07-04-2007, 10:58 PM
sehercan
07-04-2007, 11:07 PM
(doğu anadolu)KARS - GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü:
18.557 km²
Nüfus:
349.437 (1992)
Kars Doğu Anadolu da ülkemizin en doğusundaki ve aynı zamanda karasal iklim dolayısıyla da en soğuk illerinden birisidir. Ancak mekanın bu olumsuzluğu ilin sanayii gelişmesinde nispeten olumsuz olmuş olsa da il turizm potansiyeli açısından bölgenin başlıca illerinden birisidir.
İl ülkemizin başlıca kış turizm merkezinden birisidir ve yapılacak yatırımlarla bu alanda daha da gelişebilir. Bunun yanı sıra kültür turizmi açısından da tarihin çok eski devirlerine uzanan antik kalıntıları ve ören yerleri ile önde gelen kültür turizmi açısından da Yontma Taş Çağından itibaren kesintisiz bir yerleşime sahne olan kent önde gelen kültür turizm merkezlerindendir.
İLÇELER:
Kars ilinin ilçeleri; Akkaya, Arpaçay, Digor, Kağızman, Sarıkamış, Selim ve Susuz'dur.
Digor: İl merkezine 42 km. uzaklıktadır. Ünlü Türk şairi Dede Korkut'un Digor'da yaşadığına inanılmaktadır. Çevrede Orta Çağdan kalma kiliseler bulunmaktadır. Bunların içinde Digor yakınlarında bulunan Beş Müzesi (Beş Kilise) ve Karabağ Köyü yakınlarında bulunan, iyi korunmuş Karabağ Müzesi'ne (Müren Kilisesi) araba ulaşımını takiben yürüyerek gidilebilir.
Kağızman: İl merkezine 75 km. uzaklıktadır. Ayrıca Kağızman'ın kuzeyinde bulunan ve batıdan doğuya doğru akan Aras Nehri Kanyonu vahşi, doğal güzelliklerle doludur. Bu kanyondaki güzellikler, Kağızman ve Tuzluca yolu izlenerek görülebilir. Ayrıca Tunç Kaya (Keçivan) Kalesi, Köroğlu Kalesi ve Çengim Kilisesi gibi tarihi yapılar da mevcuttur.
Sarıkamış: Kış sporları ve kış turizmi bakımından Türkiye'nin önemli merkezlerinden biri olan Sarıkamış, 2200-2900 m. yüksekliğinde bir plato üzerinde yer almaktadır.
Doğal güzelliği ve modern kayak tesislerinin yanı başında açılmaya başlayan oteller Sarıkamış'ın önemli bir turizm merkezi olmasını sağlamaktadır. Sarıkamış'ta, en uygun kayak mevsimi 20 Aralık-20 Mart tarihleri arasındadır.
Susuz: İl merkezine 24 km uzaklıktaki ilçe yakınlarında yer alan Susuz Şelalesi, görülmeye değerdir. Ayrıca yine ilçe merkezi yakınlarındaki Susuz Kaplıcaları da romatizma hastalıklarına iyi gelmektedir.
Akyaka: İl merkezine 54 km. uzaklıkta olan Akyaka ilçesi sınırları içinde tarihi Ocaklı (Ani) kenti bulunmakta ve ziyaretçilerin ilgi odağı olmaktadır.
Arpaçay: Doğusunda Ermenistan toprakları ve Akyaka İlçesi, Güneyinde Kars İli bulunmakta olup, Kuzeyinde Çıldır İlçesi ve Batısında da Susuz İlçesi toprakları ile çevrilidir.
Selim: İlçe Doğu Anadolu bölgesinin en yüksek yaylaları üzerinde yer alır.
Yüzölçümü:
18.557 km²
Nüfus:
349.437 (1992)
Kars Doğu Anadolu da ülkemizin en doğusundaki ve aynı zamanda karasal iklim dolayısıyla da en soğuk illerinden birisidir. Ancak mekanın bu olumsuzluğu ilin sanayii gelişmesinde nispeten olumsuz olmuş olsa da il turizm potansiyeli açısından bölgenin başlıca illerinden birisidir.
İl ülkemizin başlıca kış turizm merkezinden birisidir ve yapılacak yatırımlarla bu alanda daha da gelişebilir. Bunun yanı sıra kültür turizmi açısından da tarihin çok eski devirlerine uzanan antik kalıntıları ve ören yerleri ile önde gelen kültür turizmi açısından da Yontma Taş Çağından itibaren kesintisiz bir yerleşime sahne olan kent önde gelen kültür turizm merkezlerindendir.
İLÇELER:
Kars ilinin ilçeleri; Akkaya, Arpaçay, Digor, Kağızman, Sarıkamış, Selim ve Susuz'dur.
Digor: İl merkezine 42 km. uzaklıktadır. Ünlü Türk şairi Dede Korkut'un Digor'da yaşadığına inanılmaktadır. Çevrede Orta Çağdan kalma kiliseler bulunmaktadır. Bunların içinde Digor yakınlarında bulunan Beş Müzesi (Beş Kilise) ve Karabağ Köyü yakınlarında bulunan, iyi korunmuş Karabağ Müzesi'ne (Müren Kilisesi) araba ulaşımını takiben yürüyerek gidilebilir.
Kağızman: İl merkezine 75 km. uzaklıktadır. Ayrıca Kağızman'ın kuzeyinde bulunan ve batıdan doğuya doğru akan Aras Nehri Kanyonu vahşi, doğal güzelliklerle doludur. Bu kanyondaki güzellikler, Kağızman ve Tuzluca yolu izlenerek görülebilir. Ayrıca Tunç Kaya (Keçivan) Kalesi, Köroğlu Kalesi ve Çengim Kilisesi gibi tarihi yapılar da mevcuttur.
Sarıkamış: Kış sporları ve kış turizmi bakımından Türkiye'nin önemli merkezlerinden biri olan Sarıkamış, 2200-2900 m. yüksekliğinde bir plato üzerinde yer almaktadır.
Doğal güzelliği ve modern kayak tesislerinin yanı başında açılmaya başlayan oteller Sarıkamış'ın önemli bir turizm merkezi olmasını sağlamaktadır. Sarıkamış'ta, en uygun kayak mevsimi 20 Aralık-20 Mart tarihleri arasındadır.
Susuz: İl merkezine 24 km uzaklıktaki ilçe yakınlarında yer alan Susuz Şelalesi, görülmeye değerdir. Ayrıca yine ilçe merkezi yakınlarındaki Susuz Kaplıcaları da romatizma hastalıklarına iyi gelmektedir.
Akyaka: İl merkezine 54 km. uzaklıkta olan Akyaka ilçesi sınırları içinde tarihi Ocaklı (Ani) kenti bulunmakta ve ziyaretçilerin ilgi odağı olmaktadır.
Arpaçay: Doğusunda Ermenistan toprakları ve Akyaka İlçesi, Güneyinde Kars İli bulunmakta olup, Kuzeyinde Çıldır İlçesi ve Batısında da Susuz İlçesi toprakları ile çevrilidir.
Selim: İlçe Doğu Anadolu bölgesinin en yüksek yaylaları üzerinde yer alır.
sehercan
07-04-2007, 11:11 PM
ege bölgesi
UŞAK İLİ Ege bölgesindedir. İzmir'e 210 km uzaklıktadır. Merkezde 2 adet (Uşak Organize Sanayi Bölgesi ve Karma Organize Sanayi Bölgesi) Karahallı ilçesinde 1 adet Organize Sanayi bölgesi bulunmaktadır. İstanbul'a direkt uçak seferleri vardır.Türkiye'de İlk elektriği kullanan şehirdir.Türkiye'de ilk Şeker Fabrikası Uşak'ta Halk tarafından kurulmuştur. Tarhana Çorbası ve Battaniyesi meşhurdur. İl 5 ilçeden oluşmaktadır ve en büyük ilçesi BANAZ ilçesidir. Dünyanın En Meşhur El Dokuma Kilimleri Eşme İlçesindedir.
Antik dönemdeki adı "Temenothyrea" olan Uşak, İç Ege Bölgesinde Batı ve Orta Anadolu'yu birbirine bağlayan bölgede yeralmaktadır.
Yaklaşık M.Ö. 4000'den sonra yerleşik düzenin görüldüğü alanda kesintisiz yerleşimin eski Tunç Çağında başladığı tespit edilmiştir
Tarih çağlarından önce Frigya, sonra Lidya hakimiyeti ve M.Ö.330'da Büyük İskender'in hakimiyetine girer.
M.Ö. 189'da Roma İmparatorluğu, M.S. 395'te ise imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma İmparatorluğuna geçmiştir.
1071'den sonra yöre Selçuklullar ile Bizans arasında değiştirilmiştir. 1176'da bölge kesin olarak Selçuklu hakimiyetine girmiştir. Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla Germiyan Beyliğine, 1429 yılında ise Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bundan sonra...
1953 yılında il olan Uşak’ın tarihi, milattan önce 4000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Günümüze kadar pek çok kültüre ev sahipliği yapmış, doğal, tarihi ve turistik doğal güzelliklere sahip olan, Ege Bölgesi’nin tam ortasında İzmir–Ankara karayolu üzerinde bulunan Uşak, bulunduğu konum ve çevresini kuşatan iller itibariyle ulaşım ve yerleşime elverişli, bir sanayi şehridir.
NÜFUS
İl merkezi resmi rakamlara göre 137 bin olmakla birlikte belediyemiz tarafından hizmet götürülen ev ve işyeri aboneleri bazında fiilen 180 bin nüfusa sahiptir.
Merkezdeki bu nüfusu itibariyle, komşu illerden ve Ege bölgesindeki pek çok ilden daha kalabalık bir kenttir.
İçinden İzmir-Ankara karayolu geçen, İzmir, İstanbul, Ankara demiryolları üzerinde bulunan faal olmasa da talep halinde her an kullanılmaya hazır havaalanı bulunan Uşak, komşu illere bağlı olmakla birlikte Uşak’a çok daha yakın bir mesafede bulunan Selendi, Gediz gibi ilçelerin de fiili il merkezi konumundadır. Zira bu yerleşim alanlarında yaşayan insanlarımız resmi ve zorunlu işleri dışındaki tüm işlerini, alışverişlerini Uşak il merkezinde karşılamaktadır. Şehirlerarası ve ilçeler arası otobüs terminalimizden söz konusu ilçelere günde onlarca sefer düzenlenmesi bu fiili durumun bir göstergesidir.
UŞAK İLİ EKONOMİSİ
Cumhuriyet döneminde gerek hizmet gerekse istihdam oluşturacak ciddi ve önemli bir devlet yatırımının bulunmadığı şehrimizde, sanayi tamamen özel teşebbüsün girişimleriyle bugünkü konumuna ulaşmıştır.
Özel sektör girişimleriyle gelişmiş ekonomisiyle önemli üretim alanlarında söz sahibi olan Uşak’ta, tekstil, deri ve seramik konusunda büyük yatırımlar vardır.
İlimizde iki büyük organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Bunlardan birisi Uşak Denizli karayolunun 8. kilometresinde bulunan Deri Organize Sanayi bölgesi, toplam 2.596.519 m² lik bir arazi üzerinde kurulu bulunmaktadır. 05.09.1996 tarihinde bölgenin altyapı inşaatına başlanılmış olup, bölge içi yol inşaatları, içme ve kullanma suyu inşaatları ve yolların döşenme işi tamamlanan bölgenin arıtma tesisi de kullanıma hazır hale gelmiştir.
Uşak İlinin genel ekonomik yapısı esas itibariyle sanayiye dayanmaktadır. Zira, ilçeler dahil tarımsal amaçlı kullanılabilen alan ancak 242.114 hektardır ve sulanabilir arazinin az miktarda (13.477 hektar) olması sebebiyle il tarımında büyük bir gelişme gözlenmemiştir.
Bu nedenle halkın müteşebbis gücünün de tesiri ile zaman içersinde sanayiye yönelme olmuştur. Bunun en bariz örneği ülkemizde ilk şeker fabrikasının Nuri Şeker öncülüğünde mahalli müteşebbisler eliyle Uşak'ta 26 Kasım 1926 tarihinde kurulmuş olmasıdır.
Uşak’ta tekstil, dericilik ve seramik sektörleri lokomotif rolündedir. İl ekonomisinin büyük potansiyelini, bu üç ana sektör oluşturmaktadır. Bunlardan dericilik zig deri, deri konfeksiyon şeklinde gelişmiştir:
DERİCİLİK:
Dericilik sektöründe daha önceki yıllarda yaşanan krizin olumsuz etkileri yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır.
Deri organize bölgesinde günün şartlarına göre yeniden yapılanan firmalar daha önceki kapasiteleri olan yıllık 35 milyon adede ulaşılmaya çalışmaktadır.
Mevcut potansiyeli arttırmak için son yıllarda kurulu tesisler ilave makine parkı ile genişletilirken yeni ve modern tesisler de kurulmaktadır. Gerek yeni kurulan tesisler gerekse yeni ilavelerle geliştirilen tesislerin büyük çoğunluğu teşvik belgelidir.
TEKSTİL:
Neredeyse 100 yıldan bu tarafa Türkiye’de tekstil sektörünün merkezleri arasında yer alan Uşak’ta pelüş battaniye, pamuklu dokuma, iplik imalatı il ekonomisinde önemli yer tutmaktadır. Şehrimizin ihracat kalemleri arasında önemli yer tutan tekstil sektöründe;
1- Pamuklu dokuma (tülbent, mermerşahi, kaput bezi patiska, astarlık)
2- Apre, boya baskı
3- Pamuk İpliği
4- Halı, Kilim, battaniye ipi
5- Pelüş battaniye
6- Makine kilimi ve halısı, gibi ana imalat ve üretim grupları bulunmaktadır.
Organize sanayi bölgesinde çok sayıda büyük tekstil firması şehir ve ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadırlar.
SERAMİK:
Sanayimizin üçüncü ana sektörü seramiktir. Üç büyük seramik fabrikası da her geçen gün kapasitesini artıran sektörler arasında yer almaktadır.
Yıllık kapasiteleri 28 milyon m²/yıl olan üç tesis faaliyet göstermekte olup istihdama önemli katkılarda bulunmaktadırlar. Doğalgazın şehrimize gelmesiyle üretim maliyetleri konusundaki haksız rekabetin ortadan kalkmasıyla seramik sektöründe hızlı bir yükselme görülmektedir.
İLÇELERİN İL EKONOMİSİNE KATKILARI:
Karahallı ilçesi pamuklu dokumacılık alanında ekonomik değer üretirken, Banaz’da ise daha çok tarım ağırlıklı bir ekonomik yapı yerleşmiş olup, meyvecilik de hayli gelişmiştir. Ayrıca ilçede un fabrikası, seramik fabrikası, mısır nişastası fabrikası ve ahşap emprenye fabrikası gibi sanayi tesisleri de mevcuttur. Bunların il ekonomisine katkıları dikkate değer ölçüdedir.
Eşme, Ulubey ve Sivaslı ilçelerinde ise tarım ön planda gelmektedir. Eşme ilçesinde tarımın yanı sıra elde kilim dokumacılığı oldukça yaygındır. Sivaslı ilçesinde ise son yıllarda çilek üretiminde hızlı artışlar vardır.
ŞEKER FABRİKASI
26 Kasım 1926 tarihinde kurulan Türkiye’nin ilk şeker fabrikası bugün hala faaliyette olan bir fabrikasıdır. 2004 yılı verilerine göre, 4400 hektarlık alanda 10 bin çiftçi pancar ekimi yapmakta, fabrikada 500 civarında personel çalışmaktadır. 3 ay süren kampanya boyunca 170 bin ton şeker pancarı işlenmekte, yaklaşık 25 bin ton kristal toz şeker üretilmektedir. Ayrıca üretim sonunda yan ürün olarak 8 bin ton melas ve 60 bin ton yaş küspe elde edilmektedir.
ULAŞIM
KARAYOLU
İlimiz Ankara-İzmir E 96 karayolu üzerinde yer almakta olup Ankara’ya 371 km. İzmir’e 211 km. mesafededir. Şehir içinden geçen bu yolda duble yol çalışmaları devam etmektedir. Şehir merkezinde yer alan otobüs terminalinden Türkiye’nin bütün illerine ulaşım sağlanmakta, şehir içi toplu taşımada belediye denetimli minibüsler hizmet vermektedir.
DEMİRYOLU
Türkiye’de demiryolundan ilk faydalanan illerden birisi olan Uşak’ta İzmir Afyon bağlantılı demiryolu, yolcu taşımacılığından daha fazla yük taşımacılığı için önemli bir konumda bulunmaktadır. Sanayi kuruluşlarından özellikle seramik sektörü demiryollarından faydalanmaktadır.
HAVAYOLU
Uşak’ta 1998 yılında tamamlanarak hizmete giren ancak, çeşitli nedenlerle uçuşlara kapatılan havaalanının yeniden çalışır duruma getirilmesi için kamuoyunda büyük bir beklenti vardır.
Havaalanının Afyon, Denizli, Kütahya gibi komşu iller tarafından da kullanılarak bölge havaalanı haline getirilmesi, Uşak Havaalanı’nın yeniden açılması için rasyonel bir yaklaşım olarak gözükmektedir.
TARİHİ, DOĞAL VE TURİSTİK VARLIKLAR
Tarihi milattan önce 4000’lere kadar uzanan Uşak’ta bu uygarlıklara ait pek çok kalıntı bulunmaktadır. Bir kısmı ilçelerde bulunan tarihi değerlerimizden belki de en önemlisi dünyaca ünlü Karun hazineleri Uşak Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Bu döneme ait pek çok eserin sergilendiği Müze, yerli ve yabancı turistler ziyaret edilmektedir.
Cılandıras köprüsü, Selçikler ve Sülümenli’deki eski dönmelere ait kalıntılar, Ulubey Kanyonları, Ulu cami, Burma cami, eski Uşak evleri, hamamboğazı ve örencik termal tesisleri gibi doğal ve tarihi güzellikleriyle Uşak aynı zamanda bir turizm şehri olmaya da adaydır.
Şehrimizde Kültür ve Turizm Bakanlığı belgeli oteller ve belediye ruhsatlı oteller bulunmakta, bunlardan, Grand Uzcan, Şahlan, Ağaoğlu, Otel Dülgeroğlu, Otel On Aslan, Otel Çardak iki yıldızlı oteller arasında yer almaktadır.
KENT YAŞAMI
4000 kişilik açık hava tiyatrosu, oda tiyatrosu, paint ball sahası, kapalı halı sahası, yüzme havuzu, tenis ve basketbol sahaları, piknik ve dinlenme alanlarıyla kent yaşamında ayrı bir yeri olan Ilıcaksubaşı belediyemizin her geçen gün yeni bir tesis ilave ettiği, kültür, sanat ve spor kompleksi olarak Uşaklıların ihtiyacını karşılamaktadır.
Çeşitli semtlere yapılan çocuk oyun alanları, çim sahalar, park ve bahçelerin sayısı da her geçen gün artmaktadır.
Teşvik kapsamında olan ve önemli yatırımlara ev sahipliği yapan ilimiz, sanayisi ve yerleşim alanlarıyla gelişip ve büyümekte; tarihi, doğal güzellikleri ve konukseverliğiyle görülmeye değer güzel bir şehirdir.
UŞAK İLİ Ege bölgesindedir. İzmir'e 210 km uzaklıktadır. Merkezde 2 adet (Uşak Organize Sanayi Bölgesi ve Karma Organize Sanayi Bölgesi) Karahallı ilçesinde 1 adet Organize Sanayi bölgesi bulunmaktadır. İstanbul'a direkt uçak seferleri vardır.Türkiye'de İlk elektriği kullanan şehirdir.Türkiye'de ilk Şeker Fabrikası Uşak'ta Halk tarafından kurulmuştur. Tarhana Çorbası ve Battaniyesi meşhurdur. İl 5 ilçeden oluşmaktadır ve en büyük ilçesi BANAZ ilçesidir. Dünyanın En Meşhur El Dokuma Kilimleri Eşme İlçesindedir.
Antik dönemdeki adı "Temenothyrea" olan Uşak, İç Ege Bölgesinde Batı ve Orta Anadolu'yu birbirine bağlayan bölgede yeralmaktadır.
Yaklaşık M.Ö. 4000'den sonra yerleşik düzenin görüldüğü alanda kesintisiz yerleşimin eski Tunç Çağında başladığı tespit edilmiştir
Tarih çağlarından önce Frigya, sonra Lidya hakimiyeti ve M.Ö.330'da Büyük İskender'in hakimiyetine girer.
M.Ö. 189'da Roma İmparatorluğu, M.S. 395'te ise imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma İmparatorluğuna geçmiştir.
1071'den sonra yöre Selçuklullar ile Bizans arasında değiştirilmiştir. 1176'da bölge kesin olarak Selçuklu hakimiyetine girmiştir. Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla Germiyan Beyliğine, 1429 yılında ise Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bundan sonra...
1953 yılında il olan Uşak’ın tarihi, milattan önce 4000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Günümüze kadar pek çok kültüre ev sahipliği yapmış, doğal, tarihi ve turistik doğal güzelliklere sahip olan, Ege Bölgesi’nin tam ortasında İzmir–Ankara karayolu üzerinde bulunan Uşak, bulunduğu konum ve çevresini kuşatan iller itibariyle ulaşım ve yerleşime elverişli, bir sanayi şehridir.
NÜFUS
İl merkezi resmi rakamlara göre 137 bin olmakla birlikte belediyemiz tarafından hizmet götürülen ev ve işyeri aboneleri bazında fiilen 180 bin nüfusa sahiptir.
Merkezdeki bu nüfusu itibariyle, komşu illerden ve Ege bölgesindeki pek çok ilden daha kalabalık bir kenttir.
İçinden İzmir-Ankara karayolu geçen, İzmir, İstanbul, Ankara demiryolları üzerinde bulunan faal olmasa da talep halinde her an kullanılmaya hazır havaalanı bulunan Uşak, komşu illere bağlı olmakla birlikte Uşak’a çok daha yakın bir mesafede bulunan Selendi, Gediz gibi ilçelerin de fiili il merkezi konumundadır. Zira bu yerleşim alanlarında yaşayan insanlarımız resmi ve zorunlu işleri dışındaki tüm işlerini, alışverişlerini Uşak il merkezinde karşılamaktadır. Şehirlerarası ve ilçeler arası otobüs terminalimizden söz konusu ilçelere günde onlarca sefer düzenlenmesi bu fiili durumun bir göstergesidir.
UŞAK İLİ EKONOMİSİ
Cumhuriyet döneminde gerek hizmet gerekse istihdam oluşturacak ciddi ve önemli bir devlet yatırımının bulunmadığı şehrimizde, sanayi tamamen özel teşebbüsün girişimleriyle bugünkü konumuna ulaşmıştır.
Özel sektör girişimleriyle gelişmiş ekonomisiyle önemli üretim alanlarında söz sahibi olan Uşak’ta, tekstil, deri ve seramik konusunda büyük yatırımlar vardır.
İlimizde iki büyük organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Bunlardan birisi Uşak Denizli karayolunun 8. kilometresinde bulunan Deri Organize Sanayi bölgesi, toplam 2.596.519 m² lik bir arazi üzerinde kurulu bulunmaktadır. 05.09.1996 tarihinde bölgenin altyapı inşaatına başlanılmış olup, bölge içi yol inşaatları, içme ve kullanma suyu inşaatları ve yolların döşenme işi tamamlanan bölgenin arıtma tesisi de kullanıma hazır hale gelmiştir.
Uşak İlinin genel ekonomik yapısı esas itibariyle sanayiye dayanmaktadır. Zira, ilçeler dahil tarımsal amaçlı kullanılabilen alan ancak 242.114 hektardır ve sulanabilir arazinin az miktarda (13.477 hektar) olması sebebiyle il tarımında büyük bir gelişme gözlenmemiştir.
Bu nedenle halkın müteşebbis gücünün de tesiri ile zaman içersinde sanayiye yönelme olmuştur. Bunun en bariz örneği ülkemizde ilk şeker fabrikasının Nuri Şeker öncülüğünde mahalli müteşebbisler eliyle Uşak'ta 26 Kasım 1926 tarihinde kurulmuş olmasıdır.
Uşak’ta tekstil, dericilik ve seramik sektörleri lokomotif rolündedir. İl ekonomisinin büyük potansiyelini, bu üç ana sektör oluşturmaktadır. Bunlardan dericilik zig deri, deri konfeksiyon şeklinde gelişmiştir:
DERİCİLİK:
Dericilik sektöründe daha önceki yıllarda yaşanan krizin olumsuz etkileri yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır.
Deri organize bölgesinde günün şartlarına göre yeniden yapılanan firmalar daha önceki kapasiteleri olan yıllık 35 milyon adede ulaşılmaya çalışmaktadır.
Mevcut potansiyeli arttırmak için son yıllarda kurulu tesisler ilave makine parkı ile genişletilirken yeni ve modern tesisler de kurulmaktadır. Gerek yeni kurulan tesisler gerekse yeni ilavelerle geliştirilen tesislerin büyük çoğunluğu teşvik belgelidir.
TEKSTİL:
Neredeyse 100 yıldan bu tarafa Türkiye’de tekstil sektörünün merkezleri arasında yer alan Uşak’ta pelüş battaniye, pamuklu dokuma, iplik imalatı il ekonomisinde önemli yer tutmaktadır. Şehrimizin ihracat kalemleri arasında önemli yer tutan tekstil sektöründe;
1- Pamuklu dokuma (tülbent, mermerşahi, kaput bezi patiska, astarlık)
2- Apre, boya baskı
3- Pamuk İpliği
4- Halı, Kilim, battaniye ipi
5- Pelüş battaniye
6- Makine kilimi ve halısı, gibi ana imalat ve üretim grupları bulunmaktadır.
Organize sanayi bölgesinde çok sayıda büyük tekstil firması şehir ve ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadırlar.
SERAMİK:
Sanayimizin üçüncü ana sektörü seramiktir. Üç büyük seramik fabrikası da her geçen gün kapasitesini artıran sektörler arasında yer almaktadır.
Yıllık kapasiteleri 28 milyon m²/yıl olan üç tesis faaliyet göstermekte olup istihdama önemli katkılarda bulunmaktadırlar. Doğalgazın şehrimize gelmesiyle üretim maliyetleri konusundaki haksız rekabetin ortadan kalkmasıyla seramik sektöründe hızlı bir yükselme görülmektedir.
İLÇELERİN İL EKONOMİSİNE KATKILARI:
Karahallı ilçesi pamuklu dokumacılık alanında ekonomik değer üretirken, Banaz’da ise daha çok tarım ağırlıklı bir ekonomik yapı yerleşmiş olup, meyvecilik de hayli gelişmiştir. Ayrıca ilçede un fabrikası, seramik fabrikası, mısır nişastası fabrikası ve ahşap emprenye fabrikası gibi sanayi tesisleri de mevcuttur. Bunların il ekonomisine katkıları dikkate değer ölçüdedir.
Eşme, Ulubey ve Sivaslı ilçelerinde ise tarım ön planda gelmektedir. Eşme ilçesinde tarımın yanı sıra elde kilim dokumacılığı oldukça yaygındır. Sivaslı ilçesinde ise son yıllarda çilek üretiminde hızlı artışlar vardır.
ŞEKER FABRİKASI
26 Kasım 1926 tarihinde kurulan Türkiye’nin ilk şeker fabrikası bugün hala faaliyette olan bir fabrikasıdır. 2004 yılı verilerine göre, 4400 hektarlık alanda 10 bin çiftçi pancar ekimi yapmakta, fabrikada 500 civarında personel çalışmaktadır. 3 ay süren kampanya boyunca 170 bin ton şeker pancarı işlenmekte, yaklaşık 25 bin ton kristal toz şeker üretilmektedir. Ayrıca üretim sonunda yan ürün olarak 8 bin ton melas ve 60 bin ton yaş küspe elde edilmektedir.
ULAŞIM
KARAYOLU
İlimiz Ankara-İzmir E 96 karayolu üzerinde yer almakta olup Ankara’ya 371 km. İzmir’e 211 km. mesafededir. Şehir içinden geçen bu yolda duble yol çalışmaları devam etmektedir. Şehir merkezinde yer alan otobüs terminalinden Türkiye’nin bütün illerine ulaşım sağlanmakta, şehir içi toplu taşımada belediye denetimli minibüsler hizmet vermektedir.
DEMİRYOLU
Türkiye’de demiryolundan ilk faydalanan illerden birisi olan Uşak’ta İzmir Afyon bağlantılı demiryolu, yolcu taşımacılığından daha fazla yük taşımacılığı için önemli bir konumda bulunmaktadır. Sanayi kuruluşlarından özellikle seramik sektörü demiryollarından faydalanmaktadır.
HAVAYOLU
Uşak’ta 1998 yılında tamamlanarak hizmete giren ancak, çeşitli nedenlerle uçuşlara kapatılan havaalanının yeniden çalışır duruma getirilmesi için kamuoyunda büyük bir beklenti vardır.
Havaalanının Afyon, Denizli, Kütahya gibi komşu iller tarafından da kullanılarak bölge havaalanı haline getirilmesi, Uşak Havaalanı’nın yeniden açılması için rasyonel bir yaklaşım olarak gözükmektedir.
TARİHİ, DOĞAL VE TURİSTİK VARLIKLAR
Tarihi milattan önce 4000’lere kadar uzanan Uşak’ta bu uygarlıklara ait pek çok kalıntı bulunmaktadır. Bir kısmı ilçelerde bulunan tarihi değerlerimizden belki de en önemlisi dünyaca ünlü Karun hazineleri Uşak Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Bu döneme ait pek çok eserin sergilendiği Müze, yerli ve yabancı turistler ziyaret edilmektedir.
Cılandıras köprüsü, Selçikler ve Sülümenli’deki eski dönmelere ait kalıntılar, Ulubey Kanyonları, Ulu cami, Burma cami, eski Uşak evleri, hamamboğazı ve örencik termal tesisleri gibi doğal ve tarihi güzellikleriyle Uşak aynı zamanda bir turizm şehri olmaya da adaydır.
Şehrimizde Kültür ve Turizm Bakanlığı belgeli oteller ve belediye ruhsatlı oteller bulunmakta, bunlardan, Grand Uzcan, Şahlan, Ağaoğlu, Otel Dülgeroğlu, Otel On Aslan, Otel Çardak iki yıldızlı oteller arasında yer almaktadır.
KENT YAŞAMI
4000 kişilik açık hava tiyatrosu, oda tiyatrosu, paint ball sahası, kapalı halı sahası, yüzme havuzu, tenis ve basketbol sahaları, piknik ve dinlenme alanlarıyla kent yaşamında ayrı bir yeri olan Ilıcaksubaşı belediyemizin her geçen gün yeni bir tesis ilave ettiği, kültür, sanat ve spor kompleksi olarak Uşaklıların ihtiyacını karşılamaktadır.
Çeşitli semtlere yapılan çocuk oyun alanları, çim sahalar, park ve bahçelerin sayısı da her geçen gün artmaktadır.
Teşvik kapsamında olan ve önemli yatırımlara ev sahipliği yapan ilimiz, sanayisi ve yerleşim alanlarıyla gelişip ve büyümekte; tarihi, doğal güzellikleri ve konukseverliğiyle görülmeye değer güzel bir şehirdir.
sehercan
07-04-2007, 11:18 PM
Eski çağlarda halcilerin yaşadığı sahada yer alan Bayburt'un bir müddet Roma İmparatorluğu hakimiyetine girdiği ve bu imparatorluğun ikiye ayrılması üzerine Doğu Roma toprakları içinde kaldığı bilinmektedir. Bizans İmparatorluğu teşkilatına göre ülke, bugünkü eyaletlere benzer bir takım temalara ayrılmıştı. Bayburt Heldia temasına bağlıydı ve bu eyaleti meydana getiren yedi piskoposluğun dördüncüsünü meydana getiriyordu. İmparator Justinianus tarafından kalesinin tahkim ve tamir edildiği bilinen Bayburt, Arap fetihleri sırasında Bagrat sülalesinin hakimiyeti altında bulunmaktaydı.
Bayburt ve yöresi, Türklerini Anadolu'da ilk yerleştikleri bölgelerdendir. Tuğrul Bey'in Anadolu seferi (1054) sırasında Bayburt, Çoruh nehri ve Karadeniz dağlarına (Parhar) uzanan sahalara akınlarda bulunan Selçuklu kuvvetlerinin hücumlarına maruz kaldı ise de fethedilemedi. Kesin Türk hakimiyeti Malazgirt zaferinden sonra gerçekleşti. Şehir 1072'den 1202'ye kadar bazen Erzurum yöresinde hüküm süren Saltuklar'ın bazen de Danişmendiler'in hakimiyetinde kaldı. Bir ara Trabzon imparatoru I.Alexis Comnen'in kumandanı Theodore Gabras tarafından işgal edildiyse de, kısa süre sonra yeniden Danişmendli hakimiyetine girdi. (1098) Selçuklular 1202'de Saltuklu Devletine son verince Bayburt'u da ele geçirdiler.
Bayburt'un asıl gelişmesi, Süleyman Şah'ın kardeşi Erzurum Meliki Mugisuddin Tuğrul Şah ve oğlu Cihan Şah (1020-1230) döneminde oldu. Tuğrul Şah Bayburt kalesini yeniden inşa ve tahkim ettirdi. I:Alaeddin Keykubad tarafından Moğollara karşı sınırlar kuvvetlendirilirken Bayburt da Erzurum ile birlikte Konya'ya bağlandı. 1243 Kösedağ savaşının ardından Moğolların Anadolu'yu istilası esnasında yapılan anlaşma gereği Baybırt Selçukluların kontrolünde kaldı. Bu durum 1291'de burada Giyaseddin Mesud tarafından para bastırılmasından anlaşılmaktadır.
İlhanlılar devrinde Tebriz-Trabzon yolu üzerinde bulunması sebebiyle daha da gelişen Bayburt, Ceneviz ve Venedik kervanlarının konakladığı bir yerdi. Moğolistan'a giderken buraya uğrayan Marko Polo şehirde zengin Gümüş madenlerinin bulunduğunu belirtir. Hatta İlhanlılar buradan yüklü bir vergi geliri temin ediyorlardı. Bu dönemde Darül Celal adı ile anılan ve iktisadi bakımdan canlılık kazanan şehir aynı zamanda bir kültür merkezi durumundaydı. Burada Mahmudiye ve Yakutiye medreseleri kurulmuş, Mevlevilik gelişme göstermiş, ayrıca ahilik teşkilatı da yayılmıştı.
Son İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han'ın ölümünden sonra (1334) Bayburt, Eretnaoğulları'nın eline geçti. Zaman zaman Erzincan Beylerinin hücumlarına uğrayan şehir, bir ara Mutahharten'in idaresine girdi. Fakat çok geçmeden Kadı Burhaneddin zamanında Akkoyunlu beylerinden Kutlu Bey oğlu Ahmet Bey'in yardımı ile alındı ve Ahmet Bey'e ikta olarak verildi. Bir ara Karakoyunluların da eline geçen şehir sonra tekrar Akkoyunluların eline geçti ve uzun süre öyle kaldı.
Bayburt yöresi 1501'de bir ara Safeviler tarafından alındı. Bu dönemde Trabzon valisi olan Yavuz tarafından bun bölgeye akınlar yapıldı (1507). Yavuz tahta çıktıktan sonra da çıktığı İran seferinde bir kısım kuvvetlerini Bayburt üzerine gönderdi. Ekim 1514'te Bayburt Şah İsmail'in elinden alındı. Bundan sonra Bayburt Erzincan ile birlikte Trabzon Beyi Bıyıklı Mehmet Paşa'ya verildi ve Sancak merkezi ilan edildi.
Kanuni'nin İran seferi sırasında önemi daha da artan Bayburt kalesi 1541'de esaslı bir tamir gördü. 1553'te Şah Tahmasb'ın akınlarına şahit olunduysa da, bundan sonra XIX. Yüzyıla kadar önemli bir olay yaşanmadı. 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşı esnasında Rus birliklerinin işgaline uğradı. 1878 ve 1916'da Ruslar tarafından yeniden işgal edilen Bayburt bu işgaller sırasında önemli oranda tahrip edildi.
1927'ye kadar Erzurum'a bağlı olan Bayburt bu tarihte Gümüşhane'ye bağlandı. 21.06.1989 tarihinde 3578 sayılı yasa ile il statüsüne kavuştu.
Coğrafi Yapısı
Bayburt ili 40 derece 37 dakika kuzey enlemi ile 40 derece 45 dakika doğu boylamı, 39 derece 52 dakika güney enlemi ile 39 derece 37 dakika batı boylamı arasında yer alır. Doğu ve Güneydoğusunda Erzurum, batısında Gümüşhane, kuzeyinde Trabzon ve Rize, güneyinde Erzincan illeri ile çevrili Anadolu'nun kuzey-doğusunda Çoruh nehri kenarında ve denizden 1550 metre yükseklikte kurulmuş 3652 km2 yüzölçümü olan bir ildir.
Bayburt ve çevresi yeryüzü şekilleri bakımından genel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Birincisi sahanın batı yarısını oluşturan Bayburt ovası, ikincisi akarsuların oluşturduğu vadiler ve üçüncüsü de yörenin etrafını çevreleyen ve doğu yarısında yer tutan dağlık alanlardır.
Yaklaşık 900 km2'yi bulan Bayburt ovası 1450-1750 metre arasında değişen yüksekliktedir.
Arazinin %45'ini oluşturan dağlık alanda; Pulur (2300 m), Otlukbeli (2520 m), Saruhan (2400 m), Çoşan (2963m), Kop (2600 m), ve Çavuşkıran (2850 m) dağları güney kesimde batıda doğuya doğru sıralanır. Kuzey kesimde ise; Zülfe (2750 m), Kemer (2856 m), Soğanlı (2750 m), Haldize (3000 m), Kırklar (3350 m) dağları mevcuttur. Çoruyh nehrinin çizmiş bulunduğu yayın orta bölümündeki sahanın doğusunda ise; Kaledere tepesi (2500 m) ve Ziyaret tepesi (2400 m) yer alır.
İldeki Kop ve Soğanlı dağlarında çok sayıda yaylalar mevcuttur. Çoruh nehri ise 3239 metre yükseklikteki Mescit dağından doğarak güneydoğudan il sınırlarına girmekte ve Çoruh vadisine girerek ili terk etmektedir. İlin Soğanlı dağları üzerinde Haldizen (Balıklı Göl) ve Göloba (Atlı Göl) gibi bazı krater gölleri de mevcuttur.
Sosyal Yapısı
İlimizde istikrarlı bir sosyal ortamın mevcut olduğu gözlenmektedir. Halk geleneksel değerlere, örf ve adetlere bağlıdır. Baba genelde aile reisi olup, anne ise ev işlerinde, tarla ziraatında ve hayvan bakımında erkeğin daima yardımcısıdır. Düğün ve Cenaze törenleri ile mahalle veya köyle ilgili önemli kararların alınacağı zamanlarda bir araya gelen halk; yardımlaşma ve dayanışma, acı ve sevincin paylaşımında en güzel örneği sergiler. Kapalı bir toplum özelliği gösteren Bayburt’ da son yıllarda sanat ve kültürel alanlarda bir takım değişmeler gözlenmektedir. İş ve istihdam imkanlarının sınırlı oluşu, bilhassa büyük şehirlere dönüşsüz göçleri hızlandırmıştır. Geriye dönüş söz konusu olmadığından, dışarıda maddi ve manevi kazanılan değerlerin yerli ortama katılması ve etkileşimi son derece sınırlı olduğundan, Bayburt’un sosyal hayatını büyük ölçüde geleneksel değerlerin belirlediği söylenebilir.
Tarihi Yapısı
Bayburt Kalesi
Şehrin kuzeyindeki yalçın kayalar üzerinde inşa edilmiş olan Kalenin ilk defa kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Bagrat Sülalesi (885-1044) zamanında varlığından söz edilen Kalenin çok daha önce miladın ilk yüzyıllarında mahalli prens ve krallıkların mücadelesine konu olduğu anlaşılmaktadır.
Kale Türklerin eline geçmeden önce; Roma, Ermeni, Bizans, Arap ve Komnenos hakimiyetinde kalmıştır. Zengin bir tarihe sahip olan kalenin bir çok defa onarım gördüğü duvarlarındaki farklı inşaat ve tarih kaynaklarından anlaşılmaktadır.
Halk arasında Çinimaçin Kalesi de denilen Kale, dede Korkut hikayelerinden "Kam Büre Oğlu Bamsı Beyrek Boyunu Beyan Eder" adını taşıyan hikayede Beyrek'in (Bey Böyrek veya Bamsı Beyrek) fethedip ün kazanmak üzere yola çıktığı kaledir.
Dede Korkut Türbesi
İlin güney doğusunda merkeze 39 km mesafedeki Masat Köyü yakınında bulunan, yapılış şekli ve mimarisi ile çok eskilere dayandığı anlaşılan ve halk arasında Ali Baba diye geçen türbenin, Dede Korkut'a ait olduğu Şair Orhan Şaik Gökyay tarafından ortaya konulmuştur. Ali Baba veya Büyük Baba adıyla anılan türbeyi inceleyen Gökyay 1986 baskılı "Dede Korkut Hikayeleri" adlı kitabında türbenin resimlerini de vererek Dede Korkut'a ait olduğunu ifade etmiştir. Türbe üzerinde eski Türkçe ile 718 tarihi okunmaktadır.
Her yıl Temmuz ayının 3. haftasında uluslararası düzeyde dede Korkut Kültür ve Sanat Şöleni düzenlenmekte, şölen esnasında ilde Dede Korkut'la ilgili sempozyum, sergi, şiir gibi dallarda faaliyetler yapılmaktadır.
Pulur Ferahşat Bey Camii
Demirözü ilçesine bağlı Pulur kasabasında Akkoyunlulardan Korkmaz Bey'in oğlu Ferahşat Bey tarafından 1517 yılında yaptırılmıştır. Yapı, tek kubbeli cami mimarisinde olup, iki renkli kesme taşlardan özenle yapılmıştır. Değişik malzeme kullanımı bakımından tuğla minaresi dikkat çekmektedir.
Sünür Kutlu Bey Camii
Akkoyunluların kurucusu Turali bey oğlu Fahrettin Kutlu Bey tarafından yaptırılan caminin kapısı üzerindeki kitabeden 1550 yılında onarıldığı anlaşılmaktadır. Minaresi ise 1616 tarihi taşıyan tarihi bir kitabeye sahiptir. İran Şahı Tahmasp'ın işgali sırasında tahrip edilmiş ve bu olay kapı üzerindeki kitabede yer almaktadır. Kanuni döneminde 1550 yılında onarım görmüştür.
Aydıntepe Yeraltı Şehri
Aydıntepe ilçesinde yer alan kent, tüf içerisinde, yüzeyden 2-2,5 metre derinde, başka yapı malzemesi kullanılmadan ana kayaya oyulmuş galeriler, tonozlu odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan oluşmaktadır. Yaklaşık bir metre genişliğinde ve 2-2,5 metre yüksekliğinde tonoz örtülü galeriler yer yer her iki yanda genişlemektedir. 3-8 metrekareye yakın planlı odalar bu mekana açılmaktadır. Gözetleme mekanlarının oluşturduğu havalandırma amaçlı konik biçimdeki deliklerin galeri odaların aydınlatılması amacıyla duvarlara oyukların açıldığı görülmektedir.
Bunun tarihi Halde şehrine ait olduğu söylendiği gibi, geç Roma veya erken Hıristiyanlık devirlerine ait olabileceği de söylenmektedir.
Sarıkayalar Şelaleleri
Bayburt -Erzurum karayolunun 6km'sinden ayrılarak 16km daha yol aldıktan sonra ulaşılan Sarıkayalar şelaleleri, ilin merkez Sarıkayalar köyünün girişinde ve köy içinde olmak üzere iki tanedir. Yaz aylarında çevreleri mesire yeri olarak kullanılan her iki şelalede görülmeye değer doğal güzelliklere sahiptir.
Mağara Turizmi
Çimağıl Mağarası: İl merkezine 35 km mesafedeki Aşağı Çimağıl köyünün Taşındibi mahallesindedir. Mahalleden sonra yaya olarak yaklaşık bir saatte ulaşılabilen mağara, 600 metre uzunluğunda ve 11 bölümden oluşmaktadır. Tavan yüksekliği yer yer 30 metreyi bulmakta, güzel sarkıt ve dikitlerin yanı sıra mağarada yer yer su birikintileri de vardır.
Helva Köyü Buz Mağarası: Masat vadisinin güneyindeki Helva Köyünde yer almaktadır. İl merkezinden 33 km mesafede, hemen köyün yamacında yer alan mağaranın içinde Buzdan oluşmuş sarkıt ve dikitler bulunmaktadır. Köy halkı tarafından değişik zamanlarda soğuk hava deposu olarak kullanılmış olan mağara buz oluşumlarının değişik şekillerini yansıtmaktadır.
Yakutiye Camii
Bunlardan başka Bayburt'ta Yukarı Hinzeverek camii, Yakutiye Camii, Zahit Efendi Camii, Çarşı Hamamı, bent Hamamı, Paşaoğulları (Kondolotlar) Hamamı ve Şehit Osman Türbeleri gibi tarihi ve turistik değeri olan eserler de vardır.
Ekonomik Durum
Ekonomik hayat, tarihi gelişim içinde temel özelliğini değiştirmemiştir. Ticaret ve sanayiin gelişmediği ilde tarım ve hayvancılık başlangıçtan beri ekonomiyi sürükleyici bir rol oynamıştır. Tarım ürünü olarak ilde hububat çeşitleri, yem bitkileri, şeker pancarı ve az da olsa meyve sebze üretimi yapılmakta, genelde ilin sebze ihtiyacı diğer illerden karşılanmaktadır. Arazinin büyük bir kısmı kıraç olup Çoruh vadisinde; Aydıntepe ve Sünür ovalarında sulu tarım yapılmaktadır.
Hayvancılık ilin geçim kaynaklarından en önemlisidir. Arazi hayvancılık yapmaya çok elverişlidir. Mera hayvancılığı yapılmaktadır. Son yıllarda besi hayvancılığına doğru bir gelişme gözlenmektedir. Süt inekçiliği ıslah çalışmaları da devam etmektedir. İlimiz ilçe ve köylerinde arıcılık yapan aile sayısında büyük artış gözlenmekte, il sathında çok nefis kokulu bal üretimi yapılmaktadır.
Bayburt ili çok eski transit ticaret yolu olan Trabzon-İran arasındaki "İpek ve baharat yolu"nun bir durağıdır. Ekonomisi tarım, hayvancılık ve ticaret ağırlıklıdır. Tarım dışında kalan ekonomik yapısı, üretim yolu ile satışa arz şeklinde değil, dışarıdan getirip satışa sunma şeklinde gelişmiştir.
Kültürel Yapısı
Bayburt, varlığı M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanan bir yerleşim yeridir. Konumu itibariyle tarihin her döneminde askeri ve kültürel açıdan önemli bir merkez olma özelliğini korumuştur. Tarihi ipek yolu üzerinde bulunması nedeniyle Trabzon-Tebriz arasında seyahat eden doğulu ve batılı bir çok seyyahın uğrak yeri olmuştur. İlk çağlardan bu yana Bayburt ve çevresi pek çok etkinliklere sahne olmuş, başta kale olmak üzere bir çok camiiler, medreseler hamamlar, bedestenler, hanlar, türbeler, köprüler inşa edilerek halkın hizmetine sunulmuştur.
Ayrıca İlimiz yayla, kış sporları, rafting ve diğer turizm aktiviteleri açısından ideal özellikler arz etmektedir. Kop dağı kayak ve kış sporları merkezi ile rafting ve kano sporları için Çoruh Nehri İlimize ayrı bir renk katmaktadır.
Bayburt’un mahalli el sanatlarından olan ihram, kilim ile bunlardan yapılan çeşitli turistik eşyalar ülkemiz açısından ayrı bir değer taşımaktadır. İl’de yıllardan beri yürütülen cirit oyunu, manda ve boğa güreşleri ile bar tabir edilen halk oyunları birer ilgi odağıdır. İlk defa 1995 yılında başlatılan ve her yıl Temmuz ayı’nın 3 ncü haftasında düzenlenen “Bayburt Dede Korkut Kültür-Sanat Şöleni” turizm açısından İlimize büyük bir canlılık getirmekte ve kültürel ilişkilerin güçlenmesine vesile olmaktadır.
Nüfus Durumu
Bayburt 2000 yılı nüfus sayımına göre, Merkez 41268, Merkeze bağlı köyler 43595, Demirözü İlçesi Merkezi 2061, İlçe’ye bağlı köyler 13772, Aydıntepe İlçe Merkezi 6902, İlçeye Bağlı Köylerin Nüfusu 5625 olup, İl geneli toplam 113223 kişidir
sehercan
07-04-2007, 11:20 PM
Ankara Hakkında Genel Bilgiler:
Yüzölçümü: 30.715 km²
Nüfus: 4.007.860 (2000)
İl Trafik No: 06
Genel Coğrafya ve Yeryüzü Şekilleri: 26.897 km2 lik bir alana sahip olan Ankara, 39o57`N enlemi ile 32o53`E boylamları arasında yer almaktadır. Ortalama olarak deniz seviyesinden yüksekliği 890 metredir.
Doğusunda Kırıkkale ve Kırşehir, kuzeyinde Çankırı ve Bolu, kuzeybatısında Bolu, batısında Eskişehir, güneyinde Konya ve Aksaray illeri bulunmaktadır.
Ankara, Orta Anadolu`nun kuzeybatısında bulunan Kızılırmak ve Sakarya nehirlerinin kollarının oluşturduğu ovalarla kaplı bir bölgedir. Bu bölgede orman alanları ile step ve bozkır alanlarını bir arada görmek mümkündür. İlin kuzey sınırının Kuzey Anadolu sıra dağlarının kolları olan dağlar, Orta Anadolu düzlüklerinin devamı olan ovalar çizer. Güney kısmında Tuz Gölü çanağı, Kepez Ovaları ve Hacıbekirözü gibi düzlükler bulunur. Bu düzlükler arasında volkanik Karadağ ile Karasimir Dağı, Paşa Dağı ve Teke Dağı yükselir.
Orta kesimlerden kuzeye doğru yaklaştıkça Haymana, Bala hattının kuzeyinde Kuzey Anadolu sıra dağları ile irtibatları bulunan dağ sıraları belirir. Bunların arasında İdris ve Elmadağları yükselir. Güney Batı Kuzey-Doğu doğrultusunda Güre, Elma, İdris, Karyağdı-Mire-Aydos-Çile, Ayaş ve Hıdır dağ sıraları arasında çöküntü alanları ve kıvrılmalarından dolayı Balaban, Mogan Gölü, Çubuk, Mürted ve Babayakup Ovaları meydana gelmiştir. Ankara Ovası doğu-batı yönünde uzanmıştır. Sakarya ve Kızılırmak nehir kolları arasında çukurlarda münferit olarak yüksek sıradağları görmek mümkündür.
Kuzeyde, Çubuk ve Kızılcahamam ilçelerinde yer yer sarp görünüşlü Yıldırım, Işık ve Yakut dağları, Batıda Ayaş, Beypazarı ve Nallıhan ilçelerinin kuzey sınırları Karakiriş, Kartal ve Manastır dağları ile çevrilmiştir. Güney bölgedeki dağlar tatı meyilli, yuvarlak sırtlı ve üzerleri düzdür. Bu alanda yükseklikler 1050-1500 m. arasındadır.
İl sınırları içinde Mogan, Eymir, Karagöl, Kurumcu ve Samsun gölleri bulunur. Bölgede yer yer volkanik arazilere rastlanır. Bu kütle üzerinde 2378 m. yüksekliğindeki Köroğlu Dağı ile Mahya Tepesi (2006 m.) yükselir. İlin güneydoğusunda Hüseyingazi dağı kültesi bulunur.
İlin arasizisini Sakarya ve Kızılırmak nehirleri ile Çubuk Çayı, İncesu ve Ova Çayları sular.
İdari Durum:
İlçeleri : Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Sincan, Yenimahalle, Akyurt, Ayaş, Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çubuk, Elmadağ, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kalecik, Kazan, Kızılcahamam, Nallıhan, Polatlı ve Şereflikoçhisar.
Komşuları : Ankara ili, Kırşehir, Kırıkkale, Eskişehir, Çankırı, Bolu ve Konya tarafından çevrelenmektedir.
Ankara Tarihi:
Ankara M.Ö. 333'de Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından Persler'den alınana kadar; tarihi boyunca Frigyalılar, Lidyalılar, Persler ve Hititler'in egemenliğine girmiştir. O yıllarda Anadolu’ya gelen savaşçı bir kavim olan Galatlar eski Ankara Kalesi’ni yapmışlardır. Daha sonra bölgede siyasal birliği kuran Romalılar M.Ö. 189 yılında Galatlar'ı yenerek Ankara’yı ele geçirmişlerdir.
M.S. 3. Yüzyıl ortalarında Roma İmparatorluğu’ndan ortaya çıkan sosyal ve ekonomik çöküntüyle paralel olarak kent o günlere kadar koruduğu açık kent niteliğini yitirmiş; çevresi surlarla çevrilmiştir. Roma İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul’a taşınınca, Ankara’dan geçen ve başkenti doğuya bağlayan yolların önemi daha da artmıştır. M.S. 10. yüzyıla kadar Ankara diğer Bizans Kentleri gibi para ekonomisinin geliştiği, örgütlü bir ekonomik yapısı olan önemli bir merkez özelliği kazanmıştır. Bu dönemde, kent planının temel öğeleri; kent düşman saldırılarına karşı koruyan kalın surlar, pazar yeri işlevini gören agora ve kilisedir.
Ankara’nın Selçukluların eline geçmesi, Malazgirt Savaşı'ndan sonra 1073 yılına rastlar. 12 ve 13. yüzyıllarda Selçuklu sultanlarının da çabasıyla transit ticaret bir gelişme gösteren Ankara 1304’de görevli özerklik verilerek Osmanlı Devleti'ne bağlandı. I. Murat zamanında kesin olarak Osmanlı topraklarına bağlanan kentte, 1402 yılında Timur ve Osmanlı Yıldırım Beyazıt arasındaki Ankara Savaşı yapıldı. Savaşta kent ve çevresinin büyük ölçüde harap olmuş, Anadolu birliğini yeniden kuran II. Murat zamanında yeniden onarılmıştır.
I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti savaştan yenilgiyle ayrılınca; Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı'nı başlatan en büyük adımı Ankara'da atmış, ilk ulusal meclis burada açılmış, Kurtuluş Savaşı Ankara'dan yönetilmiştir. Savaş sonucunda Türk Milleti bağımsızlığını tekrar kazanmış, 13 Ekim 1923'te Ankara yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti olmuştur.
Ankara Sağlık Kuruluşları Telefon Numaraları ve Adresleri
Ankara'nın Tarihi ve Turistik Yerleri
Ankara Kültür Sanat Merkezleri
Anne Çocuk Sağlığı Aile Planlama Merkezleri
İlçeleri--> Merkez İlçeler - Beypazarı -Çamlıdere - Evren - Güdül - Haymana - Kızılcahamam - Nallıhan - Polatlı - Şereflikoçhisar
Yüzölçümü: 30.715 km²
Nüfus: 4.007.860 (2000)
İl Trafik No: 06
Genel Coğrafya ve Yeryüzü Şekilleri: 26.897 km2 lik bir alana sahip olan Ankara, 39o57`N enlemi ile 32o53`E boylamları arasında yer almaktadır. Ortalama olarak deniz seviyesinden yüksekliği 890 metredir.
Doğusunda Kırıkkale ve Kırşehir, kuzeyinde Çankırı ve Bolu, kuzeybatısında Bolu, batısında Eskişehir, güneyinde Konya ve Aksaray illeri bulunmaktadır.
Ankara, Orta Anadolu`nun kuzeybatısında bulunan Kızılırmak ve Sakarya nehirlerinin kollarının oluşturduğu ovalarla kaplı bir bölgedir. Bu bölgede orman alanları ile step ve bozkır alanlarını bir arada görmek mümkündür. İlin kuzey sınırının Kuzey Anadolu sıra dağlarının kolları olan dağlar, Orta Anadolu düzlüklerinin devamı olan ovalar çizer. Güney kısmında Tuz Gölü çanağı, Kepez Ovaları ve Hacıbekirözü gibi düzlükler bulunur. Bu düzlükler arasında volkanik Karadağ ile Karasimir Dağı, Paşa Dağı ve Teke Dağı yükselir.
Orta kesimlerden kuzeye doğru yaklaştıkça Haymana, Bala hattının kuzeyinde Kuzey Anadolu sıra dağları ile irtibatları bulunan dağ sıraları belirir. Bunların arasında İdris ve Elmadağları yükselir. Güney Batı Kuzey-Doğu doğrultusunda Güre, Elma, İdris, Karyağdı-Mire-Aydos-Çile, Ayaş ve Hıdır dağ sıraları arasında çöküntü alanları ve kıvrılmalarından dolayı Balaban, Mogan Gölü, Çubuk, Mürted ve Babayakup Ovaları meydana gelmiştir. Ankara Ovası doğu-batı yönünde uzanmıştır. Sakarya ve Kızılırmak nehir kolları arasında çukurlarda münferit olarak yüksek sıradağları görmek mümkündür.
Kuzeyde, Çubuk ve Kızılcahamam ilçelerinde yer yer sarp görünüşlü Yıldırım, Işık ve Yakut dağları, Batıda Ayaş, Beypazarı ve Nallıhan ilçelerinin kuzey sınırları Karakiriş, Kartal ve Manastır dağları ile çevrilmiştir. Güney bölgedeki dağlar tatı meyilli, yuvarlak sırtlı ve üzerleri düzdür. Bu alanda yükseklikler 1050-1500 m. arasındadır.
İl sınırları içinde Mogan, Eymir, Karagöl, Kurumcu ve Samsun gölleri bulunur. Bölgede yer yer volkanik arazilere rastlanır. Bu kütle üzerinde 2378 m. yüksekliğindeki Köroğlu Dağı ile Mahya Tepesi (2006 m.) yükselir. İlin güneydoğusunda Hüseyingazi dağı kültesi bulunur.
İlin arasizisini Sakarya ve Kızılırmak nehirleri ile Çubuk Çayı, İncesu ve Ova Çayları sular.
İdari Durum:
İlçeleri : Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Sincan, Yenimahalle, Akyurt, Ayaş, Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çubuk, Elmadağ, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kalecik, Kazan, Kızılcahamam, Nallıhan, Polatlı ve Şereflikoçhisar.
Komşuları : Ankara ili, Kırşehir, Kırıkkale, Eskişehir, Çankırı, Bolu ve Konya tarafından çevrelenmektedir.
Ankara Tarihi:
Ankara M.Ö. 333'de Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından Persler'den alınana kadar; tarihi boyunca Frigyalılar, Lidyalılar, Persler ve Hititler'in egemenliğine girmiştir. O yıllarda Anadolu’ya gelen savaşçı bir kavim olan Galatlar eski Ankara Kalesi’ni yapmışlardır. Daha sonra bölgede siyasal birliği kuran Romalılar M.Ö. 189 yılında Galatlar'ı yenerek Ankara’yı ele geçirmişlerdir.
M.S. 3. Yüzyıl ortalarında Roma İmparatorluğu’ndan ortaya çıkan sosyal ve ekonomik çöküntüyle paralel olarak kent o günlere kadar koruduğu açık kent niteliğini yitirmiş; çevresi surlarla çevrilmiştir. Roma İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul’a taşınınca, Ankara’dan geçen ve başkenti doğuya bağlayan yolların önemi daha da artmıştır. M.S. 10. yüzyıla kadar Ankara diğer Bizans Kentleri gibi para ekonomisinin geliştiği, örgütlü bir ekonomik yapısı olan önemli bir merkez özelliği kazanmıştır. Bu dönemde, kent planının temel öğeleri; kent düşman saldırılarına karşı koruyan kalın surlar, pazar yeri işlevini gören agora ve kilisedir.
Ankara’nın Selçukluların eline geçmesi, Malazgirt Savaşı'ndan sonra 1073 yılına rastlar. 12 ve 13. yüzyıllarda Selçuklu sultanlarının da çabasıyla transit ticaret bir gelişme gösteren Ankara 1304’de görevli özerklik verilerek Osmanlı Devleti'ne bağlandı. I. Murat zamanında kesin olarak Osmanlı topraklarına bağlanan kentte, 1402 yılında Timur ve Osmanlı Yıldırım Beyazıt arasındaki Ankara Savaşı yapıldı. Savaşta kent ve çevresinin büyük ölçüde harap olmuş, Anadolu birliğini yeniden kuran II. Murat zamanında yeniden onarılmıştır.
I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti savaştan yenilgiyle ayrılınca; Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı'nı başlatan en büyük adımı Ankara'da atmış, ilk ulusal meclis burada açılmış, Kurtuluş Savaşı Ankara'dan yönetilmiştir. Savaş sonucunda Türk Milleti bağımsızlığını tekrar kazanmış, 13 Ekim 1923'te Ankara yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti olmuştur.
Ankara Sağlık Kuruluşları Telefon Numaraları ve Adresleri
Ankara'nın Tarihi ve Turistik Yerleri
Ankara Kültür Sanat Merkezleri
Anne Çocuk Sağlığı Aile Planlama Merkezleri
İlçeleri--> Merkez İlçeler - Beypazarı -Çamlıdere - Evren - Güdül - Haymana - Kızılcahamam - Nallıhan - Polatlı - Şereflikoçhisar
16-05-2007, 12:56 PM
çok teşekkürler sehercan... 
