Dersizle Forumları

Full Versiyon: Sizce ÖSS kaldırılmalı mı?
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
türk insanının hayatındaki en stresli ve en önemli dönemlerden biri olduğu kesin ve sizce ÖSS kaldırılmalı mı?Siz olsaydınız nasıl bir üniversite giriş sistemi oluştururdunuz???????????????????
kaldırılmamalı
ÖSS kaldırılmalı mıdır?

Anadolu Eğitim ve Bilim Hizmetleri Sendikası - Maksut Balmuk

27 Kasım 2006-01 Aralık 2006 tarihleri arsında Mersin Hizmet İçi Eğitim Enstitüsünde Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca düzenlenen “Eğitimde Yeni Yaklaşımlar Semineri” sırasında Eğitim Yöneticisi olarak bulunan Talim ve Terbiye Kurulu (TTKB) Başkan Yardımcısı Abdulvahap ÖZPOLAT’ın ortaya attığı ve tartışmaya çalıştığı ÖSS sınavının kaldırılması ya da değiştirilmesi, daha doğru tabirle Yüksek Öğretime Yönlendirme konusu bir hayli meşgul ediyor kamuoyunu.
Bu konu da kamuoyundan daha detaylı bilgiye sahip olduk toplantı sırasında.
26 Kasım 2006 Pazar günü TTK Başkanı sayın İrfan ERDOĞAN’ın katıldığı Abbas GÜÇLÜ’nün programında vatandaşa daha doğrusu sokaktaki öğrencilere (gençlere) KIRIKKALE hangi bölgededir? diye soruluyor. Bu çok basit gibi gelen bir konuda bile çok büyük yanlışlıkların yapıldığı toplumumuzda eğitim gibi ,ÖSS gibi akademik boyutta konuşulup tartışılması gereken bir konuda herkesin (öğrenci, veli, öğrenci yakını…gozkirp bir fikri olmasının yanı sıra birçoğunun çözüm önerisi de vardır.
Çoğu da Seminerde karşılaştığımız bir öğretmen meslektaşımın söylediği gibi kaldıracaksın bu sınavı diyordur.
Konu kısaca şu: Yeni bir sınav sistemi getirilmekte;
1-Ara Olgunluk Sınavı (AOS)
2-Olgunluk Sınavı (OS), adı verilen iki yeni sınav getirilmektedir.
Bu sınavların yanı sıra ÖSS sınavınada devam edilmesi öngörülmektedir.
Bunlardan AOS 10.Sınıfta yapılacak ve burada amaç öğrencilerin Akademik yada Mesleki olarak kendini sınaması ve bu doğrultuda öğrenimine yön vermesi amaçlanmaktadır.
Yani 10.Sınıftan sonra öğrenci Genel Liseden, Meslek Lisesine yada tam tersi geçiş yapabilecektir.
Olgunluk Sınavı ise 12.Sınıfta yapılacak (Son Sınıfta).
Bu sınavların sonucunda örneğin (ki bu konuda oranlar netleşmemiştir.)
· AOS den alınan Puanın %40’ı
· OS den alınan Puanın %40’ı
Ortaöğretimde öğrencinin göstereceği başarının %20’si alınarak bunlardan elde edilen veriler öğrencinin Üniversiteye girişinde değerlendirilecektir.
Burada 3 şeyin amaçlandığını belirtilmektedir Abdulvahap Bey:
1. Öğrencinin okula devamını sağlamak (rapor, okula gelmeme gibi durumların önünü almak)
2. Meslek Liselerine geçişi arttırmak, yıllarca konuşulan tüm gelişmiş ülkelerde %35 Akademik %65 Mesleki eğitim var bizde tam tersi olan durumu değiştirmek
3. OSS sınavında oluşan yığılmaları azaltmak.
Şimdi, bu üç amacı irdelerken aynı zamanda ucu açık olan durumları da incelemekte fayda vardır.
Yapılacak AOS nin yeni bir sınav yaratmaktan, dershanelerin ekmeğine yağ sürmekten ya da OKS yi kaldırılması planlamasında doğacak dershanelerdeki boşluğun doldurulmasına katkı sağlamaktan başka bir yararı olmayacaktır.
Öğrenci sadece 12. Sınıfta ya da sonrasında dershaneye giderek sınava hazırlanırken bu kez bu ara sınavla 10.sınıfta da yönlendirilmiş olacağından öğrencilerimiz üzerinde kurduğumuz yarış atı psikolojisini daha da arttırmış olacağız.
Ortaöğretimi 4 yıla çıkardığımız ve henüz yeni uygulamakta olduğumuz bu sistemde 9.sınıf temel sınıf olarak kabul edilmekte ve tüm ortaöğretim kurumlarımızda ortak dersler okutulmakta. 9.Sınıftan sonra öğrencilerin geçişlerine imkan tanınmaktadır. Getirilecek sistemle 10.Sınıf sonunda 9 ve 10.sınıf konularını kapsayan bir Ara Olgunluk Sınavı yapılacak ve bu sınav sonunda öğrenciye isteğe bağlı (Sayın ÖZPOLAT’ın ifadesiyle) olarak yönlendirme yapılacaktır.
Böyle bir yönlendirmenin sağlıklı ve adaletli yapılabilmesi için 9.ve10. sınıf müfredatının tüm okullarda eşit olması gerekmektedir ki bu durumda sadece 11. ve 12. Sınıfta o kuruma ait öğretim yapılabilecektir.
Kaldı ki;10.Sınıf sonunda yapılacak AOS’de başarılı olamayan yada belli bir barajı geçemeyen öğrenci mesleki eğitime geçerse üniversite sınavına girme yolu kapatılacak mıdır? Amaçlardan biri sınavda ki yığılmayı önlemek olduğuna göre yapılması gereken budur ve bu da kabul edilemez bir durumdur.
Meslek Liselerinin cazibesi arttırılmak isteniyorsa eğer yapılan sınavda başarısız olanları oraya yönlendirmekle bunun yapılması mümkün değildir.
Gençliğimi düşündüğümde 90’lı yıllarda Öğretmenlik mesleği en dibe vurmuş, üniversite sınavlarında tercih edilmeyen, en düşük puanlara sahip iken bugün bu durum tam tersi bir hal almıştır. Bunu sonucu olarak bakanlıkça ilk 10 tercihine yazan öğretmen adaylarına burs verilmesi yönünde teşvikler dahi getirilmiştir. 97 Yılında çıkarılan 8 yıllık zorunlu eğitimle beraber büyük bir öğretmen açığı doğmuş bu açığı kapatmak ve mesleği daha cazip hale getirmek için ekonomik iyileştirmelere gidilmiştir. 97 Sürecinde tüm üniversite mezunlarının öğretmenliğe alınması gündeme gelmiş ve bu süreçte sınava girdikleri dönemlerde çok yüksek puanlar alarak girilen Mühendisliklerden, Veterinerlik fakültelerinin ve daha bir çok meslek dalından mezun gençlerin tercih ettiği bir meslek halini almıştır. (Buradan bu uygulamanın doruluğunu savunduğum anlamı çıkarılmamalıdır) Bütün bunların sonucunda tüm üniversite mezunlarının rahatça öğretmen olabildiği bir ortamdan kendi alanından mezun olduğu halde o alandan mezun olanlarla yarışılan ve bu yarışın sonucunda girilebilen bir meslek olmuştur öğretmenlik. Üniversitelerimizdeki öncelikli bölümler olmuştur eğitim bölümleri.
Neydi gençleri kendi mesleklerinden alıp, öğretmenliğe yönlendiren? İş ve güvence dışında hiçbir şey değildir bu sorunun cevabı. Öyleyse meslek liselerine daha çok öğrenciyi zoraki yerleştirmekten öteye bu okullarımızın özellikle tercih edildiği ve girebilmek için yarışıldığı bir konuma getirmemiz gerekiyor. Bunun için de öncelikle istihdam alanlarını arttırmamız, ihtiyaç duyulan ve duyulacak olan alanlarda bölümler açmamız gerekiyor.
Basit bir örnek verecek olursam; Türkiye’de Tekstil deyince ilk akla gelen yerlerden biri MERTER’dir ve İstanbul’un Güngören İlçesine bağlı olan bu bölgemizden haberdar olan ve Tekstil deyince aklına getiren sayısı, Güngören’den haberdar olandan daha çoktur. Burası atölyeleri ile, fabrikaları ile, mağazaları ile tekstil sektörünün adeta beynidir. Ama bakın ki bu kadar fabrikaya işletmeye rağmen bu ilçe de Tekstil Meslek Lisesi yoktur. Burada bu okulu açabilsek, burada okuyanların istihdamı için devlet olarak işletmelere zorunluluk getirebilsek, bunu teşvik edebilsek bu bölümleri kalkındıramaz mıyız?
Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Profesör Dr. Sayın Ali Baykal Hocamızın şu sözlerine kulak vermekte fayda vardır gibi geliyor bana: 17.Milli Eğitim Şurası için yazdığı raporda bakın ne diyor hocamız:
“Otuz yıldır yetkililer mesleki ve teknik öğretime yöneltmede çare aramaktadır. Hemen herkes ileri ülkelerde %65 mesleki, %35 akademik eğitim verildiğini ileri sürerek aynı hedefe yönelmemiz gerektiğini söylüyor. Böyle yapılırsa yüksek öğretim önündeki yığılmanın azalacağına kesin gözüyle bakılıyor. Eğer ileri ülkelerde durum böyle ise nasıl oluyor da yüksek öğretimde yüzde 50’den aşağı olmayan ve %90’lara varan okullaşma oranlarına ulaşmışlar? Üstelik bütün ileri ülkelerde çağ nüfusu okullarda olduğu halde işsizlik var. Üstelik işsizlik düşük düzeyde eğitim görmüşlerde daha yüksek oranlarda. Üstelik mesleki ve teknik öğretim görenlerdeki işsizlik akademik ortaöğretim görenlerden daha az değil. (BAYKAL,2006)”
Gerçekten bu hastalıktan kurtulmamız gerekiyor.
Ülkemizin ara eleman ihtiyacı çoksa eğer bunun için mutlak bir planlama yapılmalı ve buna göre alanlar belirlenmelidir. Ayrıca meslek liselerinde okuyan öğrencilerin kendi alanlarında Üniversite okumaları için var olan negatif durum pozitife dönüştürülmeli teşvik edilmelidir. Örneğin Tekstil Bölümünde okuyan bir öğrencinin Tekstil Mühendisi olabilmesi teşvik edilmelidir.
Evet konumuzu fazla dağıtmadan bağlayacak olursak; Sınav kaçınılmazdır. Bu gerçeği kabul etmemiz lazım.
“ÖSS'nin gerekçesi ortaöğretimdeki başarısızlık değil üniversitedeki sandalyelerin sayısının az olmasıdır. (BAYKAL,2006)
Şimdi sandalye az, oturmak isteyen kişi sayısı fazla olduğuna göre en uygun kişileri seçerek o sandalyelere oturtmak zorundayız. Ülkemiz şartlarında bunu yapmanın en objektif yolu sınav olduğuna göre ister adına ÖSS deyin isterseniz başka bir şey deyin sınavın yapılması zorunluluk arz etmektedir.
Kaldı ki sınavsız öğrenci alan ülkelerin büyük bir çoğunluğu bu elemeyi ekonomilerindeki büyüklüğün verdiği güçle ilk ve ortaöğrenim süresince sağlamaktalar, gerekli yönlendirmeleri yapmakta ve bu yolla yığılmaları önlemektedirler. Bunu yaparken ara geçiş yolları sürekli açık tutulmakta olası yanılgılar minimize edilmektedir.
Ara Olgunluk ya da Olgunluk sınavı diye adlandıracağımız sistemler dışarıdan ithal bir sistemin ülkemize uyarlanması olarak karşımıza çıkmaktadır. Avrupanın uygulamada sıkıntı yaşamamasının en önemli faktörü eğitimde fiziki yapı, öğretmen durumu, sosyo ekonomik durum gibi sıkıntıların olmamasıdır.
Bu sınavı bazı ülkeler üniversiteye (Yüksek öğrenime) giriş için ön koşul, bazıları bir alandan mezun olabilmek için ön koşul, bazıları da ortaöğretimden mezun olmanın koşulu olmak üzere değişik ad ve/veya amaçlarla kullanmaktadırlar.
Bunlara örnek verecek olursak bu sınavların ülkeler göre adları şunlar:
· Fransa:Genel Eğitim Olgunluk Diploması, Teknik Eğitim Olgunluk Diploması, Mesleki Eğitim Olgunluk Diploması
· Almanya:Olgunluk Sınavı Ve Olgunluk Belgesi
· Danimarka:Olgunluk Sınavı-Olgunluk Diploması
· İspanyada Olgunluk Diploması
· Avusturya:Olgunluk Sınavı
· Finlandiya:Olgunluk Sınavı
· Çek Cumhuriyeti:Olgunluk Sınavı
· Litvanya:Olgunluk Diploması
· Malta:Yükseköğretim Olgunluk Sınavı
· Polonya:Olgunluk Sınavı
· Slovakya:Olgunluk Diploması Sınavı
· Slovenya:Olgunluk Sınavı
Hani sokaktaki vatandaştan bazı eğitimci arkadaşlarımıza hatta ve hatta akademisyenlerimize kadar bize örnek gösterilen Avrupa ülkelerinin bir çoğunda da var aslında bu sınavlar. Orada Olgunluk bizde ÖSS, bir farkı yok bu işin.
Sınav kaçınılmaz olduğuna göre yığılmayı nasıl önleyeceğiz? diye bir soru geliyor karşımıza. Bu sorunun cevabı kesin ve nettir. Yığılmayı önlemeye çalışmamaktır bunu cevabı.
Sorun olarak algılanan bu durum ülkemiz için bir zenginliktir aslında. Bu durum gençlerin üniversite okumaya olan ilgi ve isteklerinin bir göstergesi olup bu duruma sevinmemiz gerekmektedir.
Keşke koltuk sayısı daha fazla olsaydı da daha çok gencimiz okusaydı üniversitelerde dediğim anda o zaman hemen Diplomalı İşsizler diye bir sorun koyulmakta karşımıza.
Bu konuda da Ali BAYKAL hocamızın söylediklerine katılmamak mümkün değildir.
“Mesleklerini başkalarının tercihlerine göre değil kendi ilgi ve yeteneklerine göre seçmelidirler. Sevilerek yapılan bir meslekte başarı ve mutluluk olasılığı çok daha yüksektir. Bilgi çağı, edebi bir söylem olarak değil, ekonomik ve toplumsal yaptırımların kavranarak dile getirilmesi gereken bir olgudur. "Bilgi toplumu" deyimini bilir bilmez kullananlar, hiç değilse, "diplomalı işsiz" deyimini yerli yersiz kullanmamalıdırlar. Keşke herkes hem diploma alabilse, hem de iş bulabilseydi. Ama iş bulamayanın “Keşke diploması da olmasaydı.” denilebilir mi? Diploması olmadan iş çeviren vatandaşlar, daha mı muteber? Gençlerin yükseköğretim isteklerini, meslek fetişizmine indirgemek de aydınlık bir düşünce değildir. Yükseköğretim caydırılması değil özendirilmesi gereken bir erek olarak kabul edilmelidir.” (A.Baykal,2006)
Bizim gerçek sorunumuz sınavın varlığı değildir sınav sonunda yaptığımız yerleştirmenin sağlıklı olup olmadığıdır. Ya da ölçmemizin doğru olup olmadığıdır.
Bugün uygulanmakta olan ÖSS sistemi öğrencilere yön seçeneklerini göstermemekte çok erken bir aşamada meslek seçimine zorlamaktadır. ÖSS kapsamındaki konular sınırlı yükseköğretimle yapılabilecek meslekler sınırsızdır. ÖSS kapsamındaki sorularla kılavuzda yer alan mesleklere bile sağlıklı yönlendirme yapmak olası değildir. ÖSS’de hiç bilgisayar sorusu yoktur ama doğrudan bilgisayarla ilgili en az üç dört program vardır. Tıp fakültelerine girmek için fizik, kimya, matematik belki de biyolojiden daha etkili olmaktadır. (Baykal,2006)
Evet asıl sorun burada yatmaktadır. Etrafımıza baktığımızda aslında Tıp istiyordum ama Biyolojiyi tutturabildim ya da bir soru daha yapsaydım şunu kazanıyordum gibi bir çok serzenişle karşılaşırız. Ondan daha vahim olan etrafımızda kendi alanında (yüksek öğrenim gördüğü alanda) iş yapmayan nice insanlarımız yok mudur ?
Aslında sorun bunu önlemenin ya da en aza indirmenin yolunu bulamamaktır? Biz sınavın varlığını bir kenara bırakmalı sınavın adı ile uğraşmak gibi basit işlerle uğraşmamalı, sınav gerçeğini içimize sindirdikten sonra daha sağlıklı yerleştirmeleri nasıl yapabileceğimizi konuşup tartışmalı ve buna çözüm bulmalıyız.
Bir diğer önemli sorunumuz ise okullarımızın sınav dönemlerinde boşalması, öğrenci devamsızlıklarının artması, usulsüz raporların alınması, okullarımızın sadece diploma veren ama verdiği diplomaların sınava girmekten başka bir işe yaramadığı bir durumdan kurtarılmasıdır.
Bunun en büyük nedenlerinden biri kendi elimizle ÖSS sınavı ile Okul müfredatı arasındaki bağı koparmamızın yanı sıra; öğrenciyi, veliyi hatta ve hatta kendimizi de dershane gerçeğine kaptırarak “Dershaneye gitmeden Üniversite kazanılmaz” diye bir gerçeği ortaya çıkarmamızdır.
“ÖSS gibi giriş ve seçme sınavları müfredat gerekleri bakımından okulların performansını ölçmek veya öğretmenlerinden ilave yardıma ihtiyaç duyan öğrencileri teşhis etmek ve böylece okulun performans hedeflerini daha iyi karşılamasını sağlamak üzere tasarımlanmış değildir. Nihayet ÖSS sınavı, okullara ve öğretmenlere kendi performansları hakkında geri bildirim sağlamıyor çünkü bu sınav ile okulda öğrenilen bilgiler test edilmiyor.(Baykal,2006)
Bu nedenledir ki Ortaöğretim kurumlarımız ve öğretmenlerimizin performanslarına yönelik çalışmaları arttırmamız gerekmektedir. Bir ilköğretim müfettişimizin bana söylediği bir şeyi paylaşmak istiyorum: “Benim eşim lisede branş öğretmeniydi ve emekli oldu 25 yıllık meslek hayatı boyunca sadece bir kez müfettiş yani teftiş gördü.” Sizce de biraz başı boş bırakmadık mı okullarımızı?
Yapılacak sınavların okul ve öğretmen performansını ölçmesi mutlaka dikkate alınmalıdır. Böylece okulun ve öğretmenin başarı beklentisi artacak ve işe daha bir önem verilecektir. Bu durumda öğrencinin de okula adaptasyonu sağlanacaktır.
Dershaneler noktasına gelince bu kurumlarımız da yine bakanlığımıza bağlı Milli Eğitimin temel amaçlarına bağlı kalarak çalışan kurumlarımız. Elbette ki zaman içerisinde ürettikleri, ülkemize kazandırdıkları çok şeyler olmuştur. Fakat son yıllarda artan maliyetleri karşılaya bilmek, eğitime hizmetin önüne ekonomik çıkarları getirmek adına, düşük ücretle öğretmen çalıştırmak, hatta kaçak, onaysız personel çalıştırmak gibi durumlarla beraber eğitimimizin kalitesine yardımcı olmak bir yana kalitenin iyice düşürülmesi ve veliler ile öğrencilerimizin mağduriyetleri ile karşı karşıya bırakmıştır bizi.
Yeni getirilmek istenen Ara Olgunluk Sınavı ya da Olgunluk sınavı yada adı her ne olursa olsun bu kavramların eğitim sistemimize hiçbir yararı olmayacağı gibi, eklenecek yeni sınavlar velilerimize yeni maliyetler, gençlerimize yeni stresler, eğitim sistemimize yeni darbeler getirecektir. Bu nedenle basit kavramlarla uğraşmak yerine ülkemiz gerçeklerini kucaklayan daha bilimsel yaklaşımlar sergilemeliyiz.
kaldırılmamalı çünkü 2 milyon kişi var ve kontenjan çok az buna göre başka bir sistem olamaz orataöğretim başarısına göre alınsa desek bu şartlarda ortaöğretim deseniz kabartılmış notlar şişirilmiş diplomalar ortaya çıkarki bu haksızlıkların ortaya çıkmasına neden olur ki şu en iyiy sistemde bile haksızlık var ortaögretim puanı yukardaki dediğim nendendleden dlayı haksızlıklarla bizm hakkımız yeniyor bu puanlarda torpiller geçerli olabiliyor yapılacak en iyi iyilik öss yerine obp kaldırlmalı
kesinlikle kaldırılmamalı diye düşünüyorum.ben bu yıl 4.kez şansımı deniycem ve gelecek nesillerinde bu aşamalardan geçmesi gerektiğini düşünüyorum.eğer üniversitelere geçişler tamamen sınavsız olursa bu durumun hiçte sağlıklı olmıyacağını düşünüyorum.
sehercan
farketmez
kaldırılsa bile yerine başka bir isimle sınav konur kesinlikle.sadece öss ismi değişir
daha çok kaldırılmamalı diyorus su ana kadar ama eminim bu sistemden oldukça şikayetçiyiz.deiştirmek istediinis bişiler mutlaka vardır...
Şahsen kaldırılmasının gereksiz olduğunu düşünüyorum. Senelerdir uygulanan ve yerine oturmuş bir sistem. Sürekli değiştiği için şikayet etsekte, ÖSS'de bunu diyor, değişmeyen tek şey değişim kendisi. gulen
Genç nüfusumuz fazla, çalışan ve çalışmayan ayrılmalı. Çalışan kazanmalı. Ancak bu noktada bir dengesizlik giriyor araya. Sözel bölümünde olması gereken mesleklerin ea'ya verilmesi, EA'da okuyan birinin sözelde ki bir meslek için sözelcinin iki katı çaba harcaması, meslek liselerinin sorunu... gibi.
Bunlarda olacaktır, olmaması daha iyi ancak kötüler olmasa iyinin kıymetini anlayamayız. Bunlarda ÖSS'nin kötü yanları diyelim... Kazanmak zor değil siritan

ozan33 arkadaşımız güzel bir noktaya değinmiş.
Hepimiz şikayetçi değiliz ancak değişmesi gereken yerler var.
bu sene öss var ben bu 2007 öss ye gireceğim ve kazanacağım sınavdan sonra gereken açıklamayı yapacağım siritan
Sayfalar: 1 2 3 4 5
Referans URL