Dersizle Forumları

Full Versiyon: HAYATIMI DEĞİŞTİRMEK İSTİYORUM (HAYDİ)
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
HAYATIMI DEĞİŞTİRMEK İSTİYORUM (HAYDİ)

Başlarken;

Neden bazı insanlar diğerlerinden daha başarılıdır ?

Daha zeki veya yetenekli olduğu için mi ?
Çevresinden daha fazla destek gördüğü için mi ? (torpilli mi ?)
Şansımı yardım etti ? ( kader)
Zengin mi doğmuştu ?
Daha başka cevaplar da bulmak mümkün elbette. Her birinin doğruluk payı da olacaktır. Fakat bu tür cevaplardan hiç biri beni tatmin etmiyor. Müsaadenizle açıklayayım; İlk maddede ki zeki ve yetenekli kavramlarına bakalım. Bu ülkede zeki ve yetenekli olmak başarılı olmak için yeterli mi ? Siz kendinizi aptal veya yeteneksiz mi hissediyorsunuz ? Kimin daha zeki olduğuna IQ\ EQ testleri mi karar verecek ? IQ testinden yüksek alamazsanız asgari ücretle çalışan biri olmayı kabul mu edeceksiniz ?

Zeka nedir ? Şu anda sahip olduğunuz zeka ve yetenek seviyeniz başarılı olmanızı engeller mi? Bir, iki dakika düşünün...

Benim cevabım koca bir HAYIR !

Doğuştan veya sonradan bir rahatsızlık geçirmediysen şu andaki aklın başarılı olmak için yeterlidir. Kanıt mı ?.

İyi yetiştirilen kentli ve zengin aile çocuklarına bakalım ; Bu çocukların hepsi zeki mi ? Nasıl oluyor da Türkiye'nin ve dünyanın en güzel ama bir o kadar da zor okullarını bitiriyorlar. Yaptıkları işlerde en az babaları kadar başarılı oluyorlar. Böyle bir şey mümkün mü? Allah, " bunlar zengin çocukları, daha fazla beyine ihtiyacı var ; ben de daha fazla vereyim" mi diyor?

HAYIR !!!

O zaman farkı yaratan nedir ?

Ben bu yazı dizisinde, bu soruya bulduğum cevapları sizinle paylaşmak istiyorum. Yalnızca farkı yaratan şeyleri değil, bu farklar nasıl kapanır, nasıl öne geçilir bunlar da bu yazı dizisinde incelenecek.

Fakat daha fazla ilerlemeden önce "Neden bazı insanlar diğerlerinden daha başarılıdır ?" sorumuza verdiğimiz diğer cevapları inceleyelim.

Çevresinden daha fazla destek gördüğü için mi ?
Şansımı yardım etti ?
Zengin mi doğmuştu ?

Evet tüm bu olgular birer gerçeklik. Ancak bu üç cevapta bizi yolumuzdan çevirmemeli. Neden mi? Çünkü;

Bu noktada konuyla ilgili doğduğum mahalleden bir örnek vermek istiyorum.

İzmir'in, Şirinyer İlçesine bağlı, Çamlık Mahallesi'nde, 797 Sokak'da doğdum.(İzmir'de sokalar numaralıdır.) Bizim sokağın 150-200 m. Ötesinde İşçi Evleri Semti başlıyordu. O semt bizim sokağa göre çok daha düzenli, bahçeli evlerden oluşuyordu. Çocukların gittikleri okullar da, yaşam tarzları da bize çok modern gelirdi. Bizim mahalle ise daha çok göçle oluşmuş, gecekondu irisi evlerden oluşuyordu. Benden yaşça küçük bir arkadaşım dedi ki;
-Ahmet Abi, Keşke 150 m. ötede doğsaydım. Bütün hayatım değişik olurdu.
Selçuk bunu söylediğinde 12-13 yaşındaydı. Yalnızca 150 m., 150 m. İle hayatının değişeceğini düşünüyordu. Bu gün bir bankada koruma görevlisi ve bir işi olduğu için mutlu. Ama 150 m. Ötede doğsaydı, örneğin başarılı bir mühendis olabilirdi. Çok farklı bir hayat yaşıyor olabilirdi. Farklı bir eş, farklı bir ev, farklı arkadaşlar. Boş vakitlerini kahvede geçirmezdi.

Özet olarak, o daha kaliteli bir yaşamı hak ediyordu. Biz de daha kaliteli bir yaşamı hak ediyoruz. Doğumumuzla beraber oluşan şartlar kaderimiz değil. Bizim dışımızda gelişen olayları kabul etmeliyiz ama onlara boyun eğmek zorunda değiliz.
Anneni ve babanı seçemezsin, çevreni seçemezsin ama geleceğini seçebilirsin.

Şimdi okuyanlar arsından " söylemesi kolay, gel de sen değiştir" diyenleri duyar gibiyim. Kendimden değil de, yakın tarihimizden bir örnek vermek istiyorum;

Kurtuluş savaşı öncesi ülkenin durumunu düşünün. "Tam Bağımsızlık" . Bu sözcüğü aklına getiren kaç kişi vardı? Büyük bir hayaldi. Ülken işgal altında, büyük bir karışıklık hüküm sürmekte ve aydınlar bile en az hasarla, kime teslim oluruz tartışmasında. Cevabı biliyorsunuz. Eğer Gazi ve arkadaşları mevcut duruma (acı gerçekler) boyun eğselerdi, bu gün ülkemiz küçük bir gerici ülke olurdu veya yok olurdu.

Hayatı ısmarlayamayız ama gelen yemeği beğenmiyorsak kendimize yemek yapabiliriz. Yada oturup, durumumuza kahredip hayıflanabiliriz.
-Keşke 150 m. ötede doğsaydım.

Ben Hayatımızı Değiştirebileceğimize İnanıyorum. Ve bu konuda öğrendiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Bir sonra ki yazıyla başlıyoruz.


Çok güzelmiş paylaşım için sağol özelliklede "Hayatı ısmarlayamayız ama gelen yemeği beğenmiyorsak kendimize yemek yapabiliriz" çok şey anlatıyor.Bu işin aşçılığı şakaya gelmezcaliskan
dolunay butun yazılar cok guzel cok sagol emegıne saglık butun yazıların için gecerlısiritan
beğendğiniz için çok saolun arkadaşlar.ayrıca bişey değil.ii okumalar
HAYATIMI DEĞİŞTİRMEK İSTİYORUM (HAYDİ)

DEĞERLER



Yaptıklarımızla, kim olduğumuz arasındaki bağlantıyı yakaladıktan sonra, kendimizi tanımanın bir sonraki basamağı olan değerlerimiz konusunu inceleyelim;

Değerler basit olarak, insanın en çok önem verdiği olgulardır. Bu olgular maddi veya manevi olabilir. Bazı örnekler vermek istiyorum:



- Dürüstlük

- Aile

- Çocuklar (aileden farklı bir yere koyuyor olabilirsiniz)

- Para

- Kariyer

- Anne-baba

- Arkadaşlar

- Sağlık

- Spor

- Anlaşılmak

- Yemek



- Gezi

- Macera

- İngilizce

- Yalnızlık

- Bilimsellik

Değerlerinizi belirlerken , bu yazdığım değer olur mu, olmaz mı? Diye düşünmeyin. Yazdığınız her şey bir değerdir. Burada basit bir kıstas vardır. Siz neye önem veriyorsunuz? İşte o bir değerdir.



Değerlerimiz zaman içinde oluşmuş olgulardır. Hayatta edindiğimiz tecrübeler, başımıza gelen iyi/kötü olaylar, ailemizin bize öğrettikleri, arkadaşlarımızın beğendiğimiz yanları, medyada dayatılan para, ün, seks olguları zaman içinde, biz farkında olmadan değerlerimizi oluşturur.



Değerlerinizi belirlediyseniz yapacağınız ikinci bir iş var ; değerlerinizi bir sıraya sokmak. En önemli değeriniz birinci sırada olmak üzere, 2.,3. ve n. değerlerinizi belirleyin. Bu derecelendirme işlemini iki değeri birbiriyle kıyaslayarak yapabilirsiniz. Örneğin aileniz mi önemli , kariyeriniz mi ? Bir seçim yapmanız gerekse, mesela dediler ki İsveç’te çok iyi iş imkanları var ama sevdiklerinizden ayrılmak zorundasınız. Hangisini tercih edeceksiniz? Aile diyorsanız, aile 1 numara olacak. Daha sonra aileyi parayla, arkadaşlarla, özgürlükle kısacası diğer tüm değerlerinizle kıyaslayacaksınız ve 1 numaradan emin olacaksınız. Emin olduğunuza kalbiniz de onay verdiğinde, derecelendirme işlemi tamamlanmış olacaktır.



Değerlerimizi belirlediğimize göre bir sonraki soruya gelelim ;



- Neden değerlerimizi belirledik?

Çünkü hayata dair bir karar verme aşamasında değerlerimizi kullanıyoruz.



Basit bir cümle, ama bence etkisi büyük. Yaptığımız her türlü seçimde değerlerimizi devreye sokuyoruz. Ne giyeceksin, ne yiyeceksin, kimle evleneceksin, hangi okula gideceksin ve yüzlercesi.

Konuyu bir örnekle açıklamak istiyorum. Yakın bir arkadaşım dedi ki; “işimde kazandığım para bana yetmiyor.” O zaman dedim, yüksek ücret alabileceğin bir işe başvur. Zaten başvurmuştu ve bu şirket daha fazla para ödüyordu. Fakat daha fazla da efor istiyordu. Ama dedi, “şimdiki işimden memnunum, rahat bir iş ve aileme vakit ayırabiliyorum.” Ben de karar vermesine yardımcı olabilmek amacıyla değerlerini belirlemeyi önerdim. İki ,üç saatlik bir çalışmadan sonra değerlerini belirlediğimizde, gördük ki arkadaşımın en önem verdiği şey ailesi, arkadaşları, onlarla birlikte olmak. Para 5 veya 6. sırada. O zaman anlaşıldı ki arkadaşımın iş değiştirmesi ona mutsuzluktan başka bir şey getirmeyecek. Düşünün, mutsuz olmak için işini değiştiriyor.



Bazen çevrenin baskısı, bazen popüler olma kaygısı, bazen de meşhur ve güçlü olma propagandası gözümüzü karartır ve gerçekte olduğumuzdan veya olmak isteyeceğimizden daha farklı biri olmaya çalışırız. Kısacası esasında hiç mutlu olmayacağımız bir karar veririz.



Üniversiteye giriş sınavındaki kaç genç, gerçekten ne istediğini biliyor? Kaçı değerlerinin farkında. Kaçı ailesinin değerleriyle karar verecek. Kaçı doğru karar alacak.



Muhakkak siz de tıpı, hukuku vb. üniversiteyi 1. veya 2. sınıftan terk ederek, güzel sanatlar, edebiyat vb. başka bir meslek kolundan üniversiteye giren kararlı ve başarılı kişiler tanıyorsunuzdur. Ama aynı cesareti gösteremediğinden veya imkansızlıktan bu kararı alamamış olan; başarısız, bıkkın, mutsuz kişiler de tanıyorsunuzdur.



Yaşımız kaç olursa olsun bir an önce değerlerimize karar verelim. İş seçimi, eş seçimi, arkadaş seçimi, tüm bunları doğru değerlerimizle yapalım.



Benim gözlemim o ki, tüm başarılı insanlar, hatta diyebilirim ki tüm büyük liderler, değerlerini tam olarak bilen insanlardır. Yani ne istediğini tam olarak bilen insanlar.



Örneğin Atatürk; bir ülkenin geleceği mi önemli, yoksa askerlerin hayatı mı sorusuna net bir cevap vermiştir; Ülkenin geleceği. “ ben size ölmeyi emrediyorum” diyen birisi bu kararı çok önceden vermiştir. Pek çok insan, böyle bir kararı, hayatı boyunca düşünse bile veremez. Atatürk’ün hayatını okuyorum; hiçbir döneminde tereddüde yer yok. Anında ve doğru karar veriyor. Şüphesiz ki Atatürk, değerlerinden sonuna kadar emin birisidir.



Başarının ve mutluluğun tek bir kapısı ve tek bir anahtarı yok. Ama değerleri belirlemek bir anahtardır ve en az bir kapınızı açar.



Tüm kapıları açabilmeniz dileğimle…



Ahmet TARAKÇI


NOT:ALINTIDIR
Referans URL