Dersizle Forumları

Full Versiyon: insanlığın ortak mirası
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
İNSANLIĞIN ORTAK MİRASI

KAVRAMLAR:

1. İnsan: Bazı özellikleri ile diğer canlılara benzeyen; fakat aklını kullanabilme, konuşabilme, yaratıcı düşünebilme, kendini ve çevreyi tanıyıp ihtiyacına göre değiştirebilme, duygusallık, geçmişi hatırlama... gibi kendine has özellikleriyle onlardan ayrılan üstün bir varlıktır.
2. İnsanlık: Bütün insanlardan oluşan topluluk; iyi doğru, güzel diye vasıflandırabileceğimiz insanı insan yapan niteliklerin hepsine birden insanlık denir. Yardımlaşma, dürüstlük, saygı, sevgi vb)
3. Ortak miras: Geçmişte yaşamış bütün insanların gelecek nesillere bıraktığı maddî-manevî bütün değerlere ortak miras denir.
İnsanlığın ortak mirasını oluşturan sanat, düşünce, edebiyat ve bilim eserleri bir kişi veya millet tarafından meydana getirilirse de bütün insanlığın ortak malı sayılırlar.

* UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Teşkilatı) insanlığın ortak mirasının korunup bütün insanlığa tanıtılması için kurulmuştur.


İNSANLIĞIN SANAT, DÜŞÜNCE, EDEBİYAT ve BİLİM MİRASI

İnsanlığın Sanat Mirası:

Duygu ve düşüncelerin söz, yazı, ses, hareket, renk ve şekille güzel ve etkili bir biçimde anlatılmasına sanat denir. Mimarlık, resim, müzik, tiyatro, roman gibi sanat alanları vardır.

* İlk çağlarda insanlar mağara duvarlarına basit aletlerle günlük yaşamlarındaki olayları anlatan resimler çizmişlerdir.

* Çin, Hindistan, Mısır, Mezopotamya, Anadolu, Yunan, Roma, Güney Amerika medeniyetleri insanlığın sanat mirasının temellerini atmışlardır.

* Evrensel değerler taşıdığı için yüzyıllar ötesinden günümüze ulaşabilen ve yeni eserlere örnek olan bu sanat mirasını korumalıyız.

İnsanlığın Düşünce Mirası:

İlk insanların korkuları ve ihtiyaçları onları düşünmeye yöneltmiştir. Doğayı gözlemek, çevresinde olup bitenleri anlamaya çalışmak, olaylar arasında ilişki kurmak insan düşüncesini geliştirmiştir.

İnsanlar duygu ve düşüncelerini aktarmak için iletişim aracı olarak “dil” ve “yazı”yı kullanmışlardır. Yazının icadı düşüncede ortak mirasın temelini oluşturmuş ve bu ürünlerin sonraki nesillere aktarılmasını ve geliştirilmesini sağlamıştır.

İnsan düşüncesinin gelişmesi “felsefe” bilimini ortaya çıkarmıştır. Felsefe “bilgelik sevgisi”, filozof “bilgeliği seven” anlamına gelir.

Konfüçyüs (Çin/M.Ö.-1000), Buda (Hint), Tales (M.Ö: VI. yy), Heraklitos (Yunan) ilk düşünce ürünlerini ortaya koymuş, evreni tanımaya çalışmışlardır.

Sokrat (M.Ö: IV. yy), “Kendini bil!” sözü ile düşünceyi insanın kendisine yöneltmiş, öğrencisi Platon ve Aristoteles insan düşüncesini geliştirerek sistemli hale getirmişlerdir.

Ortaçağ batı düşüncesinin temelini din oluştururken, İslâm dünyası bilim ve düşünceye önemli katkılarda bulunmuştur. Farabi, İbn-i Sina, Gazali, İbn-i Rüşd, Harizmî gibi...

XV. ve XVI. asırlarda batıda Rönesans (düşünce ve sanatta yeniden doğuş) ve Reform (dinî fikirlerin akılla kontrol edilmesi) hareketleri ile akıl, deney ve gözlemi bilimsel metod haline getirmiştir.

XVII. ve XVIII. yüzyıllarda insanın değerine inanan Hümanizm (insancılık) akımı doğmuş; 1789 Fransız İhtilali ile birlikte J.J. Ruso, Volter, Makyavelli, Montesqiu gibi düşünürlerin özgürlük, eşitlik, adalet, insan hakları vb. fikirleri dünyaya yayıldı.

İnsanlığın Edebiyat Mirası:

Düşünce, duygu, hayal ve gözlemlerin güzel ve etkili bir biçimde söz ya da yazı ile anlatılmasına edebiyat denir. Şiir, öykü, roman, gezi yazıları, tiyatro vb. edebiyat çeşitleri mevcuttur.

İnsanlığın edebiyat mirasını çeviriler vasıtasıyla tanımaktayız. Bunların bazıları Gılgamış Destanı (Babil), Manas Destenı (Kırgız), Romeo ve Jülyet (W. Şekspir), Sefiller (W. Hugo), Don Kişot (Servantes) vb.

İnsanlığın Bilim Mirası:

Evreni ve olaylarını konu edinen, deney ve gözleme dayanan, olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kurarak kanunlara ulaşmaya çalışan sistemli bilgiler bütününe bilim denir.

Ateş ve tekerleği insanlığın ilk bilimsel icatları sayabiliriz.

İlk çağda Babilliler matematik ve astronomi ile ilgilenmişler,bu bilgiler Yunan, Arap ve Avrupalı bilim adamlarınca geliştirilmiştir. Suyun kaldırma kuvvetini bulan Arşimed, bu çağın en önemli bilim adamıdır.

Orta çağ batıda karanlık dönem olarak anılır. XV. ve XVI. yüzyıllarda Rönesans ve Reform hareketleriyle bu karanlık aydınlanmıştır. XVII. yüzyıl Aydınlanma Çağı kabul edilmektedir. Bu dönemde akıl ve bilim egemen olmuştur. Matbaa sayesinde bilginin yayılması kolaylaşmıştır. Kopernik’in güneş sistemi teorisi Kepler ve Galileo tarafından gelştirilmiştir. Newton yerçekimi kanunu bulmuştur. Bacon bilimin yöntemini ortaya koymuştur. Descartes ise matematiği geliştirmiştir.

Yeniçağ’da bilim, sanat ve felsefede çok ilerlemeler olmuştur. Çağımız Atom çağı, Uzay çağı, bilgi ve iletişim çağı olarak adlandırılmaktadır. Atom parçalanmış; Ay’a çıkılmıştır. Teknoloji ve iletişim alanındaki gelişmelerle dünya küçülmüş; bilgisayar hayatı kolaylaştırmış, sesten hızlı uçaklar yapılmıştır.

İNSANLIĞIN ORTAK MİRASININ ÖNEMİ

İnsanoğlu ortak miras sayesinde doğaya hâkim olmuş; bilim,felsefe ve sanatı geliştirerek yaşamını kolaylaştırmış ve güzelleştirmiştir. Medeniyetler hakkında bilgi sahibi olmuşlar, insan haklarını geliştirmişlerdir.

1. Ortak mirasın oluşumu: İnsanların var oluşuyla başlayan ortak mirasın oluşumu; tabiatla yapılan mücadelenin sonuçlarının nesilde nesile aktarılıp geliştirilmesiyle günümüze kadar gelmiştir.

2. Ortak miras tek bir ulusa ait değildir: Yaşadıkları coğrafya ve ihtiyaçlarına göre kimi toplumlar araç-gereç yapımında, kimileri felsefe, sanat ve edebiyat dalında gelişme göstermişler; eserleri kendileriyle sınırlı kalmamış ve bütün toplumlara yayılmıştır. Bu sebeple, bütün milletlerin katkılarıyla oluşan ortak miras, yalnızca bir topluma ait değildir. Örneğin, yazıyı Sümerler, kâğıdı Mısırlılar, parayı Lidyalılar, telefonu Amerikalılar icat etmişler ama bütün dünyaya yayılmıştır.

3. Ortak mirasa katkıda bulunmanın önemi: Ortak miras ürünleri bütün insanlığa ve daha iyi bir dünya kurulmasına hizmet ettiği için, bizler de bu mirasa katkıda bulunmalıyız.

4. Ortak mirastan yararlanma hakkının önemi: Toplumların gelişmesi, dünya barışının sağlanması, ortak miras ürünlerinden herkesin yararlanmasına bağlıdır. Böylece ülkeler arasındaki kültürel, sosyal ve ticarî ilişkiler en üst seviyeye çıkar.

Ortak mirasın korunması:

Kütüphaneler, müzeler, UNESCO (BM Eğitim, bilim ve kültür teşkilatı), Kültür ve Tabiat Varlılarını Koruma Kurulları, Meslek Odaları vb. insanlığın ortak mirasını korumak için oluşturulan kuruluşlardır.


İNSAN HAKLARI

KAVRAMLAR

1. Hak: Birinin, bir şey üzerindeki yetkisi, bir kimseye ait olan pay. Her hak, ona saygı gösterilmesi zorunluluğunu da beraberinde getirir. Hak kavramı zaman içinde ve toplumların yapısına göre değişebilir. Örneğin çok eşle evlilik, kadınların seçme ve seçilme hakkı vb.

2. İnsan hakları: Bütün insanların, sadece insan oldukları için sahip oldukları haklardır. Bu hakların temelinde, insanın değerli bir varlık olduğu anlayışı yatar.

2a. Birinci tür haklar: İnsanın sadece insan olmakla sahip olduğu haklardır: Yaşama, özgürlük, eşitlik, güvenlik, kişi dokunulmazlığı gibi.

2b. İkinci tür haklar: İnsanın bir ülkenin vatandaşı olmakla sahip olduğu sosyal, ekonomik ve siyasal haklardır. Beslenme, eğitim, sağlık, çalışma, seçme ve seçilme gibi haklar.

2c. Üçüncü tür haklar (dayanışma hakları): Devlet ve vatandaşın ortak sorumlulukları arasında sayılan haklardır. Çevre, barış gibi haklar.

3. Evrensellik: Bütün insanlığı ilgilendiren, dünya çapında olan şeye evrensel denir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 2. Maddesinde yer alan, “Irk, dil, din, renk, cinsiyet, inanç, sosyal köken ya da başka bir sebeple ayrım olmaksızın herkes bu belgede yer alan haklardan yararlanır.” İfadesi insan haklarının evrenselliğini gösterir.


İNSAN HAKLARI DÜŞÜNCESİNİN GELİŞİMİ

1. İnsan hakları düşüncesinin ortaya çıkışı: İlk insanların karşılaştıkları güçlükler, tabiattaki tehlikeler insanlar arasında dayanışmayı doğurdu. Zamanla kazanılan bazı hakların korunması için örgütlenme ihtiyacı duydular ve devlet dediğimiz birlik ortaya çıktı. Ancak bu ilk devletlerde herkes eşit haklara sahip değildi. Toplum kral, soylular, din adamları, halk ve köleler gibi farklı sınıflara ayrılmıştı. Bu durum Yeniçağa kadar sürdü.

Yüzyıllarca süren “eşit haklara sahip olma mücadelesi” Magna Carta (Büyük Özgürlük Bildirgesi/1219) ile İngiltere’de sınırlı bir başarıya ulaştı. Kral Yurtsuz John’un büyük toprak sahiplerine tanıdığı bu haklar, bütün insanlar için geçerli haklara ulaşmada çok önemli bir basamak oldu.

2. Yeniçağ’da insan hakları düşüncesinin gelişimi: XVII. ve XVIII. yüzyıllarda insan hakları düşüncesinin gelişmesine en büyük katkıyı T. Hobbes, J.J.Ruso, gibi “doğal hukuk” ekolünü savunan aydınlar yapmıştır. (Doğal haklar daha sonra temel haklar adını alacaktır.)

* İlk olarak 1689’da İngiltere’de ilan edilen Haklar Bildirgesi’nde, yaşama, özgürlük, eşitlik, mülk edinme gibi doğal haklar kabul edilmiştir.

* 1776’da ilan edilen Amerika Bağımsızlık Bildirgesi ile bunlara vicdan özgürlüğü, basın özgürlüğü, dilekçe hakkı, mutluluğu arama hakkı eklenmiştir.

* 1789 tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi ile şu haklara yer verilmiştir.
- Bütün insanlar özgür doğar ve eşit haklara sahiptir.
- Devlet, temel hak ve özgürlükleri korumakla görevlidir.
- Yasalar önünde bütün insanlar eşittir.

(Özgürlük, başkalarının haklarını ihlal etmemek şartı ile istediğini yapmakta serbest olmaktır.)

3. XX. Yüzyılda insan hakları düşüncesindeki gelişmeler: II. Dünya Savaşı sonrası Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulunca, insan hakları ülkelerin iç meselesi olmaktan çıkarılmış, insan haklarının uluslararası seviyede korunması için 10 Aralık 1948’de İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi imzalanmıştır. Yaşama, kişi güvenliği, işkence yasağı, kölelik yasağı, yasalar önünde eşitlik, konut dokunulmazlığı, özel yaşamın gizliliği, din, vicdan, düşünce ve inanç özgürlüğü gibi haklar yer almıştır. Ayrıca sosyal güvenlik, sağlık, eğitim, dinlenme, tatil gibi yeni haklar getirilmiştir.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin yaptırım gücünü artırabilmek için 3 Kasım 1953’te Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi imzalanmıştır. (Türkiye bu sözleşmeye 1954 yılında imza atmıştır). Hak aranmasında kişisel başvuru hakkı tanınmıştır.


EVRENSEL İLKELER OLARAK İNSAN HAKLARI





Referans URL