Dersizle Forumları

Full Versiyon: Türkiye Üzerinde..(Akarsu, Basınç, Dağlar, Nem, Kimyasal-Fiziksel Çözülme...)
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
Merhabalar arkadaşlar.
Türkiye üzerinde etkili olan bu şeyler hakkında bilgim yok.

1- Ülkemizdeki akarsulardan hangisi denizlere ulaşır, hangisi ulaşmaz (yani hangileri kapalı hangileri açık havzadır) ve bu akarsular nerededir? (bölge olarak)
2- Ülkemizde en çok nerede kimyasal çözülme oluşur? Neden oluşur?
3- Ülkemizde en çok nerede fiziksel çözülme oluşur? Neden oluşur?
4- Ülkemizdeki toprak tipi, etkileri?
5- Ülkemizin iklimi (mesela akdenizdeki iklim ne gibi şeylerle akdeniz bölgesini etkiler...)
6- Ülkemizde dağların etkileri nelerdir? (Mesela Ege Bölgesi'nde dağlar kıvrımlıdır, Ege'de yükselti az olduğundan ve denizellikten dolayı bitkilerin oluşumu daha hızlıdır...)

+ olarakta denizlerin tuzluluğu nasıl oluşur. Bir deniz ya da göl nasıl tuzlu olur, neredeki denizler/göller tuzludur.
...

gibi soruları yanıtlarsanız hem siz pekiştirmiş olursunuz hemde ben eksiklerimi halletmiş olurum. Lütfen cevaplarken 1'in cevabı, 2'nin cevabı... şeklinde belirtiniz. siritan
1)Akarsular ve Akarsu HavzalarıAkarsularımızın büyük bir kısmı denize paralel dağ sıralarının doruklarından denize ulaşır ve genellikle dar, derin ve hızlı akışlı vadilerden geçerler. İç Anadolu, Van Gölü ve Göller Yöresikapalı havzaları dışında ülke içindeki bütün havzalar denize ulaşır. Başlıca akarsularımız; Fırat,Dicle, Göksu, Kızılırmak, Ceyhan, Seyhan, Sakarya, Yeşilırmak, Çoruh, Gediz, Aras, B. Menderes, K. Menderes vb. şeklinde sıralanabilir. Özellikle, sulama, enerji eldesi gibi alanlarda yararlanılmaktadır. Sorgulamada döküldükleri nehirler, sınır aşan sular, su potansiyelleri, önemli kolları, kullanım alanları gibi bilgilere erişim mümkün olacaktır. Veri tabanı güçlendiğinde ise örneğin farklırejimlere göre sınıflandırılan akarsuların bilgisini görmek ve sorgulama imkanı olacaktır. Kirlilik ile ilgili veriler ise lokal ve yetersiz olduğundan bu konuda veri tabanında önemli eksiklilerbulunmaktadır.
2)Kimyasal çözülme: Kimyasal çözülmede en fazla nem miktarı etkilidir. Ayrıca sıcaklığın da etkisi vardır. Fakat sıcaklık çözünürlülük hızında etkilidir. Dolayısıyla yağış miktarı ve sıcaklık arttıkça kimyasal çözülme de artar. Kimyasal çözülme, ekvatoral, okyanus ve muson iklim bölgelerinde görülür.En fazla görüldüğü iklim Ekvatoral iklimdir.yani güneydoğu anadolu,doğu anadolu bu bölgeler sıcak olduğu için(ekvator iklimi), cilo dağı(hakkari'de)buzul bulunduğu için bu yerlerde kimyasal çözülme görülür.

3)Fiziksel (Mekanik) Çözülme
Kayaların, kimyasal yapıları değişmeden, yalnızca fiziki yapılarında görülen parçalanma, ufalanma ve ayrışma olayıdır.
Fiziksel çözülme, daha çok aşırı sıcaklık farkı görülen yerlerde, kayaların gündüzleri aşırı sıcaktan genişlemesi, geceleri de aşırı soğuktan dolayı büzülmesi sonucu gerçekleşir.
Fiziksel çözülme, çöl, karasal, step, tundra gibi, aşırı sıcaklık farkı görülen iklimlerin etkili olduğu yerlerde daha kolay meydana gelir.

4)Toprak TipleriTürkiye'de topraklar genel olarak zonal, azonal ve intrazonal topraklar olmak üzereüç ana grupta ele alınır. Zonal topraklar iklim ve bitki örtüsüne bağlı olarak zonlaş-ma gösterecek şekilde yayılırlar. İntrazonal topraklar anakaya yapısına jeomorfolo-jik şartlara ve drenaja bağlıolarak teşekkül ederler. Azonal topraklar ise horizonlaş-ma göstermeyen dış etkenler ile taşınmış alüvyon, kil ve moren depoları gibi dolgumaddelerinden meydana gelmiş topraklardır.

Zonal Topraklar
Zonal toprak tipleri ülkemizde en geniş bir yayılma alanına sahiptir. Anadolu yarı-madasının kuzey, batıve güneyinde diğer bir değişle Karadeniz, Ege, Akdeniz coğ-rafi bölgelerimizde oldukça belirgin bir şekilde karşımıza çıkarlar. Bu topraklar faz-la yıkanmış suda eriyen kimyasal maddesi az, yer yer silisli potzalleşmiş yer yerdedemir oksit ve aliminyum oksit bileşiklerinin fazla olduğu lateritik asit karakterli-dir. Bu toprakların bir kısmıdaha nemli olan kuzeydoğu ve güneybatıbölgelerimiz-de değişik özellikler gösterecek şekilde (Pedalfer) görülürken bir kısmıda az asit fa-kat kuvvetli alkalin şekilde (Podzol) yağışların daha az olduğu batıve güney kesim-lerde dikkati çekerler.Zonal topraklar ülkemizde kahverengi orman topraklar, kızıl kahverengi potzoliktopraklar ve kızıl renkli Akdeniz "Terra Rossa" toprak tiplerinden oluşurlar.

2.1.1. Kahverengi Orman TopraklarıKaradeniz bölgemizde, Trakya kuzey batısında Istrancalarda, İç BatıAnadolu eşiğiüzerindeki dağlık yüksek alanlarda Güneydoğu Toroslar üzerinde dikkati çeken butip topraklar ormanlık alanlarda görülürler. Koyu renkli olup organik madde bakı-mından zengin olan bu topraklar asit reaksiyon gösterirler.

2.1.2. Kızıl Kahverengi Podzolojik TopraklarBu tip genelde orman örtüsü ile kaplıdağların yüksek kısımlarında karşımıza çıkar.Doğu Karadeniz dağlarında, Bolu dağlarının Aladağlar ile Alaçam dağlarında nem-li soğuk ortamlarda sarıçam, ladin ve kayın ormanları altında yaygınlık gösterirler.Kuvvetli asit karakterli olan bu topraklar yıkanmış olduğundan besin maddeleriyönünden fakirdir.

2.1.3. Kızıl Renkli Akdeniz "Terra-Rossa" Toprakları
Kalker, marn, kil ve serpantinlerden oluşan kayaçlar üzerinde ve genelde güneyMarmara bölümü, Ege, Akdeniz bölgelerinde yayılma gösteren Terra-Rossa Top-rakları kil ve demiroksitler bakımından zengin topraklardır. Kayalık kalker araziüzerinde yer yer dikkati çeken uvala ile polye tabanlarında görülen bu topraklarıngenelde Toros dağlarının 1000 m.'in üzerinde olan kesimlerinde organik maddele-rin fazla yer tutması nedeniyle renkler çok daha koyu kırmızıdır. Bu topraklar yeryer verimli ziraat topraklarını meydana getirirler.Ülkemizde yaygın olan bu zonal toprak tipleri dışında ayrıca daha küçük alanlardadikkati çeken zonal topraklar ile de karşılaşılır. Bunlar İç Anadolu ve GüneydoğuAnadolu bölgelerimizde dikkati çekerler. Bunların başlıcaları; Kireçsiz kahverengitopraklar, kırmızımsı kahverengi topraklar, çernozyom, sierozem, kahverengi steptopraklarıve kestane renkli kırmızımsı topraklardır. Bu tip toprakların görüldükle-ri alanlarda yağışlar 300-600 mm. arasındadır. Bu topraklar organik madde bakı-mından fakirdir. Bu topraklar alkalen karakterli olup; renkleri koyu kahve ile sarım-sı kahverengi arasındadır. Genelde kuru tarımın yoğun olarak yapıldığı ve toprak-ların Erzurum-Kars yaylalar sahasında derinlikleri 1m.'yi bulan ve alt horizonların-da yoğun kireç birikimi olanlar, çernozyumlar ise üzerinde boyları 1 m'yi geçen ot-lar ile hayvancılık ekonomisinin geliştiği alanlar olarak karşımıza çıkar.

2.2. Azonal Topraklar
Bu topraklar ülkemizde pek fazla geniş alanlar kaplamazlar. Toplam yözölçümdeancak % 10 kadar saha azonal toprak alanıdır. Vadi tabanları, delta sahaları ve hafifeğimli yamaçlarda çökelmişdepo dolgularından meydana gelen bu topraklarda ho-rizonlaşma gözükmez.Ülkemizde bu toprakların görüldüğü başlıca yerler; Çarşamba, Bafra, Seyhan, Cey-han, Asi, Göksu, Sakarya deltaları ile Küçük, Büyük Menderes ve Gediz, Bakırçay,vadi olukları Muş, Erba, Niksar, Erzurum ovalarıdır. Bu sahalarda yer alan toprak-ların fiziksel ve kimyasal özellikleri ise tamamen akarsuyun taşıdığı ana malzemeile yakından ilgilidir. Bu topraklar genelde iyi drene olmuş verim kabiliyeti yüksektarıma elverişli topraklardır. Bunun dışında dağların eteklerinde yamaçlar önlerin-de üst seviyelerden taşınan malzemenin biriktiği koluviyal depolar, ince ve iri un-surların bir arada görüldüğü topraklar olarak dikkat çeker. Bu topraklarda yapıya-maç gerisindeki yüksek kütlenin özelliklerini taşır. Bu sahalarda yer alan topraklar-da aşınmanın kuvveti dikey yönlü gelişmelerde önemli rol oynar, aşınmanın dur-duğu dönemlerde büyük ölçüde ince unsurların birikimi sağlanır. Bu topraklarınbulunduğu alanlar ağaç tarımının yapıldığı alanlar ile ormanlık sahalar olarak kar-şımıza çıkar. Ayrıca ülkemizde daha dar alanlarda görülen başka azonal toprak tip-leride vardır. Bunlar kolüvyol depolar halinde çökelmiş kıyı ve kara kumulllarınatekabül ederler, kıyılarda ve iç kesimlerde görülürler

2.3. İntrozonal Topraklar
Ülkemizde oldukça sınırlı alanlarda ortaya çıkan bu topraklar genelde aşınmanındevamlı olduğu yüksek alanlar ile birikmenin fazla olduğu kesimlerde, yer yer ka-palıhavzalarda taban suyunun yüksek olduğu alanlarda yer yerde ana kayaya bağlıolarak görülürler.Ülkemiz yüzölçümünün % 2'sini kaplayan bu toprakların yüksek yamaçlar önündeuzananlar kumlu, çakıllı olarak filiş serileri ile volkanik sahalar üzerinde gelişmegösterirler. Toros dağlarının eteklerinde İç Anadolu bölgesinde (Karacadağ, Ürgüp,Nevşehir) göller yöresinde (Gölcük) İzmir-Foça çevresinde belirgin bir şekilde kar-şımıza çıkan topraklarda Kum oranıçok yüksektir. Anakayaya bağlıolarak gelişen-leri ise rendzina "kalker" ve grumusol "kil marn" toprakları olarak belirlenirler.Rendzina topraklarıülkemizde yumuşak kireç taşının yaygın olduğu alanlarda gö-rülür. İç Anadolu, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde en fazla dikkati çeken bu top-raklar genellikle tahıl üretimi için çok elverişlidir.Grumusol topraklar ise killi, kireçli, marnlı depolara bağlı olarak gelişme gösterir-ler. Türkiye'de dikkati çektikleri alanlar ise Trakya'da Ergene havzası Güney Mar-mara bölümünde Bursa-Karacabey arası, Muş ovası ve Konya havzasının bazı ke-simleridir. Kil oranının yüksek olduğu bu topraklar aynı zamanda koyu renkli ağırbünyelidir. Yaz döneminde kuruduklarında bu topraklarda yer 2-3 cm. genişliğin-de ve 50-75 cm. derinliğinde çatlaklar meydana gelir. Organik madde bakımındanzengin olan grumusol topraklar tarımsal faaliyetler için elverişlidir.Bunun dışında ülkemizdeki diğer intrazonal topraklar ise kurak iklim şartlarıile ka-palı drenaj sisteminin bulunduğu yerlerde ve anakayada tuz oranının fazla olduğukesimlerde gelişme gösterirler. Bu tip topraklar içinde en fazla yer kaplayan ve dik-kati çekenler solonçak "Tuzlu Toprak" lardır. İç Anadoluda Konya havzasında Ak-göl, Çumura çevrelerinde, Erzurum ovasının merkezi kesimde Küçük ve BüyükMenderes deltalarının denize yakın olan bölümlerinde görülürler. Bu sahalardatopraklarda taban suyundaki sülfat ve klorür tuzlarının kapilerite ile yüzeye çıkma-sı sonucunda yer yer beyaz renkli lekeler görülür. Ayrıca toprak yüzeyinde şişme-den dolayı ortaya çıkan kabarıklıklarda dikkati çeker. Diğer İntrazonal topraklariçinde dar sahalarda görülenler ise bileşimlerinde genelde sodyum ve karbonatlarınhakim olduğu alkali topraklar çorak "Tuzlu-Alkalı" topraklar tabansuyu seviyesi-nin yüksek olduğu hidromorfik topraklar yüksek dağlık alanlarda orman sınırınınüzerindeki dağ çayırları ve göl kenarlarında görülen turbabalık topraklar olmaküzere belirlenir
5)Karadeniz iklimi (Okyanusal İklim veya Ilıman Deniz İklimi) asıl olarak Kuzey Anadolu Dağları'nın Karadeniz’e bakan yamaçlarında görülür. Genel özellikleri şunlardır:

Her mevsim yağışlıdır.
Doğu Karadeniz Bölümünde maksimum yağış sonbaharda, minimum yağış ilkbaharda düşer. Yıllık yağış miktarı 2000-2500 mm’dir.
Batı Karadeniz Bölümünde maksimum yağış sonbaharda, minimum yağış ilkbaharda düşer. Yıllık yağış miktarı 1000-1500 mm’dir.
Orta Karadeniz Bölümünde ise maksimum yağış kışın, minimum yağış yazın düşer. Yıllık yağış miktarı 1000-1300 mm’dir.
Karadeniz ikliminin görüldüğü alanlarda kar yağışlı günlerin ortalaması 18 gündür.
Yıllık ortalama sıcaklık 13-15 °C’dir.
Ocak ayı ortalama sıcaklığı 6-7 °C’dir.
Temmuz ayı ortalama sıcaklığı 21-23 °C’dir.
Yıllık sıcaklık farkı 13-15 °C’dir.
Doğal bitki örtüsü ormandır. Yüksek alanlarda Alpin çayırlar görülür.
________________________________________________________
Akdeniz iklimi, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen iklim türüdür. Yaz sıcaklığı güneş ışınlarının düşme açısına, kuraklık ise alçalıcı hava hareketlerine bağlıdır. En sıcak ay ortalaması 28-30 °C , en soğuk ay ortalaması 8-10 °C dir. Yıllık ortalama 18 °C dir. Kar yağışı ve don olayı çok ender görülür. En fazla yağış kışın , en az yağış yazın düşer. Kışın görülen yağışlar cephesel kökenlidir. Cephesel yağışlar en fazla bu ikimde görülür. Yıllık yağış miktarı yükseltiye göre değişir. Ortalama 600-1000 mm arasındadır. Yağış rejimi düzensizdir.

Bitki örtüsü maki'dir. Maki yaz kuraklığına dayanabilen; mersin, defne, kocayemiş, zeytin, zakkum, keçiboynuzu gibi kısa bodur ağaççıklardan meydana gelen bir bitki topluluğudur.


Görüldüğü yerler [değiştir]Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler ( Libya, Mısır ve Lübnan hariç. Buralarda görülmeme sebebi yer şekillerinin engebesiz olmasıdır.), Avustralya’nın güneybatısı, G. Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri ve Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir.

Türkiye'de Akdeniz iklimi esas karakterini Akdeniz Bölgesi'nde, Torosların denize bakan yamaçlarında 800-1000 metre yüksekliğe kadar olan alanlarda gösterir. Kıyı boyunca kuzeye gidildikçe karakterinde değişiklikler görülmekle birlikte, kıyılar ve içeriye doğru uzanan grabenler boyunca görülür. Marmara Bölgesi'nde ise Güney Marmara kıyıları ile Trakya'nın Ege kıyılarında görülür.
_____________________________________________________________
Karasal iklim, kıtaların orta kesimlerinde deniz etkisinden uzak yerlerde, ve Kuzey Yarım Küre'de etkili olan iklim çeşitidir.sürekli rüzgar vardır Kışları genellikle sert soğuk, karlı geçer yazlar ise özellikle Orta Asya'da sıcak ve kurak geçer, Türkiye'nin büyük bir kısmında özellikle İç Anadolu Bölgesi'de, Doğu Anadolu Bölgesi'nde etkili olur.

Karasal iklimin görüldüğü yerlerde kış erken başlar ve ortama olarak 90 gün karın yerde kalma süresi vardır. Yazlar da kış kadar erken başlar ve oldukça sıcaktır fakat nem az olduğundan dolayı bu sıcaklık fazla hissedilmez, yıllık sıcaklık farkı çok fazladır. Karasal iklimde yazları çok sıcak ve kurak,kışları soğuk ve genelde kar yağışlı geçer.
6)
Olumlu Etkileri

Kıyı kesimleri iç bölgelerden ayırarak kıyıların yağışlı iç kısımları karasal olmasını sağlamış Bu durum mevsim çeşitliliğine neden olmuştur. Bu durumda tarımsal ürün çeşitliliğine imkan sağlar.

K.A.D.’da gür ormanlar oluşmuştur.

Dağlar akarsuların su deposudur.

Yaban hayatının yaşama alanlarıdır.

Yer altı kaynaklarının temel depo alanlarıdır.

Avcılık,Dağ Sporları ve Kış Turizmine imkan sağlarlar.

Yaylacılık faaliyetleri ile hayvancılığı destekler.

Olumsuz Etkileri

Ulaşımı zorlaştırır. Yol yapım maliyetlerini arttırır.

Heyelanların fazla olduğu yerlerde can ve mal kayıplarına neden olurlar.

Tarım ve Yerleşme alanlarının sınırlanmasına neden olur

Denizlerin Tuzluluğu
Bir denizin tuzluluk oranı buharlaşmaya ve o denize karışan tatlı sulara bağlı olarak değişebilir. Az sayıda akarsuyun döküldüğü ve buharlaşmanın yüksek olduğu Kızıldeniz gibi denizlerde tuzluluk oranı binde 40’a, hatta daha yukarı çıkabilir. Buna karşılık Baltık Denizi gibi buharlaşmanın görece az, dökülen ırmakların da fazla olduğu yerlerde tuzluluk oranı binde 3-20 arasında değişir.Ayrıca kutuplara doğru tuzluluk oranı artar.

Umarım istediğin cevapları alabilmişsindir...soru
yani güneydoğu anadolu,doğu anadolu bu bölgeler sıcak olduğu için(ekvator iklimi), cilo dağı(hakkari'de)buzul bulunduğu için bu yerlerde kimyasal çözülme görülür.
sevgili fire man;
bu bilgi alıntı mı yoksa sen kandin mi yazdın bilmiyorum ama bu yanlışlığı düzeltmek isterim.
senin de dediğin gibi kimyasal çözülme SICAKLIK VE YAĞIŞIN FAZLA olduğu yerlerde gerçeleşir.ok.g.doğu and,hakkari,ve doğu and.karasallığın hakim olduğu yerlerdir.dolayısıyla SICAKLIK FARKI FAZLADIR.ve buralarda kimyasal değil,FİZİKSEL ÇÖZÜLME OLUŞUR.kimyasal çözülme ise türkiye de en çokAKDENİZ BÖLGESİNDEDİR.sıcaklık,yyağış ve arazi yapısından kaynaklı....
kolay gelsin...
Fireman, teşekkür ederim. Aslında ben biraz daha sizin cümlelerinizi okumak istiyordum. Hani elbette bunlar kitapta yazıyor ancak biraz daha doğal şekilde cümlelerle sizin bilgileriniz olsa daha iyi olur. siritan
ben henüz 8.sınıf öğrencisi olduğum için bu konuların yabancısıyım.o yğzden netten araştırıp buraya yazdım.ama bilenler vardır.
Referans URL