12-04-2008, 08:00 PM
8-)Zaman zaman günceli geçiştirme olarak da adlandırabileceğimiz böylesi bir tutum ve davranışın ''tarafsızlık'' görünümü altında gerçekleştirildiğine de tanık olunmaktadır.Oysa medya,tarafsızlık adı altında toplumun gözü önüne
''neden-sonuç'' ilişkilerini getirmekten kaçınamaz ve bunu erteleyemez.Medyanın tuttuğu taraf,daima toplumsal
yarardan yana olmalıdır.
9-)Diğer yandan,geniş ölçüde kabul edilen bir tanımlamaya göre medya,geleneksel olarak ulus devletin uluslaşma sürecini yaratmada sahip olduğu eğitim kurumları ya da daha uç bir örnek vermek gerekirse kolluk güçleri gibi,dış bir etken görünümü altında değil,aksine deyim yerindeyse,''ailenin bir ferdi'' gibi iç etkileşim aracı olma özelliğine sahiptir.Bunu daha da açmak gerekirse,medya aracılığıyla topluma ulaştırılan iletiler hem gönüllü olarak kabul edilme esasına dayanır hem de etkileme alanı olarak,toplumun en temel yapı taşı olan ailede en küçükten en büyüğe kadar istisnasız herkese eşit miktarda ve sürede ulaşır.
10-)Bilindiği gibi,kitlesel iletişimin görevlerinden biri de toplumdaki eğitim sürecini kesintisiz sürdürmek ve okuldaki faal öğrenim yaşamını bitirmiş olan geniş halk kitlelerinin örgün eğitim kurumlarından mezun olduktan sonraki eğitim süreçlerinin devamına olumlu katkıda bulunmaktadır.Bu işlem hiç kuşkusuz ,medyanın toplumsal görevleri açısından değerlendirildiğinde onun öneminin bir kez daha ortaya çıkmasına neden olmaktadır.Sonuçta bu işlev toplumsal bilinç düzeyinin yükselmesi,olgunluk kazanması aşamalarında dikkat çekici bir önem arz etmektedir.
11-)Ülkemizdeki medya açısından içinde bulunulan yer ve ortaya konulan üretim değerlendirildiğinde pek çok olumsuzlukla karşılaşmak olası hale gelmiştir.Hatta bu olasılık o derece sık tekrar edilmektedir ki,artık tekrarlar arasındaki fasılalar hemen hemen yok gibidir.Etkilediği kitle açısından değerlendirildiğinde görsel-işitsel kitle iletişim araçları ülkemizde geniş coğrafi bölgelere ve geniş halk kitlelerine ulaşabilmektedir.Buna karşın,bugün Türkiye'de tecimsel(ticari) yayıncılık alanında kamuya hizmet etme anlayışı yok denecek kadar azdır.Oysa medyanın ürettiği hizmet türü yarı kamusaldır.Doğal olarak burada,TRT'nin yapmış olduğu kamu hizmeti yayıncılığını istisna tutmak gerekmektedir.
12-)Türkiye'de medya yapısı gereği,farklı bir alanda faaliyet gösteren özel bir şirket gibi,üretimden sağlayacağı karı en yüksek düzeye çıkarmak ve kar marjını bu seviyede tutmak eğilimi içinde olamaz ve olmamalıdır;çünkü tecimsel de olsa medyanın önceliği kamu yararıdır ve devlet tarafından medyaya sağlanan ayrıcalıkların nedeni de,bu hizmeti üretmesi karşılığında gerçekleşmektedir.Ayrıca medya,yürütmüş olduğu faaliyeti kamusal bir alanda sürdürmesinden dolayı da,kamu çıkarlarını gözetmek zorundadır.
13-)Burada konuya eleştirel bir yaklaşım sağlamak gerekirse,ülkemizde üretilen bu hizmet türünün ne yazık ki,bu tanım ve tariflere uymadığı çok açıktır.Oysa,yetersiz olsa da bu konuda yapılan yasal düzenlemelere uyulması gereği vardır.Yasalar onu uygulayanın adaletiyle değer kazanır ve topluma hizmet eder.
14-)En iyi yasanın bile kötü bir uygulayıcı elinde iyi işletilemeyeceği çok açıktır.Diğer yandan medya kuruluşlarının,toplumumuz yararına ve bu alanın gereklerine göz önünde bulundurarak yayın ve yayım yapmalarının,yine toplumun bu konuda uyanık olmasına bağlı olduğunu belirtmeliyiz.Sağlıklı ve düzgün işleyen bilinçli toplumsal bir kontrol mekanizması,en iyi yasadan daha etkin ve yetkindir.Bu durumda özellikle ülkemizde yapılan ve zaman zaman çok kötü ve uç örnekler şeklinde sergilenen medya faaliyetlerinin normal va sağlıklı bir çizgiye oturtulmasında toplum olarak görevlerimizin olduğunu unutmamalıyız.
15-)Son tahlilde,medyanın toplum üzerinde tartışılmaz ve yadsınamaz etkisinin olduğunu söylemek kadar medya üzerinde toplumsal kontrol ve baskının da olduğunu söylemek yanlış olmasa gerektir.Ünlü bir sözü günümüzdeki medya olgusuna uyarlayacak olursak,şunu söylemek olasıdır:''Her toplum layık olduğu medyaya sahiptir.''
ödevim buraya kadar magnolia sana çok çok çok tşk ederim...
''neden-sonuç'' ilişkilerini getirmekten kaçınamaz ve bunu erteleyemez.Medyanın tuttuğu taraf,daima toplumsal
yarardan yana olmalıdır.
9-)Diğer yandan,geniş ölçüde kabul edilen bir tanımlamaya göre medya,geleneksel olarak ulus devletin uluslaşma sürecini yaratmada sahip olduğu eğitim kurumları ya da daha uç bir örnek vermek gerekirse kolluk güçleri gibi,dış bir etken görünümü altında değil,aksine deyim yerindeyse,''ailenin bir ferdi'' gibi iç etkileşim aracı olma özelliğine sahiptir.Bunu daha da açmak gerekirse,medya aracılığıyla topluma ulaştırılan iletiler hem gönüllü olarak kabul edilme esasına dayanır hem de etkileme alanı olarak,toplumun en temel yapı taşı olan ailede en küçükten en büyüğe kadar istisnasız herkese eşit miktarda ve sürede ulaşır.
10-)Bilindiği gibi,kitlesel iletişimin görevlerinden biri de toplumdaki eğitim sürecini kesintisiz sürdürmek ve okuldaki faal öğrenim yaşamını bitirmiş olan geniş halk kitlelerinin örgün eğitim kurumlarından mezun olduktan sonraki eğitim süreçlerinin devamına olumlu katkıda bulunmaktadır.Bu işlem hiç kuşkusuz ,medyanın toplumsal görevleri açısından değerlendirildiğinde onun öneminin bir kez daha ortaya çıkmasına neden olmaktadır.Sonuçta bu işlev toplumsal bilinç düzeyinin yükselmesi,olgunluk kazanması aşamalarında dikkat çekici bir önem arz etmektedir.
11-)Ülkemizdeki medya açısından içinde bulunulan yer ve ortaya konulan üretim değerlendirildiğinde pek çok olumsuzlukla karşılaşmak olası hale gelmiştir.Hatta bu olasılık o derece sık tekrar edilmektedir ki,artık tekrarlar arasındaki fasılalar hemen hemen yok gibidir.Etkilediği kitle açısından değerlendirildiğinde görsel-işitsel kitle iletişim araçları ülkemizde geniş coğrafi bölgelere ve geniş halk kitlelerine ulaşabilmektedir.Buna karşın,bugün Türkiye'de tecimsel(ticari) yayıncılık alanında kamuya hizmet etme anlayışı yok denecek kadar azdır.Oysa medyanın ürettiği hizmet türü yarı kamusaldır.Doğal olarak burada,TRT'nin yapmış olduğu kamu hizmeti yayıncılığını istisna tutmak gerekmektedir.
12-)Türkiye'de medya yapısı gereği,farklı bir alanda faaliyet gösteren özel bir şirket gibi,üretimden sağlayacağı karı en yüksek düzeye çıkarmak ve kar marjını bu seviyede tutmak eğilimi içinde olamaz ve olmamalıdır;çünkü tecimsel de olsa medyanın önceliği kamu yararıdır ve devlet tarafından medyaya sağlanan ayrıcalıkların nedeni de,bu hizmeti üretmesi karşılığında gerçekleşmektedir.Ayrıca medya,yürütmüş olduğu faaliyeti kamusal bir alanda sürdürmesinden dolayı da,kamu çıkarlarını gözetmek zorundadır.
13-)Burada konuya eleştirel bir yaklaşım sağlamak gerekirse,ülkemizde üretilen bu hizmet türünün ne yazık ki,bu tanım ve tariflere uymadığı çok açıktır.Oysa,yetersiz olsa da bu konuda yapılan yasal düzenlemelere uyulması gereği vardır.Yasalar onu uygulayanın adaletiyle değer kazanır ve topluma hizmet eder.
14-)En iyi yasanın bile kötü bir uygulayıcı elinde iyi işletilemeyeceği çok açıktır.Diğer yandan medya kuruluşlarının,toplumumuz yararına ve bu alanın gereklerine göz önünde bulundurarak yayın ve yayım yapmalarının,yine toplumun bu konuda uyanık olmasına bağlı olduğunu belirtmeliyiz.Sağlıklı ve düzgün işleyen bilinçli toplumsal bir kontrol mekanizması,en iyi yasadan daha etkin ve yetkindir.Bu durumda özellikle ülkemizde yapılan ve zaman zaman çok kötü ve uç örnekler şeklinde sergilenen medya faaliyetlerinin normal va sağlıklı bir çizgiye oturtulmasında toplum olarak görevlerimizin olduğunu unutmamalıyız.
15-)Son tahlilde,medyanın toplum üzerinde tartışılmaz ve yadsınamaz etkisinin olduğunu söylemek kadar medya üzerinde toplumsal kontrol ve baskının da olduğunu söylemek yanlış olmasa gerektir.Ünlü bir sözü günümüzdeki medya olgusuna uyarlayacak olursak,şunu söylemek olasıdır:''Her toplum layık olduğu medyaya sahiptir.''
ödevim buraya kadar magnolia sana çok çok çok tşk ederim...
