Dersizle Forumları

Full Versiyon: Dönem Ödevi İstek
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
kitabındaki yazıyı yazim en iyisi.

Bir türün bireyleri arasında farklılıklar olduğunu artık biliyorsunuz.Bazıları biraz daha iri veya daha kalın kürklü ya da daha uzun bacaklı olabilir.Daha uzun bacaklı hayvan daha hızlı koşarken daha kalın kürklü hayvan kış günlerini daha kolay atlatabilir.Kalıtım,işte bu noktada önem kazanır.Eğer çeşitlilik kalıtsal varyasyona bağlıysa,yani bu özellikler yavrularına aktarılabilirse bir sonraki dölde bu özelliği taşıyan daha çok canlı olacaktır.

Tavşanlar aynı türünb bireyleri oldukları halde farklı görünür.Taşııdıkları kalıtsal özelliklerinin çeşitliliği çevre koşullarına göre yaşama şansını arttırır.Uzun kulaklar ve geniş vücut yüzeyi ısı kaybını arttırdığı için çöl yaşamında üstünlük kazandırır.Soğuk alanlarda yaşayan hayvanlar kısa bacaklara,geniş ayaklara,küçük kulaklara sahiptir.

Dünya üzerinde ki değişik bitki ve hayvanlar farklı ortamlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışır.Karanlık ormanlardan derin okyanus tabanlarına,dağ tepelerinden kuru çöllere ve sulu bataklıklara kadar farklı ortamlarda yaşayan değişik türler vardır.Her türün varlığını sürdürme şansı çevre koşullarına uyum sağladığı ölçüde artar.Bu da türdeki çeşitliliğin sonuçlarından biridir.

Yarasaların çıkardıkları ses dalgaları yankısına göre etraftaki cisimleri belirlemesi bir uyumdur.Kurbağanın uzun diliyle böcekleri,kaplanın keskin dişleri ve pençeleri ile avını yakalaması da onların hayatta kalma şansını arttıran uyumlardır.Bukalemunun renk değiştirerek düşmanların karşı korunması,bitkilerde yaprakların güneş alacak şekilde dizilmesi de birer uyumdur.

Penguenler diğer kuşların yaşayamayacağı soğuk sularda yaşayabilmelerini sağlayan uyum göstermişlerdir.Canlılarda yiyecek bulma,üreme,hareket etme gibi yaşamsal etkinliklere yardım eden çeşitli uyumlarda vardır.

Canlılarda var olup da önemsiz ve işlevsiz gibi görünen bazı özellikler çevre koşullarının değişmesiyle önem kazanabilir ve canlıya üstünlük sağlayabilir.

ben bobrek cesıtlerı nı aradım ama bulamadım yardım edersenız sevınırım
böbrek çeşidi derken ?? anlamadım ben konunu böbrek çeşidi diye bi konu olmaz.yani ben duymadım hiç ama
arkadaşlar bana oksijen döngüsü ile ilgili yazı slayt resim ne bulursanız gönderin lütfen bi ek ödev alalım dedik pişman olduk ..... Hiç bir yerde yok uzgun3
Oksijen Döngüsü:




Oksijen, değişik biçimlere dönüşerek doğada sürekli bir döngü içerisindedir. Havada gaz, suda ise çözünmüş olarak bulunan oksijen, serbest hâlde azottan, sonra en çok bulunan elementtir. Hayvanların ve basit yapılı bitkilerin, solunum yoluyla aldıkları oksijen hidro­jenle birleşince su oluşur.
Su daha sonra dışarıya atılarak doğaya verilir. Ortamdaki karbon dioksit, algler ve yeşil bitkiler tarafından fotosentez yoluyla £J karbonhidratlara dönüştürülür, yan ürün olarak da oksijen açığa çıkar.
Dünyadaki sular, biyosferin başlıca oksijen kaynağıdır. Oksijenin yaklaşık %90' ının bu sularda yaşayan alglerce karşılandığı tespit edilmiştir. Diğer döngülerde de bazı aşamalarda oksijenin yer aldığı bilinmektedir.
Sürekli olarak petrol ve kömür gibi fosil kaynaklı yakıtların yakılmasına kara ve denizlerdeki doğal bitki örtüsünün giderek azalmasına rağmen, tarımdaki gelişmelerle birlikte artan üretim sayesinde atmosferdeki oksijen düzeyi sabit kalır..

Bu çevrimin karbon çevrimi ile sıkı ilişkisi vardır. Atmosferdeki mevcut oksijen, ekosistemlerin tüm bölümlerini aktif olarak etkiler. Bugün primer üretici olarak adlandırdığımız bitkiler tarafından üretilir. Oksijen kantitatif olarak canlı maddenin başlıca bileşimini oluştururlar. Dokudaki su göz önüne alınırsa insan vücudu %62,8 oksijen ve %19,4 karbon içerir. Biyosfer ölçeğinde bunu düşünürsek, hidrojen ve karbonun önünde oksijen birinci sırayı alır.

Oksijen çevrimi çok karışıktır, çünkü çok sayıda uygun kimyasal yolların bileşimi sonucu ve çeşitli şekiller altında oluşur. Oksijen çevrimi litosfer ve atmosfer arasında veya hidrosferle çeşitli çevreler arasında gerçekleşir.

Atmosfer oksijeninin kökeni biyojendir. ilk zamanlarda karasal ilkel atmosferde oksijen çok azdı. Oksijen daha sonra ototrof organizmalar tarafından gerçekleşmiştir.

Antekambriyende (birinci zamandan önceki devir) büyük Fe2O3 formasyonları ilkel organizmaların faaliyetinde önemli olmuştur. Bugün kabul edilmektedirki çok eski fotosentetik organizmalar F2O3 şekli altında hidrosferdeki demiroksit iyonlarıdır.

Gezegenimizde bulunabilen ilk kayaç katmanlarının oluştuğu, aynı zamanda yaşamın ortaya çıktığı dönemdir. Okyanuslarda, prokaryotik tek hücreli organizmalar bu dönemde ortaya çıkmıştır. Fotosentetik Siyanobakteriler, popülâsyonlarının artmasına paralel olarak giderek daha fazla oksijeni okyanuslara salmaya başlamışlardır. Başlarda bu oksijen, deniz suyundaki çözünmüş haldeki demirle birleşmiş, oluşan demiroksit okyanus dibine çökmüştür. Deniz suyundaki çözünmüş demirin bu yolla tasfiyesinden sonradır ki fotosentetik bakterilerce üretilen oksijen deniz suyunda çözünmeye, sonra da atmosfere karışmaya başlamıştır.[3]

Bugün atmosferde oksijen miktarının %1’e indiği atmosferin yüksek kısımlarında 35–50 km’ıer arasında oluşan ozon tabakası bir ekran görevi yaparak ultraviyole ışınlarının en zararlı olanları tutar. Anaerobik solunumda sonra fotosentez evrimi gerçekleşti, yani fotosentez yapabilen canlılar ortaya çıktı. Bu canlılar su ve karbon dioksiti kullanarak glikoz ve oksijen üretmeye başladılar. Serbest oksijen böylece atmosferin stratosfer adı verilen tabakasında birikmeye başladı. Morötesi ışınlar, bu tabakadaki oksijen moleküllerine (O2) çarparak bu moleküllerin iki oksijen atomuna (O + O) bölünmesi sebep oldu. Bu oksijen atomları da oksijen molekülleriyle birleşerek ozonu oluşturdular. (O + O2 › O3). Ozon tabakası bu şekilde oluştu. Ayrıca bu tepkimeler günümüzde de aynı şekilde oluşmakta. Ozon tabakasının üstünde yeterince oksijen bulunmadığı için tabakanın kalınlığı sınırlı. Daha alt tabakalara da morötesi ışınlar ulaşamıyor.

Her ne kadar moleküler oksijen suyun ayrışmasından meydana gelse de yüksek atmosferdeki yüksek enerjili radyasyonların etkisi altında atmosfer oksijeni biyojen kökenli olarak kabul edilir.
Sayfalar: 1 2 3
Referans URL