Dersizle Forumları

Full Versiyon: çalıkuşu özeti
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
arkadaşlar çalıkuşunun uzun bir özeti lazım dönem ödevi için şöyle 7-8 sayfa felan yardımınızı bekliyorum
Çalıkuşu [Kitap Özeti]

Çalıkuşu,Reşat Nuri Güntekin’in Türk Tarihi ve edebiyatı açsından çok önemli bir eseridir.Bu romanı okurken harp yıllarında çekilen zorluklar ve insanların hayat tarzları,düşüce biçimleri,ve inançları hakkında önemli bilgiler edinebiliyoruz.Reşat Nuri Güntekin’in üslubundaki yalınlık,sadelik ve akıcılık kitabın önemini daha fazla arttırıyor çünkü Reşat Nuri o dönemin birçok edebiyatçısından farklı olarak dilin sadeleşmesinde çok önemli katkıları olan yazarlarımızdandır. Çalıkuşu gerçekten zevkle okunabilecek,sürükleyici,ve her insanın değişik yerlerde kendini bulabileceği bir roman.Sinemaya uyarlanması,buna ek olarak dizi filminin çekilmesi bence romanın önemini kanıtlayan en önemli faktörlerdir.Reşat Nuri Güntekin Türk edebiyatına mükemmel denilebilecek bir yapıt kazandırmıştır.Kendisine çok teşekkür ediyorum.

Çalıkuşu özellikle Feride karakterinin üzerinde yoğunlaşmış bir romandır.Feride daha iki buçuk yaşındayken,babası,askerlik mesleğinden dolayı Musul’da bulunuyordu.Babasının devamlı uzakta olması buna ek olarak annesinin ağır sağlık sorunları nedeniyle Feride,hizmetçileri Fatma ve emireri Hüseyin gibi kişilerle zamanını geçirmektedir.Annesi hastalığına yenik düşer ve vefat eder.Bunun üzerine babası Feride’yi İstanbul’a babaannesinin ve teyzesinin yanına gönderir.Fakat Feride burada da mutluluğu yakalayamaz.Babaannesi,Feride henüz dokuz yaşındayken vefat eder.Bunun üzerine,Feride’nin teyzesinin yanında,besleme gibi yaşamasını engellemek için O’nu yatılı bir Fransız okuluna gönderir.Çünkü o zamanlarda uluslararası dil fransızca idi ve fransızca bilmek insana çok büyük bir ayrıcalık kazandıryordu.
Feride çok sevimli bir çocuktur.Fakat bunun yanında aşırı hareketli ve yaramaz bir mizaca sahip olması hocalarının ve arkadaşlarının O’n dan sıkılmalarına ve ÇALIKUŞU ismi takmalarına sebep olur.Bu arada Feride on iki yaşına bastığında babasını kaybeder.
Bu kadar üstüste sevdiklerini kaybetmek,Feride’nin güçlü kişiliğine hiçbir zarar verememişti.
Yazları Besime Teyzesinin köşküne gider ve orda çok iyi vakit geçirirdi.Feride,teyzesinin uslu kızı Necmiye ve kendinden oldukça büyük olan teyzesinin oğlu Kamuran ile anlaşmak ta güçlük çekiyordu.Çünkü çok yaramazdı ve köşkün altını üstüne getiriyordu.Ancak asıl anlaşamadığı kişi Kamuran idi.O,Feride’ye bir erkek için fazlasıyla nazik ve kırılgan geliyordu,bunun için de sürekli Kamuran ile dalga geçiyordu.Fakat daha o zamanlarda Feride ile Kamuran arasında duygusal bir yakınlaşma oluşmuştu.Bu yakınlaşma daha çok Feride’nin yaz tatilleri sırasında oluşmuştu.
Feride,ondört_onbeş yaşlarına geldiğinde,erkek arkadaş edinme konusunda yaşına göre fazlasıyla ciddi düşünceleri vardı.Fakat kişilik yapısından kaynaklanan bir şey O’nun bu gibi düşünceleri ertelemesine yol açıyordu.Kamuran ise bu sıralarda,Feride’nin okuluna çok sık uğramaya başlamıştı.Feride’yi görmeden fazla uzun süre dayanamıyordu.Feride,bu durumu çok iyi kullanıyor ve abartarak arkadaşlarına anlatıyordu.Bütün arkadaşları doğal olarak Kamuran ile dalga geçiyorlardı.Feride ile Kamuran’ın karışık gibi görünen ilşkileri,ev halkı tarafından değişik yorumlara maruz kalmıştır.
Feride’nin Tekirdağ’da oturan bir başka teyzesi daha vardı.Feride,yaz tatillerinden birinde oraya gitmeye karar verdi.çünkü teyzesinin kızı Müjgan ile çok iyi anlaşıyordu.Müjgan,Feride’den Kamuran ile ilgili hikayalari dinleyince,Tekirdağ’a sadece Feride’yi görmek amacıyla gelen Kamuran’a ilk fırsatta bunları açar.Bunun üzerine Kamuran Feride’ye evlenme teklif eder ve nişanlanırlar.Sonra hep beraber,Müjgan ve annesi dahil olmak üzere İstanbul’a dönerler.Feride,kişiliğindeki inatçılık ve toplumdaki klasikleşmiş “nişanlı kız”pozlarından hoşlanmadığı için,yaramazlıklarına devem ediyordu,bunun sonucunda da Kamuran ile araları sürekli bozuluyordu.
Tam bu sıralarda,Feride’nin okulu açılmıştı.Ancak,Kamuran’ın bir iş seyahati dolayısıyla Avrupa’ya gitmesi söz konusu olunca,Feride bir yolunu bulur ve köşke gider.Burada Kamuran ile aralarındaki sorunları çözerler ve Kamuran’ın gelmesiyle düğünün yapılacağı kararı verilerek Kamuran Avrupa seyahatine gider.
Aradan dört sene geçer.Bu sürenin sonunda,Kamuran,Avrupa’dan dönmüş,Feride,okulunu bitirip diplomasını almış,düğün hazırlıkları başlamıştır.Fakat,Feride’nin yaramazlıkları tüm hızıyla devam etmekte ve Kamuran ile sürekli tartişmaktadırlar.Birgün yine bu tartışmalardan birinin sonunda barışmak için bahçe de buluşmak üzere sözleştiler.Feride,önce gider ve Kamuran’I beklerken kendisini arayan bir kadın gelir.Feride,kadını bahçeye davet eder,ve bir bankın üzerine oturup konuşmaya başlarlar.Bu kadın,Feride’ye Kamuran’ın başka bir kadınla ilşkisi olduğunu,bu kadının hasta olduğunu,ve eğer aradan çekilirse kadının hayatının kurtulacağını söyler.Kanıt olarak ta Kamuran’ın el yazısı ile bu kadına yazılmış güzel sözlerle dolu olan mektubu gösterir.Feride bu duyduklarından dolayı çok üzülmüştür.Fakat çok kısa bir zaman sonra bu üzüntüsü,kızgınlığa dönüşür ve ağır laflar içeren bir mektup bırakarak köşkten habersizce ayrılır.Sütninesinin yanına Sahraicedid’e gider.Burada,amacı uğradığı ihaneti unutabilmek,acılarını dindirebilmek ve elindeki diploma ile Anadolu’da öğretmenlik yaparak hayatını kazanmaktı.
Daha sonra Feride,annesinin dadısı,Gülmisal Kalfa’nın yanına Eyüp Sultan’a gider ve orada kaldığı süre içinde Maarif Nezareti’ne başvurarak öğretmrnlik talebinde bulunur.Feride,hemen kabul edimez.Çalışmadığı süre içersinde,bol bol düşünme imkanı bulur ve uğradığı ihaneti haketmediğine karar verir.Kamuran’ affetmeyi ise hiç aklından bile geçirmemektedir
Bir süre sonra işe kabul edilen Feride,görevine coğrafya ve resim öğretmeni olarak başlar.Deniz yoluyla işe kabul edildiği yere ulaştıktan sonra bir otala yerleşir.Oteldeki Hacı Kalfa ismindeki şahıs kendisine çok yardımcı olur.
Feride,anılarını işte bu otel odasında yazmaya başlar.Feride’nin şanssızlığı devam etmektedir.İşe başladığı ilk gün,yerine başka birinin bir hafta önce getirildiğini öğrenir.Yerine gelen kişi,aslında Feride’den çok daha az kültürlü ve bu işi yapacak yeteneğe sahip olmadığı halde Feride hakkında çıkardığı asılsız suçlamalar sebebiyle görevi kendi eline geçirebilmiştir.Fakat,Feride’nin bu işi kaybetmesinde yatan asıl etken,aydın bir kişilik olması ve gittiği yerdeki insanların bilgiden ve yeni şeyler öğrenmekten korkmalarıydı.İşte bu tüzden kabul etmediler Feride’yi.
Feride, oradaki görevinden istifasını verir ve Zeyniler Köyü diye bilinen yere gitmeyi kabul ettiğini gösteren imzalı bir mektup yazar ve oraya bir araba ile ulaşır.Fakat,burada dini eğitim bile almamış olan,sadece kulaktan dolma hurafeleri çocuklara öğreten Hatice Hanım vardır.Hatice Hanım ilk zamanlarda,kazancına mani olur düşüncesiyle Feride’yi kabule yanaşmamıştır.Fakat maaşını almaya devam edince,Feride’ye karşı davranışları birden değişir.Feride bu köyde mutluluğu yakalayabilmişti.Çünkü,öğrencilerini çok seviyor fakat özellikle Munise adlı bir kız çocuğuna daha farklı bir ilgisi vardı.Çünkü bu kız babası ile üvey annesinin yanında yaşıyor ve ve bir sürü eziyete maruz kalıyordu.Gerçek annesi ise kötü yola düşmüş olmasından dolayı,toplum tarafından dışlanmış bir insan olarak,kızına hiçbir yardımda bulunamıyordu.Anne_kız,ancak gizlice görüşebiliyorlardı.Feride,Muhtar ve Hatice Hanım ile görüşerek,Munise’yi evlat edinmek istediğini bildirdi.Munise’ninde bu olayı çok istemesi üzerine babası da razı edildi va artık Munise,Feride’nin kızı olmuştu Feride,Munise’de,kendi çocukluğunu görüyordu.Kendisi de anne_baba sevgisinden uzak büyüdüğü için Munise’nin duygularını çok iyi anlıyordu.
.Bu arada,Feride,Kamuran’dan gelen mektupları hiç okumadan ateşe atıp yakıyordu.Fakat,tesadüfen birini yanmamış kısmıyla okudu.
Köye yakın bir yerde jandarma ile soyguncular arsında çıkan çatışma da yaralanan bir asker köye getirilir.Köy halkı o kadar cahildir ki doktor Hayrullah Bey bile pansumanlar için Feride’yi çağırır,bu esnada tanışırlar.Doktor Feride gibi birinin böyle bir yerde yaşamasına şaşırır ve isterse taininde yardımcı olmayı teklif eder.Bu arada okula müfettişler gelir ve okulu kapatmaya karar verirler.Müfettişlerden biri Feride’ye kendisini görmesini söyler.Bunun üzerine Feride,Munise ile birlikte,Hacı Kalfa’nın oteline yeniden yerleşir ve ve kandisini görmesini söyleyen müfettişi görmeye gider.Fakat müfettiş kendisine kötü davranır.Tam bu sırada içeriye Feride’nin okul arkadaşı girer ve aralarında Fransızca konuşmaya başlarlar.Bunun üzerine müfettiş,Feride’ye haksızlık yaptığını düşünür ve kendisini Darülmaullimatına vekil tayin eder.Feride buradaki kızlarla çok iyi geçinir.Okulun müzik öğretmeni Hafız Yusuf Efendi de Feride’ye ilgi duymaktadır.Yusuf Efendi,kızkardeşinin ağır hastalığı nedeniyle buraya gelmiş bir öğretmen olmanın dışında aynı zamanda da tanınmış ve çok sevilen bir bestakardır.
İzmir’deki öğretmenlik sınavına giren Feride’ye kazanamadığı söylenir.Bunun üzerine bölgenin ileri gelenlerinden Reşit Bey kendisine özel öğretmenlik yapmayı teklif eder.Özel öğretmenlik kendi prensiplerinin dışında olduğu halde parası bitmek üzere olduğundan kabul eder.Reşit Beyin köşkünde iki kızının yanısıra birde Cemil adında oğlu vardır.Cemil’in yaptığı bir terbiyesizlikten sonra köşkten ayrılmak ister ama hemen ayrılamaz.Bu arada evin kızlarının yanında ve onlarla beraber oturmaya gittiğinde,kızlarının teyzesinin,Kamuran’ın eşi olduğunu öğrenir.Bu arada Kuşadası’na tayini çıkar.Bunu tam köşke söyleyecek iken,köşkün kalfası Feride’ye Reşit Bey’in ona eş olarak uygun olduğunu söyleyerek ağzını arar.Bu Feride’nin sınavı neden kazanamadığını açıklıyordu.Bunun üzerine Feride,köşkten ayrılarak Kuşadası’na gitti.
Kuşadasın’da göreve başladıktan kısa bir süre sonra harp başlar.Yaralılar,fazla olduğundan okul kapatılıp hastahane olarak kullanılmaya başlanacaktır.Bu sırada hastahane başhekiminin Zeyniler Köyünden tanıdığı Hayrullah Bey olduğunu öğrenir.Doktor,Feride’ye hastahane’de çalışmayı teklif eder ve bundan sonra Feride ile Doktor arasında bir baba_kız ilişkisi gelişir.Doktor,Feride’nin evden ayrılış nedeninin bir kısmını öğrenir,her türlü sorununda yardımcı ve destek olmaya çalışır.Feride,hastahane de çalışırken,getirilen bir ağır yaralının İhsan Bey olduğu ortaya çıkar.Doktor’un,Kamuran’I unutamadığını sürekli yüzüne vurması üzerine Feride çok sıkılır ve İhsan Bey’e isterse kendisiyle evlenebileceğini söyler.Fakat İhsan Bey kendi yüzündeki yanık izlerini de düşünerek reddeder çünkü aralarındaki ilişkinin yürüyemeyeceğini önceden görebilmektedir.Bunun üzerine İhsan Bey çıkınca yeni görevine başlar.
Beş yıl sonra okul yeniden faaliyete geçer ve kendinden daha kıdemli kişiler varken Feride müdire hanım olarak göreve başlar.
Bu arada Munise on dört yaşına basmıştır.Doktorun uzakta olduğu bir sırada Munise rahatsızlanır ve doktorun gelmesini beklerken daha da kötüleşir.Doktor Hayrullah ve diğer hekimler çok uğraşırlar fakat Munise’yi kurtaramazlar.Feride,bunun üzerine bir beyin humması geçirir ve kendini bilmedfen on yedi gün uyur.Doktor Hayrullah Feride’yi kendi evine alır ve orada bakar.Feride,kendine geldikten sonra bile sık sık ağlama krizleri geçirir.Bir süre sonra iyileştiğini düşünüp gitmek ister ancak doktorun kızması üzerine bu kararını ertyelemek durumunda kalır.Feride yatarken kızı gömülmüştür ve Hayrullah Bey mezar taşına Feride’nin kızı Munise diye yazdırmıştır.
Doktor Feride’ye bir baba gibi davranmaktadır ve ruhsal durumu iyi oluncaya kadar O’na kendi çiftliğinde çok iyi bakmıştır.Bir süre sonra tekrar gitmt isteğini bildirir fakat ısrar üzerine gitmekten vazgeçer.Bu arada Feride’nin terfisini çekemeyip,hakkında,Doktor’la evlilik dışı ilişki yaşıyor diya dedikodu çıkartanlarda vardı.Doktor isterse Feride’nin kendisi ile evlenip maddi yönden rahat edebileceğini söyler.Feride,İzmir’e ilk geldiği günlerde açlıktan dolayı geçirdiği baygınlık krizini düşününce bu teklifi kabul eder.Feride,buraya kadar başından geçenleri anlatırken defterin son sayfalarına gelmiştir.
Bu sırada Kamuran’ın rahatsızlığı ve eşinin ölümü ardından Ayşe Teyze’nin yanına davet edilir.Enişte Aziz Bey ile Kamuran arasında geçen konuşma da Kamuran,eşi ile sırf hastalığı sebebiyle evlendiğini,Feride’nin arkasından gitmemesinin sebebinin de Onu fazla kızdırmamak olduğunu söyler.Kamuran,Ferdenin öğretmenlik yaptığı yere gidip Onu bulmak ister fakat rahatsızlığı ve duyduğu dedikodulardan etkilenerek vazgeçer.Şu anda ise Feride’nin zengin,yaşlı bir doktor ile evli olduğunu ve Kuşadası’nda bir kimsesiz çocuklar okulu işlettiğini söyler.Bütün bu bilgileri maarifteki bir dostundan almıştır.Bütün bunlar Feride’nin İstanbul’u unuttuğunun kanıtıdır der ve eniştenin yanından ayrılarak yalnız yürümeye devam eder.Eve geldiğinde ise bir sürprizle karşılaşır,Feride eve gelmiştir
Feride,işleri için geldiği İstanbul’da gelmişken akrabalarını ziyaret etmek için uğradığını söyler.Kamuran’a da karısından dolayı başsağlığı diler ve çocuğunun çok tatlı olduğumu söyler.
Feride’nin çevredeki arkadaşları O’nu hiç yalnız bırakmadılar ve dolayısıyla Kamuran ile görüşemediler.Feride gidiş tarihini son anda haber verir dolayısıyla ev halkı ve arkadaşları çok üzülmüştür.
Feride,gitmeden önceki gece,Müjgan’ın odasına gider ve Doktor ile olan ilşkisinin baba_kız ilşkisi olduğunu,evlenme amacını anlatır.Ölmek üzere olan vasiyeti olarak bir paketi Kamuran’a gönderdiğini fakat kendisinin gitmesinden sonra açmasını istedi.Fakat,Müjgan hemen Kamuran’ın yanına gider ve olanları anlatır.Paketi açarlar,içinden bir mektup ve Feride’nin günlüğü çıkar.Mektup ta Feride ile Doktor’un ilişkisinin içeriği ve bazı önemli noktalar anlatılmıştır.Ertesi sabah,gitme vakti geldiğinde,ev halkı Feride’yi bırakmaz ve Kamuran ile Çalıkuşu evlenirler.
Her ne kadar sonu Türk Filmlerini andırsa da Çalıkuşu’nun ,Türk Edebiyatına katkısı olan en önemli yapıtlardan biri olduğunu düşünüyoruM
buda başka bir kaynaktan...


Çalıkuşu / Reşat Nuri Güntekin

ÇALIKUŞU

Başlıca Şahıslar
Feride: Küçük yaşta annesini ve babasını kaybetmiş, Dame de Sion'da okumuş, içli, iradeli, kültürlü ve güzel genç bir kız.
Kâmran: Feride'nin teyzesinin oğlu. Genç ve yakışıklı bir insan. Feride'nin gizli aşkı ve nişanlısı

Özet

Roman, Feride'nin hâtıra defteridir. Feride, kendisine ya­bancı bir şehirde, bir otel odasında hâtıralarını yazarken geriye dönerek, çocukluk ve ilk genç kızlık dönemlerini anlatır:

Kendi deyimiyle "bambaşka bir çocuk" olan Feride, bir sü­vari binbaşısının kızıdır. Pek küçükken önce annesini, birkaç yıl sonra da babasını kaybetmiş, Erenköy Kozyatağı'ndaki teyzesinin himayesi altında büyümüştür. Besime Teyze onu, Nötre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi'nde okutmuştur.

Besime Teyzenin genç ve yakışıklı oğlu Kâmran, ciddî ve ağırbaşlı bir insandır. Feride'nin çekindiği ve tatsız şakalarına muhatap edemediği Kâmran, çalıkuşuna benzeyen bu canlı, cıvıl cıvıl haşarı kızı sever. Onu sık sık okulunda ziyaret eder. Feride'nin ya­ramazlıkları tarife sığar gibi değildir. Herkes ondan yaka silker ama yine ondan kimse vazgeçemez. Çalıkuşu adı onun bu yara­maz hallerinden dolayı takılmıştır. Kâmran, Feride'yle evlenmeyi aklına koymuştur, önce nişanlanırlar. Kâmran dört yıl için Avru­pa'ya gider. Bu arada Feride okulunu bitirir. Düğünden üç gün önce çarşaflı bir genç hanım, Feride'yi ziyaret ederek, İsviçre'de bulunduğu sırada Kâmran’ın Münevver adında hasta bir genç ka­dına evlenme vadinde bulunduğunu söyler. Kâmran'ın Münevver'e yazdığı mektupları verir. Münevver de Kâmran'ı sevmiştir. Bunun üzerine Feride köşkten kaçar. Herkes onun yeni bir delilik icat ettiğini sana dursun, emektar bir dadının evine sığınan Feride, lise diplomasından cesaret alarak Anadolu'da bir öğretmenlik is­ter. Bunu başarır da. B.. (Bursa) vilâyetinde bir okula tâyin edilir. O günden sonra da başından geçenleri bir mektup defterine not etmeğe başlar. Kasabada boş yer olmadığı için, Feride'yi Zeyniler Köyü denilen, hiç bir öğretmenin gitmeyi kabul etmediği kuş uç­maz kervan geçmez bir köye verirler. Orada, öğrencilerinden bir kaçı, küçük Vehbi ve bilhassa Munise, Feride'nin tesellisi olur. Bütün kız çocuklarının Ayşe ya da Zehra diye adlandırıldığı bu köyde Munise adı Feride'ye çok cana yakın gelmiştir. Kızı evlât edinmek ister. Munise, köylülerin sevmediği bir kötü kadının kızı­dır. Kadın, kocasından başka bir erkeği sevdiği için, Munise'nin babası, köyden başka bir kadınla evlenmiş ve anasını boşamıştır. Ara sıra gelip, kaçamak olarak kızını görmektedir. Çalıkuşu birçok zorluğu yenerek Munise'yi yanına almayı başarır.

İkisi mesut bir ömür sürmeye başlarlar. O günlerde bir posta soygunu olur. Eşkıya ile jandarma arasında çıkan çatışmada yaralanan bir zabiti köy odasına getirirler. Feride orada yaşlı bir askerî doktorla tanışır. Hayrullah Bey adındaki bu doktor, böyle bir yerde, aklından bile geçmeyecek böyle bir öğretmen bulmuş olmaktan o derece şaşırır ki, işin içinde bir sır olduğunu anlar ve Feride'nin daha iyi bir yere nakledilmesi için el altından gerekli te­şebbüslere girişir. Bir teftiş sonunda Feride'nin okulu kapatılır. Ve Çalıkuşu, Zeyniler'den ayrılmak zorunda kalır. Vilâyet merkezin­deki Darülmuallimat'a Fransızca öğretmeni tâyin edilir. Burada Şeyh Yusuf u tanır. Veremli, hassas, musikişinas bir insandır Şeyh Yusuf... Bu Şeyh Yusuf, Feride'yi ölesiye sever. Zaten veremli olan Yusuf Efendi bu ümitsiz aşkın acılarına dayanamaz ve ölür. Bu ölümden kendisini sorumlu tutan Feride, artık orada kalamayacağını anlar, yeni bir yere nakledilmesini ister. Bu sefer onu Ç.-(Çanakkale) Rüştiyesi'ne tâyin ederler.

Ç., de geçirdiği günlerden sonra, bir vapurla İzmir'e gelir. İzmir'de Reşit Bey adında zengin birisinin çocuklarına mürebbiyelik eder. Bunlar da sıkıntılı ve acı günlerdir. Bir tesadüf eseri, Re­şit Bey'in uzaktan akrabası olduğunu öğrenir. Bir albümde Kâmran'ın resmini görmüştür. Reşit Bey'in kızı Sabahat, Kâmran'ın Münevver Teyzesinin kocası olduğunu söyler. Kâmran, uzun za­man kendi "Çalıkuşu"nu beklemiş, o dönmeyince Münevver'le evlenmiştir. Feride'nin, her gittiği yerde güzelliği bir takım olaylara sebep olduğundan burada da barınması güçleşmiştir. Böylece bir­kaç yer dolaşıp birkaç evlenme teklifini reddederek nihayet Kuşadası'na gelir. Doktor Hayrullah Bey de emekliye ayrılmış, orada yerleşmiştir. Yaşlı dost, kızın elinden tutar. Ona yardım eder, onu korur. Munise bu arada iyice büyümüş, süsüne düşkün bir kız ol­muştur. Doktorun bir uzak köye hastaya gittiği sırada hastalanır. Nezle zannedilen hastalık giderek şiddetlenir ve Munisecik kuşpalazından ölür.

Kader, Feride'yi sanki bütün sevdiklerinden ayırmaya ah­detmiştir. Munise'den sonra çevrenin baskısı, dedikodusu o kadar artar ki Hayrullah Bey hiç olmazsa görünüşü kurtarmak maksa­dıyla Feride'yi alır, onunla kâğıt üzerinde evlenir. Bir müddet ge­çince Hayrullah Bey de zaten yaşlı olduğundan, ölür. Yalnız, ölmeden önce Feride'nin ailesinin yanına döneceğine dair söz al­mıştır. Onun defterini okumuş, başına gelenlerin sebeplerini öğ­renmiştir. Feride'nin kaybolduğunu sandığı defteri, Hayrullah Bey tarafından bir zarfa konularak, Kâmran'a mahsus bir emanet hali­ne getirilmiştir. Feride, rahmetli kocasının vasiyetini yerine getir­mek için verdiğinin ne olduğunu bilmeden bu emaneti Kâmran'a teslim eder.

Feride'nin dönüşünden en çok memnun olan Kâmran'ın babası Aziz Bey'dir. O, bu dönüşte hayırlı bir alâmet görür. Feride birkaç günlüğüne izinli olarak gelmiştir. Kendisine kalırsa, mutlaka yine görevine gidecektir. Kâmran, vaktiyle verdiği söze bağlı kal­mış, Münevverle evlenmiştir. Ama kadın zaten hasta olduğundan kısa bir süre sonra ölmüştür. Kâmran, kız kardeşi Müjgân’la bir ge­ce sabaha kadar Feride'nin defterini okuduktan sonra Hayrullah Bey'in yazılı tavsiyesini yerine getirmeyi, Feride'yi bir daha ne olursa olsun hiç bir sebeple kaçırmamaya karar verir. Nitekim, Feride'nin gideceği gün, bütün hazırlıklar tamamdır. Kâmran güya onu almak için gelen arabadan iner ve Feride'ye kalbini açar. Ay­nı sersemliği iki defa tekrarlamayacağını söyleyerek gitmesine engel olur.

çok teşekkürler
ultraslan9191 Demişki:

çok teşekkürler



önemli değill
Referans URL