23-01-2007, 02:59 PM
Denebilir ki yaşamın kendisi uzun bir yarıştır ve bu yarışın dışında kalamayız. Yaşam, uzun soluk isteyen bir maraton koşusuna benzer. Kimileri hızlı koşar çabuk kesilir, kimileri de ağır ama sürekli bir tempoyla koşunun sonunu getirir.
Yaşamı sürekli bir yükselme çabası olarak görürsek, yarışma kaçınılmazdır. Bu bakımdan yarışma yararlıdır da. Kendi yeteneklerimizi ve gücümüzü sınamamıza yarar.
Bir yarışta sonuncu gelen kişi de başarılı sayılabilir, eğer o kişi bir önceki yarıştan daha iyi bir derece yapmışsa! İnsanın kendi kendini geliştirmesi, yeteneklerini sürekli işlemesi de başarıdır ve başarıların en anlamlısıdır.
Ne yazık ki son yıllarda başarı, en önde olmak, ilk sıralara girmekle eş anlamlı sayılmaktadır. Lisede çok başarılı olan genç, aşırı çalışmaktan, aşırı heyecan ve kaygıdan dolayı başarısız olabilmektedir. Kendilerinden beklentileri çok yüksek olan, başka bir deyişle tek başarının yarışı önde bitirmek olduğuna inanmış gençler üniversiteye giriş sınavında tökezlemektedir. Çünkü bir sınavı bir ölüm-kalım yarışı gibi görmektedirler. Yapabildiğinin en iyisini yapma değil, herkesten daha iyiyi yapma tutkusuyla yola çıktıkları için hayal kırıklığına uğrayabilirler.
İnsan her maçı kazanamaz. Ama kişi başarısızlığından da çok şey kazanabilir. Kendi gücünün ve güçsüzlüğünün gerçekçi olarak değerlendirmesine yardımcı olabilir. Başarısızlığı bir facia, mahvoluş olarak görme, sınavı kazanmayı, üniversiteye girmeyi yasalaştırma, kesin bir kanun hükmü gibi düşünerek gerçeklikten uzaklaşma, kaçan goller ve yenilen goller için oturup ağlama yerine, daha çok çabalamak ve yeni fırsatları değerlendirmek yeni goller ve galibiyetler getirebilir!
peki sizce yarış mı? başarı mı?
Yaşamı sürekli bir yükselme çabası olarak görürsek, yarışma kaçınılmazdır. Bu bakımdan yarışma yararlıdır da. Kendi yeteneklerimizi ve gücümüzü sınamamıza yarar.
Bir yarışta sonuncu gelen kişi de başarılı sayılabilir, eğer o kişi bir önceki yarıştan daha iyi bir derece yapmışsa! İnsanın kendi kendini geliştirmesi, yeteneklerini sürekli işlemesi de başarıdır ve başarıların en anlamlısıdır.
Ne yazık ki son yıllarda başarı, en önde olmak, ilk sıralara girmekle eş anlamlı sayılmaktadır. Lisede çok başarılı olan genç, aşırı çalışmaktan, aşırı heyecan ve kaygıdan dolayı başarısız olabilmektedir. Kendilerinden beklentileri çok yüksek olan, başka bir deyişle tek başarının yarışı önde bitirmek olduğuna inanmış gençler üniversiteye giriş sınavında tökezlemektedir. Çünkü bir sınavı bir ölüm-kalım yarışı gibi görmektedirler. Yapabildiğinin en iyisini yapma değil, herkesten daha iyiyi yapma tutkusuyla yola çıktıkları için hayal kırıklığına uğrayabilirler.
İnsan her maçı kazanamaz. Ama kişi başarısızlığından da çok şey kazanabilir. Kendi gücünün ve güçsüzlüğünün gerçekçi olarak değerlendirmesine yardımcı olabilir. Başarısızlığı bir facia, mahvoluş olarak görme, sınavı kazanmayı, üniversiteye girmeyi yasalaştırma, kesin bir kanun hükmü gibi düşünerek gerçeklikten uzaklaşma, kaçan goller ve yenilen goller için oturup ağlama yerine, daha çok çabalamak ve yeni fırsatları değerlendirmek yeni goller ve galibiyetler getirebilir!
peki sizce yarış mı? başarı mı?
