayrak vatandır.
tşk yardımcı olduğun için ama yazarını şairini de yazarsan sevinirim
rica ederim..
Nesir,Ahmet Cem Özen,
nazım,Hüseyin Sığırtmaç..

aldığım kaynaklardaki isimler böyle..
ama nesir'den pek emin değilim..kaynakta yazar belirtmemiş..özel bir siteden aldığım için yazarı da o'dur diye düşündüm..
kolay gelsin.
tşk
konu kilitli..
Referans URL