arkadaşlar bilim adamı olan Faraday hakkında geniş bir döküman arıyorum.
kimdir?
ne yapmış ?
vs.vs.
sitenizde aradım fakat yeterli bir bilgi bulamadım.elinde olan veya paylaşmak isteyenler olursa bekliyorum.şimdiden herkeze teşekkür ederim.kolay gelsin.
çok şeyh istedim sizden biliyorum ama
Not::kaynakta olursa yanında ii olur


oy oy oy sen istersinde ben bulmaz mıyım?
Davy' nin en büyük buluşu: Michael FARADAY (1791-1867)
İngilizler, Faraday’ı işte böylesi bir "buluş" olarak anıyorlar. Oldukça “metalik” bir anlatım. Ama olsun. Faraday’ı küçümsemiyorlar aslında.
Faraday , Humpry Davy' nin asistanıydı; Davy’nin ölümünden sonra da onun yerine Kraliyet Enstitüsü’nün laboratuvar şefi oldu. Davy, elektrolizle bir çok elementi bileşiklerinden ayırmayı başarmıştı. Faraday, "Davy' nin en büyük buluşu olarak anılır". O, fizik ve kimya bilimine elektrolizle ilgili olarak düzenli çalışmalar yaptı.
J.Bernal, onu “19. yüzyılın en büyük fizikçisi ve büyük bir olasılıkla tüm fizik tarihi boyunca gelmiş geçmiş en büyük deneysel fizikçi” olarak niteler.
Einstein, onu Galile ve Newton ile kıyaslar. Faraday,yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Hemen hiç öğrenim olanağı bulamadığı halde, dünyanın en seçkin deneysel araştırmacılarından biri oldu. Çocukluğunu bir kitapçıda çıraklık(ciltçilik) yaparak geçirdi. Kitaplar arasında bilime ilişkin olanlara özel bir ilgi gösterir, bunları giderek artan bir ölçüde okuyarak kendini yetiştirmeye çalıştı.Faraday'ın bilim yaşamına katılması rastlantı sonucunda oldu: Bir gün Sir Humphry Davy'nin Kraliyet Enstitüsündeki konferansına gitti. Davy'nin dikkatini çekti ve onun laboratuar asistanı oldu.
İlk çalışmalarını analitik kimya alanında gerçekleştiren Faraday, 1820'de Oersted’in elektromanyetizma ilkesini bulmasından sonra bu konuyla ilgilenmeye başlamıştı. Bir yıl süren deneylerin sonunda içinden elektrik akımı geçen bir temlin tek bir manyetik kutup çevresinde serbestçe dönmeye bırakılması durumunda akımın sürdügü müddetçe bu hareketin de süreceğini kanıtlayan Faraday böylece elektrik motorunun temelinde yatan ilkeyi, yani elektrik kuvvetinin mekanik kuvvete dörnüştürülmesi ilkesini bulmuştu.
Bu buluş elektriği o sıralarda başlangıç aşamasında olan mekanik-endüstriyel devrimin belli başlı öğelerinden biri yapacaktı.
Bunu izleyen yıllar içinde manyetizmi elektriğie dönüştürme girişimlerini başlattı. 1831'de bir elektrik devresinin ve buna eşlik eden elekromanyetik alanın oluşturulması ya da bozulmasıyla elekrik akımlarının ortaya çıkabileceğini, yani elektromanyetik indiküsiyon ilkesini bulduğunu açıkladı. Bundan birkaç hafta sonra manyetizmin elektriğie dönüştürülmesi için gerekli olan koşulları da saptadı ve bir mıknatısı bir bobinin içinde sürekli oynatarak telin içinde bir akım oluşturmayı başardı Bugün elektir gücü endüstirisinin temelinde yatan bu buluşla birlikte ilk elektrik üreteci(jeneratör) yapılmış oluyordu (MÇÖF s: 326)
Faraday'ın en önemli buluşu, "elektromanyetik indüksiyon" denen olaydı. Oersted'in 1820'deki bir akımın magnetik etkisiyle ilgili buluşu biliyordu. O, aynı ilişkiye ters öyönden baktı, mıknatısla elektrik akımı üretme düşüncesi üzerinde durdu.On yıl süren deneylerden sonra 1831'de sonuca ulaştı.ama keşfettiği olayı açıklığa kavuşturmak için araştırmalarını bir süre daha sürdürdü.Faraday buluşunu basit bir deneyle şöyle kanıtlamıştı: Silindir biçimindeki bir karton üzerine bakır teli bir bobin şeklinde sardı.Tellerin uçlarını üretilen akımı ölçmek için bir galvanometreye bağladı. Bobin içine mıknatıssı yaklaştırıp uzaklaştırdığında galvanometreden akım geçtiğini gördü.Bir mıknatısın hareketi ile elektrik enerjisinin üretilmesi, mekanik enerjinin elektrik enerjisine dönüştürtebileceğini gösterdi. Faraday'ın katıksız bilim tutkusuyla sürdürdüğü deneylerden uygulama değeri büyük ve modern endüstrinin temelini oluşturan mekanik elektrik üretimi ve dinamo sistemi doğmuştur.Öte yandan elektrik enerjisinin mekanik işe dönüştürülebilmesiyle de elektrik motorlarının ve tren, tramvay, asansör ve benzeri elektrikli taşıt araçlarının yapımı olanaklı olmuştur.
Faraday, buluşunu başka bir gözlemden yararlanarak açıklamaya çalıştı: Üstünde demir tozları bulunan bir kâğıdı bir mıknatıs üzerinde tuttuğumuzda, tozların şekilde görüldüğü gibi çizgiler oluşturduğunu görürüz.
Faraday, bu çizgilere “manyetik kuvvet çizgileri” adını verir. Ona göre b çizgiler, mıknatısın çevresindeki manyetik alanı temsil etmekte, yönleri de manyetik alanın yönünü göstermektedir. Faraday, mıknatısın hareketi ile bobinde akımın meydana gelmesini, bobinin oluşturduğu devrenin, mıknatısı çevreleyen manyetik kuvvet çizgilerini kesmesine bağlıyordu. Başka bir deyişle, mıknatısın bobin içindeki hareketiyle elektirk akımının meydana gelişi, manyetik kuvvet çizgilerinin iletken devreyi bir tür taramasından ileri geliyordu.
Faraday’ın bu açıklaması matematiksel olarak daha kesin bir biçimde ifade edilebilirdi. Ne var ki, o bir matematikçi değildi. Kuramın matematiksel ifadesi James Clerk Maxwell’in elinde gerçeklişti. Faraday’ın deney sonuçları üzerinde çalışan Maxwell “Faraday’ın Kuvvet Çizgileri” başlığını taşıyan bir çalışmasında (1856), onun fikirlerinin matematiksel terimlerle nasıl ifade edilebileceğini gösterdi.
Maxwell’in daha sonra geliştirdiği elektro-manyetik teori de geniş ölçüde Faraday’ın ulaştığı sonuçlara dayanır. Bu kurama göre, tüm uzay ışık dalgalarının geçişini sağlayan bir ortamla doludur. Işık dalgalarının geçişi, bu ortamdan bir enerjinin geçişi deektir. Enerji, ortamın bir bölümünden bir başka bölümüne geçerken değişik olarak kinetik ve potansiyel enerji biçimleri alır. Şöyle ki, manyetik alandaki bir değişiklik “esir” denen ortamda elektriğin yer değişimine yol açar ve bu potansiyel enerji sağlar. Yer değişiminin yeniden eski haline gelmesi bir manyetik alan yaratır, bu da kinetik enerji sağlar. Bu alan tekrar elektrik yer değişimine yol açar, .. ve bu döngüsel hareket sürüp gider. Böylece meydana gelen “elektromanyetik” dalga birbiriyle değişen manyetik ve elektrik alanlarından ibarettir.Elektrik ve manyetiğin temel yasalarını matematiksel denklemlerle anlatan Maxwell, elektromanyetik dalgaların hızının ışık hızına denk olduğunu göstermekle, aynı zamanda, ışığın elektromanyetik nitelikte olabileceği düşüncesine yol açar ve o zamana dek ayrı olan optik, elektrik ve mıknatıs bilimlerinin birleşme olanını getirir.
Maxwell’in teorik düzeyde matematiksel olarak ulaştığı bu sonucu 1887'de Alman bilim adamı Hertz deneysel olarak kanıtladı. Hertz’in elektrik kaynaklarından elde ettiği dalgalar Maxwell teorisinde öngörülen dalgayla aynı olduktan başka, ışık dalgalarının da tüm özelliklerini taşıyordu. Bunlar, gerçekten şimdi radyo dalgası denilen dalga uzunluğu çok kısa dalgalardı. İşte modern radyo-yayın tekniği dediğimiz son derece ileri bir düzeye erişmiş olan karmaşık endüstrinin temeli Faraday, Maxwell ve Hertz’in bilimsel çalışmalarında yatmaktadır.
Hertz daha da ileri giderek, Maxwell’in elektromanyetik yasalarının elektrikle mıknatıs arasında bir simetri içerdiğini gösterir. Elektrik kuvvet alanında bir değişiklik manyetik kuvvetlerin ortaya çıkmasına, manyetik kuvvet alanında bir değişiklik elektriksel kuvvetlerin ortaya çıkmasına yol açar. Üstelik, değişikliği yeni kuvvetlere bağlayan matematiksel yasalar her iki halde de özdeştir. Hertz’in bu buluşu, elektrik ve mıknatıs kavramlarının aydınlık kazanmasında çok yararlı olmuştur. 1897'de elektronun bulunmasıyla modern elektrik teorisinin esaslarının kurulması tamamlanmış oldu.
KAYNAK
(C.Yıldırım, Bilim Tarihi s:156-157)
. Yüzyilin Iki Büyük Adami: Faraday ve Maxwell
19. yüzyil özellikle elektrik dalinda büyük katkilarda bulunmus iki büyük bilim adami yetistirmistir. Bunlar tam anlami ile deneyci bir bilim adami olan Michael Faraday (1791-1876) ile elektromagnetik kuramiin kurucusu olan James Clerk Maxwell (1821-1879)'dir.
On çocuklu bir demirci ailesinden gelen Faraday, okuma yazma ögrenmenin ötesine geçmeyen bir egitimden sonra bir ciltçinin yaninda çirak olarak çalismaya basladi. Çalistigi iste kitaplarla hasir nesir olabilme firsatini bulan Faraday, elektrik ve kimya konularindaki bilgisini çiraklik yaptigi süre içinde okudugu kitaplardan edindi. 1812 yilinda dükkana gelen bir müsterinin verdigi davetiye ile, o zaman önemli bir üne sahip olan Humphry Davy'nin konferanslarini izleme firsatini buldu. Bu konferanslarda tuttugu notlari ciltleyip Davy'ye yollayinca, Davy bundan çok etkilendi ve Faraday'i yanina asistan olarak aldi. Bir süre sonra Davy ile beraber Avrupa turuna çikip Volta, Ampere, Arago, Gay-Lussac, Biot, Humboldt gibi o zamanin ünlü bilim adamlarini taniyabilmek firsatini buldu.
Avrupa yolculugu sirasinda Faraday'i en çok huzursuz eden olay Davy'nin karisinin kendisine asagilayici bir biçimde usak muamelesi etmesi olmustu. Yavas yavas Faraday'in Davy'den daha yetenekli yönlerinin ortaya çikmasi da Davy'yi huzursuz etmekteydi. Davy'nin kiskançligi iki adamin aralarini açti ve bir süre sonra Faraday ayrilarak bagimsiz çalismaya basladi. Ayrilistan sonra Davy her firsatta Faraday'a karsi insafsiz kiskançlik saldirilarini sürdürmekten kendini alamamistir.
1820 yilinda, daha Faraday Davy ile beraber çalisirken, Oersted'in yayimladigi sonuçlari Davy laboratuvara getirmisti. O siralarda paslanmaz çelik ve kimya üzerinde çesitli arastirmalar yapan Faraday Oersted'in sonuçlarina karsi büyük ilgi duydu ve bu konuda çalismalara baslayarak ilk bulusunu 1821 yilinda yapti. Içinden akim geçen bir telin magnetik kutup etrafinda döndügünü ve de tersine miknatislanmis bir ignenin, içinden akim geçen bir telin etrafinda döndügünü gösterdi. 1821 yilinda karisina bir Noel sürprizi olarak içinden akim geçen bir telin dünyanin magnetik alani etkisi ile döndügünü gösteren deneyi hazirladi.
Faraday 1822 yilinda defterine su sözleri yazmisti: "Magnetizmayi elektrige dönüstür" Gerçekten de Oersted'den beri elektrik akiminin magnetik bir alan olusturdugu biliniyor ancak bunun tersi, yani magnetik alandan nasil elektrik elde edilecegi bilinmiyordu.
1824 yilinda Fransiz fizikçisi Arago ilginç bir gözlemde bulunmustu. Bakir bir yuva içine oturtulmus hassas bir miknatisli pusula yuvasindan çikartilinca uzun bir süre titresimlere giriyordu. Oysa ayni pusula bakir yuvasi içindeyken gözlenen titresimlerin süresi ve genligi daha düsüktü. Arago bu gözlemden kalkarak miknatisli bir ignenin altina bir bakir disk yerlestirdi ve diskin döndürülmesi ile ignenin de döndügünü gördü. Faraday ve birçok bilim adami bu olaylardan haberdar olmakla birlikte bir açiklamasini veremiyorlardi. 1831 yilinda Faraday magnetizmadan elektrik elde etmek amaci ile çalismalarina basladi. Ilk deney düzenegi tahta bir makara üzerine sarilmis ve birbirlerinden patiska ile yalitilmis 12 ayri tel sargidan olusuyordu. Çift sayili ve tek sayili sargilari kendi aralarinda birbirlerine seri olarak baglayarak bu devrelerden birini dogru akim bataryasina öbürünü de akimi ölçebilmek için galvanometreye bagladi. Ancak bataryali devreden geçen akimin öbür devredeki galvanometreyi saptirmadigini gördü. Yüz gözden olusan daha güçlü bir batarya ile ayni deneyi tekrarladiginda devrenin açilip kapanma anlarinda galvanometrede zayif da olsa geçici bir sapma gözledi.
Faraday'in bundan sonra yaptigi deney magnetizmadan elektrigin elde edilebilecegini kesin bir biçimde kanitlayan ünlü tarihsel deney olarak bilinir. Yaklasik 2 cm kalinligindaki bir yumusak demir çubuktan yapilmis 15 cm çapindaki bir halkanin kullanildigi deneyde birbirlerine ve bataryaya seri olarak baglanmis üç sargi ile; iki ucu galvanometreye baglanmis 1.25 mm çapinda 20 metre uzunlugundaki bakir telden olusan diger bir sargi yeralmaktaydi. Faraday bataryali devrenin açilma ve kapanma anlarinda galvanometrede birbirine ters yönlerde büyük sapmalar gözledi. Hemen bunu izleyen deneyde ise Faraday bataryali devre yerine güçlü bir miknatis kullandi. Demir çubuga sarilmis bir telden, miknatisin çubuga yaklastirilip uzaklastirilmasi ile akim geçebildigini gören Faraday, yüzyillardir açiklanamamis olan magnetizma-elektrik iliskisini böylece açiga çikarmis oluyordu.
Faraday artik o zamana kadar açiklanmis olan Arago deneyinin sonuçlarini da açiklayabilmekteydi. Bu deneyde miknatisli göstergenin olusturdugu magnetik alan bakir diskte bir elektrik akimi indüklüyor ve indüklenen akim da ters yönde bir magnetik alan olusturarak göstergenin titresimlerini söndürüyordu.
Faraday'in bir baska ilginç deneyi sürekli bir akimin elde edilebildigi bir elektrik generatörüydü. Bir miknatisin kutuplari arasinda döndürülen bakir bir diskin ekseni ile çeperi arasindan kayan kontaklar araciligi ile sürekli akim elde edilebilecegini göstermisti.
Faraday yukarida sözü edilen deneylerin yanisira daha birçok deneyi 1831 yilinin Ekim ve Kasim aylari içinde tamamlamisti. Vardigi sonuçlari 24 kasim 1831'de Royal Society'nin bir toplantisinda "Elektrikte Deneysel Arastirmalar" basligi altinda sundu. Ilginç bir rastlanti olarak, bugün Faraday yasasi olarak bilinen ve ô= magnetik aki, e= indüklenen gerilim olarak gösterilen endüksiyon ilkesini Amerikali bilim adami Joseph Henry, Faraday'dan bir yil kadar önce bulmustu. Ancak Faraday'in tersine yaptigi çalismalari düzenli bir biçimde yazma aliskanligina sahip olmayan ve Albany Akademisi'ndeki agir ögretim yükü nedeni ile bilimsel çalismalarini genellikle tatil ayi olan Agustos ayina sikistiran Henry'nin, Faraday'in "Elektrikte Deneysel arastirmalar" adli yazisinda sundugu sonuçlari ögrenince içinin burkuldugunu tahmin etmek zor olmasa gerek.
Faraday elektrigin yanisira kimya dalina da önemli katkilarda bulunmus bir bilim adamidir. Elektrokimyanin babasi olarak taninan Faraday bugün elektroliz yasalari diye bilinen yasalarin bulucusudur. Ayrica elektroliz, elektrot, anot, katot gibi sözcükleri ilk ortaya atan da Faraday olmustur.
Dindar bir kisi olan ve son derece mütevazi bir yasam içinde mutlu bir evliligi ömrü boyunca sürdüren Faraday'in dindarligindan gelen ilkelerine sadik bir kisiligi vardi. 1850 yillarinda, Ingiltere, Rusya ile Kirim'da harp halindeyken, Ingiliz hükümeti harpte kullanilabilecek bir zehirli gaz gelistirmesi için Faraday'a basvurmustu. Faraday'in yaniti kesindi. Böyle bir gazin gelistirilmesi mümkün olmakla beraber kendisinin bu tür bir arastirmada yer almasi kesinlikle sözkonusu olamazdi.
Dindarligi ve mutlu bir evlilik sürdürmesi yönünden Faraday'a benzeyen Iskoçyali matematikçi ve fizikçi James Clerk Maxwell taninmis bir ailenin tek çocuguydu. Maxwell'in bilim dünyasina en büyük armagani, geçmisteki deneysel buluslari özümleyen, gelecegin deneysel bulgularina da isik tuta ünlü elektomagnetik kuramidir. Maxwell, Faraday'in imgelemis oldugu magnetik alan ve kuvvet çizgilerinden kalkarak tüm elektrik ve magnetik olaylari ve aralarindaki iliskileri tek ve gerçekten saglam bir matematiksel temele oturtan elektomagnetik kuramini 1864-1873 yilari arasinda tamamlamistir.
Elektrik ve magnetik olaylarin iç içe varolma özelligini ve bu özelligin uydugu yasalari son derece basit görünen birkaç denklem ile özümleyen Maxwell isigin da bir elektomagnetik dalga olarak yorumlanmasi geregini ortaya atmistir. Titresmekte olan bir elektrik yükünün disa dogru degismez bir hizda yayilan bir elektomagnetik alan olusturacagini gösteren Maxwell dalganin yayilma hizini elektrik ve magnetik birimler arasindaki bagintidan sanayide yaklasik olarak 300.000 km olarak hesapladi. Maxwell bu hizin isigin hizina esit olmasinin bir rastlanti olamayacagini düsünerek, isigin da bir elektromagnetik dalga oldugu görüsünü benimsedi. Maxwell'in zamaninda gözle görünen isigi üretecek hizda titresen elektrik yükü elde etmek olanagi yoktu. Bu nedenle bu görüsün deneysel olarak dogrulanabilmesi ancak 19. yüzyilin sonuna dogru gerçeklesmistir.
Maxwell'in sezgileri bazi yönlerden, gelistirdigi elektomagnetik kuramin gerisinde kalmistir. Örnegin elektromagnetik dalgalarin bosluktaki -Einstein'a dek fizikte çok kullanilan bir kavram olan- eter araciligiyla yayildigi ve alan ve kuvvet çizgilerinin eterin degisik biçimler almasindan baska bir sey olmadigi görüsünü savunmaktaydi. Böylece birbirinden uzak iki cismin birbirlerini itip çekmesi, "uzaktan etkileme" yerine eter araciligi ile "degerek etkileme" ilkesine indirgenmis oluyordu. Elektrigin parçaciklardan olustugu -ki Faraday'in elektroliz yasalari bu görüsü destekler nitelikteydi- görüsünü de kabul etmeyen Maxwell'in elektomagnetik kurami bu sezgilerinden arinmisti. Öylesine arinmisti ki 20. yüzyilin basinda Albert Einstein klasik fizigin -veya Newton fziginin- tüm ilkelerini alt üst eden yepyeni bir kuram ortaya attigi zaman Maxwell'in denklemleri geçerliliginden en ufak bir sey kaybetmemisti.
19. yüzyilda elektomagnetik dalinda Oersted ile baslayan bilimsel gelismeler Maxwell ile doruguna erismistir. Bundan sonra yer alan gelismeler Röntgen isinlarinin bulunmasi ile baslayan ve atom fizigi ve elektronik dallarinda büyük asamalara yol açan gelismelerdir.
KAYNAK
Gölcük And.Den.Tek.End.Mes.Lis.Elektrik.Böl.Ögretmenleri :Saki KURTULUS ve Naci DEMIRÖRS..(bu bir makale örneğidir..)
NATTY istersen ingilizce dökümanlarda yazabilirim...BBC veya HARVARD üniversitesine dair vs vs...
19. Yüzyılın İki Büyük Bilim Adamı: Faraday ve Maxwell
19. yüzyıl özellikle elektrik dalında büyük katkılarda bulunmuş iki büyük bilim adamı yetiştirmiştir. Bunlar tam anlamı ile deneyci bir bilim adamı olan Michael Faraday (1791-1876) ile elektromagnetik kuramıın kurucusu olan James Clerk Maxwell (1821-1879)'dir.
On çocuklu bir demirci ailesinden gelen Faraday, okuma yazma öğrenmenin ötesine geçmeyen bir eğitimden sonra bir ciltçinin yanında çırak olarak çalışmaya başladı. Çalıştığı işte kitaplarla haşır neşir olabilme fırsatını bulan Faraday, elektrik ve kimya konularındaki bilgisini çıraklık yaptığı süre içinde okuduğu kitaplardan edindi. 1812 yılında dükkana gelen bir müşterinin verdiği davetiye ile, o zaman önemli bir üne sahip olan Humphry Davy'nin konferanslarını izleme fırsatını buldu. Bu konferanslarda tuttuğu notları ciltleyip Davy'ye yollayınca, Davy bundan çok etkilendi ve Faraday'ı yanına asistan olarak aldı. Bir süre sonra Davy ile beraber Avrupa turuna çıkıp Volta, Ampere, Arago, Gay-Lussac, Biot, Humboldt gibi o zamanın ünlü bilim adamlarını tanıyabilmek fırsatını buldu.
Avrupa yolculuğu sırasında Faraday'ı en çok huzursuz eden olay Davy'nin karısının kendisine aşağılayıcı bir biçimde uşak muamelesi etmesi olmuştu. Yavaş yavaş Faraday'ın Davy'den daha yetenekli yönlerinin ortaya çıkması da Davy'yi huzursuz etmekteydi. Davy'nin kıskançlığı iki adamın aralarını açtı ve bir süre sonra Faraday ayrılarak bağımsız çalışmaya başladı. Ayrılıştan sonra Davy her fırsatta Faraday'a karşı insafsız kıskançlık saldırılarını sürdürmekten kendini alamamıştır.
1820 yılında, daha Faraday Davy ile beraber çalışırken, Oersted'in yayımladığı sonuçları Davy laboratuvara getirmişti. O sıralarda paslanmaz çelik ve kimya üzerinde çeşitli araştırmalar yapan Faraday Oersted'in sonuçlarına karşı büyük ilgi duydu ve bu konuda çalışmalara başlayarak ilk buluşunu 1821 yılında yaptı. İçinden akım geçen bir telin magnetik kutup etrafında döndüğünü ve de tersine mıknatıslanmış bir iğnenin, içinden akım geçen bir telin etrafında döndüğünü gösterdi. 1821 yılında karısına bir Noel sürprizi olarak içinden akım geçen bir telin dünyanın magnetik alanı etkisi ile döndüğünü gösteren deneyi hazırladı.
Faraday 1822 yılında defterine şu sözleri yazmıştı: "Magnetizmayı elektriğe dönüştür"**** Gerçekten de Oersted'den beri elektrik akımının magnetik bir alan oluşturduğu biliniyor ancak bunun tersi, yani magnetik alandan nasıl elektrik elde edileceği bilinmiyordu.
1824 yılında Fransız fizikçisi Arago ilginç bir gözlemde bulunmuştu. Bakır bir yuva içine oturtulmuş hassas bir mıknatıslı pusula yuvasından çıkartılınca uzun bir süre titreşimlere giriyordu. Oysa aynı pusula bakır yuvası içindeyken gözlenen titreşimlerin süresi ve genliği daha düşüktü. Arago bu gözlemden kalkarak mıknatıslı bir iğnenin altına bir bakır disk yerleştirdi ve diskin döndürülmesi ile iğnenin de döndüğünü gördü. Faraday ve birçok bilim adamı bu olaylardan haberdar olmakla birlikte bir açıklamasını veremiyorlardı. 1831 yılında Faraday magnetizmadan elektrik elde etmek amacı ile çalışmalarına başladı. İlk deney düzeneği tahta bir makara üzerine sarılmış ve birbirlerinden patiska ile yalıtılmış 12 ayrı tel sargıdan oluşuyordu. Çift sayılı ve tek sayılı sargıları kendi aralarında birbirlerine seri olarak bağlayarak bu devrelerden birini doğru akım bataryasına öbürünü de akımı ölçebilmek için galvanometreye bağladı. Ancak bataryalı devreden geçen akımın öbür devredeki galvanometreyi saptırmadığını gördü. Yüz gözden oluşan daha güçlü bir batarya ile aynı deneyi tekrarladığında devrenin açılıp kapanma anlarında galvanometrede zayıf da olsa geçici bir sapma gözledi.
Faraday'ın bundan sonra yaptığı deney magnetizmadan elektriğin elde edilebileceğini kesin bir biçimde kanıtlayan ünlü tarihsel deney olarak bilinir. Yaklaşık 2 cm kalınlığındaki bir yumuşak demir çubuktan yapılmış 15 cm çapındaki bir halkanın kullanıldığı deneyde birbirlerine ve bataryaya seri olarak bağlanmış üç sargı ile; iki ucu galvanometreye bağlanmış 1.25 mm çapında 20 metre uzunluğundaki bakır telden oluşan diğer bir sargı yeralmaktaydı. Faraday bataryalı devrenin açılma ve kapanma anlarında galvanometrede birbirine ters yönlerde büyük sapmalar gözledi. Hemen bunu izleyen deneyde ise Faraday bataryalı devre yerine güçlü bir mıknatıs kullandı. Demir çubuğa sarılmış bir telden, mıknatısın çubuğa yaklaştırılıp uzaklaştırılması ile akım geçebildiğini gören Faraday, yüzyıllardır açıklanamamış olan magnetizma-elektrik ilişkisini böylece açığa çıkarmış oluyordu.
Faraday artık o zamana kadar açıklanmış olan Arago deneyinin sonuçlarını da açıklayabilmekteydi. Bu deneyde mıknatıslı göstergenin oluşturduğu magnetik alan bakır diskte bir elektrik akımı indüklüyor ve indüklenen akım da ters yönde bir magnetik alan oluşturarak göstergenin titreşimlerini söndürüyordu.
Faraday'ın bir başka ilginç deneyi sürekli bir akımın elde edilebildiği bir elektrik generatörüydü. Bir mıknatısın kutupları arasında döndürülen bakır bir diskin ekseni ile çeperi arasından kayan kontaklar aracılığı ile sürekli akım elde edilebileceğini göstermişti.
Faraday yukarıda sözü edilen deneylerin yanısıra daha birçok deneyi 1831 yılının Ekim ve Kasım ayları içinde tamamlamıştı. Vardığı sonuçları 24 kasım 1831'de Royal Society'nin bir toplantısında "Elektrikte Deneysel Araştırmalar" başlığı altında sundu. İlginç bir rastlantı olarak, bugün Faraday yasası olarak bilinen ve
? = magnetik akı, e= indüklenen gerilim
olarak gösterilen endüksiyon ilkesini Amerikalı bilim adamı Joseph Henry, Faraday'dan bir yıl kadar önce bulmuştu. Ancak Faraday'ın tersine yaptığı çalışmaları düzenli bir biçimde yazma alışkanlığına sahip olmayan ve Albany Akademisi'ndeki ağır öğretim yükü nedeni ile bilimsel çalışmalarını genellikle tatil ayı olan Ağustos ayına sıkıştıran Henry'nin, Faraday'ın "Elektrikte Deneysel araştırmalar" adlı yazısında sunduğu sonuçları öğrenince içinin burkulduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek.
Faraday elektriğin yanısıra kimya dalına da önemli katkılarda bulunmuş bir bilim adamıdır. Elektrokimyanın babası olarak tanınan Faraday bugün elektroliz yasaları diye bilinen yasaların bulucusudur. Ayrıca elektroliz, elektrot, anot, katot gibi sözcükleri ilk ortaya atan da Faraday olmuştur.
Dindar bir kişi olan ve son derece mütevazi bir yaşam içinde mutlu bir evliliği ömrü boyunca sürdüren Faraday'ın dindarlığından gelen ilkelerine sadık bir kişiliği vardı. 1850 yıllarında, İngiltere, Rusya ile Kırım'da harp halindeyken, İngiliz hükümeti harpte kullanılabilecek bir zehirli gaz geliştirmesi için Faraday'a başvurmuştu. Faraday'ın yanıtı kesindi. Böyle bir gazın geliştirilmesi mümkün olmakla beraber kendisinin bu tür bir araştırmada yer alması kesinlikle sözkonusu olamazdı.
Dindarlığı ve mutlu bir evlilik sürdürmesi yönünden Faraday'a benzeyen İskoçyalı matematikçi ve fizikçi James Clerk Maxwell tanınmış bir ailenin tek çocuğuydu. Maxwell'in bilim dünyasına en büyük armağanı, geçmişteki deneysel buluşları özümleyen, geleceğin deneysel bulgularına da ışık tuta ünlü elektomagnetik kuramıdır. Maxwell, Faraday'ın imgelemiş olduğu magnetik alan ve kuvvet çizgilerinden kalkarak tüm elektrik ve magnetik olayları ve aralarındaki ilişkileri tek ve gerçekten sağlam bir matematiksel temele oturtan elektomagnetik kuramını 1864-1873 yıları arasında tamamlamıştır.
Elektrik ve magnetik olayların iç içe varolma özelliğini ve bu özelliğin uyduğu yasaları son derece basit görünen birkaç denklem ile özümleyen Maxwell ışığın da bir elektomagnetik dalga olarak yorumlanması gereğini ortaya atmıştır. Titreşmekte olan bir elektrik yükünün dışa doğru değişmez bir hızda yayılan bir elektomagnetik alan oluşturacağını gösteren Maxwell dalganın yayılma hızını elektrik ve magnetik birimler arasındaki bağıntıdan sanayide yaklaşık olarak 300.000 km olarak hesapladı. Maxwell bu hızın ışığın hızına eşit olmasının bir rastlantı olamayacağını düşünerek, ışığın da bir elektromagnetik dalga olduğu görüşünü benimsedi. Maxwell'in zamanında gözle görünen ışığı üretecek hızda titreşen elektrik yükü elde etmek olanağı yoktu. Bu nedenle bu görüşün deneysel olarak doğrulanabilmesi ancak 19. yüzyılın sonuna doğru gerçekleşmiştir.
Maxwell'in sezgileri bazı yönlerden, geliştirdiği elektomagnetik kuramın gerisinde kalmıştır. Örneğin elektromagnetik dalgaların boşluktaki -Einstein'a dek fizikte çok kullanılan bir kavram olan- eter aracılığıyla yayıldığı ve alan ve kuvvet çizgilerinin eterin değişik biçimler almasından başka bir şey olmadığı görüşünü savunmaktaydı. Böylece birbirinden uzak iki cismin birbirlerini itip çekmesi, "uzaktan etkileme" yerine eter aracılığı ile "değerek etkileme" ilkesine indirgenmiş oluyordu. Elektriğin parçacıklardan oluştuğu -ki Faraday'ın elektroliz yasaları bu görüşü destekler nitelikteydi- görüşünü de kabul etmeyen Maxwell'in elektomagnetik kuramı bu sezgilerinden arınmıştı. Öylesine arınmıştı ki 20. yüzyılın başında Albert Einstein klasik fiziğin -veya Newton fziğinin- tüm ilkelerini alt üst eden yepyeni bir kuram ortaya attığı zaman Maxwell'in denklemleri geçerliliğinden en ufak bir şey kaybetmemişti.
19. yüzyılda elektomagnetik dalında Oersted ile başlayan bilimsel gelişmeler Maxwell ile doruğuna erişmiştir. Bundan sonra yer alan gelişmeler Röntgen ışınlarının bulunması ile başlayan ve atom fiziği ve elektronik dallarında büyük aşamalara yol açan gelişmelerdir.
Elektrik ve Magnetik Niceliklerin Birimleri
Elektriğin bir bilim dalı olmasında Coulomb yasasının önemine daha önce değinmiştik. 19. yüzyılın ilk yarısına dek elektrik ve magnetizma konularında ortaya konmuş yasaları çizelge 1'de özetledik. Elektrik ve magnetizmanın matematiksel bir bilim dalı olabilmesi için fiziksel niceliklerin birimlerinin tanımlanması gerekiyordu. Bu konuyu ilk kez ciddi bir biçimde ele alan kişiler ünlü matematikçi Karl Friedrich Gauss (1777-1855) ve Wilhelm Weber (1804-1891) olmuştur.
Gauss 1832 yılında milimetre, miligram ve saniye birimlerinden kalkarak bir magnetik birim sistemi geliştirdi. 1839 yılında Gauss bir noktadaki elektik potansiyelini "birim yükün sonsuzdan o noktaya getirilebilmesi için yapılması gereken iş" olarak tanımladı. 1840'tan sonra Weber, Gauss'un başlamış olduğu işi, elektriksel birimleri de tanımlayarak, tamamlamış oldu. Bundan sonra çeşitli zamanlarda toplanan uluslar arası kongrelerde hangi birim sisteminin en yararlı olduğu konusu uzun uzun tartışılmıştır. Birçok nedenden dolayı arap saçına dönmüş olan bu konunun tarihini ve de bugününü önemli bir ilke yeniliği getirilmemiş olması nedeni ile daha fazla tartışmaya gerek görmedik. sürecek
****Faraday, yaşamı boyunca tüm çalışmalarını gayet düzenli bir biçimde defterine not ederdi. Öldükten sonra bu notlar 7 cilt olarak yayımlanmıştır.
KAYNAK
ELEKTİRİK MÜHENDİSLERİ ODASI...
YAZAN: PROF.DR.KENAN İNAN..(ODTÜ ELEKTİRK MÜHENDİSİ AYNI ZAMANDA TÜBİTAK BİLİM KURULU ÜYESİ OLMUŞTUR..)
çok teşekkür ederim sungur alp. geç oldu ama anca cevap verebildim kusuruma bakma.
KAYNAK[/size][/color]
ELEKTİRİK MÜHENDİSLERİ ODASI...
YAZAN: PROF.DR.KENAN İNAN..(ODTÜ ELEKTİRK MÜHENDİSİ AYNI ZAMANDA TÜBİTAK BİLİM KURULU ÜYESİ OLMUŞTUR..)
özellikle ODTÜ kaynaklı olması daha çok hoşuma gitti.çok çok teşekkürler.bulursan yine koy haaa..makale felan

