13-11-2006, 07:39 PM
13-11-2006, 09:05 PM
BİLİMSEL YAZI
Su canlıların yaşaması için hayati öneme sahiptir. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur. Dünyamızın %70'ini kaplayan su, bedenimizin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Ancak yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık %0.3'ü kullanılabilir ve içilebilir özelliktedir.
Dünya nüfusunun %40'ını barındıran 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekmektedir. 1940-1980 yılları arasında su kullanımı iki katına çıkmıştır. Nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmaktadır.
Dünyadaki mevcut suyun hacmi 141 milyar m3 tür. Bu miktar dünya yüzeyini 3 km. kalınlığında bir tabaka halinde sarabilecek büyüklüktedir.
Bu suyun % 98'i okyanuslarda ve iç denizlerde bulunmakta, fakat tuzlu olduğu için, içme suyu olarak kullanıma, sulamaya ve endüstriyel kullanıma uygun değildir. Dünyadaki suların ancak %2.5'i tatlı sudur. Bunun da %87'si buzullarda, toprakta, atmosferde, yeraltı sularında bulunur ve kullanılamaz durumdadır.
İnsanoğlu, su ihtiyacını yüzeysel sular ve yeraltı su kaynaklarından temin etmektedir. Tatlı suların en önemli kaynağı yağışlardır. Küresel yıllık yağış 500 bin m3 olup, her yıl yeryüzüne inen yağış aynı miktardadır.
Ülkemizde ise tatlı su kaynakları oldukça sınırlıdır ve ihtiyaca ancak cevap vermektedir. Türkiye'nin kullanılabilir su potansiyeli 110 milyar m3 olup, bunun %16'sı içme ve kullanmada, %72'si tarımsal sulamada, %12'si de sanayide tüketilmektedir.
Kişi başına düşen su kullanımı, toplumun gelişmişlik seviyesiyle doğru orantılıdır. Gelişmiş ülkelerde bu oran oldukça yüksek olmasına rağmen, gelişmekte olan ülkelerde ise düşüktür. (ABD'de 1692 m3, Avrupa'da 726 m3, Afrika'da 244m"tür.)
Dünyanın yıllık yağış ortalaması 1000 mm olup, Türkiye'nin yıllık yağış ortalaması ise 643 mm. dir.
Türkiye su kıtlığı çeken ülkeler arasında yer almamakla birlikte, hızlı nüfus artışı, kirlenme ve yıllık yağış ortalamasının dünya ortalamasından düşük olması; mevcut kaynakların daha dikkatli kullanılmasını ve kirlenmeye karşı gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını gerektirmektedir
umarım yararı olmuştur
Su canlıların yaşaması için hayati öneme sahiptir. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur. Dünyamızın %70'ini kaplayan su, bedenimizin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Ancak yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık %0.3'ü kullanılabilir ve içilebilir özelliktedir.
Dünya nüfusunun %40'ını barındıran 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekmektedir. 1940-1980 yılları arasında su kullanımı iki katına çıkmıştır. Nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmaktadır.
Dünyadaki mevcut suyun hacmi 141 milyar m3 tür. Bu miktar dünya yüzeyini 3 km. kalınlığında bir tabaka halinde sarabilecek büyüklüktedir.
Bu suyun % 98'i okyanuslarda ve iç denizlerde bulunmakta, fakat tuzlu olduğu için, içme suyu olarak kullanıma, sulamaya ve endüstriyel kullanıma uygun değildir. Dünyadaki suların ancak %2.5'i tatlı sudur. Bunun da %87'si buzullarda, toprakta, atmosferde, yeraltı sularında bulunur ve kullanılamaz durumdadır.
İnsanoğlu, su ihtiyacını yüzeysel sular ve yeraltı su kaynaklarından temin etmektedir. Tatlı suların en önemli kaynağı yağışlardır. Küresel yıllık yağış 500 bin m3 olup, her yıl yeryüzüne inen yağış aynı miktardadır.
Ülkemizde ise tatlı su kaynakları oldukça sınırlıdır ve ihtiyaca ancak cevap vermektedir. Türkiye'nin kullanılabilir su potansiyeli 110 milyar m3 olup, bunun %16'sı içme ve kullanmada, %72'si tarımsal sulamada, %12'si de sanayide tüketilmektedir.
Kişi başına düşen su kullanımı, toplumun gelişmişlik seviyesiyle doğru orantılıdır. Gelişmiş ülkelerde bu oran oldukça yüksek olmasına rağmen, gelişmekte olan ülkelerde ise düşüktür. (ABD'de 1692 m3, Avrupa'da 726 m3, Afrika'da 244m"tür.)
Dünyanın yıllık yağış ortalaması 1000 mm olup, Türkiye'nin yıllık yağış ortalaması ise 643 mm. dir.
Türkiye su kıtlığı çeken ülkeler arasında yer almamakla birlikte, hızlı nüfus artışı, kirlenme ve yıllık yağış ortalamasının dünya ortalamasından düşük olması; mevcut kaynakların daha dikkatli kullanılmasını ve kirlenmeye karşı gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını gerektirmektedir
umarım yararı olmuştur

13-11-2006, 09:11 PM
BİLİMSEL YAZI
Suyun adeta sihirli bir içecek olduğunu herkes biliyor. Sağlıklı ve güzel olmanın, ciltteki ve vücuttaki nemin korunmasının temel koşulu bol su içmek.
NEDEN SUSARIZ? Susamak, tiroid bezinin ağız yoluyla bize ulaştırdığı bir mesaj olup; sulanmaya ihtiyacın var anlamını taşımaktadır. Ancak bu kişisel ve psikolojik boyutları olan ve kişiden kişiye farklılık gösteren bir ihtiyaçtır. Kimi insanlar günde 2 bardak su içerken, kimilerinin tükettiği su miktarı 2 litre olabilir.
NE ZAMAN SU İÇMELİYİZ? Çok basit bir şekilde cevaplamak gerekirse; istek duyduğumuz an dememiz mümkün. Bazı bünyelerin suya daha çok ihtiyaç duyduğu, bazılarının da azla yetindiği sıkça rastlanan bir durumdur. En iyi yöntem ise az ve sık, özellikle de yemeklerin hazmedildiği saatlerin dışında içmektir. Ancak güç sarfederken kesinlikle içmemeye çalışın ve karşılaşmalar sırasında sadece suyla ağzını çalkalayan boksörleri düşünün. Eski zamanlarda madenlerde çalışanların da susadıkça bu yöntemi denediği bilinen bir gerçek. Eğer bir defada çok su içerseniz günün birinde böbreklerin iflas etme olasılığı çok fazla. Özellikle sabah yataktan kalkar kalkmaz ve de aç karnına bir bardak su içmek ise tüm organizmayı temizleyerek, toksinlerden arıtıyor. Zinde ve dinç olmayı sağlıyor
YAZIN KIŞA ORANLA DAHA FAZLA SU İÇMEK GEREKİR Mİ?
Evet kesinlikle yazın daha fazla su içmeliyiz. Özellikle yaz aylarında vücut ısındıkça daha fazla terler ve su kaybeder. Dolayısıyla su stokunu sık sık ve kışa oranla daha fazla miktarlarda yenilemek şarttır.
GERÇEKTEN DE DERİMİZDE BÜYÜK ÖLÇÜDE SU BULUNUYOR MU? Evet cildimizin yüzde 50 oranında su barındırdığı bir gerçek, ancak bu oran yaş ve cinsiyete göre değişebiliyor. Bebekler için yüzde 80'lere çıkarken, bu oran erkeklerde yüzde 60, kadınlarda ise yüzde 50 civarındadır. Derinin epiderm tabakasındaki su miktarı altderi tabakasına göre iki misli fazla olup, cildin parlak ve ışıltılı görünmesinde başrolü oynar.
BUNUN DIŞINDA VÜCUTTAKİ SUYUN BAŞKA İŞLEVLERİ VAR MIDIR? Vücuttaki su, herşeyden önce acil durumlarda organizmanın yıkanmasını sağlayan bir rezervuar olarak devreye girer. Temel görevleri arasında vücut ısısını regule etmek ve cildi sağlıklı tutmak sayılabilir. Bu arada kozmetikçilerin suya neden bu kadar fazla önem verdiği de anlaşılıyor. Son yıllarda üretilen kozmetik ürünlerin içeriklerine bir bakmanız yeterlidir.
Suyun adeta sihirli bir içecek olduğunu herkes biliyor. Sağlıklı ve güzel olmanın, ciltteki ve vücuttaki nemin korunmasının temel koşulu bol su içmek.
NEDEN SUSARIZ? Susamak, tiroid bezinin ağız yoluyla bize ulaştırdığı bir mesaj olup; sulanmaya ihtiyacın var anlamını taşımaktadır. Ancak bu kişisel ve psikolojik boyutları olan ve kişiden kişiye farklılık gösteren bir ihtiyaçtır. Kimi insanlar günde 2 bardak su içerken, kimilerinin tükettiği su miktarı 2 litre olabilir.
NE ZAMAN SU İÇMELİYİZ? Çok basit bir şekilde cevaplamak gerekirse; istek duyduğumuz an dememiz mümkün. Bazı bünyelerin suya daha çok ihtiyaç duyduğu, bazılarının da azla yetindiği sıkça rastlanan bir durumdur. En iyi yöntem ise az ve sık, özellikle de yemeklerin hazmedildiği saatlerin dışında içmektir. Ancak güç sarfederken kesinlikle içmemeye çalışın ve karşılaşmalar sırasında sadece suyla ağzını çalkalayan boksörleri düşünün. Eski zamanlarda madenlerde çalışanların da susadıkça bu yöntemi denediği bilinen bir gerçek. Eğer bir defada çok su içerseniz günün birinde böbreklerin iflas etme olasılığı çok fazla. Özellikle sabah yataktan kalkar kalkmaz ve de aç karnına bir bardak su içmek ise tüm organizmayı temizleyerek, toksinlerden arıtıyor. Zinde ve dinç olmayı sağlıyor
YAZIN KIŞA ORANLA DAHA FAZLA SU İÇMEK GEREKİR Mİ?
Evet kesinlikle yazın daha fazla su içmeliyiz. Özellikle yaz aylarında vücut ısındıkça daha fazla terler ve su kaybeder. Dolayısıyla su stokunu sık sık ve kışa oranla daha fazla miktarlarda yenilemek şarttır.
GERÇEKTEN DE DERİMİZDE BÜYÜK ÖLÇÜDE SU BULUNUYOR MU? Evet cildimizin yüzde 50 oranında su barındırdığı bir gerçek, ancak bu oran yaş ve cinsiyete göre değişebiliyor. Bebekler için yüzde 80'lere çıkarken, bu oran erkeklerde yüzde 60, kadınlarda ise yüzde 50 civarındadır. Derinin epiderm tabakasındaki su miktarı altderi tabakasına göre iki misli fazla olup, cildin parlak ve ışıltılı görünmesinde başrolü oynar.
BUNUN DIŞINDA VÜCUTTAKİ SUYUN BAŞKA İŞLEVLERİ VAR MIDIR? Vücuttaki su, herşeyden önce acil durumlarda organizmanın yıkanmasını sağlayan bir rezervuar olarak devreye girer. Temel görevleri arasında vücut ısısını regule etmek ve cildi sağlıklı tutmak sayılabilir. Bu arada kozmetikçilerin suya neden bu kadar fazla önem verdiği de anlaşılıyor. Son yıllarda üretilen kozmetik ürünlerin içeriklerine bir bakmanız yeterlidir.
13-11-2006, 10:16 PM
cok tesekkür ederim cok sağolun iyi ki varsınız arkadaslar
18-11-2006, 11:25 PM
kolay gelsin arkadaşım...
ihtiyacın olduğunda biz hep buralşardayız...





ihtiyacın olduğunda biz hep buralşardayız...





sunguralp
20-01-2008, 09:55 PM
Şimdi sen su oldugunu düşün. Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok, tükenmez...
İnaniyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...
Unutma Daha çok bagirdiginda daha çok dinlenmezsin... Gürültünün parçasi olursun sadece!..
Suyun yaninda olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü Su nasilsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye diye düsünürler... Aynen, sesini sürekli duyanlarin seni dinlemedikleri gibi!
Ormandaki hiç bir hayvan, irmagin gürültüler koparan yerinden su içmeye çalismadi simdiye kadar. Hepsi, hep sabahin en sakin anini bekledi suyun durgun yerlerini bulabilmek için, gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarini giderdiler. Onlar için en uygun olan ve kendi istedikleri zamanda...
Sen, hep bir su oldugunu düsün. Su gibi güzel, su gibi yararli, su gibi vazgeçilmez...
Ve su gibi hayat kaynagi oldugunu düsün. Ama su gibi yasatici ol Su gibi yikici, sürükleyici ve öldürücü degil!..
Sen bir su ol... Ama rahmet ol Afet degil ! Su isen tarlalarini basma insanlarin, yuvalarini yikma, ocaklarini söndürme; Sana felaket denmesin !
Su isen bir bardaga sığabil ki; Damarlara giresin!..
Su Yüce Tanri nin insanlar için yarattigi en büyük nimetlerden biri... Ve suya benzedigini unutma ! Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydali, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez-tükenmez oldugunu da unutma.
Ayrica su gibi sakin olabilecegin gibi, su gibi de kiyametler koparici olabilecegini unutma...
Unutma; Senin işin rahmet olmak, afet degil !
Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayilabilecegin
Küçük irmaklara ayirabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene.
Ve yasayabilirsin dünya dönmesine devam ettigi müddetçe...
Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen korkulan ve kaçilan olursun seller, afetler gibi...
Tercih elindeydi hep ve hep de senin ellerinde olacak...
Ya tutmayi ögreneceksin dilini veya hiç durmadan konustugun için, sadece bombos ve anlamsiz sesler çikartan birisi oldugunu zannettireceksin çevrendeki insanlara !
Ama yapman gereken şu, degil mi;
Düsüneceksin ne zaman ne söyleyecegini. Düsüneceksin kimin dinleyip dinlemedigini, kimin anlayip anlamadigini. Düsüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarini anlatabildigini...
Hatta anlayanlarin anladiklarinin da senin anlattiklarinin ne kadari oldugunu düsüneceksin...
Ve konusmak için en uygun zamani bekleyecek, en az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalisacaksin...
Ahmak olmayan yolcularin, önceden aldiklari biletleri ceplerinde oldugu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklastiginda, vapurun kalkacagi iskelede hazir olmalari gibi, sen de fikrini bildirecegin kisinin kiyiya yanasmasini bekleyeceksin !..
Demeyeceksin; Ben canim isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!..
Demeyeceksin; Ben aklima geleni aklima geldigi biçimde söylerim. Karsimdaki de degil duymak, degil dinlemek, anlattigimdan bile fazlasini anlamak zorunda!..
Keske öyle olsaydi. Keske hakli olsaydin, ama maalesef degil...
Agzini açip Selaleden dökülen suyu içmeye çalisan bir tavsan gördün mü hiç ?..
Veya önüne çikan agaçlari dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye ugrasan bir ceylan gördün mü ?
Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasini bekler Beyni olan her yaratik gibi !
Hadi... Sen simdi su oldugunu düsün, ve kendini su gibi hisset...
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararli...
Su gibi hayat kaynagi ve su gibi bitmez-tükenmez oldugunu hatirla...
Ama yine su gibi bir küçük bardagin içine sigdir ki kendini
Girebilmeyi ögren insanlarin damarlarina.
çok severim bu yazıyı bi yazılıda yazmıştım baya puan almıştım=)
İnaniyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...
Unutma Daha çok bagirdiginda daha çok dinlenmezsin... Gürültünün parçasi olursun sadece!..
Suyun yaninda olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü Su nasilsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye diye düsünürler... Aynen, sesini sürekli duyanlarin seni dinlemedikleri gibi!
Ormandaki hiç bir hayvan, irmagin gürültüler koparan yerinden su içmeye çalismadi simdiye kadar. Hepsi, hep sabahin en sakin anini bekledi suyun durgun yerlerini bulabilmek için, gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarini giderdiler. Onlar için en uygun olan ve kendi istedikleri zamanda...
Sen, hep bir su oldugunu düsün. Su gibi güzel, su gibi yararli, su gibi vazgeçilmez...
Ve su gibi hayat kaynagi oldugunu düsün. Ama su gibi yasatici ol Su gibi yikici, sürükleyici ve öldürücü degil!..
Sen bir su ol... Ama rahmet ol Afet degil ! Su isen tarlalarini basma insanlarin, yuvalarini yikma, ocaklarini söndürme; Sana felaket denmesin !
Su isen bir bardaga sığabil ki; Damarlara giresin!..
Su Yüce Tanri nin insanlar için yarattigi en büyük nimetlerden biri... Ve suya benzedigini unutma ! Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydali, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez-tükenmez oldugunu da unutma.
Ayrica su gibi sakin olabilecegin gibi, su gibi de kiyametler koparici olabilecegini unutma...
Unutma; Senin işin rahmet olmak, afet degil !
Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayilabilecegin
Küçük irmaklara ayirabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene.
Ve yasayabilirsin dünya dönmesine devam ettigi müddetçe...
Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen korkulan ve kaçilan olursun seller, afetler gibi...
Tercih elindeydi hep ve hep de senin ellerinde olacak...
Ya tutmayi ögreneceksin dilini veya hiç durmadan konustugun için, sadece bombos ve anlamsiz sesler çikartan birisi oldugunu zannettireceksin çevrendeki insanlara !
Ama yapman gereken şu, degil mi;
Düsüneceksin ne zaman ne söyleyecegini. Düsüneceksin kimin dinleyip dinlemedigini, kimin anlayip anlamadigini. Düsüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarini anlatabildigini...
Hatta anlayanlarin anladiklarinin da senin anlattiklarinin ne kadari oldugunu düsüneceksin...
Ve konusmak için en uygun zamani bekleyecek, en az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalisacaksin...
Ahmak olmayan yolcularin, önceden aldiklari biletleri ceplerinde oldugu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklastiginda, vapurun kalkacagi iskelede hazir olmalari gibi, sen de fikrini bildirecegin kisinin kiyiya yanasmasini bekleyeceksin !..
Demeyeceksin; Ben canim isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!..
Demeyeceksin; Ben aklima geleni aklima geldigi biçimde söylerim. Karsimdaki de degil duymak, degil dinlemek, anlattigimdan bile fazlasini anlamak zorunda!..
Keske öyle olsaydi. Keske hakli olsaydin, ama maalesef degil...
Agzini açip Selaleden dökülen suyu içmeye çalisan bir tavsan gördün mü hiç ?..
Veya önüne çikan agaçlari dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye ugrasan bir ceylan gördün mü ?
Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasini bekler Beyni olan her yaratik gibi !
Hadi... Sen simdi su oldugunu düsün, ve kendini su gibi hisset...
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararli...
Su gibi hayat kaynagi ve su gibi bitmez-tükenmez oldugunu hatirla...
Ama yine su gibi bir küçük bardagin içine sigdir ki kendini
Girebilmeyi ögren insanlarin damarlarina.
çok severim bu yazıyı bi yazılıda yazmıştım baya puan almıştım=)
21-01-2008, 02:07 AM
teşekkürler arkadaşlar.
konu kilitli.
konu kilitli.
