Dersizle Forumları

Full Versiyon: Dönem Ödevi İstek
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
yeterince açık oldu sanırım...
sunguralp
Anadolu'ya İlk Türk Akınları

Bugünkü milli sınırlar içerisinde ve çevresinde devlet kuran Türklerin tarihine Türkiye Tarihi denir. Üzerinde yaşadığımız Anadolu, tarih boyunca çeşitli kavimler tarafından işgal edilmiş ve bu yarımadada birçok devlet kurulmuştur. Ancak bu devletlerin hiç birisi Anadolu'nun tarihi üzerinde Türkler kadar etkili olamamışlardır. Türklerin Anadolu'yu fethederek İslâmlaştırmaları ve burayı vatan yapmaları Türk ve dünya tarihinin en önemli olaylarından biridir.

Genel Türk tarihinin devamı olan bu döneme 2.anayurdumuzun adı verilmiştir.

             Bu dönem 5 bölüme ayrılır ve günümüze kadar devam eder:

1- Anadolu’ya ilk Oğuz akınları ve ilk Türk Devletleri(Türkmen Beylikleri) devri

2- Anadolu Selçuklu Devleti Devri(1075–1308)

3-Anadolu Türk Beylikleri Devri(1308–1515)

4-Osmanlı İmp. Devri(1299–1922)

5-Türkiye Cumhuriyeti Dev.Devri(1920-....)



ANADOLU’NUN ADI: “Anatolia” Güneşin doğduğu yer anlamına gelmektedir. Batılı araştırmacılar bu şekilde ifade ederken İslam yazarları Memalik-i Rum (Diyar-ı Rum ) demişlerdir.12.yüzyıldan itibaren ise batılılar Turkia demişlerdir. Ayrıca Küçük Asya diyen batılılar da vardır.

ANADOLU'YA İLK TÜRK AKINLARI

1.      İskitler: Anadolu’ya ilk Türk akınları İskitler tarafından yapıldı (MÖ 650).

2.       Hun Akınları: Türklerin Anadolu'ya ikinci akınları Hun Türkleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Karadeniz'in kuzeyine hâkim olan Batı Hunları (Avrupa Hunları), Roma İmparatoru I.Theodios'un (Teodyus) ölümünden sonra bir yandan Balkanlar üzerinden Trak­ya'ya yürürken, diğer yandan Kafkasları aşarak Anadolu'ya yönelmişlerdir (395). Kursık ve Basık adındaki iki başbuğun komutasındaki Hun atlıları Erzurum, Malatya ve Çukurova bölgelerini atlarıyla çiğneyerek, Kudüs'e kadar akınlarda bulundular ve aynı yoldan geri döndüler (398).

3.       Sabar Akınları: Hunlar'dan sonra Anadolu'ya yapılan ikinci akın, Sabar (Sabir, Sibir) Türkleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Komşuları Sâsâniler ile ittifak kuran Sabarlar, hükümdarları Balak öncülüğünde Doğu Anadolu'ya girdiler. İleri harekâtlarına devam ederek Kayseri, Konya ve Ankara'ya akınlar düzenleyip pek çok ganimet ele geçirdiler (515–516).

4.       İlk Müslüman-Tük Komutanların Akınları: Abbasilerin hizmeti­ne giren ilk Müslüman Türk komutanların Bizans'la mücadelesi, Anadolu'ya yapılan akınların diğer bir devresini oluşturur. Özellikle Abbasiler zamanında Bizans üzerine yapılan gazalarda Türk komutanları önemli rol oynamışlardır. Tarsus- Malatya- Erzurum hattı boyunca gerçekleşen mücadelede Sugur ve Avasım adı verilen uç (sınır) bölgelerine yerleştirilen Türkler, Batı Anadolu'ya kadar uzanan akınlara katılmışlardır (8.-9.yüzyıllar). Bu akınların başında Afşin, Vasıf et-Türkî, Kayıoğlu Ahmet, Haris, Buğa, Korinoğlu Fazl, Tolun, Eşnas, Bilge Şur gibi Türk komutanlar bulunmaktaydı.

Bu Türk komutanlar genellikle avasım şehri olanTarsus’ta oturup Anadolu’ya sık sık akınlarda bulunarak Bizans’a ağır darbeler indirdiler.

Abbasi hizmetindeki bu komutanların akınları Selçuklu Türklerinin Anadolu akınlarına öncülük etti.

NOT: Anadolu’ya yapılan ilk Türk akınları yerleşme amacıyla yapılmamıştır. Akınların amacı, önemli yolları ve geçitleri keşfetmek, karşılaşacakları güçlükleri öğrenip Anadolu’yu tanımaktı.



SELÇUKLU TÜRKLERİNİN ANADOLU’YA AKINLARI


Oğuz-Selçuklu Akınları: Daha önce yapılan Anadolu seferleri yurt kurmak amacından uzak, sadece askerî hareketler şeklinde gerçekleşmişti. Selçuklu devrinde başlayan akınlar ise planlı ve yurt kurmaya yönelikti. Bu sebeple Oğuz (Türkmen)- Selçuklu akınları büyük bir öneme sahiptir. Henüz bir devlete sahip olmayan Selçuklular, güçlü Karahanlı ve Gazneli devletlerinin şiddetli baskısı ve takibi altında kalmışlardı. Bu zor şartlar sebebiyle Selçuklular yeni bir yurt arama mecburiyeti duymuşlar ve bu maksatla batıya keşif birlikleri göndermişlerdir. Böylece Anadolu'ya İlk Selçuklu akınları başlamış oluyordu.

1.      Çağrı Bey'in İlk Anadolu Seferi: Maveraünnehir'deki zor durumdan kurtulmak için Çağrı Bey komutasında, Anadolu'ya bir keşif harekâtı düzenlendi. Kardeşi Tuğrul Bey kadın ve çocukları alıp çöllere çekilirken Çağrı Bey, emrindeki üç bin atlı ile önce Horasan ve Kafkasya (Azerbaycan) ve ardından Van, Kars yörelerine girdi (1015).Buradaki Ermeni kuvvetleri ile savaştı. Türk atlıları karşısında Bizans ko­mutanı Senekerim'in gönderdiği kuvvetler yenilgiye uğradılar. Daha sonra Nahcivan ve Gürcü memleketleri üzerine yürüyen Çağrı Bey, karşılarında duracak bir kuvvet olmadığını gördü. Birçok ganimetlerle 1021'de geri döndü ve bu durumu Tuğrul Bey'e iletti.

Çağrı beyin bu seferi Anadolu’yu tanıma ve keşif amacıyla gerçekleştirilmişti.

Anadolu'nun yerleşmek için uygun olduğuna karar verdiler.



2.      Tuğrul Bey Zamanındaki Akınlar:

a)        Selçukluların lideri Aslan Yabgu hile ile yakalanıp Kalencer Kalesine hapsedilmişti. Bunun üzerine Arslan Yabgu'ya bağlı bazı top­luluklar Azerbaycan ve Doğu Anadolu'ya göçtüler (1028–38). Daha önce Irak bölgesine gelen Kızıl Boğa, Göktaş gibi kumandanların idaresindeki Türkmenlerle birlikte bu gruplar Diyarbakır, Mardin, Van ve Erzurum civarlarında görünüyorlardı. Gürcü ve Ermeni kuvvetlerine karşı başarı kazanan Oğuzlar'a engel olmak isteyen Bizans, karşı harekata geçti.Bu sırada bazı Türkmenler Abbasi sınırlarına da akınlar düzenleyip zarar veriyorlardı.Bu durumu Abbasi halifesi Tuğrul Bey’a haber verdi. Tuğrul Bey de buna karşılık İbrahim Yınal, Kutalmış ve Musa Yabgu'nun oğlu Hasan'ı Anadolu'ya akınlar için görevlendirdi. Diyarbakır ve Silvan gibi yerler kontrol altına alındı. Ayrıca Türkmenlerin İslam ülkelerine zarar vermeleri önlendi.

b)        Tuğrul Bey, batıdaki yeni fetihler daha yakından takip etmek amacıyla başkenti Nişabur’dan Rey’e taşıdı (1043). Bu tarihten itibaren Anadolu’ya yapılan Türk akınları daha düzenli ve sistemli olarak gerçekleştirildi.

c)        Gence  Savaşı (1047) : Musa Yabgu’nun oğlu Hasan Erzurum çevresini alarak Van Gölü’ne ulaştı.Bizans’ın Gürcistan valisi ile karşılaşan (Zap Suyu yöresi) Hasan pusuya düşürülerek şehit edildi.Tuğrul Bey bu duruma çok üzüldü.Hasan’ın intikamını almak için İbrahim Yinal ve Kutlamış’ı görevlendirdi.

d)          Pasinler Savaşı (1048) İki komu­tan Erzurum'a doğru ilerlediler. Bizans, Gürcü ve Ermeniler'den oluşan düşmanı Pasinler Ovası'nda karşılayan Selçuklular büyük bir zafer kazandılar (1048). Gürcü kralı Liparit esir alındı.

Önemi:

1)      Pasinler Savaşı düzenli Selçuklu ordularının Anadolu'da kazandığı ilk büyük savaş olması sebebiyle önemlidir.

2)      Daha önceki devrede, mücadele, vur-kaç taktiği güden Türkmenler tarafından gerçekleştirilirken, bu savaşta Selçuklu hanedanına mensup kişilerin komutasındaki ordu kullanılmıştır.

3)      Nitekim, Bizans yenilgiyi kabul ederek Selçuklu devletiyle barış anlaşması yapmak zorunda kaldı.:

4)      Bu barışa göre

a)      Bizans İmparatoru 9. yüzyılda yapılan ancak sonra yıkılan İstanbul'daki camiyi tamir etmeyi ve burada Tuğrul Bey adına hutbe okutmayı kabul etti

b)      Fakat vergi ver­meyi reddetti.

Antlaşmanın Önemi: Bizans ile Selçuklular arasındaki ilk antlaşmadır. Bizans resmen Selçukluları ilk kez tanımış oldu.



3.      Tuğrul Bey'in Anadolu Seferi: Vergi ödemeyi reddeden İmparatorun Doğu Anado­lu'ya ordu sevketmesi üzerine Tuğrul Bey bizzat sefere çıkar (1054). Erciş, Bayburt, Kemah ve Erzincan ele geçirilir. Malazgirt’i kuşatan Tuğrul Bey, kışın yaklaşması üzerine ordusunu geri çekerek, Rey'e döner.

4.      Bu seferden sonra Anadolu'nun fethi için Çağrı Bey’in oğlu Yakutî görevlendirilir (1057). Yakutî Sivas'ı alır ve Kayseri'ye kadar ilerler. Öte yandan Kars ve Ani kuşatılır.

5.      Dinar Bey'e bağlı birlikler de Malatya civarına inerler. Erzincan Kemah ve Çoruh vadisini ele geçirdiler.

6.      Bu akınlar Alp Arslan zamanına kadar devam etmiştir.



İlk Akınların Önemi:1)     Türkmen başbuğları komutasındaki Türkmen kuvvetleri, belirli bir plan çerçevesinde ve disiplin içinde hareket etmişlerdir. Anadolu'nun içlerine kadar yapılan akın­larda, Bizans ordularının ikmal yolları üzerindeki şehirler hedef olarak seçilmiştir. Böylece böl­gedeki Bizans savunma gücüne ağır darbeler vurulmuştur. Bizans ‘ı yıldırma ve yıpratma siyaseti takip edildi.

2)     Keşif mahiyetindeki bu akınlarla önemli geçit ve vadilerin tanınmış olmasının büyük yararı oldu.



ALPARSLAN DÖNEMİNDEKİ ANADOLU AKINLARI

1.       Alp Arslan'ın Büyük Selçuklu tahtına geçmesiyle birlikte, Anadolu'ya yapılan akınlar tekrar hız kazanmıştır. Nitekim Alp Arslan 1064 yılında büyük bir orduyla Azerbaycan'a geldi. Gürcistan’ı tamamen fethetti. Doğu Anadolu sınırlarındaki Bizans idaresini kabul etmiş bazı Gürcü ve Ermeni prensliklerini kendine bağladı. Devrin en güçlü surlarına sahip olduğu için "fethedilemez" denilen Ani Şehrini (Kars’ın doğusunda)  ele geçirdi.(Ağustos 1064). Ayrıca Kars ve Van da Türkler tarafından alındı..Abbasi halifesi “Ebul Feth” ünvanını verdi.

2.       1066 yılından itibaren Gümüştegin, Afşin, Emir Sanduk gibi ünlü Türk komu­tanları Anadolu'ya akınlar düzenler. Bu akınlarda Türk kuvvetleri Orta ve Güney Anadolu'yu baştan başa geçer ve birçok şehri ele geçirir.Afşin güneye yönelerek Gaziantep ve Antakya taraflarına akınlar yaptı.Kısa bir süre için de olsa Kayseri’ye girdi.

Bizans'ın Karşı Tedbirleri: Bu sırada Bizans iç karışıklıklar ve taht mücadeleleri ile karşı karşıya idi. Türk akınları karşısında âciz kalan Bizans, Anadolu'nun elden gitmekte olduğunu görüyordu. Bu kötü gidişe dur demek için dul imparatoriçe, Kayserili bir general olan Romanos Diogenes ile evlenmek zorunda kaldı. Böylece Romanos Diogenes (Romen Diyojen) Bizans'ın yeni imparatoru oldu (Ocak 1068). İmparator Anadolu'ya geçerek, Selçuklular'a karşı büyük bir ordu hazırlamaya başladı. Daha önce de Anadolu'daki birçok Bi­zans kaleleri yenilenmiş ve ordunun ihtiyaçları için zahire ve mühimmat toplanmıştı.

Nihayet imparator Anadolu'ya birbiri ardına iki sefer düzenledi. Ancak Emir Afşin başta olmak üzere diğer Selçuklu komutanları, bu kalabalık ordu seferdeyken, Bizans ordusunu şaşırtıp Ege kıyılarına kadar birçok akınlar yapmakta, Konya, Afyon, Denizli gibi şehirleri tahrip etmektey­diler (1068-69). İmparator yaklaşan kış sebebiyle İstanbul'a geri dönmek zorunda kaldı.



Malazgirt Savaşı:

Sebepleri

1)            Tuğrul Bey ve Alp Arslan’ın Anadolu’ya sürekli akınlar yaptırmaları ve bunu devlet politikası haline getirmeleri

2)            Selçukluların göçebe Oğuzları Anadolu’ya sevketme düşüncesi

3)            Romen Diyojen’in Türkleri Anadolu’dan çıkarmayı daha sonra da İslam ülkelerini ele geçirmeyi hedeflemesi

4)            Türklerin Anadolu’yu kendilerine yurt edinmek istemeleri

5)            Bizans’ın Pasinler savaşın intikamını almak istemesi

6)            Türkmen baskıları





İmparator Diogenes, Türklere son ve kesin bir darbe vurmak is­tiyordu. Bu sebeple 200 bin kişilik büyük bir ordu hazırladı. Bu orduda Ermeni, Gürcü ve ücretli Frank, Norman, Rus kıtalarının yanısıra, Türk soyundan Uz ve Peçenek kuvvet­leri de bulunmaktaydı. Nihayet Bizans ordusu Doğu'ya doğru sefere çıktı.

Alpaslan 1070 yılında Kafkasya üzerinden Anadolu’ya girerek Malazgirt ve Erciş kalelerini aldı.Bu sırada Alp Arslan, Fatımîler'e karşı Mısır (Suriye)  seferine çıkmıştı. Henüz Halep kuşatmasında bulunuyordu. Bizans ordusunun ilerleyişini duyunca süratle geri dönmeye karar verdi. Yaşlı ve yorgun askerlerini bırakarak emrindeki dinç kuvvetlerle Ahlat'a geldi. Birkaç kez barış teklif ettiyse de bunu Alparslan'ın korkusuna yorumlayan Romanos Diogenes, barışı reddetti. Artık savaş kaçınılmazdı.

Devrin kaynaklarına göre Bizans'ın 200 binlik ordusuna karşı, Selçuklu kuvvetleri 50 bin kadardı. Bizans ordusundaki Peçenek ve Uz askerleri, karşılandakinin Türk olduğunu görünce Selçuklu tarafına geçmişlerdi. İki ordu Malazgirt Ovası'nda mevzilendi. İslâm ülkelerinin her köşesinde, Alp Arslan'ın zafer kazanması için hutbe okunuyor, dua ediliyordu. Nihayet Alp Arslan, ordusu ile cuma namazını kıldıktan sonra, askerini oldukça etkileyen, coşkulu bir konuşma yaptı; şehit düşerse üstündeki beyaz elbisenin kefeni olduğunu, onunla gömülmesini vasiyet etti. Sonra eski Türk geleneğine uyarak atının kuyruğunu bağladı ve ordu­sunun başına geçti (26 Ağustos 1071).

Alp Arslan sayıca çok üstün olan Bizans kuvvetlerine karşı Türk savaş taktiği olan "Turan Taktiği"ni başarıyla uyguladı. Askerlerin bir kısmı savaş alanının iki yanındaki te­pelerde pusuya yattı. Diğer kuvvetler düşmana saldırdı ve kaçar gibi yaparak geri çekildiler (sahte ric'at). Türklerin bozguna uğradığını zanneden Bizans kuvvetleri disiplinsiz bir şekilde Selçuklu kuvvetlerini takibe başladı ve merkezden epey ayrıldılar. Pusuya doğru çekilen Bizans ordusu, bu tuzağı geç farketti. Geri çekilmeye çalıştıkları sırada Ermeniler ve yedek kuv­vetler savaş alanından kaçtılar. Tam anlamıyla çembere alınan Bizans ordusu, akşama kadar süren Türk hücumlanyla yok edildi. İmparator yaralı olarak ele geçirildi (26 Ağustos 1071).

Alp Arslan, imparatorun umduğunun aksine, ona çok iyi muamele etti; saygı gösterdi. Aralarında yapılan anlaşmaya göre, imparator kurtuluş akçesi (fidye) karşılığında serbest bırakılacaktı. Ayrıca Bizans'ın elindeki bütün Müslüman esirler salıverilecek ve Selçuklular'a yıllık vergi ödenecekti. Ancak Türk askerlerinin eşliğinde memleketine gönderilen Romanos Diogenes tahtından indirildi. Gözlerine mil çekilerek hapse atıldı. Yerine geçenler bu anlaşmayı tanımadılar. Bunun üzerine Türk komutanlara Anadolu'nun fethinin tamamlanması emri verildi.

Malazgirt Zaferinin Önemi ve Sonuçları
:


1)      Bizans İmparatoru Romen Diyojen komutasındaki ordu savaşı kaybetti

2)      Savaşta, Bizans ordusunda paralı askerlik yapan Oğuz ve Peçeneklerin yardıkları da belirleyici rol oynadı

3)      Anadolu’nun kapıları Türklere açıldı

4)      Türkler fazla bir direnişle karşılaşmadan Marmara kıyılarına kadar ilerlediler

5)      Bugünkü Türkiye’nin temelleri atıldı

6)      Anadolu’da gücü kaybolan Bizans, Balkanlara çekildi

7)      Abbasi ve İslam dünyası üzerindeki Bizans baskıları kayboldu

8)      Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ilk Türk beylikleri kuruldu.

Not: Alparslan, Anadolu’yu komutanlarına ikta olarak verdi. Bu olay, Anadolu’da beyliklerin kurulmasına neden oldu.

9)      Bizansla Selçuklular arasında bir antlaşma yapıldı. Buna göre Bizans; Selçuklulara vergi ödeyecekti. Fakat Romen Diyojen tahttan indirilince bu antlaşma uygulanamadı.

Not: Bizans ilk defa B. Selçuklulara vergi ödemeyi kabul etti.



MALZGİRT ZAFERİNİN KAZANILMASINDAN SONRA BİZANS’IN DURUMU

Roma İmparatorluğu'nun 395 yılında parçalanmasından sonra başkenti İstanbul olan Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) kurulmuştu.

Bizans bin yılı aşan siyasî varlığı süresince Avrupa'dan, İslâm dünyasından ve Kafkaslardan çeşitli saldırılara maruz kalarak zor durumlara düşmüştü. İslâm orduları karşısında gerileyen Bizans, Kuzey Afrika'daki topraklarının tamamını kaybetmişti.

XI. yüzyıla gelindiğinde ise Ön Asya'da Güneydoğu Toroslara kadar gerilemişti. Ortaya çıkan iktidar kavgaları devleti zayıflatmış durumdaydı. Halk, ağır vergiler ve tekfur denilen valilerin baskısı altındaydı. Yüzyıllarca süren savaşların etkisiyle Anadolu'nun nüfusu da azalmıştı. Anadolu'da bulunan Bizans askerleri aç, parasız ve disiplinsiz bir durumdaydı. Bizans bu olumsuz gelişmelere rağmen varlığını sürdürmeye çalışmış ve her defasında durumunu düzeltmeyi başarmıştı.

XI. yüzyıl ortalarında Bizans, doğudan gelen Selçuklu Türklerinin akınları ile karşı karşıya kaldı. Türklerin akınları karşısında pek fazla bir direniş gösteremeyen Bizans, Malazgirt Savaşı sonunda yeni bir döneme girdi. Bu savaş ile gücünü önemli ölçüde kaybederek Türklerin Anadolu'yu fethetmelerini engelleyemedi. Devletin otoritesi zayıfladı. Sadece doğuda değil Balkanlarda da büyük bir çöküntü yaşadı. Çok zor duruma düşen Bizans İmparatorluğu, Roma'da oturan papadan yardım istemek zorunda kaldı. Bizans'ın bu yardım isteği, ileride göreceğimiz Haçlı seferlerinin sebeplerinden biridir.

Malazgirt Meydan Muharebesi'nden sonra yapılan fetihlerle Anadolu'ya yerleşmeye başlayan Selçuklular, dört yıl gibi kısa bir süre sonunda Marmara denizine kadar ulaştılar. Bizans, Türklerin Anadolu'daki bu hızlı ilerleyişine engel olamadı.



TÜRKLERİN ANADOLU'YU VATAN OLARAK SEÇMELERİNİN BAŞLICA NEDENLERİ

1)      Kalabalık Oğuz Türkleri, Horasan ve Maveraünnehir bölgelerinde Karahanlı ve Gazneli devletlerinin baskısı altında kaldıkları ve kendilerine yeterli toprak olmadığı için yaşayacakları yeni yerler aramaya başladılar. Türkler, Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu'ya kalabalık gruplar hâlinde girip fetihlere başladılar.

2)      Başta Tuğrul ve Çağrı Beyler olmak üzere Büyük Selçuklu sultanlarının Oğuz topluluklarını Anadolu'ya yönlendirmesi,

3)      Bölgenin tarım ve hayvancılık yapmaya uygun bir yer olması Türklerin Anadolu'yu yurt edinmelerinde etkili oldu.

4)      Rumların ve Ermenilerin bulunduğu bu toprakların fethedilmesi, İslâmiyetteki gaza yapma ve ganimet elde etme anlayışına da uygundu.

Anadolu'nun nüfusu karışıklıklar ve savaşlar yüzünden azalmış durumdaydı. Kalan yerli halkın çoğu Güney ve Batı Anadolu'daki sahil bölgelerine göç etmişti. Yoksul halk genel olarak yönetimden memnun değildi. Bütün bu nedenlerden dolayı Oğuzlar komşuları olan Karâhanlı ve Gazneliler ile mücadele etmektense Anadolu'ya yönelip savaşmayı tercih ettiler.



Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’nun Türkleşmesini hızlandıran Etkenler

1)             Bizans’ın Anadolu’daki etkinliğini kaybetmesi

2)             Türkmenlerin gruplar halinde Anadolu’ya göç etmesi          

3)             Anadolu halkının ağır vergiler ve adaletsizlikten dolayı, Bizans İmparatorlu-ğu’ndan ve Anadolu’ya gönderdiği memurlardan memnun olmaması

4)             Anadolu Türk beyliklerinin kurulması



ANADOLU'NUN YENİ TÜRK YURDU HÂLİNE GELMESİ

1.      Malazgirt Zaferinden Sonra Anadolu’daki Türk İskanı

Orta Asya'dan Ön Asya'ya yapılan Türk göçleri, 1071 Malazgirt Savaşı'nm kazanılmasından sonra Selçuklu Türkleri ile yoğunluk kazandı. Oğuzlar tarafından yapılan bu göçlerin önceki göçlere göre daha önemli sonuçları oldu.

Anadolu'ya Türkmen göçleri başlamadan önce, Bizans-Arap, Bizans-Sasanî mücadeleleri Anadolu'yu harap hâle getirmişti. Doğu Anadolu'da yaşayan Bizans halkı, Anadolu'nun batısına ve sahillere doğru göç etmişti. Özellikle Doğu Anadolu boş denilebilecek duruma geldi. Malazgirt Zaferi'nden sonra Türkmenler bu torakları alarak buralara yerleşmeye başladılar.

Urfalı tarihçi Mateos, Selçuklu Türklerinin Anadolu'yu fethetmeleri ile ilgili olarak şunları yazmaktadır: "Türkmenler bütün doğunun sahipsiz kaldığım görünce, kuvvetli ordularla bir sene içinde İstanbul kapılarına kadar ilerlediler. Bütün Roma eyaletlerini, liman şehirlerini ve adalarını zaptettiler. Grek halkını mahkûm gibi İstanbul 'un içine kapattılar"

Oğuz boylarının tamamına yakınının Anadolu'ya geldiği bilinmektedir. Tarihî kaynaklar A-nadolu'da yirmi iki Oğuz boyunun varlığım belirtmiştir. Anadolu'ya yapılan Oğuz göçleri, XIII. yüzyıldaki Moğol istilâsı sırasında arttı. Moğolların önünden kaçan Türkmenler; Anadolu'yu bir sığınak olarak gördüler ve on binlerce Türkmen Anadolu'ya göç etti.

Anadolu'ya yerleşmeye başlayan Oğuz Türkleri üstün teşkilâtçılıkları sayesinde kısa sürede devletlerini kurdular. Bunların başlıcaları şunlardır: Doğu Anadolu'da Saltuklu, Mengücek, Artuklu, Dilmacoğulları ve Yınaloğulları beylikleri; Orta Anadolu'da Danişmentliler Beyliği; Batı Anadolu'da Çaka Beyliği ve Kutalmış oğlu Süleyman Şah tarafından kurulan Anadolu Selçuklu Devleti.



2.  Türk Kültürünün Anadolu’da Hâkim OlmasıAnadolu'ya göç eden Oğuz boyları, kültürlerini de beraberlerinde getirdiler. Kurdukları yerleşim yerlerine Kırşehir, Akşehir, Aksaray, Karahisar, Eskişehir gibi Türkçe adlar vererek yaşadıkları bölgelere kültürlerini taşıdılar. Karadeniz ve Akdeniz isimleri, dünya coğrafya literatürüne Türkçe isimler olarak girdi.

Anadolu'nun kültürel anlamda Türkleşmesinde Horasan alperenlerinin büyük katkıları oldu. Büyük Türk mutasavvıfı Hoca Ahmet Yesevî'nin takipçileri olan Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Mevlâna Celâleddin-i Rumî gibi büyük şahsiyetler fikirleri ve engin hoşgörüleriyle ün kazandılar.

Anadolu'ya Türkmenler kendi zevklerini ve hayat anlayışlarını mimarî, güzel sanatlar (seramik, tezhip, hat) ve edebiyat alanlarındaki eserlerine yansıtarak Anadolu'ya Türk kültürünün damgasını vurdular.



Anadolu'da dengelerin Türkler lehine bu denli hızla değişmesinin sebepleri şunlardı:

Bizans idaresindeki Anadolu'nun durumu: Bizans idaresinde yaşayan halk yönetimden memnun değildi. Çünkü Bizans özellikle köylülere ağır vergiler yüklüyor ve Ortodoks mezhebinden olmayanlara baskı uyguluyordu. Ayrıca aralıklarla süren İran, Arap ve Türk akınları halkın daha batıya göç etmesine yol açmıştı. Kısacası savaşlar, yönetimin baskısı ve salgın hastalıklar nedeniyle nüfus oldukça azalmıştı.

Türk Göçleri: Seyhun ötesindeki kalabalık Türk (Oğuz) kitleleri, Selçuklular tarafından Anadolu'ya sevk edilmekteydi. Yerli nüfusun âdeta terk ettiği Anadolu toprakları, tarım ve hayvancılığa elverişliydi. Bu sebeple Türkmenler, aileleri, hayvanları ile birlikte Anadolu yaylalarına yerleştiler. 13.yüzyıldaki Moğol baskısı sebebiyle ikinci bir göç dalgası yaşandı. Böylece Anadolu'nun Türkleşmesi tamamlanmış oldu.


C.TÜRKİYE'DE   KURULAN   İLK  TÜRK DEVLETLERİ
Bizans'ın Malazgirt zaferinden sonra yapılan antlaşmaya uymaması üzerine Alp Arslan Anadolu'nun tamamen fethedilmesi emrini verdi. Fethedilen topraklar, Anadolu'da fetihlerde rol alan komutanlara verildi. Bu topraklarda komutanlar merkeze bağlı olarak Anadolu'daki ilk devletleri kurdular. Bu devletçikler Melikşah'ın ölümünden sonra bağımsız hareket ederek Büyük Selçuklu Devleti'nden koptular. Anadolu'nun fethi, Türkleşmesi, İslâmlaşması ve imarında önemli rol oynayan bu mahalli devletçikler zamanla Türkiye Selçuklularının hakimiyetine girdiler. Böylece Anadolu'da Türk birliği sağlandı.

1.Saltuklular(1072-1202)
Alp Arslan'ın komutanlarından Ebulkasım Saltuk tarafından Erzurum merkezli olarak kuruldu (1077). Bu beyliğin bazı özellikleri şunlardır;
• Anadolu'da kurulan ilk beyliktir.
•Saltuklular, Danişmentlilerle birlikte Haçlılara karşı mücadele ettiler.
• Gürcülerle ve Trabzon Rum İmparatorluğu ile savaştılar.
• Saltuklular, Büyük Selçukluların taht kavgalarına katıldılar.
•Erzurum, Bayburt, Kars ve çevresine hakim oldular.
•Önceleri Büyük Selçuklulara bağlı olan Saltuklular, Türkiye Selçuklu hükümdarı Rükneddin Süleyman   Şah tarafından yıkıldı (1202).
Saltuklular, Türk siyasi tarihinde çok önemli rol oynamadı. Ancak bu devlet, Gürcülerle savaşları, iktisadi ve mimari alandaki çalışmalarıyla Anadolu'nun Türkleşmesine katkıda bulundu.

2.Mengücekler (1080 -1228)
Alp Arslan'ın komutanlarından Mengücek Bey tarafından Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar'da kuruldu (1080). Anadolu fetihleri sırasında Mengücek Gazi'nin ölümünden sonra beylik Danişmentoğullarına bağlandı ve kısa süre sonra ikiye ayrıldı (1142). Önce Divriği kolu Türkiye Selçuklularının hakimiyetine girdi. Alaeddin Keykubat da Erzincan koluna son verdi (1228).
Kuruldukları bölgeyi kültür ve ticaret merkezi haline getiren Mengücek Devleti, Gürcüler ve Pontus Rum İmparatorluğu ile mücadele etti. Bu beylik Rumların güneye inmesini engelledi.

3.Danişmentliler (1080 -1178)
Melikşah döneminde Danişmentoğlu Ahmet Gazitarafından Sivas merkezli olarak kuruldu (1080).    Danişmentliler, zamanla sınırlarını Tokat, Amasya, Çankırı, Kastamonu, Kayseri ve Malatya'ya kadar genişlettiler. Emir Gazi döneminde en parlak     devirlerini yaşayan Danişmentlilerde, bu hükümdarın ölümünden sonra taht kavgaları başladı ve zayıflayan devlet eski gücünü kaybetti. Türkiye Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan bu devleti yıktı(1178). Danişmentlilerin bazı özellikleri şunlardır;
•Anadolu'da kurulan ilk beyliklerin en büyüğü ve en güçlüsüdür.
•İç Anadolu'ya hakim olan Danişmentliler bir süre Türkiye Selçuklularını da hakimiyetleri ne alarak     Anadolu'da en önemli siyasi güç haline geldiler.
•Gürcülerle, Bizans'la ve Haçlılarla mücadele ettiler.

4.Artuklular (1102-1409)
Bu devlete adını veren Artuk Bey, Anadolu'nun fethine katılan komutanlardandır. Melikşah'la arası açılınca Suriye Selçuklularının hizmetine girdi. Suriye Selçuklularının hükümdarı Tutuş bu komutana Kudüs'ü ikta olarak verdi. Artuk Bey, ölümüne kadar burada kaldı. Ancak ölümünden sonraki dönemlerde Fatımiler Kudüs'ü ele geçirdiler (1098). Bundan sonra Diyarbakır taraflarına gelen Artuk Bey'in oğulları bu bölgede Artuklular Devleti'ni kurdu. Artuklular üç kol halinde yaşadılar:

a.Hasankeyf Kolu : Artukoğlu Sökmen Bey tarafından Diyarbakır'da kuruldu (1102). Mardin, Harput,  Palu ve Siirt'i ele geçiren bu kolu, Zengilerbaskı altında tutarak genişlemesini önlediler. Hasankeyf kolu Haçlılarla başarılı savaşlar yaptı. Zaman zaman, Eyyûbilere, İlhanlılara, Zengilere veTürkiye Selçuklularına  bağlı kalan devlet, Eyyûbiler tarafından yıkıldı (1231).

b.Harput Kolu : Harput'ta Artuklu hakimiyeti Belek Gazi tarafından sağlandı (1112). Harput Artuk lularına I. Alaeddin Keykubat son verdi (1234).

c.Mardin Kolu : İlgazi tarafından Mardin'de kuruldu (1108). Halep'e hakim olan Mardin kolu Haç
lılarla da mücadele ettiler. Bu kolu Karakoyunlularyıktı (1409).



E. TÜRKİYE SELÇUKLULARI DEVLETİ(1077-1308)

KURULUŞ DÖNEMİ
Selçuk Bey'in torunlarından Kutalmış taht kavgalarında Alp Arslan'a yenildikten sonra öldürüldü ve oğulları Suriye'ye gitti.
Bir süre Suriye'de kalan Kutalmış'ın oğlu Süleyman Şah ve kardeşleri. Melikşah tarafından Anadolu'nun fethi  ile görevlendirildi. Süleyman Şah Bizans'ın yerli yöneticilerinden  Konya ve çevresini, kardeşi Mansur da Afyon. Kütahya ve Eskişehir’i aldılar. Süleyman Şah ilerleyişine devam ederek İznik'i aldı ve kendisine merkez yaptı. 1075. Kardeşler arası iktidar mücadelesinde Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah, Süleyman Şahın tarafını tuttu ve Mansur Bey ortadan kaldırıldı.
Süleyman Şah'a Anadolu'daki başarılarından dolayı Melikşah hükümdarlık unvanı veren bir ferman gönderdi. Abbasi halifesi de Süleyman Şah'a menşur göndererek hükümdarlığını onayladı. Böylece Türkiye Selçuklu Devleti kurulmuş oldu (1077). Türkiye Selçukluları Melikşah'tan sonra ortaya çıkan taht kavgaları ve karışıklıklardan faydalanarak bağımsız hareket etmeye başladılar. Büyük Selçuklu Sultanı Sencer’in 1157'de ölümüyle Türkiye Selçukluları tam bağımsız hale geldiler.

Türkiye Selçukluları Süleyman Şah zamanında;
•Bizans'ın taht kavgalarına karışarak iktidar değişikliklerine neden oldular. Bu durumdan fay
dalanan Türkiye Selçukluları, Kocaeli Yarımadası'nı, Güney Marmara kıyılarını, Üsküdar ve Kadıköy'ü ele geçirdiler.
•Boğazın Anadolu yakasını denetim altına alarak gümrük idaresi kurdular ve Boğaz'dan geçen gemilerden  vergi aldılar.
•Balkanlardaki Türk akınlarını durdurmak isteyen Bizans, Süleyman Şah'dan vergi karşılığında barış istedi. Bu barışa göre Kocaeli Yarımadası'ndaki Dragos Çayı sınır kabul edildi.
•Batı  sınırını güvenlik altına alan SüleymanŞah, Doğu ve Güney Doğu Anadolu'ya yöneldi.
Bizans'ın elinde kalan Çukurova, Adana, Tarsus, Misis ile Hıristiyanların önemli kalelerinden biri olan Antakya'yı aldı (1084).
•Antakya'nın fethi İslâm dünyasında sevince,Suriye Selçukluları ile Türkiye Selçukluları arasında savaşa neden oldu. Bu savaşta Süleyman Şah öldü (1086). Bu tarihten Melikşah'ın ölümüne kadar  (1092) Süleyman Şah'ın oğulları Melikşah'ın yanında kaldı. Bu da Türkiye Selçuklularının Süleyman Şah'tan sonra fetret devri yaşamasına neden oldu (1086 -1092).
•Anadolu'ya gelen liderlerin en güçlüsü olan Süleyman Şah, Türkleri birleştirdi, Ermeni, Süryani ve Rum halkı da kendine bağladı. Süleyman Şah'ın Doğu seferine çıkarken yerine bıraktığı Ebul Kasım Türkiye Selçuklularının dağılmasını engelledi ve Bizans ile başarılı savaşlar yaptı.
I. Kılıç Arslan Devri (1092 - 1107)
Melikşah'ın ölümünden sonra serbest kalan I. Kılıç Arslan Anadolu'ya gelerek Türkiye Selçuklularının başına geçti (1092). I. Kılıç Arslan;
•Devleti düzene soktuktan sonra Bizans üzerinde baskı kurdu.
•ilk Türk denizcisi Çaka Bey ile ittifak yapılarak Bizans sıkıştırılmak istendi. Ancak Bizans'ın
kışkırtmalarıyla bu ittifak bozuldu. I. Kılıç Arslan Çaka Bey'i öldürttü ve bu beylik yıkıldı.
•I. Kılıç Arslan Bizans ile antlaşma yaparak batı sınırını güvence altına aldı. Bundan sonra doğu seferine çıkarak Malatya'yı kuşattı. Ancak I. Haçlı Seferi'nin başlamasından dolayı doğu seferinden vazgeçildi.
.I. Kılıç Arslan Haçlılarla başarılı savaşlar yapmasına rağmen ardı arkası kesilmeyen kuvvetler karşısında İznik ve Batı Anadolu'yu Bizans'a terk ederek merkezini Konya'ya taşımak zorunda kaldı.
.Danişmentoğulları mağlup edildi. Doğu Anadolu'daki devlet ve beylikler Türkiye Selçuklularına bağlandı.
.Suriye üzerine sefere çıkan I. Kılıç Arslan Musul'u aldı. I. Kılıç Arslan Büyük Selçuklularla yapılan savaşta öldü (1107).
Güçlü bir hükümdar olan I.Kılıç Arslan babasının ölümü ve Haçlı Seferleriyle doğan sarsıntıları ortadan kaldırmaya ve Anadolu'da siyasi birliği sağlamaya çalıştı. I. Kılıç Arslan döneminde Anadolu'da siyasi üstünlük Türkiye Selçuklularına geçti.

I. Mesut Devri (1116-1155)
I. Kılıç Arslan'dan sonra boş kalan Türkiye Selçuklu tahtına 1110 - 1116 yılları arasında Şahin Şah geçti. Ancak kardeşi Mesut, Danişmentlilerin de desteğini alarak tahtı ele geçirdi. (1116). Danişmentlilerin desteği ile hükümdar olan I.Mesut kayın pederi Emir Gazi'nin ölümüne kadar bu devletin himayesinde kaldı. I. Mesut döneminde;
• Danişmentoğullan'yla işbirliği yapıldı ve Haçlılarla uğraşan Bizans ile mücadele edilerek sınırlar genişletildi.
• Danişmentlilerin Anadolu'daki siyasi üstünlüğüne son verildi.
• Doğu siyaseti devam ettirildi. Bizans'ın Konya üzerine düzenlediği saldırı durduruldu.
• I. Mesut döneminde yapılan II. Haçlı Seferi'ne başarıyla karşı konuldu. Sultan Mesut, Bizans ve   Haçlıları yenerek Anadolu'nun güvenli bir Türk yurdu olmasında önemli rol oynadı. Toroslardaki Ermeniler itaat altına alındı.  Batı kaynaklarında Anadolu ilk defa Türkiye diye geçmeye başladı.
• Türkiye Selçuklularının Anadolu'da ilk bayındırlık ve kurumlaşma hareketleri başladı. Ayrıca  devletin bağımsızlık alametlerinden olan ilk para basıldı.

YÜKSELİŞ DÖNEMİ

II. Kılıç Arslan Devri (1155 -1192)

I. Mesut'un ölümünden sonra yerine geçen II. Kılıç Arslan'a karşı şehzadeler mücadeleye başladı. Bu durumdan faydalanmak isteyen Bizans ve Musul Atabeyliği ittifak yaparak saldırıya geçtiler. Arkasından Kilikya Ermenileri Selçuklu topraklarına saldırdılar. Bu gelişmeler üzerine II. Kılıç Arslan, Türkmenlerin Bizans topraklarına saldırmayacaklarını garanti etti ve iki devlet arasında dostluk_ant-laşması yapıldı. Böylece Bizans ile Musul Atabeyiliği ve Danişmentliler arasında yapılan ittifak bozuldu. II. Kılıç Arslan Danişmentlileri ve Ermenileri mağlup etti, Mengücek Devleti'ni kendine bağladı. Bu sırada Musul Atabeyliği'nin basıdaki Nurettin Zengi öldü ve bu Atabeylik de safdışı kaldı. Bu olumlu gelişmelerin yanında Türkmenler Bizans topraklarına saldırarak iki devlet arasında savaşa zemin hazırladılar.

Miryokefalon Savaşı (1176)

II. Kılıç Arslan'ın sınırlarını doğuda Fırat nehrine batıda Sakarya'ya kadar genişletmesi Bizans'ı rahatsız ediyordu. Bu durum Balkanlardaki durumunu düzelten Bizans'ı harekete geçirdi.
Savaşın Nedenleri:
1.  II. Kılıç Arslan'ın Anadolu'da birliği sağlaması ve güçlenmesi
2.Türkmenlerin   Bizans   topraklarına   sürekli akınlar düzenlemesi
3.Bizans'ın  Türkiye  Selçuklularından  Danişmentlilere ait bazı kale ve şehirleri istemesi
4.Bizans'ın  Türkleri  Anadolu'dan  çıkararak Anadolu'ya tamamen hakim olmak istemesi
Bizans Frank, Macar, Sırp ve Peçeneklerden oluşan ücretli askerleriyle Denizli'den Konya üzerine   yürüyüşe geçti. Denizli yakınlarındaki Miryokefalon (Kumdanlı) vadisinde yapılan savaşta II. Kılıç Arslan Bizans imparatoru Manuel'i mağlup etti (1176).

Savaşın Sonuçları:1. Bizans  Anadolu'yu Türklerden  geri  alma ümidini tamamen yitirdi.
2. Anadolu'da Haçlı Seferleriyle elden çıkan üstünlük tekrar Türklere geçti.
3.Anadolu kesin olarak Türk yurdu haline geldi. Hıristiyan dünyası da Anadolu'nun Türk yurdu olduğunu kabul etti.
4. Bizans taarruzdan savunmaya, Türkler ise, savunmadan taarruza geçtiler.
5.Taraflar arasında anlaşma yapıldı. Bizans imparatoru ağır bir tazminat ödemek ve Eskişehir önlerine yapılan istihkamları kaldırmak şartıyla canını kurtarabildi.
6.Bu zaferden sonra Türkiye Selçukluları siyasal, kültürel ve ekonomik yönden hızlı bir gelişme  sürecine girdiler.
1    Malazgirt vatan kazandıran, Miryokefalon ise, vatan kurtaran savaştır. Bu savaş sonuçları itibariyle Sakarya ve Başkomutanlık Meydan Muharebeleriyle benzerlik göstermektedir.


II. Kılıç Arslan dönemindeki diğer gelişmeleri şöyle sıralayabiliriz;
•Danişmentlilerden Malatya alınarak bu devleteson verildi (1178).
•Anadolu'da önemli ölçüde siyasi birlik sağlandı
ve genişleme siyaseti devam etti.
•Eyyûbilere karşı ılımlı bir politika izlenerek taraflar arasında antlaşma yapıldı.
•Çukurova   Ermenilerinin   elindeki   bazı   yerler alındı ve sınırlar Silifke'ye kadar genişletildi.
•Bizans'ın Miryokefalon'dan sonraki antlaşma gereği istihkamları yıktırmaması üzerine batıdaki fetihlere devam edildi. Uluborlu, Eskişehir, Kütahya alındı ve sınırlar Denizli'ye kadar genişletildi.
•İhtiyarlığını ileri süren II. Kılıç Arslan Türk hakimiyet anlayışına göre ülkesini onbir oğlu arasında paylaştırdı. Bu gelişme sonunda siyasal
bütünlük bozuldu. Taht kavgaları başladı ve devlet zayıfladı.

II. Kılıç Arslar'dan sonra Türkiye Selçuklularının başına I. Gıyaseddin Keyhüsrev geçti (1192 - 1196). Fakat kardeşlen hükümdartığını kabul etmeyerek isyan ettiler. Mücadeleler sonunda Rükneddin Süleyman Şah Anadolu Selçuklu hükümdarı oldu.

Rükneddin Süleymanşah Devri (1196 -1204)
Rükneddin Süleyman Şah;
•Kısa sürede merkezi otoriteyi güçlendirerek Bizans'ı vergiye bağladı.
•Çukurova Ermenilerini Torosların güneyine çekilmeye zorladı.
•Doğu Anadolu seferine çıkarak Mengücekleri ve Artukoğullarından bazı beyleri kendine bağladıktan sonra Erzurum'u alarak Saltuklulara son verdi (1202). Böylece Türkiye Selçukluları Gürcülerle komşu oldular. Sınırlarını genişleten Rükneddin Süleyman Şah Gürcistan seferi sırasında vefat etti (1204)

I. Gıyaseddin Keyhüsrev Devri (1204 -1211)
Rükneddin Süleyman Şah'ın ölümünden sonra III. Kılıç Arslan arkasından da I. Gıyaseddin Keyhüsrev ikinci defa Türkiye Selçuklu tahtına çıktı. Bu dönemde;
•I. Gıyaseddin Keyhüsrev askeri hareketlerini iktisadi ve ticari amaçlara yönelik olarak düzenledi.
•İznik İmparatorluğu ile anlaşarak Karadeniz'in ticaret yolunu tehdit eden Trabzon Rum İmparatorluğu üzerine sefer düzenlendi. Trabzon Rum imparatorluğu mağlup edilerek kapanmış olan Karadeniz ticaret yolu açıldı.
•Milletlerarası ticareti teşvik ve himaye amacıyla Venediklilerle ilk ticaret antlaşması yapıldı.
•Antalya'da  donanma kurularak ilk defa denizcilik alanında faaliyetler başladı.
•I. Gıyaseddin Keyhüsrev Ermenilerin ve Eyyûbilerin saldırılarını önledi. Vergisini ödemeyenİznik imparatorluğu'na savaş açtı. Alaşehir yakınlarında yapılan savaşı Türkiye Selçuklularıkazandı. Ancak I. Gıyaseddin Keyhüsrev bu savaşta şehid edildi (1211).

I. İzzeddin Keykavus Devri (1211 -1220)
Selçuklu devlet adamlarının aldığı kararla tahta çıkan I. İzzeddin Keykavus'a kardeşi Alaeddin Keyku-bat isyan etti. Ancak bu isyan bastırıldı. Ayaklanmaları bastıran  I.İzzeddin Keykavus, fetih politikasına devam ederek Türkiye Selçuklularının ekonomik çıkarları için birtakım girişimlerde bulundu;
•Sinop fethedildi ve Selçuklular yeniden Karadeniz'e ulaştı. Başta tüccarlar olmak üzere buraya Türkler yerleştirildi. Sinop ithalat ve ihracat limanı haline geldi.
•Kıbrıs kralı ile ticaret antlaşması yapıldı. Çünkü Avrupa ülkeleriyle ticaret Kıbrıs üzerinden
oluyordu. Daha sonra da Venediklilerle ticaret antlaşması yapıldı.
•Trabzon Rum imparatorluğu ve Çukurova Ermenileri vergiye bağlandı.
•Antalya ile anlaşma yapıldı ve halkının isyanı bastırıldı.
•Artukluları ve Erbil Atabeyliği'ni hakimiyetine alan I. İzzeddin Keykavus Eyyûbiler üzerine  çıktığı bir
seferde öldü.
2    Uluslararası ticarette Anadolu'nun yerini ve önemini iyi kavrayan I. İzzeddin Keykavus, askeri seferlerini ekonomik ve ticari amaçlı olarak gerçekleştirdi. Bu nedenle II. Kılıç Arslan döneminde Anadolu'da kurulmaya başlayan kervansarayların sayısını artırarak ticareti geliştirmeye çalıştı.

I. Alaeddin Keykubat Devri (1220 - 1237)
I. İzzeddin Keykavus'un ölümü üzerine Malatya'daki Mişar kalesi'nde hapsedilen Alaeddin Keykubat devletin başına geçirildi. Türkiye Selçukluları Alaeddin Keykubat devrinde en parlak dönemini yaşadı. Bu dönemin önemli olayları şunlardır;
•Bu dönemde Moğol tehlikesi ortaya çıktı. Bu tehlikeye karşı Türkiye Selçukluları Eyyubilerle
anlaşma yaptılar. Konya, Kayseri ve Sivas gibi büyük şehirlerin surlarını tamir ederek Moğollara karşı tedbir aldılar.
•Rumların elinde bulunan askeri ve ticari önemi büyük Kolonoros (Alanya) karadan ve denizden  kuşatılarak fethedildi  (1223).  Alanya'da (Alaiye) tersane kuruldu.
•Daha önceden Sinop'ta kurulan bir donanma Kırım'ın önemli ticaret limanlarından olan Suğdak üzerine gönderildi. Deniz aşırı yapılan bu sefer ticari amaç taşıyordu. Bu sefer sırasında bir kısım Kıpçak beyleri ve Rus kınezleri Türkiye Selçuklularına bağlandı. Suğdak'ın alınması Türkiye   Selçuklularının denizcilikte geliştiğini göstermektedir.

.Alaeddin Keykubat Çukurova Ermenilerini yenerek vergilerini arttırdı. Eyyûbi ve Artuklu melikleri mağlup edildi. Mengücek Devleti yıkılarak toprakları Selçuklulara katıldı (1228). Alaeddin Keykubat Trabzon'u kuşattıysa da kötü hava şartlarından dolayı burayı alamadı.
.Moğol saldırıları nedeniyle parçalanan Har-zemşahlar daha batıya göç ederek Doğu Anadolu'ya kadar geldiler. Harzemşahların Moğollarla mücadelesi Selçukluların da işine geldiği için Harzemşahlara yardım ediliyordu. Ancak Harzemşahların Selçuklulara bağlı sanat, bilim ve kültür merkezi olan Ahlat'ı işgal ederek yağmalamaları ilişkilerin bozulmasına neden oldu. iki devlet arasında Erzincan yakınlarında Yassıçemen Savaşı yapıldı (1230). Bu savaşta mağlup olan Harzemşahlar bir daha toparlanamadı. Celaleddin Harzemşah'ın ölümüyle bu devlet tarihe karıştı (1231). Bu savaş Türkiye Selçuklularıyla Moğollar arasındaki tampon bölgenin kalkmasına neden oldu.
.Moğol tehlikesinin yaklaştığı sırada Harzemşahlardan sonra Eyyûbiler de Selçuklularla ittifakı bozarak saldırıya geçtiler. Alaeddin Keykubat Eyyûbileri mağlup etti. Artukluların Harput kolu yıkıldı (1236). Bu arada Alaeddin Keykubat Moğollarla dostane ilişkiler kurmaya çalıştı, Ögedey Han'a elçi gönderdi.
Alaeddin Keykubat Anadolu'da siyasi birliği tamamen sağladı ve devleti en geniş sınırlarına ulaştırdı. Ayrıca Anadolu uluslararası ticaret merkezi haline geldi.
Alaeddin Keykubat Moğol tehlikesinin yaklaştığı sırada zehirlenerek öldürüldü (1237).

TÜRKİYE SELÇUKLU DEVLETİ'NİN ZAYIFLAMASI VE MOĞOL İSTİLASI DÖNEMİ

II. Gıyaseddin Keyhüsrev Devri (1237 -1246)
Alaeddin Keykubat'ın ölümü ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev'in yetersizliği devletin zayıflamasına ve bunalımlara neden oldu. II. Gıyaseddin Keyhüsrev değerli devlet adamları yerine kendisine iyi görünen kişileri görevlendirdi. Bu dönemin önemli olayları şunlardır;

Baba İshak İsyanı (1240)
Moğolların önünden kaçan Türkler ilk önce Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya yerleştiler. Bölgede nüfusun artması, ekonomik sıkıntılara ve huzursuzluklara neden oldu. Türkmenlerin ticaret kervanlarını soymasına devlet sert tepki gösterdi ve bölgede huzursuzluk iyice arttı. Bu durumdan faydalanan Baba İshak peygamber olduğunu ileri sürerek  Anadolu   Selçuklularına isyan etti.

İsyancılar Adıyaman ve Maraş'ı ele geçirdiler. İsyan Sivas, Tokat ve Amasya'ya kadar genişledi. Dini nitelik taşıyan isyan Baba İshak'ın öldürülmesiyle sona erdi. Bu isyanın güçlükle bastırılması Türkiye Selçuklu Devleti'nin eski kuvvetini kaybettiğini ortaya koydu. Durumu gören Moğollar Anadolu'yu işgale karar verdiler.




Kösedağ Savaşı (1243)

Yassıçemen Savaşı'ndan sonra Selçuklulardan çekinen Moğollar, devletin iç isyanlarda bile zorlanmasından cesaretlenerek Erzurum'u yağmaladılar. Selçukluların gücünü sınayan Moğollar istedikleri sonucu alınca Anadolu'ya Baycu komutasında bir ordu gönderdiler. Sivas ile Erzincan arasında yapılan Kösedağ Savaşı'nda sayı üstünlüğüne rağmen iyi yönetilmeyen Selçuklu ordusu yenildi (1243). Kösedağ Savaşı'nın kaybedilmesiyle;
1.Moğollar Anadolu'yu istilâ ederek hakimiyetleri altına aldılar.
2.Anadolu Selçukluları Moğollara bağlandı ve ağır vergi ödemeye başladılar.
3.Selçuklulara tabî olan Ermeniler ve Trabzon Rum İmparatorluğu ayrılarak Moğollara bağlandılar.
4.Moğol istilasıyla ticaret yollarının önemini kaybetmesi ve ürünlerin toplanamaması nedeniyle kıtlık yaşandı.
5.Türkiye Selçuklularının siyasal gücü zayıfladı. Merkezi otoritenin zayıflaması üzerine Anadolu'nun değişik yerlerinde beylikler kuruldu.
6.Sivas ve Kayseri şehirleri tahrip edilerek yağmalandı. Moğollar yarım yüzyıl Anadolu'yu sömürdüler.
7.Devlet adamlarının iktidar hırsı Selçukluları Moğolların oyuncağı haline getirdi. Tahta çıkmak isteyen şehzadeler ve iktidara geçmek isteyen devlet adamlarının başvurdukları otorite Moğollardı. Bu da Selçukluların etkinliğini azaltırken Moğolları daha da etkin hale getirdi.
8.    Selçuklu Devleti parçalanma ve yıkılma sürecine girdi.


Türkiye Selçuklu Devleti'nin Yıkılışı

II.Gıyaseddin'in ölümünden sonra II. İzzeddin Keykavus tahta geçti. II. İzzedin Keykavus, ilk yılla-rında kendine karşı olan devlet adamlarıyla uğraştı. Bu arada Moğollar, Türkiye Selçuklularına müdahele ederek ülkeyi üç kardeş arasında paylaştırdı.
Türkiye Selçukluları Moğollara karşı Altın Orda Devleti'nden yardım istedi. Bu durum Moğol baskısını arttırdı.
Selçuklu vezirlerinden Celaleddin Karatay ülkeyi toparlamaya çalıştı. Onun ölümünden sonra karışıklık iyice arttı. Moğolların büyük hanı Kubilay kardeşi Hülagu'yu batı seferiyle görevlendirdi. Hülagu, İran merkez olmak üzere İlhanlı Devleti'ni kurdu. Türkiye Selçukluları İlhanlılara bağlandı.
Türkiye Selçuklularının son dönemlerinde Mühezzibüddin Ali, Muineddin Süleyman Pervane gibi devlet adamları önemli rol oynadılar.
Moğolların baskısının artması üzerine Türkiye Selçukluları Memlüklerden yardım istedi. Sultan Baybars  Ayn Calud Savaşı'nda Moğolları yendikten sonra Kayseri'ye kadar geldi (1277). Ancak ilgi göremediğinden tekrar ülkesine döndü.
Anadolu, Moğol baskısı altında ekonomik ve siyasi buhranlarla ezildi. Devlet memurlukları para ile satılmaya başlandı. II. Mesut'un ölümüyle Anadolu Selçuklu Devleti yıkıldı (1308).


A. UÇLARDA HAYAT VE BEYLİKLER
Uc'larda Hayat
Türk devletlerinde sınırlara ve sınır boylarındaki vilayetler ile sancaklara uc adı veriliyordu. Malazgirt zaferinden sonra Bizans sınırı boyunca Karadeniz'den Akdeniz'e uzanan uc bölgelerine Türkmen beyleri, aşiret ve oymaklarla birlikte yerleştirildi. Bu beyler Bizans'la savaşarak fetihler yaptılar. Anadolu'da ilk uc teşkilatı, XI. yüzyılda Bizans sınırında Danişmentliler tarafından kuruldu. Daha sonra da Trabzon Rum İmparatorluğu sınırında kuruldu.
Türkiye Selçuklu Devleti'nin kuruluşundan itibaren sınırlarda düzenli bir uc teşkilatı kuruldu. Uc beyleri yarı bağımsız olup sürekli sınırların genişletilmesi için mücadele ediyordu. Merkezi otoritenin güçlü olduğu dönemlerde düzenli işleyen uc teşkilatı, otoritenin zayıfladığı dönemlerde bozuluyordu. Bu durumlarda uc beylikleri bağımsız beylikler haline geliyordu.
Türkiye Selçukluları zamanında üç yönde uc bölgesi oluşturuldu;
1.Güneyde, Alanya ve Antalya merkezli Çukurova Ermenileri ve Kıbrıs Krallığı'na karşı ucbeyliği kuruldu.
2.Samsun, Bafra, Sinop ve Kastamonu merkezli Trabzon Rum İmparatorluğuma karşı uc beyliği
kuruldu.
3.    Batıda, Bizans'a karşı Afyon Karahisar, Kütahya ve Denizli merkezli uc beyliği kuruldu.
Uc beyliği irsi şekilde devam ediyordu. Yarı bağımsız yaşayan bu beyler, ancak I. Alaeddin Key-kubat tarafından Türkiye Selçuklu merkezi yönetimine bağlanabildi. Kösedağ Savaşı'ndan sonra Moğol baskısına dayanamayan halk ve uc beyleri değişik bölgelerde İlhanlı hakimiyetinin sona ermesiyle bağımsız hale geldiler.


B. BEYLİKLER DÖNEMİ

Bağımsız hale gelen Anadolu beylikleri Bizans ve Moğollarla savaştılar. Beylikler, Anadolu'da Türk birliğini kurmak ve Türkiye Selçuklularının yerini alabilmek için birbirleriyle mücadele ettiler. Beylikler siyasal gücün parçalanmasına neden olmalarının yanında Anadolu'nun uc noktalarının Türkleşmesi ve Selçuklu kültür ve uygarlığın yayılmasında önemli rol oynadılar.

1.Osmanoğulları (1299 -1918)
Osmanoğulları Beyliği Oğuzların Kayı boyundandır. Yassı Çemen Savaşı'nda Türkiye Selçuklularını destekleyen Kayılar I. Alaeddin Keykubat tarafından Ankara'nın batısındaki Karacadağ'a yerleştirildi. Ertuğrul Gazi başkanlığında Bizans sınırındaki Söğüt ve Domaniç'e gelerek bir uc beyliği olarak kurulan Osmanoğulları Beyliği daha sonraki dönemlerde Anadolu Türk birliğini kurdu.

2.Karamanoğulları (1256 -1487)
Oğuzların Afşar kolundan olan Karamanoğulları I. Alaeddin Keykubat tarafından Ermenek ve çevresine yerleştirildi (1228). Karamanoğulları Türkiye Selçuklularının zayıflamasıyla bağımsız bir beylik oldu (1256). Beyliği Nûre Süfi'nin oğlu Kerimûddin Karaman kurdu.
Karamanoğulları Anadolu'da Moğollara karşı en çok mücadele eden beyliktir. Türkiye Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra Karamanoğulları Konya ve Karaman çevresini ele geçirdiler. Türkiye Selçuklularının merkezini ele geçiren Karamanoğulları kendilerini Selçukluların varisi kabul ederek Anadolu'da Türk birliğini kurmaya çalıştılar. XIV. yüzyılda en güçlü Anadolu beyliği haline gelen Karamanoğulları Türk birliğinin sağlanmasında en çok Osmanoğullarıyla mücadele etti. İki taraf arasında ilk mücadeleler I. Murat zamanında başladı. Yıldırım Bayezid'e yenilen Karamanoğulları Osmanlılara katıldı. Ancak Ankara Savaşı'nda Osmanlıların Timur'a yenilmesiyle Anadolu'da siyasi birlik bozuldu (1402) ve Karamanoğulları beyliği yeniden kuruldu.
Osmanlılarla Memlükler arasında sıkışıp kalan Karamanoğulları gelişme imkanı bulamadı. Fatih dönemindeki savaşlarla iyice zayıflayan Karaman-oğulları'na II. Bayezid son vererek topraklarını Osmanlı Devleti'ne kattı (1487).
Karamanoğulları Anadolu'da ilk defa Türkçeyi resmi dil olarak kabul ettiler (1277).        




3.    Germiyanoğulları (1299 -1429)
XIII. yüzyılın ilk yarısında Malatya civarına yerleşen Germiyan aşireti, I. Alaeddin Keykubat zamanında Kütahya civarına göç etti. Beylik Yakup Bey tarafından Kütahya merkezli kuruldu (1299). Yakup Bey topraklarını Birgi, Tavşanlı, Simav, Emet ve Selçuk'u alarak genişletti. Anadolu'nun güçlü beyliklerinden olan Germiyanoğullarına Bizans bir süre vergi ödedi. Germiyan komutanlarından Mehmet Bey, Aydın ve izmir çevresini alarak Aydınoğulları Beyliği'ni kurdu.
Germiyanoğulları zaman zaman Karamanoğulları, Hamitoğulları, Osmanoğulları ve Bizans ile mücadele etti. Germiyanoğulları, Osmanoğullarıyla akrabalık kurarak Kütahya, Emet, Simav ve Tavşanlı'yı kızının çeyizi olarak Osmanlılara verdi. Toprakları küçülen bu beyliğe Yıldırım Bayezid son verdi (1390).
Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulan beylik II. Yakup Bey'in vasiyeti üzerine II. Murat zamanında Osmanlılara katıldı (1429).

4.    Karesioğulları (1304 -1360)
Türkiye Selçukluları 1178'de Danişmentli Devleti'ni ortadan kaldırdı. Selçukluların hizmetine giren Danişmentliler, Bizans sınırlarında uc beyi olarak görevlendirildi. XIII. yüzyıl sonlarında bu aileden uc beyi Kalem Bey ile oğlu Karesi Bey bazı Bizans şehirlerini ele geçirdiler. Karesi Bey Balıkesir merkez olarak Çanakkale ve Bergama'yı içine alan bölgede Karesioğulları Beyliği'ni kurdu (1304).
Karesioğulları Balıkesir kolu ve Bergama kolu olarak ikiye ayrıldı. Karesioğulları güçlü donanma kurarak Bizans'la mücadele ettiler. Bu beyliğin büyük bölümü Orhan zamanında Osmanlılara katıldı (1345). Çanakkale ve çevresini alan I. Murat, Karesi topraklarını tamamen Osmanlılara kattı (1360).
• Karesioğulları Osmanlılara katılan ilk beyliktir. Böylece Anadolu beylikleri ilk defa Osmanlıların hakimiyetine girmeye başladı.
• Karesioğuilarının Osmanlılara katılmasıyla Osmanlılar donanmaya sahip oldu. Bu durum  Osmanlılarda  denizcilik  faaliyetlerini başlattı ve Balkanlara geçişi kolaylaştırdı.
•    Karesi    Beyliği'nin   komutanları   Osmanlı Devleti'nin hizmetine girdi.
•    Karesioğulları Ankara Savaşı'ndan sonra kurulmadı.

5.    Hamitoğulları (1300 -1423)
Uluborlu merkez olmak üzere İsparta, Eğirdir ve Antalya çevresinde Feleküddin Dündar Bey tarafından kuruldu. Beyliğin merkezi daha sonra Eğirdir'e taşındı.
Güçlenen Hamitoğulları Beyliği, bir süre Aydın, Menteşe, Saruhan ve Osmanoğulları beylikleri üzerinde hakimiyet kurdu. Beylik Moğollarla mücadele etti. İlhanlıların Anadolu valisi Timurtaş bölgeye sefer düzenleyerek Dündar Bey'i öldürdü. Timurtaşın çekilmesinden sonra Dündar Bey'in -ğuHan beyliği yeniden kurdu. Hamitoğulları topraklarının Eğirdir Kolunu (Yalvaç, Karaağaç, Beyşe- hir,Seydişehir ve Akşehir) I. Murat zamanında Osmanlılara sattı. Hamitoğullarının Antalya (Tekeoğulları) koluna Yıldırım Bayezid son verdi (1390). Ankara Savaşımdan sonra yeniden kurulan beylik II. Murat tarafından Osmanlılara katıldı (1423).

6.    Aydınoğulları (1308 -1426)
Birgi merkezli olarak İzmir, Aydın Efes, Tire ve Selçuk civarında Germiyanoğlu komutanlarından Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından kuruldu.
Beylik en parlak devrini Umur Bey döneminde yaşadı. Güçlü bir donanmaya sahip olan Aydınoğulları, Saruhanoğullarıyla birlikte Yunanistan ve Ege adalarına seferler düzenledi. Bir Haçlı donanması mağlup edildi. Umur Bey, Trakya kıyılarını ve Alaşehir'i de topraklarına kattı. Ancak daha sonra Haçlılarla yapılan bir savaşta Umur Bey şehit oldu.
Umur Bey'in ölümünden sonra beylik zayıfladı. Yıldırım Bayezid bu beyliği Osmanlı topraklarına kattı (1390). Ankara Savaşı'ndan sonra  yeniden kurulan beylik yeniden II.Murat zamanında Osmanlı topraklarına katıldı (1426).




7.    Menteşeoğulları (1261-1424)
XIII. yüzyılın ikinci yarısında Antalya'dan Muğla kıyılarında karaya çıkan Türkmenlerden Menteşe Bey tarafından kuruldu. Beyliğin merkezi Milas'tı. Fethiye ile Söke arasındaki sahillerden Denizli'ye kadar olan bölgeyi ele geçirdiler.
Denizcilikle uğraşan Menteşeoğulları Mesut Bey zamanında en parlak dönemini yaşadılar. Rodos     Adası'nın bir bölümü Rumlardan alındı.
Menteşeoğulları Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı hakimiyetine alındı (1391). Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulan beylik II.Murat tarafından Osmanlı topraklarına katıldı(1424).

8.    Saruhanoğulları (1313 -1410)
Harzem komutanlarından Saruhan önce Türkiye Selçuklularının hizmetinde idi. Batı Anadolu'ya geldikten sonra Germiyanoğullarının uc beyliği görevinde bulundu. Saruhan Bey, Manisa'yı alarak burada beyliğini kurdu. Denizcilik faaliyetlerinde bulunan Saruhanoğulları, Aydınoğullarıyla işbirliği yaparak Ege adalarına ve Balkanlara seferler düzenlediler.
Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı hakimiyetine alınan beylik, Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kuruldu. Çelebi Mehmet Saruhanoğullarını topraklarına kattı (1410). Böylece Ankara Savaşı'ndan sonra Anadolu'da ikinci defa Türk birliğini sağlama çalışmaları başladı.

9.    Candaroğulları (1292 -1461)Şemseddin Yaman Candar tarafından Kastamonu ve Sinop civarında kuruldu. Kuvvetli bir donanmaya sahip olan Candaroğulları Karadeniz ticareti için Venedik ve Cenevizlilerle bazen dostça geçindiler, bazen de savaştılar.
Osmanlılarla Candaroğulları önceleri iyi geçirdiler. Osmanoğullarınm, Candaroğulların taht kavgalarına karışması tarafların ilişkilerini bozdu. Yıldırım Bayezid Kastamonu koluna hakim oldu (1392). Sinop Kolu ise Ankara Savaşı'ndan sonra Timur'a bağlılığını bildirerek bütün Candaroğulları topraklarına hakim oldular. Bu beyliğe İsfendiyaroğulları da denilmektedir. II.Murat tarafından Osmanlılara bağlanan Candaroğulları Beyliği'ni Fatih tamamen Osmanlı topraklarına kattı (1416).

10.    Pervaneoğulları (1277 -1322)
Türkiye Selçuklu vezirlerinden Muineddin Pervane'nin oğlu Mehmet Bey tarafından Sinop merkez olarak kuruldu. Moğollarla iyi geçinen beylik Kırım'a seferler yaparak Cenevizlilere karşı başarılı oldu. Bu beylik bir süre sonra Candaroğullarına katıldı.

11.    Taceddinoğullan (Canik Beyleri) (1328 -1428)
Beyliğin merkezi Niksar'dır. Taceddin Bey Bafra, Samsun, Terme ve Ordu'yu topraklarına kat-
tı.Yıldırım Bayezid zamanında Osmanlı hakimiyetine giren beylik II.Murat döneminde tamamen Osmanlılara katıldı (1428).

12.    Eşref oğulları (1284 - 1326)
Seyfeddin Süleyman Bey tarafından Beyşehir merkezli kuruldu. Önceleri Türkiye Selçuklularının uc beyliği olan Eşrefoğullarına daha sonra Moğollara bağlandı. Moğolların Anadolu valisi Timurtaş tarafından beylerinin öldürülmesiyle sona erdi (1326).

13.    Alaiye Beyleri (1293 -1471)
I.Alaeddin Keykubat tarafından fethedilen Alanya daha sonraki dönemlerde Karamanoğulları tarafından yönetiliyordu. Karamanoğulları Alaiye'yi Memlüklere sattı (1427). Fatih bu şehri Osmanlı topraklarına kattı (1471).

14.    Sahip Ataoğulları (1275 -1342)
Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata'nın oğulları ve torunları tarafından kuruldu. Türkiye Selçuklularının iç mücadelesine karışan bu beylik önce Moğolların daha sonra da Germiyanoğullarının hakimiyetine girdi.



C. TÜRKİYEDE   KURULAN   DİĞER DEVLETLER

1. Eratna Devleti (1335 -1381)
Uygur Türklerinden Eratna Bey tarafından Orta Anadolu'da kuruldu. Devletin merkezi önce Sivas daha sonra Kayseri oldu. Moğolların Anadolu valisi Timurtaş Anadolu'dan ayrılırken yerine Eratna Bey'i bıraktı. İlhanlı hükümdarı Ebu Said'in ölümüyle başlayan karışıklıklardan faydalanan Eratna kendi devletini kurdu.
Eratna Bey Niğde.Tokat, Amasya ve Erzincan'ı ele geçirdi. Ancak ölümünden sonra zayıflayan beyliğe vezir Kadı Burhaneddin son verdi.

2.    Kadı Burhaneddin Devleti (1381 -1398)
Kadı Burhaneddin tarafından Sivas merkez olarak kuruldu. Kadı Burhaneddin Akkoyunlularla yaptığı bir savaşta öldü ve devleti zayıfladı. Timur tehlikesinin ortaya çıkması üzerine Sivas halkı şehri Osmanlılara teslim etti. Böylece Kadı Burhaneddin Devleti yıkıldı.

3.    Dulkadiroğulları (1337 -1515)
Zeyneddin Karaca Bey tarafından kuruldu. Karaca Bey, Eratna Devleti'nden Elbistan'ı alarak burayı kendine merkez yaptı. Dulkadiroğulları Memlüklere bağlı olarak yaşadılar. Zaman zaman Memlûk hakimiyetinden kurtulmak için Memlüklerle savaştılar.
Osmanlılarla Memlükler arasında tampon olan Dulkadiroğulları zaman zaman iki devlet arasında ilişkilerin bozulmasına ve çatışmalara neden oldu. Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi sırasında Osmanlılara düşmanca tavır takınan Dulkadiroğulları dönüşte yapılan Turnadağ Savaşı'yla Osmanlılara katıldı (1515). Böylece Anadolu'da ikinci defa Türk birliği kesin olarak sağlanmış oldu. Ayrıca Osmanlılarla Memlükler komşu oldu ve devletler arasında savaş kaçınılmaz hale geldi.

4.    Ramazanoğullan (1353 -1608)
Oğuzların bir kolu olan Yüregir Türkmenlerinden Ramazan Bey tarafından Adana ve çevresinde kuruldu. Kurulduğunda Memlüklere bağlı olan devlet, daha sonradan Osmanlıların yanında yer aldı. Ramazanoğulları Yavuz Sultan Selim ile birlikte Memlüklere karşı Mısır Seferi'ne çıktı (1516).
Bu tarihten itibaren Ramazanoğulları Osmanlı hakimiyetine girdi. Ramazanoğlu Pir Mansur görevden alınarak toprakları Osmanlı Beylerbeyliğine çevrildi (1608).

5. Karakoyunlular (1365 -1464)
Oğuz boylarından olan Karakoyunlular, Moğol istilasından sonra Doğu Anadolu'ya gelerek Celayirlilerin hizmetine girdiler. Bayram Hoca Erzurum, Erciş ve Musul dolaylarını alarak bu devleti kurdu.
Karakoyunlular, Azerbaycan'ı Türkleştirdiler, Artuklulara son verdiler ve devlet teşkilatında İlhanlıları kendilerine örnek aldılar. Timur'la mücadele eden Karakoyunlular, Osmanlılara sığınarak Ankara Savaşı'na neden oldular. Karakoyunluları Akkoyunlular yıktı (1469).

6. Akkoyunlular (1350 -1502)
Akkoyunlular Devleti, Diyarbakır merkez olarak Kara Yülük Osman Bey tarafından kuruldu. Devlet en parlak devrini Uzun Hasan zamanında yaşadı. Karakoyunluları yıkan Uzun Hasan merkezini Tebriz'e taşıdı. Uzun Hasan sınırlarını doğuda Horasan'a batıda Fırat'a kuzeyde Kafkaslara ve güneyde Umman Denizi'ne kadar genişletti. Toprakların genişlemesinden cesaretlenen Uzun Hasan kendisini Cihan Hükümdarı gibi görmeye başladı. Doğu Anadolu'ya hakim olma isteği Uzun Hasan'la Fatih'i Otlukbeli Savaşı'nda karşı karşıya getirdi (1473). Bu savaşı kaybeden Akkoyunlular, yıkılış sürecine girdiler. Akkoyunluları Safevi hükümdarı Şah İsmail yıktı (1502).



D.TÜRKİYE SELÇUKLULARI VE ANADOLU BEYLİKLERİ DÖNEMİNDE
                                                 KÜLTÜR VE MEDENİYET


1. Devlet Yönetimi

a. Hükümdar ve Saray Teşkilatı :Eski Türklerde hükümdara Tanrı tarafından Kut verildiğine ve ancak Kut'a sahip olanların Hükümdarlık hakkı bulunduğuna inanılırdı. İslâmi dönemde bu anlayış, halifeden Tanrı adına hükmetme yetkisi almak şeklindeki uygulama ile birleşti. Nitekim Türkiye Selçuklu Devleti'nin kuruluşunda Süleyman Şah'a Melikşah hükümdarlık unvanı vermiş, Abbasi halifesi de hükümdarlığını onaylamıştı.
Hükümdarın milleti Tanrı adına yönetmesi, onlara sınırsız yetki ve keyfilik sağlamıyordu. Ancak Selçuklu hükümdarları Anadolu beylerinden ve meliklerinden bir derece daha üstündü. Türkiye Selçuklularında hükümdarlık babadan oğula veya kardeşlere geçiyordu. Bu da her zamanki gibi taht kavgalarına ve devletin zayıflamasına neden oluyordu. Türkiye Selçuklularında da şehzadelerin yetişmesinde atabeyler görevlendiriliyordu. Karakoyunlular ve Akkoyunlularda da hükümdarlık yöntemleri, Türkiye Selçukluları ve beyliklerinkiyle aynıydı. Beyliklerde de ailenin en nüfuzlu ve yaşlısı beyliğin başına geçiyordu.
Türkiye Selçuklularının saray teşkilatı Büyük Selçukluların saray teşkilatıyla aynıydı.  


b. Merkez Teşkilatı : Türkiye Selçuklu Devletinde önemli devlet işlerini Büyük Divan (Divan-ı Saltanat) ve diğer alt divanlar yürütüyordu. Devletin her türlü siyasi, sosyal, askeri ve ekonomik işlerini yürüten divana sultan veya vezir başkanlık ediyordu. Divan görüşmeleri deftere kaydediliyordu. Divanda katipler, tercümanlar ve memurlar bulunuyordu.
Emir-i Şemşir divanın güvenliğini sağlıyordu. Bugünkü Bakanlar Kuruluna benzeyen divanda Vezir en üst dereceli divan üyesiydi. Büyük Divan'a bağlı alt divanlar şunlardır;

Niyabet-i Saltanat Divanı : Bu divanda kendisine güvenilen devlet adamları ve komutanlar bulunuyordu. Divan'daki bu görevlilere naip denirdi. Hükümdar başkentte bulunmadığında ona ait devlet işlerini yürütür ve hükümdara vekalet ederdi.

Divan-ı İstifa : Devletin mali işlerini yürütürdü. Devletin gelir ve giderlerini hesaplar, vergilerin toplanmasını sağlardı. Divanın başkanı Müstevfi idi.

Divan-ı Arz : Devletin merkezdeki ordusunun maaş ve levazımat işleriyle ilgilenirdi. Savunma işleriyle ilgilenen divan, askerleri defterlere kayıt eder ve denetlerdi.

Divan-ı - Tuğra : Her türlü iç ve dış yazışmalarını yapıyordu. Burada Arapça ve Farsçayı iyi bilen kültürlü kişiler bulunurdu. Buna İnşa Divanı da denir.

Divan-ı İşraf : Askeri ve adli işler dışında idari ve mali yönetimle ilgili işleri yönetirdi.

Pervanecilik : İstihbarat işleri, devlete ait toprakların sayımı ve ülkeye gelen Türkmenlerin yerleştirilmesiyle ilgilenirdi. Has ve iktaları yazar, dağıtır ve takip ederdi.


Anadolu Beylikleri, Karakoyunlular ve Akkoyunlularda da merkez teşkilatı Türkiye Selçuklu Devleti'ndeki gibiydi.









2. Taşra TeşkilatıTürkiye Selçuklu Devleti'nde taşra idari bilimleri şunlardır;
a.    Merkeze Bağlı Vilayetler : Sultan tarafından askeri ve sivil işleri yürütmek üzere vilayetlere ata
nan Subaşılar tarafından yönetiliyordu. Bu vilayether yönüyle divana bağlıydı. Yönetim ve gelirleri
divana aitti.
b.    Meliklerin Yönettiği Vilayetler : Selçuklu ailesinden Melikler tarafından yönetile vilayetlerdir.
Melikler Divana değil doğrudan Hükümdara bağlıydı. Meliklerin divanı, askeri ve vezir bulunuyordu.
Melikler iç işlerinde serbest, dış işlerinde hükümdara bağlıydı.
c.    Uc Eyaletleri : Sınırlarda kurulan bu eyaletlerin başında vali olarak uc beyleri görev yapıyordu.
Türkiye Selçuklularında vilâyetlerde, belediye işlerine bakan Muhtesipler, önemli şehir merkezlerin
de Şıhne isimli askeri valiler, Yargı işlerine bakmak için Kadılar bulunuyordu. Bu görevliler genel
güvenlik ve zabıta işlerini yürütüyordu. Beyliklerde ise. hükümdarın taşrada   iki temsilcisi vardı. Hü
kümdar adına siyasi otoriteyi Mirliva, yargıyı da Kadı temsil ediyordu.
3.    Askeri Teşkilat
Türkiye Selçukluları ve beyliklerin askeri teşkilatı Büyük Selçuklu askeri teşkilatına benzemektedir. Türkiye Selçuklularında ikta ve hassa sistemi askeri teşkilatın dayanağıdır. Türkiye Selçukluları kapıkulu sistemini güçlendirerek Türkmen beylerinin etkisini kırmak için uğraştıysa da başarılı olamadı. Akkoyunlular ve Karakoyunlular askeri teşkilat bakımından Moğolların ve Timurluların, Dulkadiroğulları ve Ramazanoğulları ise Memlüklerin etkisinde kaldılar.

Türkiye Selçuklu Devleti'nin Ordusu
•    Hassa Birlikleri: (Kapıkulu Askerleri)
•    İkta Askerleri: (Tımarlı Sipahiler)
•    Uçlarda Türkmenlerden oluşan kuvvetler
•    Bağlı beylik ve devletlerden alınan askerler
•    Gerektiğinde komşu milletlerden ücretli olarak alınan askerler
Türkiye Selçukluları, donanmaya önem verdiler. Sinop, Alaiye, Antalya ve Samsun gibi merkezlerde tersaneler kurdular. Ordu komutanına Emirül Ümera, donanma komutanına ise Reisü'l Bahr veya Melikü's Sevahil denirdi.

4.    Toprak Yönetimi
Selçukluların Anadolu'da Bizans'tan aldığı toprak devlet malı oldu. Toprakların bir bölümü halka dağıtılarak tarımın verimi artırıldı. Ayrıca toprağın işlenmesiyle ilgili bazı kurallar konuldu. Mülkiyeti devlete ait olan topraklar dört bölüme ayrılıyordu.

a.    Has Arazi : Vergileri hükümdara ayrılan topraklardır.
b.    İkta Arazi : Ordu mensuplarına ve devlet memurlarına hizmet ve maaş karşılığı verilen toprak
lardır. Toprak sahipleri üç yıl toprağını boş bıraktığında iktası elinden alınıyordu. İkta sahipleri gelir
lerinin bir kısmıyla geçimlerini sağlıyor, kalan kısmıyla da atlı asker besliyordu.
c.    Mülk Arazi : Devlet adamlarına başarılarından dolayı verilen topraklardır.
d.    Vakıf Arazi :  Miri ve mülk arazilerden bilimsel ve sosyal kurumların ihtiyaçlarını karşılamak için ayrılan topraklardır.

5.    Hukuk Sistemi
Türkiye Selçukluları hukuk alanında kendilerinden önceki Türk - İslâm devletlerinin etkisinde kaldılar. Hukuk şer'i ve Örfi yargı sistemi olarak ikiye ayrılıyordu.
a.    Şer'i Yargı Sistemi : Davalara hükümdar veya vezir tarafından tayin edilen kadılar bakıyordu.
Bunların başkanına Başkadı (Kazi'l Kuzat) denirdi. Başkam ülkedeki bütün kadıları denetleyebili
      yordu.
b.    Örfi Yargı Sistemi : Asayişi bozan ve yasaları çiğneyenlerle ilgili davaları kapsardı. Bu davalara Emir-i Dâd bakıyordu. Askeri davalara Kadı Asker (Kadı-yı Leşker, Kazasker) denilen ordu komutanları bakıyordu.

Benım Dönem odevının konusu şu :

Gunumuz Aydınlarına gore Mustafa Kemal Ataturk

Bunu nasıl bulucam bana yardımcı olursanız sevınırım..!!
tarihci
günümüz aydınları derken?
Yani Çağdaş ülkelerin ileri gelenlerinin Atatürk düşünceleri ve tavırları ?
tarihci
ATATÜRK HAKKINDA DÜNYA LİDERLERİNİN KİMİSİNDEN DÜŞÜNCELER



Büyük Atatürk'ün ufulünden dolayı teessürümüz o derece derin ve sonsuzdur ki, bunu ifade etmek için kelime bulamıyorum. Çünkü Atatürk, yalnız Türkiye'nin değil, bütün şarkın Ata'sı idi.


Emanullah HAN
Afgan Kralı


----------------------------------------------------------

Istırap çeken dünyada barış ve esenliği yeniden kurmak ve insanlığın yalnız maddi değil, manevi gelişmesini sağlamak isteyenler Atatürk' ün iman verici ve yön göstericiliğinden örnek ve kuvvet alsınlar."

"O, kendi milleti ve beşeriyet alemi için beslediği muhabbetle, bir dahinin neler yarattığına dair, cihana fevkalade heyecanlı bir sahne seyrettirmektedir."

"Atatürk tarihten hakiki dersler almış nadir büyüklerden biridir. Bütün çaba ve uğraşmaları yalnız kendi ulusu içindir."

Prof. Herbert MELZIG
Tarihçi


-----------------------------------------------------------

Ser, dayanıklı ve mücadeleci. Bence harika bir subay. Kelimenin tam manasıyla mükemmel bir yönetici."

General Liman Von Sanders-------------------------------------------------------------

Asker, devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi.
Kendisi, Türkiye'nin, dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine
güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir.

General Mc ARTHUR

--------------------------------------------------------------

Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır.
Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye' nin doğması, yeni Türkiye' nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri koruması, Atatürk' ün Türk halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye' de giriştiği derin ve geniş inkilaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren bir örnek yoktur.

John F. KENNEDY
A.B.D Başkanı


-----------------------------------------------------------------

Benim üzüntüm, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkan kalmamış olmasıdır.

"Sovyet Rusya Hariciye Nazırı Litvinof ile görüşürken kendisine onun fikrince bütün Avrupa' nın en kıymetli ve en ziyade dikkate değer devlet adamının kim olduğunu sordum. Bana Avrupa' nın en kıymetli devlet adamının Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal olduğunu söyledi. "

Franklin D. ROOSEVELT
A.B.D Başkanı
-------------------------------------------------------------

Yeni Türk Devleti ile Ankara Antlaşması' nın imzalanması nedeniyle; "Bizi arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı" diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap:
Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O' nun tüm askerleri burada olsalardı teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir antlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum. (1921)

BRIAND
Fransa Başbakanı

----------------------------------------------------------------

Atatürk'ün askerlik tarafına hayret etmiyorum. Her meslekte deha sahibi insanlar vardır, buna şaşılmaz. Fakat İsviçre Medeni Kanununu kabul etmek ve Türkiye'de yürürlüğe koymak! Bu adeta dehanın da üstünde bir şey.Hukuktan anlayan ve insan haklarına inanan biri sıfatıyla söylüyorum. İşte buna hayranım!

Eduard HERRIOT
Fransa Milli Meclis Başkanı


---------------------------------------------------------------

Atatürk, yalnız Türk Milleti'nin değil, özgürlüğü uğruna savaşan bütün milletlerin önderiydi. O' nun direktifleri altında siz bağımsızlığınıza kavuştunuz. Biz de o yoldan yürüyerek özgürlüğümüze kavuştuk.

Sucheta KRIPALANI
Hint Parlamento Heyeti Başkanı


--------------------------------------------------------------

Savaşta Türkiye' yi kurtaran, Savaştan sonra da Türk Milletini yeniden dirilten Atatürk' ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de büyük kayıptır. Her sınıf halkın O' nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahraman ve modern Türkiye'nin Ata' sına değer bir görünümden başka bir şey değildir.(1938)

Winston CHURCHILL
İngiltere Başbakanı


--------------------------------------------------------------

Mustafa Kemal sosyalist değil, fakat görülüyor ki iyi bir teşkilatçı, yüksek anlayışlı, ilerici ve iyi düşünceli, akıllı bir lider. Mustafa Kemal, soygunculara karşı bir Kurtuluş Savaşı veriyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına ve Sultanı da yaranı ile birlikte alt edeceğine inanıyorum.

LENIN

Fidel Castro'nun Atatürk Hakkındaki Düşünceleri

Castro Atatürk’ü kastederek, “O’nun yaptıklarını ben başaramazdım. Asıl
devrimci Atatürk’tür diyor ve şöyle devam ediyor: “Bu kadar büyük bir devrim
yaptım ama Atatürk’ün yaptıklarını başaramazdım.”.


Atatürk'ün Türkiye'de yaptığını hiçbir kimse hiçbir yere yapmaz
(Yunan Basını)

Bu müstesna ve büyük adamın ölümünden sonra dünya artık eskisi kadar enterasan değil
(Bulgar Basını)

Milleti Atatürk'ün harkulede eserlerini takip edecek itibarını daha fazla artıracaktır
(İsveç Basını)

Atatürk İstiklal hissini taşıyan bütün milletler için ölmez bir semboldür
(Alman Basını)

Onun ölümü bütün dünya için derinliği ölçülmez bir kayıptır
(Rus Basını)

Atatürk birçok insanların başarmağa muktedir olmadıkları işleri başarmakta gösterdiği azim ve cesarete ve elde ettiği başarılara bütün Amerika hayrandır

(Amerika Basını)
__________________




ABD'de söylenenler.....


ABD

Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi
başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern
dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak
kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır.
Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye' nin
doğması, yeni Türkiye' nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli
bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri koruması, Atatürk' ün Türk
halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye' de giriştiği derin ve
geniş inkilaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini
daha başarı ile gösteren bir örnek yoktur.

John F. KENNEDY (A.B.D. Başkanı)


Benim üzüntüm, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun
gerçekleşmesine artık imkan kalmamış olmasıdır.

Franklin D. ROOSEVELT (A.B.D. Başkanı)


Asker-devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi.
Kendisi, Türkiye' nin, dünyanın en ileri memleketleri arasında
hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir
milletin büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine
güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir.

General Mc ARTHUR


Sovyet Rusya Hariciye Nazırı Litvinof ile görüşürken kendisine
onun fikrince bütün Avrupa' nın en kıymetli ve en ziyade
dikkate değer devlet adamının kim olduğunu sordum. Bana
Avrupa' nın en kıymetli devlet adamının Türkiye Cumhurbaşkanı
Mustafa Kemal olduğunu söyledi.

Franklin D. ROOSEVELT A.B.D. Başkanı


Dünya sahnesinden tarihin en dikkatli, çekici adamlarından biri
geçti.

Chicago Tribune


Savaş sonrası döneminin en yetenekli liderlerinden biri.

New York Times


İnsanı teslim alıcı fevkalade önderlik kuvveti vardır. O,
tetiktir, hazır cevaptır, dikkati çekecek kadar zekidir.

Gladys Baker (Gazeteci)



NORVEÇ

Atatürk, tarihte, memleketinin en büyük adamlarından biri
olarak kalacaktır.

Le Morgen Bladet Gazetesi


PAKİSTAN

Kemal Atatürk, yalnız bu yüzyılın en büyük adamlarından biri
değildir. Biz Pakistan'da, Onu geçmiş bütün çağların en
büyük adamlarından biri olarak görüyoruz. Askeri bir deha,
doğuştan bir lider ve büyük bir yurtsever.

Eyüp Han, Pakistan Cumhurbaşkanı


Bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcım iken, O' nun bakışı ile
cihanı kaplayan ve aydınlatan bir güneş haline geldik.

İkbal (Şair)


FİNLANDİYA

Atatürk, olağanüstü nitelikte bir devlet adamı, savaş sonrası
dünya tarihinin en önemli simalarından biri idi.

Hufvud Stadbladet Gazetesi


ÇİN

Mustafa Kemal yeni Türkiye' nin kalbidir. Eski, yıpranmış bir
toplumdan yepyeni, güçlü bir millet yaratmış, eşsiz
kişiliğiyle kendini herkese saydırmış, enerjisiyle herkesi
kendine inandırmıştır.

Ma Shao-Cheng (Yazar)


SURİYE

Vatanını muhakkak bir parçalanmaktan kurtararak devlet
gemisini güvenilir bir limana götürdükten sonra milletinden
bir taht istemedi. O, kelimesinin bütün anlamıyla bir insan,
eşsiz bir dahi, kahraman bir asker ve siyaset adamı idi...

Elifba Gazetesi


Atatürk'ün başardığı işler mucize ve harika kabilindedir.
Birkaç yıl içinde memleketinde yaptığı inkilaplar, birkaç
yüzyılda gerçekleştirilmeyecek işlerdir.

El Tekaddum Gazetesi





Teşekkürler Umarım Kabul Eder siritan
Sayfalar: 1 2
Referans URL