Dersizle Forumları

Full Versiyon: ZAMAN BİLDİREN EKLER HAKKINDA SORU
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
AŞAĞIDAKİ CÜMLELERİN ANLATIMINDA ZAMAN BİLDİREN EKLERİN KULLANIMINDA HANGİSİ DARALMAYA YOL AÇMIŞTIR?

A-) Rana bu semti çok sevdiydi derdi, Ahmet!
B-) İstanbul'un taşı toprağı, altındır.
C-) Ne kadar olmuştu, sen buraya geleli.
D-) Sabah 08.00 vapuruna zor yetiştim.
E-) Bugün Sinema da hangi filmler var?

Açıklayarak anlatıma zenginlik katabilirseniz sevirim.siritan

Ayrıca sizin açıklamalarınızdan sonra kendi açıklamamı daha sonra yapacağım. Bilgilerinize......

<Selam ve Muhabbetle Kalınız>
bence cevap c olmalıdır.çünkü ol- muş(kip eki) tu.

bu kelimenin aslı olmaktır.ama (muş) miş li geçmiş zaman ekini alarak daralmaya uğramıştır.
Yanlış seçenek, C şıkkı için anlatımın da yanlış :shy:.....
hadi yaa ilk gözüme o çarpmıştı kusura bakma artık.bu saatte bu kadar oluyor.
Haklısın bu saatte ancak bu kadar olur...

-dıydım, -mıştı, -dımdı, anti- kapkaç, gasp üzerine;

Anlatımda daralmanın örnekleri yanlızca kelimelerle sınırlı değil, zaman bildiren eklerin kullanımında da daralmalar görülmektedir. Belirli geçmiş zamanın hikayesi aldıydım, aldıydın, aldıydı, aldıydık, aldıydıydınız, aldıydılar biçiminde çekilir. Okullarda bu zamanın şahıslara bağlı olarak çekimi böyle öğretilir. Ancak bu çekimi kullanılmadığı öğrencilere hatırlatılmaz; ortaya çıkan bu olumsuzluğu gidermek için de bir çaba sarf edilmez. Bu durum çğretmenin olduğu kadar yazarın da ilgisini çekmez.

Belirsiz geçmiş zamanın hikayesinin de almışım, almıştın, almıştı, almıştık, alımıştınız, almışlardı biçiminde çekimlendiği okullar da verilir; bu çekimin yukarıda açıkladığımız ve çekimini verdiğimiz belirli geçmiş zamanın hikâyesi yerine kullanıldığı, bu sebeple fiillerin zamanlara göre çekiminde bir daralma başladığı üzerinde durulmaz. Kişinin bilgisi, görgüsü altında cereyan eden, kendisinin bizzat şahit olduğu bir olay -miş ile karşılanır. Yazar ki (A) Şıkkında da vermiştim: Rana bu semti çok sevdiydi derdi, Ahmet! cümlesinde şimdi Rana bu semti çok sevmişti deniyor, -mişti ile - diydi arasındaki fark günümüzde gözetilmez olmuştur. "Elime küçük bir kitap geçtiydi" ile "Elime küçük bir kitap geçmişti." arasında kullanım yerleri açısından fark olmalıdır.


Bugünse "Elime küçük bir kitap geçmişti" kullanımı yayılmıştır. Zira
kişi, sanki kitabın ne zaman ve nasıl eline geçtiğinin fakında değildir....

Arkadaşlar bu gibi farklılıklar gözden kaçırılmamalıdır.

<Selam ve Muhabbetle Kalınız>

İyi Akşamlar Dilerim... siritan
anlatım için teşekkürler.
Ben teşekkür ederim. İşlediğimiz anlatımlı konular üzerindeydi. İlköğretim de ve şimdi görmüş olduğumuz dersler arassında birkaç farkı ifade etmek istedim. Bilmem anlatımım nasıl oldu... Zamanında ve şimdi olduğu gibi böyle açık anlatım bulamıyorum doğrusu! Sadece başlık, ekler ve örnekler hakim.

Umarım anlatım açık olmuştur. "Şahsa ait açıklamadır, alıntı değildir." Bunu eklemeği unuttumuzgun3siritan
AŞAĞIDAKİ CÜMLELERİN ANLATIMINDA ZAMAN BİLDİREN EKLERİN KULLANIMINDA HANGİSİ DARALMAYA YOL AÇMIŞTIR?

A-) Rana bu semti çok sevdiydi derdi, Ahmet!
B-) İstanbul'un taşı toprağı, altındır.
C-) Ne kadar olmuştu, sen buraya geleli.
D-) Sabah 08.00 vapuruna zor yetiştim.
E-) Bugün Sinema da hangi filmler var?

kutpoli1982 Demişki:


-dıydım, -mıştı, -dımdı, anti- kapkaç, gasp üzerine;

Anlatımda daralmanın örnekleri yanlızca kelimelerle sınırlı değil, zaman bildiren eklerin kullanımında da daralmalar görülmektedir. Belirli geçmiş zamanın hikayesi aldıydım, aldıydın, aldıydı, aldıydık, aldıydıydınız, aldıydılar biçiminde çekilir. Okullarda bu zamanın şahıslara bağlı olarak çekimi böyle öğretilir. Ancak bu çekimi kullanılmadığı öğrencilere hatırlatılmaz; ortaya çıkan bu olumsuzluğu gidermek için de bir çaba sarf edilmez. Bu durum çğretmenin olduğu kadar yazarın da ilgisini çekmez.

Belirsiz geçmiş zamanın hikayesinin de almışım, almıştın, almıştı, almıştık, alımıştınız, almışlardı biçiminde çekimlendiği okullar da verilir; bu çekimin yukarıda açıkladığımız ve çekimini verdiğimiz belirli geçmiş zamanın hikâyesi yerine kullanıldığı, bu sebeple fiillerin zamanlara göre çekiminde bir daralma başladığı üzerinde durulmaz. Kişinin bilgisi, görgüsü altında cereyan eden, kendisinin bizzat şahit olduğu bir olay -miş ile karşılanır. Yazar ki (A) Şıkkında da vermiştim: Rana bu semti çok sevdiydi derdi, Ahmet! cümlesinde şimdi Rana bu semti çok sevmişti deniyor, -mişti ile - diydi arasındaki fark günümüzde gözetilmez olmuştur. "Elime küçük bir kitap geçtiydi" ile "Elime küçük bir kitap geçmişti." arasında kullanım yerleri açısından fark olmalıdır.


Bugünse "Elime küçük bir kitap geçmişti" kullanımı yayılmıştır. Zira
kişi, sanki kitabın ne zaman ve nasıl eline geçtiğinin fakında değildir....

Arkadaşlar bu gibi farklılıklar gözden kaçırılmamalıdır.

<Selam ve Muhabbetle Kalınız>

İyi Akşamlar Dilerim... siritan



iyi de soruda "daralma" demişsin ama açıklaman "daralma" üzerine değil.
a seçeneğindeki yüklemin kip ekleri arasında (sev - di i - di ) "i"nin düşüp yerine bir kaynaştırma(y) ünsüzünün gelmesi söz konusu...

Daralma dediğimiz şey örneğin "bek - le - yor" şeklinde açılımı olan bir sözcüğün -le yapım ekinin "yor" eki nedeniyle "li" şekline dönüşerek sözcüğün de "bekyor olması durumudur.
"Daralmadan" maksadın "ses daralmasıysa durum bu...

Fakat maksadın "zaman bildiren sözcüğün anlamsal daralmasıysa" böyle konular orta öğretim düzeyini aşar. Hiç girmemek daha iyi...
teşekkürler...
konu kilitli...
Referans URL