23-04-2008, 06:27 PM
1) Kayı boyunun Anadolu'ya geliş nedenlerini açıklayınız.
2) Osmanlı devleti'nin kuruluşu sırasında Anadolu'nun siyasi durumunu açıklayınız.
3) 1.Murat döneminde, Rumeli'de kazanılan hangi başarılar sonucunda, Bizans ile batının bağlantısının kesildiğini açıklayınız.
4) Varna Savaşı'nın nedenini ve sonuçlarını açıklayınız.
5) 2.Kosova Savaşı'nın nedenini ve sonuçlarını açıklayınız.
6) İstanbul'un fethi'ni gerekli kılan nedenleri açıklayınız.
7) İstanbul'un Fethi'nin, Türk ve dünya tarihi açısından ne gibi önemli sonuçlara yol açtığını açıklayınız.
8) Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferlerinin önemli sonuçlarını açıklayınız.
9) Yavuz Sultan Selim'in "doğu siyaseti"ni açıklayınız.
10) Mohaç Savaşı'nın nedenini ve sonucunu açıklayınız.
11) 1533'te avusturya ile yapılan İstanbul antlaşması'nın önemini açıklayınız.
12) Kanuni'nin Fransızlara ekonomik ve ticari ayrıcalıklar tanımasının nedenlerini açıklayınız.
13) Osmanlıların, İranlılar ile yaptıkları 1555 Amasya ve 1590 Ferhat Paşa antlaşmalarının önemini açıklayınız.
1.sorunun cevabı
Osmanlılar Oğuzların Bozok kolunun Günhan soyunun Kayı boyunun Karakeçili aşiretine mensupturlar.
Kayı Boyu, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’ya geldi.
Kayı, güç ve kudret demektir.
Kayıların damgası, iki ok arasında gerilmiş bir yaydır.
Kayılar, I.AlaeddinKeykubat döneminde Ankara Karacadağ’a yerleştirildiler.
Kayılar, bir süre sonra Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i yaylak olarak kullanmaya başladılar. Bu dönemde Kayıların başında Ertuğrul Gazi bulunuyordu
imparatorluk tüm ihtişamıyla parladığı günlerde, sultanlar tarihçilerden o günlere gelişleri hakkında anlatılar oluşturmalarını istemişlerdi. Bu konuda büyük zorluk çekilmişti, hanedanın kökeni, bütünüyle sözlü olan geleneklerden oluşturulmuştu.
Resmi belgeler, XII. Yüzyıldan İran’ın kuzey doğusundaki Mahantz bölgesini yöneten Oğuz boylarından Kayıların* başı Süleyman, batıya yönelmişti, fakat Fırat nehrini geçerken boğularak ölmüştü. Bunun üzerine bu kabileyi, oğlu Ertuğrul Anadolu’ya ulaştırmıştı. Burada Bizanslılar’a karşı savaşmak üzere, günlüklere göre 400 kişiden oluşan ordusunu Selçuklular’ın emrine vermiş ve gazi ünvanını kazanmıştı. Hizmetlerinden dolayı Sultan, Ertuğrul’a İstanbul yakınlarında iki uçbeyliği vermişti. Modern Türk tarihçileri, Kayı boyunun Anadolu’ya geliş tarihinin Malazgirt Savaşı’ndan sonra, yani, XI. Yüzyılda gerçekleştiğini söylerler. Bu da Türkler’in Selçuklular’la akraba oldukları konusunun tartışmalı olduğunu gösterir. Ne olursa olsun 1250 yılında Ertuğrul, 1258’de oğlu Osman’ın doduğu Söğüt** uç beyliğinin sahibi olmuştu.
2.sorunun cevabı
Siyasal gücün yetersiz kaldığı zamanlarda ahiler, kasaba pazarına, çarşısına hakim oldular; şehirli halkın dayanışmasını, hatta tehlikeli anlarda örgütlenerek savunma ve korunmasını bile sağladılar. Ayrıca, kasabadan kasabaya, şehirden şehire haberleşerek ve birbirlerine destek olarak siyasal dağınıklık ve kargaşa dönemlerinde Anadolu'nun toplumsal bütünlüğünün korunmasına yardımcı oldu*lar. On dördüncü yüzyılda Anadolu neredeyse sayısız siyasal birimler arasında bölündüğünde, siyasal gücü kapan beyler, hakimler, valiler kim olursa olsun bir yandan tarikatlar, bir yandan ahiler, şehirli ve köylü halkın benzer kültürel, dinsel ve toplumsal değerler ve davranışlar içinde uyumlu bir hayat sürdürmesinde başlıca rolü oynadılar.
3.sorunun cevabı
Anadolu’nun kuzey batısında, 14. yüzyılın başında kurulan bu küçük Türk Beyliği, o devirde benzerleri çok görülen olaylardan biri olduğundan başlangıçta hemen hiç dikkati çekmemiş ve ancak 1354’te Rumeli’ye geç*tikten sonra Osmanlı Beyliği’nin hayatı temelinden ve süratle değişmiştir. Osmanlıların yüzyıllık bir zaman içinde bir uç beyliğinden bir dünya im*paratorluğu haline gelmesi, Ortaçağ sonrası Doğu Avrupa ve hatta dünya tarihinin de benzeri az görülen olaylarından biridir. Bu gelişmede, bir Oğuz boyu olan Osmanlıların devlet kurma işinde sahip bulundukları di*namizmin büyük payı olmakla beraber, o devirde Bizans’ta ve Avrupa’da mevcut şartların bu büyük başarıdaki katkılarının bugüne kadar gereği gibi araştırılmadığı da bir gerçektir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun temelini Avrupa’daki arazisi oluştura*caktı. Osmanlıların emsalsiz başarıları, Bizans’ın ve diğer Balkan ülkeleri*nin zayıf ve Batı Hıristiyan âleminin karışıklıklar içinde bulunması saye*sinde gerçekleşiyordu. Daha başlangıçta Bizans’ın iç kavgalarına karışıyor ve ülkeyi tanıma fırsatını buluyor. Balkanların zaafını görüyor ve böylece istikbaldeki stratejilerini tayin ediyorlardı.
4.sorunun cevabı
Varna Savaşı
Varna Savaşı 10 Kasım 1444 tarihinde, Macar, Leh, Papalık ve çeşitli Balkan milletlerinden oluşan, Jan Hunyadi komutasındaki Haçlı ordusu ile II. Murat önderliğindeki Osmanlı ordusu arasında bugünkü Bulgaristan'ın Varna şehri yakınında yapılmış bir savaştır.
Savaşın gelişmesi :Osmanlı ve Haçlı orduları bugünkü Bulgaristan'ın Varna kenti yakınlarında karşılaştılar. Sultan Murat’ın bulunduğu yerde bir hendeğin yanında Haçlıların ihlal ettiği Edirne-Segedin Antlaşması'nın metni asılıydı. II. Murat'ın bu savaşta çok başarılı bir strateji uyguladığı bilinmektedir.
Haçlı ordusunun sol tarafında bataklıklar yer almaktaydı. II. Murat savaş alanının avantajını kullanmak için baskın stratejisi kullanmıştır. Güneydeki bataklıkları hesaba katarak sağ kanadının savaş sırasında çevrilmesinin ihtimalini ortadan kaldırmak ve Haçlıları tam bir çembere almak için Haçlıların tek çıkış yolu olan Varna'nın kuzey yoluna 5.000 kişilik bir kuvvet koyarak tam imha düzeni almıştır. Bu düzen Haçlıları psikolojik olarak sarstı. Ama II. Murat yolu tutan kuvvetleri çarpışmalar süresince savaşa sokmadı. Ancak Osmanlı Ordusu'nun en zorlandığı anda bu kuvvetleri çağırdı. Kuzey yolunu boşaltarak dengeyi kendi lehine çevirdi. Haçlılara "Kaçış yolunuz var." mesajı vererek, kaçmaya eğilimli Haçlı askerlerini savaş alanından kaçışa özendirerek bir taşla iki kuş vurmuş oldu.
Haçlı ordularının başında Macar kralı Hunyadi Yanos, Leh kralı Ladislas, Papalık şövalyeleri olan Kardinal Çesarini, Franko, Varadin ve Erlan piskoposları bulunuyordu. II. Murat ise ordusunu kademeli olarak düzenlemiş, Rumeli beylerbeyi Turhan Bey'i Rumeli askeriyle sağa, Anadolu beylerbeyi Karaca Bey'i askeriyle sol tarafa yerleştirmişti. İstanbul'dan getirdiği yeniçeri askerlerini ise bizzat kendi kumandası altında orta kısıma yerleştirmişti.
Savaş başladığında önce Haçlı ordusunun şiddetli saldırısı sonucu Osmanlı ordusunda bir panik havası ortaya çıktı. Haçlı orduları zırhlıydı ve daha az kayıp veriyorlardı. Bu durum Osmanlı ordusunu zor durumda bırakıyordu. Hunyadi Yanos ordusunu disiplinli bir şekilde yönetmekteydi. Osmanlı ordusunun yenilme belirtileri göstermesi üzerine Macar Kralı Ladislas, savaşın başarısını tamamen Hunyadi Yanoş'a bırakmamak için yerinden ayrılarak savaşa katıldı. Osmanlı ordusu merkeze doğru saldıran Haçlı ordusunu geri çekmek için yanlara doğru açıldı ve ortada kalan Haçlı ordusu bu şekilde Osmanlı ordusunun şiddetli saldırıları sonucu yenilgiye uğradı.
Macar kralı Ladislas savaş sırasında başına aldığı bir balta darbesi sonucunu yaşamını yitirdi. Ölen kralın başını yeniçeriler II. Murat'a getirdiler. II. Murat ölen kralın başını yeminini bozduğu Edirne-Segedin Antlaşmasının yanında teşhir ettirdi. II. Murat tam imha stratejisini kuvvetlerinin çok yıpranmaması için iki kademe olarak düzen yaptığı Kosova Savaşına taşımıştır. Tam sonucu da elinde sağ kalan tecrübeli komutanlarla bu savaşta almıştır.
Bazı kaynaklara göre II. Murat savaş alanını gezerken yanındaki yardımcılarına sorar: "Biz bu savaşı nasıl kazanabildik?" Yanındaki vezirlerden biri: "Hanım, şu yerde yatan keferelerde bir tek ak sakallı ihtiyar yok. Biz ihtiyarlarımız yüzünden kazandık,onlar ise ihtiyatsızlıkları yüzünden kaybettiler." cevap verir.
Savaş kazanılmasına karşılık Osmanlılar için çok zor geçmiştir. Bunun nedeni Haçlı askerlerinin hepsinin tepeden tırnağa, savaş atları dahil kalın zırhlarla donatılmış olmasıydı. Varna'da 50.000 tam zırhlı Haçlı askerin öldürülmesine karşılık bu sayıdan çok daha fazla Osmanlı askeri yaşamlarını kaybetti. İşte bu sayı kaybı II. Murat'ı savaşı iki kademeli olarak Kosova'ya taşımasına neden olmuştur. Haçlıların sayısı yaklaşık 120.000 kişi idi. Ve savaş alanından kaçan Haçlı askeri sayısı ise 70.000 civarındaydı
Savaşın sonuçları
Varna Savaşının yapıldığı yerde savaşta ölen kral Ladislas'ın onuruna yapılmış anıtVarna Savaşı tarihin en büyük savaşlarından biridir. Bu savaştan sonra ismini kurtarmak isteyen Hunyadi Yanoş tekrar ordularını toplayarak, kendisine katılmak istemeyen Sırbistan’ı işgal edip Tuna’yı geçecek ve Kosova Meydan Muharebesinde Osmanlı ordusu ile tekrar karşılaşacaktı.
Mora ve Bulgaristan Osmanlı Devleti`ne bağlandı.
5.sorunun cevabı
İkinci Kosova Savaşı (1448)
Polonya ve Macaristan kralı Ladislas'ın, Varna'da ölümünden sonra (1444) Macaristan kral naipliğine getirilen Yanoş Hunyadi, Varna yenilgisinin öcünü almak için kuvvet toplamağa başladı. Bu sırada Osmanlılar, isyan eden Arnavutluk beyi İskender Bey ile uğraştıklarından, Yanoş Hunyadi'nin, Macarlardan başka Eflak, Bohemya ve Almanlardan kuvvet toplamasına engel olamadılar. Sırbistan'a kolaylıkla geçen Yanoş Hunyadi kuvvetleri, Kosova'ya geldi (1448). Osmanlı hükümdarı II. Murad Han da bir süre sonra Kosova'ya vardı. Yanoş Hunyadi, gönderdiği elçi aracılığıyla barış istedi. Ancak bu teklifi kabul edilmedi. Savaş, Yanoş Hunyadi'nin saldırısıyla başladı. Üç gün sürdü (17-19 Ekim). İlk gün, hafif kuvvetlerin birbirlerini denemeleriyle geçti. Şiddetli savaş, ikinci gün öğleden sonra başladı. Gece yarısı Yanoş Hunyadi kuvvetlerinin, Osmanlı ordugâhına yaptığı baskın bir sonuç vermedi. Üçüncü gün sabahtan başlayan savaşta Osmanlılar, plan gereğince sağ ve sol kanatları, yenik düşmüş gibi göstererek geri çektiler. Merkezi müdafaasız bulan Yanoş Hunyadi, hücum emrini verdi. Merkezde bulunan yeniçeriler, haçlılara şiddetle karşı koydular. Haçlılar merkeze yığılınca, sağ ve sol kanatlardan geri çekilen Osmanlı kuvvetleri, bu kanatlardan ve geriden haçlıları sarmağa başladılar. Kısa bir süre sonra, haçlı ordusunda panik başladı. Yanoş Hunyadi, savaş meydanını bırakarak kaçtı. Pek çok haçlı, savaş meydanında kaldı.
İkinci Kosova Savaşı sonucunda Osmanlılar, Balkanlar'a iyice yerleştiler. Yenilen Macarlar, 1456 Belgrad kuşatmasına kadar, Osmanlılarla savaşmadı, özellikle İstanbul'un fethine seyirci kaldılar.
6. ve 7. soruların cevabı
Osmanlıların Rumeli’den Tuna’ya kadar Balkanları fethetmeleri için Avrupa ile Asya arasında engel oluşturan İstanbul’u fethetmeleri gerekiyordu. Bu şehir Bizans’ın elinde bulundukça Osmanlıların Rumeli’ye tamamen hakim olmaları imkansızdı. Varna Savaşı’na gidilirken Çanakkale’nin ve Sarayburnu ve Boğaz yönündeki yerlerin düşman tarafından kesilmiş olması ve İstanbul’un düşmanı kışkırtan imparatorun elinde bulunması sebebiyle, Ceneviz gemilerine 40 bin duka altın ödenerek Rumeli kıyısına yerleştirilen toplar ve lodos dolayısıyla düşman gemilerinin boğazdan uzaklaşmak zorunda kalmaları nedeniyle güçlükle Anadolu Hisarı’ndan Rumeli’ye geçilebilmişti. Bu da iki kıtadaki Osmanlı hakimiyetinin Bizans yüzünden ne kadar ciddi tehlikelere düştüğünü göstermektedir (Yücel, Sevim, 1995). İstanbul’un fethinde Türklerdeki Gazâ fikri de etkili olmuştur. Ayrıca Osmanlı toprakları arasında bulunan Bizans Osmanlı Devleti’nin düşmanlarını koruyup onları Osmanlıya karşı kışkırtıyordu. Bizans Osmanlı şehzadelerini de kışkırtarak devleti iç savaşa sürüklüyordu. Bu yüzden Osmanlı Devleti’nin güvenliği ve geleceği için İstanbul’un fethi zorunlu olmuştu (Eren, 1999). “Roma Devleti’nin 1100 yıllık başşehri ve doğu memleketlerinin gıptayla baktıkları İstanbul’un fethi öteden beri İslam hükümdarlarının ve devlet adamlarının özendikleri, özellikle Hadis-i Şerif sebebiyle arzuladıkları bir şeydi. Hadis-i Şerif şöyledir: İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fethedecek ordunun komutanı ne güzel komutan , askerleri ne güzel asker” (Şeref Efendi, 1995:104). II. Mehmed’in fırsat aradığı Türk-Bizans çatışmasına imparator XI. Konstantin neden oldu. XI. Konstantin Büyük Türk Hakanı’na elçi göndererek , şehzade Orhan’ın Bizans’taki ikameti ve masrafları için Osmanlı Hükümeti’nin verdiği tahsisatın bir misli artırılmasını istemiştir. Elçiler , aksi taktirde şehzade Orhan’ın serbest bırakılacağı tehditini ileri sürmüşlerdir. II. Mehmed’in Karaman Seferi’nde bulunmasından faydalanarak yapılan bu tehdit , genç hükümdara Fetih için aradığı hukuki ve siyasi fırsatı vermiştir. Sultan Mehmed , şehzade Orhan’a hiçbir tahsisat verilmeyeceğini belirtip Bizans elçilerini göndermiştir (Öztuna, 1994). Sultan Mehmed, Karaman Seferi’nden dönünce Çanakkale Boğazı’nda Frenk gemilerinin bulunduğu haberini alınca İstanbul boğazı’na gelip, vaktiyle babasının geçtiği yerden Rumeli tarafına geçti ve “Anadolu Hisarı’nın karşısına bir kale yapılmasını” emretti. Bu emir üzerine Karadeniz’den gelecek her türlü yardıma engel olmak ve iki kıyı arasında karşıdan karşıya geçmeyi sağlamak için Boğazkesen Hisarı denilen Rumeli Hisarı’nın yapılmasına karar verildi. Sultan’ın kale yaptırmak istediği yer, Bizanslıların Hermaneum Promontarium dedikleri, boğazın en dar yeri olup, buradan çok eski devirlerde de karşı kıyıya asker geçirilmiş olduğu rivayet edilmiştir.
8.sorunun cevabı
MISIR SEFERİNİN SONUÇLARI:
1)- Memlük Devletinin ortadan kalkmasıyla bu devletin toprakları Osmanlılara katıldı.( Suriye,
Filistin, Hicaz,Mısır)
2)- Baharat yolunun denetimi Osmanlı Devletine geçti.
3)- Halifelik ve İslam'ın kutsal emanetleri Osmanlılara geçti. (Böylece Osmanlı Devleti İslam
Dünyasının Lideri oldu.)
4)- Venedikliler Kıbrıs Adası için Memlüklere verdikleri vergiyi Osmanlılara vermeye başladılar.
NOT: Osmanlı Devleti Baharat yolundan beklenen ticari kazancı elde edemedi. Çünkü Avrupalıların Ümit
Burnu'nu bulmalarıyla Coğrafi yollar değişmiştir.
NOT: Yavuz'un İran ve Mısır seferleri sonucunda burada bulunan kültürel eserler ile bilim adamları ve
sanatçılar İstanbul'a getirilmiş, böylece Osmanlı Kültüründe doğunun etkisi artmıştır.
9.sorunun cevabı
YAVUZ SULTAN SELIM'IN DOGU SIYASETI
Trabzon'da vali bulundugu siralarda Sah Ismail'in faalietleri sonucu memlekette meydana gelen ve Siîlige dayanan iç isyanin tehlikeli boyutlarini gören Yavuz Sultan Selim, ancak babasinin yerine geçip iç güvenligi sagladiktan sonra yüzünü doguya çevirebilirdi. Bunun için o, önce agabeyleri ile olan taht kavgalarina son vermek üzere harekete geçer. Bundan sonra da içeride huzursuzluga sebep olan kaynagi kurutmayi düsünür. Bu sebeple o, düsüncesini gerçeklestirebilmek için derhal harekete geçer. Her ne kadar Stanford Shaw, onun hakkinda "II. Mehmed (Fâtih)'in enerjik fetih politikasini izlemek ve dünya imparatorlugu kurmak hedefini gerçeklestirmek arzusu ile çikmisti" diyorsa da gerçekte onun hedefi imkânlari ölçüsünde Islâm birligini kurmak ve Sünnî Islâm dünyasi için tehlike olmaya devam eden Siîlige bir set çekme idi.
10.sorunun cevabı
Mohaç Savaşı (1526)
Savaş Sebebi
Savaş, Habsburglar'la yakınlaşan Macaristan'ı, kendisine yönelik tehdit olarak gören Osmanlı Devleti'nin, bu konudaki endişelerini giderecek taleplerini içeren anlaşma girişimlerinin sonuçsuz kalması üzerine, askeri güç kullanma kararının sonucudur.
Sonuçları
Bu kadar kısa sürmesine rağmen savaş, Papalık tarafından o günkü Türkler' e karşı son kalkan olarak görülen Macaristan' ın düşmesi açısından önemlidir. Böylece Avrupa,II.Viyana Kuşatması'na kadar Türklerin yenilemeyecek olduğu düşüncesine sahip olmuştur.
11.sorunun cevabı
İstanbul Antlaşması (1533) 22 Temmuz 1533 tarihinde Osmanlı Devleti ve Avusturya arasında imzalanmış bir barış antlaşmasıdır.
1526 yılında Macaristan, Osmanlı ordusuyla yaptığı Mohaç Savaşını kaybedince bütünlüğünü kaybederek dağıldı. Bu durum Kanuni Sultan Süleyman'ın liderliğindeki Osmanlı Devletini Macaristan'ın egemenliği konusunda Avusturya ile karşı karşıya getirdi. O zamanlar Avusturya'nı başında Kutsal Roma Germen İmparatoru Şarlken'in kardeşi Arşidük Ferdinand bulunuyordu. Ferdinand kendisini Macaristan'ın kralı olarak ilan etmek istiyordu. Osmanlılar ise Macar asili Jan Zapolya'yı desteklediler. Macaristan için yapılan savaşlar hep başarısızlıkla sonuçlanınca Şarlken kardeşi Ferdinand'a Osmanlılar ile anlaşmasını tavsiye etti. O sırada Osmanlıların İran'daki Safevilerle ilişkileri bozulmuştu. Kanuni İran seferine çıkmak istiyordu. Macaristan seferleri Osmanlılara pahalıya mal olduğu için Avusturya ile anlaşmağa karar verdiler.
12.sorunun cevabı
Fransızların Vietnam'a kesin müdahalesi 1883 yılında oldu. Bu müdahaleyle birlikte Fransızların ilk girişimi Vietnam'da ayrıcalıklı bir sınıf yaratmak oldu. Bu amaçla çok az sayıdaki Vietnamlıya güneyde topraklar, maliye ve yönetim alanlarıyla ilgili ayrıcalıklar verildi. Tarım kredileri, tekel bayilikleri sunuldu ve bu kişiler polis tarafından korundu. Fransızların amacı, ayrıcalıklar tanıyarak Fransız Hükümeti yararına etkin ve elverişli bir burjuva sınıfı yaratmaktı. Fakat bu mümkün olmadı. Çünkü Vietnam'da sermaye biriktirme olanakları çok sınırlıydı ve aşırı kazanç sağlayan kesimler bile sermaye biriktiremiyorlardı.
13.sorunun cevabı
AMASYA ANTLAŞMASI(1555):Bu antlaşmayla Tebriz, Azerbeycan'ın büyük kısmı, Doğu Anadolu ve Irak Osmanlılar'a bırakılmıştır. NOT: Amasya Antlaşması ilk Osmanlı-İran Antlaşmasıdır.
FERHAT PAŞA ANTLAŞMASI (1590)
Osmanlılarla İran arasında yapılmıştır.Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti doğuda en geniş sınırlara ulaşmıştır.
ALINTIDIR.
2) Osmanlı devleti'nin kuruluşu sırasında Anadolu'nun siyasi durumunu açıklayınız.
3) 1.Murat döneminde, Rumeli'de kazanılan hangi başarılar sonucunda, Bizans ile batının bağlantısının kesildiğini açıklayınız.
4) Varna Savaşı'nın nedenini ve sonuçlarını açıklayınız.
5) 2.Kosova Savaşı'nın nedenini ve sonuçlarını açıklayınız.
6) İstanbul'un fethi'ni gerekli kılan nedenleri açıklayınız.
7) İstanbul'un Fethi'nin, Türk ve dünya tarihi açısından ne gibi önemli sonuçlara yol açtığını açıklayınız.
8) Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferlerinin önemli sonuçlarını açıklayınız.
9) Yavuz Sultan Selim'in "doğu siyaseti"ni açıklayınız.
10) Mohaç Savaşı'nın nedenini ve sonucunu açıklayınız.
11) 1533'te avusturya ile yapılan İstanbul antlaşması'nın önemini açıklayınız.
12) Kanuni'nin Fransızlara ekonomik ve ticari ayrıcalıklar tanımasının nedenlerini açıklayınız.
13) Osmanlıların, İranlılar ile yaptıkları 1555 Amasya ve 1590 Ferhat Paşa antlaşmalarının önemini açıklayınız.
1.sorunun cevabı
Osmanlılar Oğuzların Bozok kolunun Günhan soyunun Kayı boyunun Karakeçili aşiretine mensupturlar.
Kayı Boyu, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’ya geldi.
Kayı, güç ve kudret demektir.
Kayıların damgası, iki ok arasında gerilmiş bir yaydır.
Kayılar, I.AlaeddinKeykubat döneminde Ankara Karacadağ’a yerleştirildiler.
Kayılar, bir süre sonra Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i yaylak olarak kullanmaya başladılar. Bu dönemde Kayıların başında Ertuğrul Gazi bulunuyordu
imparatorluk tüm ihtişamıyla parladığı günlerde, sultanlar tarihçilerden o günlere gelişleri hakkında anlatılar oluşturmalarını istemişlerdi. Bu konuda büyük zorluk çekilmişti, hanedanın kökeni, bütünüyle sözlü olan geleneklerden oluşturulmuştu.
Resmi belgeler, XII. Yüzyıldan İran’ın kuzey doğusundaki Mahantz bölgesini yöneten Oğuz boylarından Kayıların* başı Süleyman, batıya yönelmişti, fakat Fırat nehrini geçerken boğularak ölmüştü. Bunun üzerine bu kabileyi, oğlu Ertuğrul Anadolu’ya ulaştırmıştı. Burada Bizanslılar’a karşı savaşmak üzere, günlüklere göre 400 kişiden oluşan ordusunu Selçuklular’ın emrine vermiş ve gazi ünvanını kazanmıştı. Hizmetlerinden dolayı Sultan, Ertuğrul’a İstanbul yakınlarında iki uçbeyliği vermişti. Modern Türk tarihçileri, Kayı boyunun Anadolu’ya geliş tarihinin Malazgirt Savaşı’ndan sonra, yani, XI. Yüzyılda gerçekleştiğini söylerler. Bu da Türkler’in Selçuklular’la akraba oldukları konusunun tartışmalı olduğunu gösterir. Ne olursa olsun 1250 yılında Ertuğrul, 1258’de oğlu Osman’ın doduğu Söğüt** uç beyliğinin sahibi olmuştu.
2.sorunun cevabı
Siyasal gücün yetersiz kaldığı zamanlarda ahiler, kasaba pazarına, çarşısına hakim oldular; şehirli halkın dayanışmasını, hatta tehlikeli anlarda örgütlenerek savunma ve korunmasını bile sağladılar. Ayrıca, kasabadan kasabaya, şehirden şehire haberleşerek ve birbirlerine destek olarak siyasal dağınıklık ve kargaşa dönemlerinde Anadolu'nun toplumsal bütünlüğünün korunmasına yardımcı oldu*lar. On dördüncü yüzyılda Anadolu neredeyse sayısız siyasal birimler arasında bölündüğünde, siyasal gücü kapan beyler, hakimler, valiler kim olursa olsun bir yandan tarikatlar, bir yandan ahiler, şehirli ve köylü halkın benzer kültürel, dinsel ve toplumsal değerler ve davranışlar içinde uyumlu bir hayat sürdürmesinde başlıca rolü oynadılar.
3.sorunun cevabı
Anadolu’nun kuzey batısında, 14. yüzyılın başında kurulan bu küçük Türk Beyliği, o devirde benzerleri çok görülen olaylardan biri olduğundan başlangıçta hemen hiç dikkati çekmemiş ve ancak 1354’te Rumeli’ye geç*tikten sonra Osmanlı Beyliği’nin hayatı temelinden ve süratle değişmiştir. Osmanlıların yüzyıllık bir zaman içinde bir uç beyliğinden bir dünya im*paratorluğu haline gelmesi, Ortaçağ sonrası Doğu Avrupa ve hatta dünya tarihinin de benzeri az görülen olaylarından biridir. Bu gelişmede, bir Oğuz boyu olan Osmanlıların devlet kurma işinde sahip bulundukları di*namizmin büyük payı olmakla beraber, o devirde Bizans’ta ve Avrupa’da mevcut şartların bu büyük başarıdaki katkılarının bugüne kadar gereği gibi araştırılmadığı da bir gerçektir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun temelini Avrupa’daki arazisi oluştura*caktı. Osmanlıların emsalsiz başarıları, Bizans’ın ve diğer Balkan ülkeleri*nin zayıf ve Batı Hıristiyan âleminin karışıklıklar içinde bulunması saye*sinde gerçekleşiyordu. Daha başlangıçta Bizans’ın iç kavgalarına karışıyor ve ülkeyi tanıma fırsatını buluyor. Balkanların zaafını görüyor ve böylece istikbaldeki stratejilerini tayin ediyorlardı.
4.sorunun cevabı
Varna Savaşı
Varna Savaşı 10 Kasım 1444 tarihinde, Macar, Leh, Papalık ve çeşitli Balkan milletlerinden oluşan, Jan Hunyadi komutasındaki Haçlı ordusu ile II. Murat önderliğindeki Osmanlı ordusu arasında bugünkü Bulgaristan'ın Varna şehri yakınında yapılmış bir savaştır.
Savaşın gelişmesi :Osmanlı ve Haçlı orduları bugünkü Bulgaristan'ın Varna kenti yakınlarında karşılaştılar. Sultan Murat’ın bulunduğu yerde bir hendeğin yanında Haçlıların ihlal ettiği Edirne-Segedin Antlaşması'nın metni asılıydı. II. Murat'ın bu savaşta çok başarılı bir strateji uyguladığı bilinmektedir.
Haçlı ordusunun sol tarafında bataklıklar yer almaktaydı. II. Murat savaş alanının avantajını kullanmak için baskın stratejisi kullanmıştır. Güneydeki bataklıkları hesaba katarak sağ kanadının savaş sırasında çevrilmesinin ihtimalini ortadan kaldırmak ve Haçlıları tam bir çembere almak için Haçlıların tek çıkış yolu olan Varna'nın kuzey yoluna 5.000 kişilik bir kuvvet koyarak tam imha düzeni almıştır. Bu düzen Haçlıları psikolojik olarak sarstı. Ama II. Murat yolu tutan kuvvetleri çarpışmalar süresince savaşa sokmadı. Ancak Osmanlı Ordusu'nun en zorlandığı anda bu kuvvetleri çağırdı. Kuzey yolunu boşaltarak dengeyi kendi lehine çevirdi. Haçlılara "Kaçış yolunuz var." mesajı vererek, kaçmaya eğilimli Haçlı askerlerini savaş alanından kaçışa özendirerek bir taşla iki kuş vurmuş oldu.
Haçlı ordularının başında Macar kralı Hunyadi Yanos, Leh kralı Ladislas, Papalık şövalyeleri olan Kardinal Çesarini, Franko, Varadin ve Erlan piskoposları bulunuyordu. II. Murat ise ordusunu kademeli olarak düzenlemiş, Rumeli beylerbeyi Turhan Bey'i Rumeli askeriyle sağa, Anadolu beylerbeyi Karaca Bey'i askeriyle sol tarafa yerleştirmişti. İstanbul'dan getirdiği yeniçeri askerlerini ise bizzat kendi kumandası altında orta kısıma yerleştirmişti.
Savaş başladığında önce Haçlı ordusunun şiddetli saldırısı sonucu Osmanlı ordusunda bir panik havası ortaya çıktı. Haçlı orduları zırhlıydı ve daha az kayıp veriyorlardı. Bu durum Osmanlı ordusunu zor durumda bırakıyordu. Hunyadi Yanos ordusunu disiplinli bir şekilde yönetmekteydi. Osmanlı ordusunun yenilme belirtileri göstermesi üzerine Macar Kralı Ladislas, savaşın başarısını tamamen Hunyadi Yanoş'a bırakmamak için yerinden ayrılarak savaşa katıldı. Osmanlı ordusu merkeze doğru saldıran Haçlı ordusunu geri çekmek için yanlara doğru açıldı ve ortada kalan Haçlı ordusu bu şekilde Osmanlı ordusunun şiddetli saldırıları sonucu yenilgiye uğradı.
Macar kralı Ladislas savaş sırasında başına aldığı bir balta darbesi sonucunu yaşamını yitirdi. Ölen kralın başını yeniçeriler II. Murat'a getirdiler. II. Murat ölen kralın başını yeminini bozduğu Edirne-Segedin Antlaşmasının yanında teşhir ettirdi. II. Murat tam imha stratejisini kuvvetlerinin çok yıpranmaması için iki kademe olarak düzen yaptığı Kosova Savaşına taşımıştır. Tam sonucu da elinde sağ kalan tecrübeli komutanlarla bu savaşta almıştır.
Bazı kaynaklara göre II. Murat savaş alanını gezerken yanındaki yardımcılarına sorar: "Biz bu savaşı nasıl kazanabildik?" Yanındaki vezirlerden biri: "Hanım, şu yerde yatan keferelerde bir tek ak sakallı ihtiyar yok. Biz ihtiyarlarımız yüzünden kazandık,onlar ise ihtiyatsızlıkları yüzünden kaybettiler." cevap verir.
Savaş kazanılmasına karşılık Osmanlılar için çok zor geçmiştir. Bunun nedeni Haçlı askerlerinin hepsinin tepeden tırnağa, savaş atları dahil kalın zırhlarla donatılmış olmasıydı. Varna'da 50.000 tam zırhlı Haçlı askerin öldürülmesine karşılık bu sayıdan çok daha fazla Osmanlı askeri yaşamlarını kaybetti. İşte bu sayı kaybı II. Murat'ı savaşı iki kademeli olarak Kosova'ya taşımasına neden olmuştur. Haçlıların sayısı yaklaşık 120.000 kişi idi. Ve savaş alanından kaçan Haçlı askeri sayısı ise 70.000 civarındaydı
Savaşın sonuçları
Varna Savaşının yapıldığı yerde savaşta ölen kral Ladislas'ın onuruna yapılmış anıtVarna Savaşı tarihin en büyük savaşlarından biridir. Bu savaştan sonra ismini kurtarmak isteyen Hunyadi Yanoş tekrar ordularını toplayarak, kendisine katılmak istemeyen Sırbistan’ı işgal edip Tuna’yı geçecek ve Kosova Meydan Muharebesinde Osmanlı ordusu ile tekrar karşılaşacaktı.
Mora ve Bulgaristan Osmanlı Devleti`ne bağlandı.
5.sorunun cevabı
İkinci Kosova Savaşı (1448)
Polonya ve Macaristan kralı Ladislas'ın, Varna'da ölümünden sonra (1444) Macaristan kral naipliğine getirilen Yanoş Hunyadi, Varna yenilgisinin öcünü almak için kuvvet toplamağa başladı. Bu sırada Osmanlılar, isyan eden Arnavutluk beyi İskender Bey ile uğraştıklarından, Yanoş Hunyadi'nin, Macarlardan başka Eflak, Bohemya ve Almanlardan kuvvet toplamasına engel olamadılar. Sırbistan'a kolaylıkla geçen Yanoş Hunyadi kuvvetleri, Kosova'ya geldi (1448). Osmanlı hükümdarı II. Murad Han da bir süre sonra Kosova'ya vardı. Yanoş Hunyadi, gönderdiği elçi aracılığıyla barış istedi. Ancak bu teklifi kabul edilmedi. Savaş, Yanoş Hunyadi'nin saldırısıyla başladı. Üç gün sürdü (17-19 Ekim). İlk gün, hafif kuvvetlerin birbirlerini denemeleriyle geçti. Şiddetli savaş, ikinci gün öğleden sonra başladı. Gece yarısı Yanoş Hunyadi kuvvetlerinin, Osmanlı ordugâhına yaptığı baskın bir sonuç vermedi. Üçüncü gün sabahtan başlayan savaşta Osmanlılar, plan gereğince sağ ve sol kanatları, yenik düşmüş gibi göstererek geri çektiler. Merkezi müdafaasız bulan Yanoş Hunyadi, hücum emrini verdi. Merkezde bulunan yeniçeriler, haçlılara şiddetle karşı koydular. Haçlılar merkeze yığılınca, sağ ve sol kanatlardan geri çekilen Osmanlı kuvvetleri, bu kanatlardan ve geriden haçlıları sarmağa başladılar. Kısa bir süre sonra, haçlı ordusunda panik başladı. Yanoş Hunyadi, savaş meydanını bırakarak kaçtı. Pek çok haçlı, savaş meydanında kaldı.
İkinci Kosova Savaşı sonucunda Osmanlılar, Balkanlar'a iyice yerleştiler. Yenilen Macarlar, 1456 Belgrad kuşatmasına kadar, Osmanlılarla savaşmadı, özellikle İstanbul'un fethine seyirci kaldılar.
6. ve 7. soruların cevabı
Osmanlıların Rumeli’den Tuna’ya kadar Balkanları fethetmeleri için Avrupa ile Asya arasında engel oluşturan İstanbul’u fethetmeleri gerekiyordu. Bu şehir Bizans’ın elinde bulundukça Osmanlıların Rumeli’ye tamamen hakim olmaları imkansızdı. Varna Savaşı’na gidilirken Çanakkale’nin ve Sarayburnu ve Boğaz yönündeki yerlerin düşman tarafından kesilmiş olması ve İstanbul’un düşmanı kışkırtan imparatorun elinde bulunması sebebiyle, Ceneviz gemilerine 40 bin duka altın ödenerek Rumeli kıyısına yerleştirilen toplar ve lodos dolayısıyla düşman gemilerinin boğazdan uzaklaşmak zorunda kalmaları nedeniyle güçlükle Anadolu Hisarı’ndan Rumeli’ye geçilebilmişti. Bu da iki kıtadaki Osmanlı hakimiyetinin Bizans yüzünden ne kadar ciddi tehlikelere düştüğünü göstermektedir (Yücel, Sevim, 1995). İstanbul’un fethinde Türklerdeki Gazâ fikri de etkili olmuştur. Ayrıca Osmanlı toprakları arasında bulunan Bizans Osmanlı Devleti’nin düşmanlarını koruyup onları Osmanlıya karşı kışkırtıyordu. Bizans Osmanlı şehzadelerini de kışkırtarak devleti iç savaşa sürüklüyordu. Bu yüzden Osmanlı Devleti’nin güvenliği ve geleceği için İstanbul’un fethi zorunlu olmuştu (Eren, 1999). “Roma Devleti’nin 1100 yıllık başşehri ve doğu memleketlerinin gıptayla baktıkları İstanbul’un fethi öteden beri İslam hükümdarlarının ve devlet adamlarının özendikleri, özellikle Hadis-i Şerif sebebiyle arzuladıkları bir şeydi. Hadis-i Şerif şöyledir: İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fethedecek ordunun komutanı ne güzel komutan , askerleri ne güzel asker” (Şeref Efendi, 1995:104). II. Mehmed’in fırsat aradığı Türk-Bizans çatışmasına imparator XI. Konstantin neden oldu. XI. Konstantin Büyük Türk Hakanı’na elçi göndererek , şehzade Orhan’ın Bizans’taki ikameti ve masrafları için Osmanlı Hükümeti’nin verdiği tahsisatın bir misli artırılmasını istemiştir. Elçiler , aksi taktirde şehzade Orhan’ın serbest bırakılacağı tehditini ileri sürmüşlerdir. II. Mehmed’in Karaman Seferi’nde bulunmasından faydalanarak yapılan bu tehdit , genç hükümdara Fetih için aradığı hukuki ve siyasi fırsatı vermiştir. Sultan Mehmed , şehzade Orhan’a hiçbir tahsisat verilmeyeceğini belirtip Bizans elçilerini göndermiştir (Öztuna, 1994). Sultan Mehmed, Karaman Seferi’nden dönünce Çanakkale Boğazı’nda Frenk gemilerinin bulunduğu haberini alınca İstanbul boğazı’na gelip, vaktiyle babasının geçtiği yerden Rumeli tarafına geçti ve “Anadolu Hisarı’nın karşısına bir kale yapılmasını” emretti. Bu emir üzerine Karadeniz’den gelecek her türlü yardıma engel olmak ve iki kıyı arasında karşıdan karşıya geçmeyi sağlamak için Boğazkesen Hisarı denilen Rumeli Hisarı’nın yapılmasına karar verildi. Sultan’ın kale yaptırmak istediği yer, Bizanslıların Hermaneum Promontarium dedikleri, boğazın en dar yeri olup, buradan çok eski devirlerde de karşı kıyıya asker geçirilmiş olduğu rivayet edilmiştir.
8.sorunun cevabı
MISIR SEFERİNİN SONUÇLARI:
1)- Memlük Devletinin ortadan kalkmasıyla bu devletin toprakları Osmanlılara katıldı.( Suriye,
Filistin, Hicaz,Mısır)
2)- Baharat yolunun denetimi Osmanlı Devletine geçti.
3)- Halifelik ve İslam'ın kutsal emanetleri Osmanlılara geçti. (Böylece Osmanlı Devleti İslam
Dünyasının Lideri oldu.)
4)- Venedikliler Kıbrıs Adası için Memlüklere verdikleri vergiyi Osmanlılara vermeye başladılar.
NOT: Osmanlı Devleti Baharat yolundan beklenen ticari kazancı elde edemedi. Çünkü Avrupalıların Ümit
Burnu'nu bulmalarıyla Coğrafi yollar değişmiştir.
NOT: Yavuz'un İran ve Mısır seferleri sonucunda burada bulunan kültürel eserler ile bilim adamları ve
sanatçılar İstanbul'a getirilmiş, böylece Osmanlı Kültüründe doğunun etkisi artmıştır.
9.sorunun cevabı
YAVUZ SULTAN SELIM'IN DOGU SIYASETI
Trabzon'da vali bulundugu siralarda Sah Ismail'in faalietleri sonucu memlekette meydana gelen ve Siîlige dayanan iç isyanin tehlikeli boyutlarini gören Yavuz Sultan Selim, ancak babasinin yerine geçip iç güvenligi sagladiktan sonra yüzünü doguya çevirebilirdi. Bunun için o, önce agabeyleri ile olan taht kavgalarina son vermek üzere harekete geçer. Bundan sonra da içeride huzursuzluga sebep olan kaynagi kurutmayi düsünür. Bu sebeple o, düsüncesini gerçeklestirebilmek için derhal harekete geçer. Her ne kadar Stanford Shaw, onun hakkinda "II. Mehmed (Fâtih)'in enerjik fetih politikasini izlemek ve dünya imparatorlugu kurmak hedefini gerçeklestirmek arzusu ile çikmisti" diyorsa da gerçekte onun hedefi imkânlari ölçüsünde Islâm birligini kurmak ve Sünnî Islâm dünyasi için tehlike olmaya devam eden Siîlige bir set çekme idi.
10.sorunun cevabı
Mohaç Savaşı (1526)
Savaş Sebebi
Savaş, Habsburglar'la yakınlaşan Macaristan'ı, kendisine yönelik tehdit olarak gören Osmanlı Devleti'nin, bu konudaki endişelerini giderecek taleplerini içeren anlaşma girişimlerinin sonuçsuz kalması üzerine, askeri güç kullanma kararının sonucudur.
Sonuçları
Bu kadar kısa sürmesine rağmen savaş, Papalık tarafından o günkü Türkler' e karşı son kalkan olarak görülen Macaristan' ın düşmesi açısından önemlidir. Böylece Avrupa,II.Viyana Kuşatması'na kadar Türklerin yenilemeyecek olduğu düşüncesine sahip olmuştur.
11.sorunun cevabı
İstanbul Antlaşması (1533) 22 Temmuz 1533 tarihinde Osmanlı Devleti ve Avusturya arasında imzalanmış bir barış antlaşmasıdır.
1526 yılında Macaristan, Osmanlı ordusuyla yaptığı Mohaç Savaşını kaybedince bütünlüğünü kaybederek dağıldı. Bu durum Kanuni Sultan Süleyman'ın liderliğindeki Osmanlı Devletini Macaristan'ın egemenliği konusunda Avusturya ile karşı karşıya getirdi. O zamanlar Avusturya'nı başında Kutsal Roma Germen İmparatoru Şarlken'in kardeşi Arşidük Ferdinand bulunuyordu. Ferdinand kendisini Macaristan'ın kralı olarak ilan etmek istiyordu. Osmanlılar ise Macar asili Jan Zapolya'yı desteklediler. Macaristan için yapılan savaşlar hep başarısızlıkla sonuçlanınca Şarlken kardeşi Ferdinand'a Osmanlılar ile anlaşmasını tavsiye etti. O sırada Osmanlıların İran'daki Safevilerle ilişkileri bozulmuştu. Kanuni İran seferine çıkmak istiyordu. Macaristan seferleri Osmanlılara pahalıya mal olduğu için Avusturya ile anlaşmağa karar verdiler.
12.sorunun cevabı
Fransızların Vietnam'a kesin müdahalesi 1883 yılında oldu. Bu müdahaleyle birlikte Fransızların ilk girişimi Vietnam'da ayrıcalıklı bir sınıf yaratmak oldu. Bu amaçla çok az sayıdaki Vietnamlıya güneyde topraklar, maliye ve yönetim alanlarıyla ilgili ayrıcalıklar verildi. Tarım kredileri, tekel bayilikleri sunuldu ve bu kişiler polis tarafından korundu. Fransızların amacı, ayrıcalıklar tanıyarak Fransız Hükümeti yararına etkin ve elverişli bir burjuva sınıfı yaratmaktı. Fakat bu mümkün olmadı. Çünkü Vietnam'da sermaye biriktirme olanakları çok sınırlıydı ve aşırı kazanç sağlayan kesimler bile sermaye biriktiremiyorlardı.
13.sorunun cevabı
AMASYA ANTLAŞMASI(1555):Bu antlaşmayla Tebriz, Azerbeycan'ın büyük kısmı, Doğu Anadolu ve Irak Osmanlılar'a bırakılmıştır. NOT: Amasya Antlaşması ilk Osmanlı-İran Antlaşmasıdır.
FERHAT PAŞA ANTLAŞMASI (1590)
Osmanlılarla İran arasında yapılmıştır.Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti doğuda en geniş sınırlara ulaşmıştır.
ALINTIDIR.