Dersizle Forumları

Full Versiyon: Ata DEMİRER ingilizce röportaj
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
    Selam,arkadaşlar bu metni ingilisceye çevirebilirmisinisss lüffeeennn çok acill bi durum


Son zamanların en çok konuşulan isimlerinden Ata Demirer ailesinden ilişkilerine her şeyi anlattı.
Bir ufak içtikten sonra uyumalıyım. Çünkü barda kadın kız görünce adrenalin patlıyor.... Fena yani. Annemsiz yapamam. Halen onunla yaşıyorum. Komik bir kadındır. Güzel sofra kurar, beraber rakı içeriz. Kilom yüzünden bazı pozisyonlarda zorluk yaşıyorum. Mesela teknede motor dairesinde sıkıştım, miç
çııÖÖçşAta Demirer nereden nerelere geldi? Bu yolculukta yanında kimler vardı? Ve en önemlisi hayatında neler değişti, neler değişmedi? Ünlü komedyen hem hayatını hem şarkılarını anlattı.

Anne ve baba ayrılığı, maddi zorluklar, anne ve kardeşle büyük şehre geliş ve büyük mücadele... Yeteneğini göstermek için beklemek, beklemek, beklemek... Sıkılmak, isyan etmek... Ama en önemlisi içindeki gücü bilmek, ona inanmak... Ve sonunda kazanmak... Bildik bir öykü değil mi? Her şeyin elde edildiği o ana kadar öyküler genelde benzerlik gösterir... Ata Demirer'in öyküsü de yaptığı işi kitlelere ulaştırma çabasındaki onca insandan pek farklı değil. Fakat sonrası öyle değil... Hala kendi dünyasında... Onu öyle ortalarda gördünüz mü hiç? Hayır... Cihangir'de, annesi ve erkek kardeşi ile birlikte yaşıyor. Mahallesindeki (öyle diyor) cafede boy gösteriyor genellikle... Ve eminim, profesyonel sıkıntılar dışında hayatı çok eğlenceli yaşıyor. Keyfi yaptığı işe yansıyor.

* "Ah ah, kimse bizim elimizden tutmadı" dediniz... Ama hep böyle değil midir zaten? Siz kimden ne bekliyordunuz? Kendinizi göstermek için yaşadığınız süreç çok mu zordu?
çııÖÖçş
Korsan TV, benim için dönüm noktasıydı. Sonuçta birileri bana inandı ve bu işi yaptırdı. Olmasaydı yine barlarda komedi yapmaya devam ederdim. Zordu tabii o süreç. Ama tabiatımda pes etmek yok. İşime aşkla bağlıyım. Komedinin hastasıyım. Pes etmezdim ama tuhaf bir biçimde ilgisizlik yaşadım. Bir kabul etmeme durumu oldu yani. Ama ben ısrar edip başarımı sürdürünce o amatör programla o yılın bütün ödüllerini aldım. En büyük ödülü seyirci verdi. 50 kişiye oynarken bir anda 500 kişi gelmeye başladı. Bana en çok destek olan kişi bakın şurada oturuyor. (Erkek kardeşini gösteriyor.) Kardeşiz biz. O çok yetenekli bir çocuk. 'Abi sen çok iyisin, bozma moralini, çok iyi olacak, her şey süper olacak' diyerek motive etti. Yani inşaatın yarısını resmen o yaptı. Psikolojik ve manevi destek ile beni iteledi.

* Ne değişti hayatınızda?
Hayatım gördüğünüz gibi. Cihangir'de oturuyorum. Evimin yakınındaki bu cafeye gelip kahvemi içiyorum, yemeğimi yiyorum. Yazın da kayıktayım. Bu kadar. Magazinel bölgelerde boy göstermediğim için, o tip eğlence anlayışım olmadığı için özellikle uzak duruyor gibi algılanabilirim. Ama benim yaşam biçimimde magazin yok. Ne değişti? Kapital bir rahatlık var sadece. Bir de sokağa çıkma özgürlüğüm değişti. Yalnız başıma bir yerlere gittiğim zaman biraz sıkıntı oluyor. Yolumu kesip konuşmak isteyenler oluyor.

* Yıllarca bunun için çaba sarf ediyorsunuz, sonra da durumdan sıkılıyorsunuz. Bu bir çelişki değil mi?
Diyelim ki çok üzgünüm ya da çok sinirliyim. O an biri yanıma gülerek geliyor ve 'Sizi çok seviyoruz' diyor. O ruh halimle ben de o insana karşı oynamak durumunda kalıyorum. O an tabii benden gidiyor. Çelişki tabii.

* Zorluklar yaşamışsınız. Anne baba ayrılmış. Nasıldı o günler?
Biz annemle kaldık. Üniversite okurken geceleri müzisyenlik yapıyordum. Oradan kazandığım üç-beş kuruşu getiriyordum. Dayım yardım ediyordu. Öyle idare ettik. Bir süre sonra sorumluluğu tamamiyle ben devraldım. İlk televizyon şovumu yaptığım dönemlerde bir ev aldım. O evde annem ve kardeşim oturuyor.

* Anneniz ile yan yana apartmanlarda oturuyormuşsunuz.
Aile reisliği halen devam ediyor... Ve müthiş bir bağ var aranızda... Ben yengeç çocuğuyum, annemsiz yapamam. Annem bizi hazırlar. Sahneye hazırlar, her şeye hazırlar, hayata hazırlar. Birlikte yaşamanın huzuru vazgeçilmez bir şey. Öbür evi ben özel hayatım için tercih ettim. Ama annemin evi büyük olsa onunla oturmaya devam ederdim.

* Siz bir anne kuzusu musunuz?
Hayat çok kısa ve bir gün çekip gidecekler hayatımızdan. Dolayısıyla tadını çıkarmak lazım. Hem annem bana rahatsızlık veren bir insan değil ki. Her şeyi paylaşırız onunla. Komik bir kadındır, iyi bir eleştirmendir. Güzel sofra kurar, beraber rakı içeriz. Evde çok hayvan var, onlarla takılırız. Çiftlik hayatı gibi. Seviyoruz böyle yaşamayı. 11 yıl önce, İstanbul'a üçümüz birlikte geldik, belki de kale gibi bir yapı oluştu ve onu bozmak istemiyoruz. O bozulursa belki bizde bozuluruz. İçgüdüsel bir refleksle birbirimizden kopmamaya çalışıyoruz. Çok şey paylaşırız. Birlikte müzik dinleriz. Balıkla ilgili konular var. İyi balık yaparım. Annem çok sever. Biraderle çok güzel anlaşırız. İyiyiz yani.


Annem Bizi Obez Yaptı   çııÖÖçşPeki sahnede? Kilolar sorun olmuyor mu?
Bu kiloya rağmen o kadar hızlı hareket ediyorum ki ben. Ve o kadar hızlı hareket ettiğim için o kadar komik oluyor ki... İki tip şişman vardır. Ruhu şişmanlar ve eti şişmanlar. Ruhu şişman olan hantaldır. Benim ruhum şişman olmadığı için fiziğimi önemsemiyorum ve çok hızlı hareket ediyorum.


Bara gidince Volkan gibi olurum
Güzel içerim içkiyi... Denizdeyken içerim. Ama bara gidip içersem, orası sakat olur. Çünkü barda kızları görünce adrenalin patlıyor ve ben Volkan gibi oluyorum.

* Deniz keyfinizi biliyoruz. Tekne aldığınız söylendi. Niçin tekne yerine kayık diyorsunuz?
Çünkü kayık. Biz balıkçıyız... Ben tekne almadım. 10 metrelik bir kayığım var. Ben yelkenli almam, fiber tekne almam. Zıpkınla balık avlayan bir insanım ne işim var yelkenle, fiberle.

* 200 milyarlık bir tekne aldığınız yazıldı...
Bot şova kayığıma pervane almaya gittim. 170 milyonluk pervane için gittim, '120 bin euroluk tekne aldı' diye haberler çıktı. Benim kayık 15-20 milyarlık bir kayık. Balıkçı kayığı, taka yani. Milyarlık bir teknem olsun gibi bir arzum yok. Öyle bir teknede bu kayıkta yaşadığım keyfi yaşayamam. Parayı ağaçtan mı topluyoruz kardeşim... Hiç işim olmaz.

* Deniz tutkunuz, yeme içme tutkunuz... Bütün boş zamanlarda adalara kaçmak... Tam bir keyif adamısınız yani...
Denizin altı bambaşka bir dünya. Oradaki sessizliği sakinliği seviyorum. Allah'a acayip saygı duyuyorsun, bir daha bir daha... Ne bunlar ya diyorsun. O sualtı canlıları nasıl yaratılmış? Hepsi birbirinden ilginç tuhaf hayvanlar. Çok güzeller. Her şey güzel. İnsanlar tatilde güneşlenip yanıyorlar. İşte orada bile deniz ve güneşin güzelliği var. Teknede yaşayınca daha da güzelleşiyorsun. Beyin olarak güzelleşiyorsun, kafayı boşaltıyorsun. Sabah kalkıyorsun, çayını demliyorsun, radyoyu açıyorsun, sigaranı yakıyorsun. İnsan başka ne ister ki? Üç tarafımız denizlerle çevrili bir coğrafyada yaşıyoruz ama denize sırtımızı dönmüşüz. Tadını çıkarmak lazım.

çııÖÖçşİyi de içki yudumlarmışsınız(içermişsiniz)...
Güzel içerim. Bir küçük içerim. Teknede içerim. Bara gidersek, orası sakat olur. Ben bir ufak içtikten sonra yatmalıyım. Çünkü barda kadın-kız görünce birden adrenalin patlıyor ve birden köpekbalığı oluyorsun. Ver margaritayı, ver votkayı derken kaşın gözün dönmeye başlıyor. Fena yani. Bara gidince Volkan oluyorum ben. (gülüşmeler)

* Kadınlar mı ilgi gösteriyor yoksa siz mi Volkan oluyorsunuz?
Bilmiyorum. (Kahkahalar.)

* Albümde bir de Sezen Aksu şarkısı var: Büklüm Büklüm... Albümün genel konseptine aykırı bir şey. Niçin okudunuz bu şarkıyı?
Büklüm Büklüm'ün benim için bir değeri vardır. Eski arkadaşlarıma, bu şarkıyla anılarımız olan insanlara hatıra olsun diye okudum. Rica ettim Sezen abladan, o da 'al istediğini oku' dedi. Okuduktan sonra götürdüm dinlettim, bayıldı. 'Çok güzel okumuşsun' dedi

* Birlikte aynı sahneyi de paylaştınız. Sanırım onun yüreğini fethetmişsiniz?
Sezen Aksu dört yıl önce beni aradı ve 'bir şovum olacak, seni beğeniyorum, seninle birlikte bir şeyler yapalım' dedi. Çok heyecanlandım. Acayip bir şeydi. Onunla büyümüşüm, bütün aşklarımı yaşarken Sezen Aksu olmuş hayatımda. Bir gün evde oturuyorum, televizyona yeni başlamışım, mütevazı bir durumumuz söz konusu, telefon çalıyor ve direk kendisi arıyor. Çok etkilendim. O zaman yapamadık birlikte bir şeyler, çok üzüldüm. Ama bu seneye kısmetmiş. Bir gecelik bir şey yaptık Sevgililer Günü'nde. Benim için çok özeldi.

* Yani bu da bir hayaldi sizin için?
Şöyle düşünün. Üniversiteyi okumaya geliyorsunuz, maddi durumunuz iyi değil, idealleriniz var ve bunlardan biri de komedyen olmak. Ve hikaye kendi içinde öyle bir gelişiyor ki Türkiye'nin en büyük starıyla, Sezen Aksu ile sahneye çıkacak boyuta kadar geliyor. Dışarıdan da acayip görünüyor. Öyle bakış açılarım vardır benim, dışarıdan bakarım olaya, çok tuhaf, çok güzel bir durum. 'Kutuya girelim' dedim, 'olur' dedi, 'kurbağa şarkısını söyleyelim' dedim, 'okey' dedi. O kadar komplekssiz bir insan. Koskoca Sezen Aksu Minik Kurbağa şarkısını söyler mi? Söyledi ama. Ve çok güzel oldu.
çııÖÖçşO kutunun her tarafı kapalı mıydı?
Benim çizdiğim projede kutu kapalıydı ama sahnede kapatamadık çünkü ikimiz birden içine sığamadık.  


* Arabeskle dalga mı geçiyorsunuz?

Mizahi açıdan bakıldığında arabeskin böyle göründüğünü düşünüyorum. Arabeskin mizahi bir tarafı olduğuna inanıyorum. Bu kadar göz göre göre acı çekmek için insan oturup şarkı yapıyorsa bu başlı başına bir mizah unsurudur. Çünkü hayat zaten acı verici bir şeydir ve bu mazoşist bir şeydir.

* Acı çekmek için mi arabesk, yoksa acıların üstüne mi arabesk? Bunun tarifini yapabiliyor musunuz?

Acıların üstüne yapıldığı dönemler var. Orhan Gencebay ve Müslüm Gürses'in ilk zamanları gibi. Fakat son 10-15 yıldır fantazi adı altında ticari arabesk yapılıyor. Bu planlama bana komik geliyor. İnsan çekeceği acıyı planlayıp satışa sunarsa komik geliyor bana. O zaman da mizah giriyor devreye. Bu albüm de olaya böyle mizahi bir bakıştır. Hani 'öf be, içelim güzelleşelim' durumu vardır ya... Bunlar da içip güzelleşen karakterler ama bence bu daha samimi. Çünkü burada müziğin üzerine mizah yazılmış, ciddi mizah yazılmış. Ve mizah güldürmek amaçlı olduğu için amacına ulaşıyor. Yani maksat amacı aşmıyor. Diğer tarafta başka bir şey var. Adam acı çektirmek için bir şarkı yapmış ama sonra bakıyorsun adam en kral mankenlerle takılıyor, jiplerle dolaşıyor. Söylediği ile yaptığı birbirini tutmuyor. Ben böyle yazdım, çünkü hayata böyle bakıyorum. Tuhaf bir şey yaptık yani.

çııÖÖçş* "Kontör at sevgilim" şarkısında neyi hicvediyorsunuz?
Teknolojiyle birlikte alışkanlıklar da değişti. Eskiden 'beni bir arar mısın?' diyerek bir acı çekilirdi. 80'lerde, 90'larda... Sevgilini arardın, annesi çıkardı konuşamazdın. Şimdi cep telefonu arabeski çıktı. O da şu: Çocuğun kontörü bitiyor, sevgilisine ulaşamıyor, 'ya bir kontör atsa da bana, konuşsak' diyor. Bu arabesk bir durum. Mesela, şarkıda 'faturalı hatlarım oldu benim, zamanla hepsi kapandı' diyor. Öyle değil midir gerçekten? Borçtan dolayı kapanır telefon hattın. Teknoloji ne kadar gelişse de Türkiye'de arabesk kendini teknolojiye de uyduruyor. Böyle bir durum var yani. Bu herkesin hayatında var ve ben de bunu mizahi bir dille anlatmaya çalıştım. Arabeske mizah köşesinden baktığın zaman böyle görünüyor.

* Sizdeki arabesk yanlar nedir?
Bu şarkılar dinleyince bendeki arabesk yanlar çok kolay anlaşılır. Ben kontrolü hiçbir zaman arabeske vermem ama durum arabesk... Komple durum arabesk... En büyük dumurlarımdan birini anlatayım size. Adam sokakta çöp topluyordu. Yanından geçiyordum. Şişeleri, kağıtları falan topluyor. Ririri ririri ririri diye bir ses ve adam cebinden cep telefonunu çıkardı. Ben bunu yaşadım. Yemin ederim yaşadım. Herkeste cep telefonu var, maddi olarak ne kadar düşük olursan ol, bir telefonun var yeni. Oysa bu bir uygarlık gösterisidir. Gelir düzeyinin yüksek olduğu toplumlarda cep telefonu kullanımı yaygındır. Ama bizde durum tam tersi. Adamın evde yiyecek ekmeği yok ama kontörlü hattı var. Bu başlı başına bir mizah unsurudur. Ben de bu şarkıyı onun için yaptım.

* Peki "Entelli Bamya"?
Bu Avrupa Birliği şarkısı. Bir boyacı, bir entelektüelin evini boyuyor. Entelektüel de ona bamya pişiriyor. Boyacı bambayı çok beğeniyor, 'Bu insan bana böyle bir bamya pişiriyorsa, ben de bunu yiyip beğeniyorsam bütün insanlar kardeştir. Niçin Avrupa Birliği'ne girmiyoruz?' diyor. 'Söz versene Sayın Kırca, sen de söyle Birand amca, Muhtar amca, entelli bamya...' diye devam ediyor...
    

* Çok eğleniyor musunuz yaptığınız işle...
Ben bu albümü yaparken çok eğlendim. Deneysel bir albüm bu... Çok ciddi bir iş.. Ama sözler arabesk. Çoğunun bestesini ben yaptım. Bu light arabesk.... Aslında bu bir sushi'dir yani.

Röportajın dibi gelmiştir arkadaşlar

BAŞLIK DÜZELTİLDİ!!!

Ya biliorum ilk bakışta korkunçç gösüküoo amaa arlardan seçerek de olsa yapabilirseniss çokk ii olurr.Çok acilll bi duruumm!!!!

Ya lütfen bu benim dönem ödevim ve bu hafta vermem lasımm.İnanın gerçekten çok uğraştım ama yapamadım.Birası dahi olsa yapabilrmisinisss.Gerçekten çok zor bi durumdayım.lütfennnn nolurr
başlık forum kurallarına aykırı.Ama yeni dersizleci olduğunuz için konuyu kilitlemiycem.Başlığı değiştircem.Lütfen daha dikkatli olunuz...
kraliçe Demişki:


Ya lütfen bu benim dönem ödevim ve bu hafta vermem lasımm.İnanın gerçekten çok uğraştım ama yapamadım.Birası dahi olsa yapabilrmisinisss.Gerçekten çok zor bi durumdayım.lütfennnn nolurr


ya yardımcı olmaya çalıştım fakat şansına bende ingilizce proçeviri var , türkçe değil..paragraf halindekiler ancak ordan oluyo.. ALLAH yardımcın olsun siritan
Avril_17 Demişki:

başlık forum kurallarına aykırı.Ama yeni dersizleci olduğunuz için konuyu kilitlemiycem.Başlığı değiştircem.Lütfen daha dikkatli olunuz...


Teşşekkür ederim uyarınız için.Bilseydim yapmazdım.Ama bu şekilde beni uyarmanıs gerçekten çok hoş.


Referans URL