Dersizle Forumları

Full Versiyon: Oratorya NediR...?
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
ARKADAŞLAR ORATORYA NEDİR? DIYE BIR YAZI ARIYORUM BULABİLİRSENİZ SEVİNİRİM...ODEVİM İÇİN GEREKLİ...!!!:rolleyes:
Solo sesler, koro ve orkestra için yazılmış, oyun ögesi bulunmayan, kutsal nitelikteki müzik eserleridir... ÖRNEĞİN:Yunus Emre Oratoryosu gibi.
caycumali_ersin Demişki:

Solo sesler, koro ve orkestra için yazılmış, oyun ögesi bulunmayan, kutsal nitelikteki müzik eserleridir... ÖRNEĞİN:Yunus Emre Oratoryosu gibi.



İlginiz için saolun...
Peki oratorya hakkında uzun bir yazıyı nerden bulabilirim lütfen odevim için gerekli yoksa sıfır (0) alacam bir ögrenci için sıfır almak çok kötü birşey...
sunguralp
Oratoryo

(İtalyanca: Oratorio), 16. yüzyılın ikinci yarısında Roma'da ortaya çıkan, hem kiliseyle, hem de tiyatroyla ilgili müzik türü. Lirik, epik ve dramatik türleri olan oratoryonun motet'le çile ile (paston), kantat ve kimi zaman da operayla yakınlığı vardır.

Kaynağı kesin olarak bilinmemekle birlikte, çile'yi anlatan dini şarkıların oratoryoyu ortaya çıkardığı düşünülmektedir. Obrecht, Sermizy ve Lassus çile'lerini besteledikleri sırada "dramatik diyalog" ilkesine uydular. 1563'e doğru Oratorium Tarikatı'nın kurucusu Aziz Filippo Neri, Anomuccia, Palestrina ve Soto da Langa'dan sonra da Felice Anerio'dan, San Girolamo della Carita veya Santa Maria in Vallicella kilisesinde düzenlediği dini toplantılar için Laudi spirituali'ler yazmalarını istedi. Oratoryo terimi işte buradan gelir.




Konu başlıkları

1 Tarihçe
1.1 Napoli okulu 1.2 Almanya'da oratoryo 1.3 Fransa'da oratoryo
2 Modern oratoryo 3 Türk oratoryoları 4 Ayrıca bakınız 5 Kaynak
Tarihçe
1600'de Emilio dei Cavaileri, Santa Maria in Vallicella'da, daha sonraları Agazzari ve Laudi'nin yazdıkları gibi gerçek bir ruhani opera olan Rappresentazione di Anima Corpo'yu (Ruh ve Bedenin Temsili) icra ettirdi. Carrisimi ise daha çok İncil ve Tevrat hikayeleri yazarak, bunlarda serbest melodi ile recitativo arasında tam bir denge kurmayı başardı: İtalya'da ve yabancı ülkelerde birçok besteci onu örnek aldı: Napoli'de Scarlatti, Viyana'da Caspar von Keril ve Fransız M.A. Charpentier.


Napoli okulu

Bütün opera bestecileri oratoryolar yazdılar: İtalya'da Draghi, Stradella, A. Scarlatti, Lotti, Caldara ve Jommelli. Almanya'da ise, Heinrich Schütz, kutsal senfonilerinde ve Noel Oratoryosu'nda Monteverdi'yi sürdürüyor ve Johann Sebastian Bach'ı müjdeliyordu. Bu arada birçok öğrenci yetiştirdi. Provenzale ile Alessandro Scarlatti tarafından kurulan Napoli okulu 17. yüzyıl sonunda ve yüzyıl boyunca Venedik ve Roma okullarını gölgede bıraktı. Bu okula bağlı olanların bellibaşlıları: İtalya'da Piccinni, Anfossi, Galuppi ve Sacchini, sonraları Cimarosa, Paisiello, Salieri, Paer ve Zingarelli; Orta Avrupa'da Gassmann Kozeluh, Holzbauer, Josef Haydn, Wagenseil, Mozart, onları Beethoven devrine kadar izleyen Naumann, Himmel, Dittersdorf, Weigl ve Simon Mary.


Almanya'da oratoryo


Alman oratoryosunda koronun büyük bir yer tutmasına karşılık, İtalyan operasında koro ikinci planda kaldı. Oratoryoyu Hamburg'a 1715'te Mattheson soktu. Onun, İncil ile ilgili bestelerinden otuziki oratoryosu ile Händel ve Çileleri ile Noel Oratoryosu (kır kantatları dizisi) gibi ölümsüz şaheserleri olan Johann Sebastian Bach ilham aldılar; Keiser, Telemann, Schieferdecker, Kunzen'ler C.P.E. Bach İsraeliten in den Wüsle (İsrailliler Çölde, 1775), İsa'nın ölümü, Händel estetiğini örnek alan oratoryolar bıraktılar. Haydn ise, konusunu Tekvin'den ve Milton'ın Kayıp Cenneti'nden alan Die Schöpfung (Yaratılış, 1798), ardından da Die Jahreszeiten'i (Mevsimler) yazdı.


Fransa'da oratoryo

Fransa'da ise Mondonville'in Fransız oratoryoları aslında büyük motetlerdi. Persuis, Davesnes, Gossec, Edelmann, Rigel, Vogel, Le Noble, Le Sueur, dini bestelerine tasviri bölümler kattılar. Almanya'da 1803'te Beethowen Christus am Olberge (İsa Zeytin Dağında) adlı eserini verdi. Bundan kısa bir süre sonra da Mendelssohn, Schumann, Brahms, Liszt ve Dvorjak yeni şaheserler yarattılar. Fransa'da ise Cesar Franck Berlioz Gounod'nun eserleri sayılabilir.


Modern oratoryo


Modern oratoryo besteleri arasında Fransa'da V. d'Indy, Debussy, Gabriel Pierné, Milhaud, Arthur Honegger (Kral Davut), Cl. Delvincourt (Lucifer) senfonik oratoryo geleneğini sürdürdüler. İtalya'da yeni klasikçilerden Raimondi, Perosi, Tebaldini ve Bossi'nin yanı sıra, uluslararası bir anlatıma ulaşmak isteyen Respighi ile Molipiero, İngiltere'de Elgar ile izleyicileri Delius, Bantock, Maclean, Holst, Vaughan Williams, Britten, Walton ve Berkeley, Belçika'da Sylvain ve Albert Dupuis, Léon Jongen, Ryelandt, Paul Gilson, İsviçre'de Gagnebin ve Frank Martin (Golgotha, İsa'nın Doğuşu), Joseph Lauber Herman Suter, Polonya'da Szlmanowski, Çekoslovakya'da Martinu, Brezilya'da da Villa-Lobus sayılabilir.


Türk oratoryoları

Batı tekniğiyle beste yapan Türk müzisyenleri oratoryo türünde bazı eserler verdiler. Bunlardan en önemlileri, Ahmet Adnan Saygun, metni Yunus Emre'nin şiirlerine dayanan Yunus Emre Oratoryosu (1946) ile Nevit Kodallı'nın, Cahit Külebi'nin uzun bir şiiri üzerine bestelediği Atatürk Oratoryosu'dur (1953). Bu eserler, oratoryo türünün, dini konular dışında rahatlıkla taştığını göstermektedir.





19 MAYIS OROTORYOSU

KORO       : Türküz biz,simşek gibi alev gibi
                     Türküz biz,karınca gibi arı gibi
                     Türküz biz,kartal gibi kurt gibi.
                     Türküz biz,Alparslanın Atatürkün neferi

Sunucu 1     :  Biz Tufanı yarattık uyku uyurken batı,
                     Nuh doğmadan kişnedi ordularımızın atı.
                     Sorsan şöyle diyecek gök denilen şu çatı:
                     Türk gücü bir yıldırım Türk bilgisi bir deniz

Sunucu 2      : Delinse yer, çökse gök yansa kül olsa dört yan,
                      Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
                      Yıldırımdan tipiden kasırgadan yılmayan,
                      Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz....

KORO  
  :  Başladı şanlı tarihimiz Metehan ile
                  Dünya medeniyet gördü daha o devirde
                  Nerden geldin sen kutlu kumandan?
                  Nasıl savaştın öyle hiç yılmadan?
                  Türkün adını kitaplara yazdırdın
                  Bu şanlı ordunun temelini attın

Mete  
   :  
                      Ben ki boy boy boylamış Oğuz Kaan
                       Ben ki soy soy soylamış Metehan
                          Bilsin cihan ki ben bu cihanın nesindeyim:
                          Bir idealin muhabbetinin zirvesindeyim.
                          Dünya denen mezellete dalsın her isteyen;
                          Ben milletimin şeref taşan efsanesindeyim.
                          Herkes bir özleyişle yaşar...
                          Ben de öylece Altaylar'ın ve Tanrıdağ'ın çevresindeyim.
                          Merdanelikle şöyle bakıp da bir dünyaya
                          Kurulacak Türkiyenin azim dolu hasretindeyim.


KORO     :      Sen yanma bu hasretle Metehan
                     Gelecek birgün o beklediğin zaman
                         Cumhuriyet kurulacak,meclis açılacak
                     Atatürk’ün adını bütün dünya duyacak

Sunucu 1   :     Avrupaya yürüyen bir hakan vardı önde
                    Arkasında bir ordu ki çelik yüreğiyle
                    Sen yürü Attila bizim önümüzde
                    Sen başımızda oldukça bilek bükülmez
                    Sen başımızda oldukça korku sinmez





                                                                                            
Attila        :      Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
                        Avrupayı fethetmenin  zevkini ben tattım.
                        Galiçte battım ama  Romadan çıktım
                        Çağ açtım , çagı kapattım
                         Ayak izimizi Avrupaya bıraktım.
                        Şimdi nerdesiniz EY benim güzel soyum?
                         Kurdunuz mu? ne haldedir yurdum?

KORO
      :    Sen yanma bu hasretle ATTİLAHAN
                       Gelecek birgün o beklediğin zaman
                      Cumhuriyet kurulacak,meclis açılacak
                      Atarürk’ün adını bütün dünya duyacak

Sunucu 2  
:   Geliyordu o pırlanta ruhuyla tarih sahnesine
                     Türkün ışığı bütünleşecek İslamiyet ile
                      Dedi ki “ben Türküm,ve müslümanım                                                              
                      Bundan sonra hizmettir islama maksatım                                        
                      Abdülkerim Saltuk Buğradır benim adım”


Saltuk Buğra:        Öbür dünya durak olsun da bize
                              Yürüyelim ey milletim Hakk’ın denizine.
                              Eğer bu dünya  gelmezse dize
                              Hakk’ın  buyruğu vardır savaşalım
                              Egemenliğimiz için vuruşalım
                              Hak götürelim,şan alalım
                              Nerdesiniz Ey benim güzel soyum?
                              Kurdunuz mu ne haldedir yurdum?

KORO      :     Sen yanma bu hasretle EY Saltuk Buğra Han                                                        
                       Gelecek birgün o beklediğin zaman
                       Cumhuriyet kurulacak,meclis açılacak
                       Atarürk’ün adını bütün dünya duyacak.

Sunucu 1 :                  Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü
                                   Kızkardeşimin gelinligi, şehidimin son örtusü.
                                   Işık lşık, dalga dalga bayrağım,
                                   Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
                                   Sana benim gözümle bakmayanın
                                   Mezarını kazacağım.
                                   Seni selamlamadan uçan kuşun
                                   Yuvasını bozacağım.
                                   Ve girdi Tarihimize Osman gazi
                                    Başlıyordu işte 6 asırlık mazi.










Osman Gazi:  Eğer ki üç kıtaya değmezse bu ayaklar,
                      Açılır gönlümde dinmez yaralar,
                      Vasiyetimdir size ey benim güzel soyum
                      Cihana hükmedecektir Kayı boyum
                       Yeterki siz çalışkan olun,cesur olun
                        Sonra  açık olur her daim yolun.

KORO         :       Kılıç Arslan öldü sanma, yaşıyor bizde!
                            Atilla'nın ateşi var içimizde!
                            Kanije'nin gazileri daha dipdiri!
                            Sınırdadır Plevne'nin kırkbir askeri!
                            Edirne'de Şükrü Paşa bekliyor nöbet!
                            Dumlupınar denen şeyi bilirsin elbet!
                            Şehitlerden elli milyon bekçisi olan
                            Aşılmaz bir kayadır bu ebedi vatan

Sunucu 2    :               Şehitler tepesi boş değil,
                                   Biri var bekliyor...
                                   Ve bir göğüs nefes almak için
                                   Rüzgar bekliyor
                                   Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye,
                                   Yattığı toprak belli,
                                   Tuttugu bayrak belli,
                                   İşte o geliyor,yıldırım gibi tufan gibi
                                   Yıldım beyazıd geliyor,şimşek gibi


Yıldırım     :    Benki haçlıya boyun eğmeyen yıldırım
                       Yiğit köylüler! Öğrenin dersinizi:
                       Kahraman göz kırpmadan düşmana saldırandır.
                        Vazifeniz: Kanije, Silistire, Pilevne,
                        Niğbolu, Kosova,  Çaldıran’dır.

KORO               :  Genç Fatih’in ordusu yine tekbir alınca
                             Söndürürüz batının Meryem Ana mumunu.
                             Haritadan sileriz Tuna’ya at salınca
                             Macarını, Sırb’ını, Bulgar’ını, Rum’unu.


Sunucu 1    Dağdan aşarak indi   Donanma-yı Hümayun
                                   Kalyonları durgun suya yelkenli,
                                   Zincirli Haliç artık azatlı!
                                   Geliyor işte ufukların Sultanı
                                   Geliyor işte Sultan beyaz atlı




                                                                                                                                                            



Fatih               :   Ben ki İstanbul Fatihi 2.Mehmet Han
                           Maksadım ne mülk idi ne para nede şan,
                           Tek bir müjdeye mazhar olmak istedim
                           Peygambere komşu olmak istedim
                           Şimdi dinleyin sizedir vasiyetim
                           Cihanı bir türk yurduna çevirin.

KORO  
          :    Yarın Yavuz dirilip bize buyruk verince
                             Kızgın kum çöllerini yeni baştan aşarız.
                             Kanlarımız sebildir; akıtarak hepsini
                             Belirsiz mezarlarda anılmadan yaşarız


Yavuz Selim: Mercidabık’ta,Çaldıran’da otlukbelinde
                       Yürüdük hepimiz O’nun rehberliğinde
                       Ve getirdim kutsal emanetleri size
                       Hep ziyaret edin,dua edin diye…
                       Burada mısınız Ey güzel soyum?
                       Kurdunuz mu ne haldedir yurdum?

KORO            : Sen yanma bu hasretle SELİMHAN
                          Gelecek birgün o beklediğin zaman
                          Cumhuriyet kurulacak,meclis açılacak
                          Atarürk’ün adını bütün dünya duyacak

Kanuni
          :  İşte ben  geldim ömrümle,canımla
                          Hayat kattım düzene kanunlarımla
                          İşte 3 kıtaya değdi nihayet ayağımız
                          Vasiyetin yerine geldi padişahımız
                          Ben ki Muhteşem Sultan Süleyman
                          Benki bir hizmetkar,aciz bir  insan

KORO           :  Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
                          Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer
                          Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi
                          Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi.

Sunucu 1         :  Ey onuru alınanlar! Selam sizlere!
                          Ey rütbesi çalınanlar! Selam sizlere!
                          Selam size! Üstünüzde bütün bakışlar,
                          Bir gün olur, tarih sizi elbet alkışlar!
                          Ve işte geldi Sultan, 4. Murat Han










  4. Murat   : Vaktiyle bir Murat varmış derlerse ne hoş
                         Anılmakla hangi bir ruh olmaz ki sarhoş                                                                                                                                
                         Haydi artık dinsin bütün ıztırapların
                         Ufuklardan sanlı bir gün doğacak yarın
                         Gönlündeki yaraların kanını dindir...
                         Yüzde yüz Türk olduğun gün cihan senindir...
                          
KORO      : Dalgalan sende şafaklar gibi ey şanlı hilal
                   Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal
                   Ebediyen sana yok ırkıma yok izmihlal
                   Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet
                   Hakkıdır Hakk’a tapan.milletimin istiklal

Sunucu 2
    :  Siz rahat uyuyun ey benim güzel ecdadım
                       İşte karşınızda benim ulu önderim
                       Onla coştu bu ulu Türk halkı
                       Onla buldu geleceği yarını
                       Halkına adadı bütün varını
                       Yarınlar kuran Kemal Atatürk

Ataürk  
     :   Benim naçiz vucudum elbet toprak olacaktır
                       Ama Türk Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır
                       Ey Türk gençliği!Birinci vazifen
                       Türk Cumhuriyetini kollayıp korumaktır,
                       İşte Cumhuriyet,sizin
                       İşte Meclis sizin,
                       Yeter ki, kıymetini bilin
                       Bu vatan bizimdir böyle biline
                       Çanakkaledeki boğazı ile
                       Kadını, yaşlısı ,mehmetciğiyle,
                       Cihanda emsali var mı nerede?
                       O zaman durma hadi sende söyle
                       Ne mutlu Türküm diyene.


Not:Orotoryo grubu kürsünün etrafına hilal şeklinde dizilir sadece sunucu 1 ve sunucu 2 kürsüye çapraz ve bir adım mesafede olur.Sunucu 2 son konuşmasını yaparken bütün grup hilali kapatıp daire halini alır ve Atatürk’ü cenber içine alıp diz çökerler.Atatürk son 2 mısrayı okurken Mete ve IV. Murat bir tahtanın üsütünde katlanmış Türk bayragını getirip Atatürk’e sunarlar.o da konuşmasını bitirince bayrağı üç defa öperek alnına koyar ve en sonunda bayragı seyirciye döndürüp sahneden 10.yıl marşıyla çıkılır.    


alıntıdır..yarım kalan bir konuyu tamamlamak istedim...

çok güzel olmuş yanıt.tebrikler.
sunguralp
rica ederim
keşke zamanında görseydim...biraz geç kalındı umarım başka birilerine faydalı oluruz...
sunguralp teşekkürler,istersen bunu dokümanlar kısmına ekleyebilirsin.başka birinin işine yarayacaktır.
konu kilitli..
Referans URL